Düşünen Adam Heykeli neden akıl hastanesinin bahçesinde? Ve hikayesi…

“Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi?nin bahçesinde o heykeli bilirsiniz. Bir taşın üzerinde oturan, eli çenesinde düşünen bir adam heykeli… Orijinali Paris?teki Rodin Müzesi?nde olan heykelin kopyaları dünyanın her yerinde var.
Bizde Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi?nin bahçesinde duran heykel… Dünyada nerelere konulmuş, okuyunca çok şaşıracaksınız.
Peki biz niye bunu ?akıl hastanesinin? önüne koyduk?
Düşünceyle ilgili bir şey söylüyor olması lazım bu seçimimizin…
Sizce o heykel o bahçede niye duruyor?
Bu ülkede düşünmenin delilik olduğuna inandığımızdan mı, düşünenin delireceğine olan inancımızdan mı, düşünmenin delilere mahsus bir şey olduğunu sandığımızdan mı, düşünmekten ve düşünen insanlardan korktuğumuzdan mı?
Biz o heykeli oraya niye koyduk?
Niye yeryüzünde, ?düşünen adam? heykelini akıl hastanesi bahçesine yerleştiren tek ülke biziz?
Bunun cevabını bulursak, sanırım kendimizle ilgili birçok sorunun da cevabını buluruz.
Ve o cevapla hayatımızı baştan yaratabiliriz.”
(Sanem Altan, Vatan Gazetesi, 22.01.2011)

****

“Rodin?in onca heykeli varken ?Düşünen Adam? heykelinin kopyasının akıl hastanesinin bahçesine dikilmesi fikri, 1950?li yıllarda başhekimlik yapan Fahri Celal Göktulga?dan çıkmış. 1953 yılında bir dergide heykelin fotoğrafını gören Başhekim Göktulga, heykelin yapımı için orada yatan hastalardan heykeltıraş Kemal Künmat?a ricada bulunmuş. Aslında güzel sanatlar mezunu olmayan, Bakırköy?de yaşayan Künmat, eli yatkın olduğu için Rodin?in eserini yapmayı kabul etmiş. Bakırköy?deki taş ocaklarının birinden çıkartılan devasa kaya, askeri birliklerin de yardımıyla bugünkü heykelin durduğu yere getirilmiş. Düşünen Adam?ı yontmaya başlayan Künmat, heykelin bitmesine az kala “Ben bu kadar emek harcıyorum, paramı isterim…” demeye başlamış. O dönem başhekim yardımcısı olan Faruk Bayülkem, Künmat?ın, Düşünen Adam için 40 bin lira istediğini söylüyor. Başhekim maaşının 400 lira olduğu günlerde zaten ?heykel ödeneği? olmadığı için Künmat?ın talebi geri çevrilmiş. Bunun üzerine alıngan heykeltıraş, heykelin elini çenesine koyduğu kolunu yapmadan öylece bırakmış. Göktulga, Künmat?ın hastanede çekip gitmemesi için ikna edilmek üzere Bayülkem?i görevlendirmiş. Künmat?a para verilmemiş ama özel odalarda yatırılmış, gömlek alınıp hediye edilmiş. Bakırköylü Rodin, emeğinin karşılığını alamayınca heykeli öylece bırakarak gitmiş. Heykel 6 ay boyunca kolsuz beklemiş.
Hastane yönetimi kara kara düşünürken, depresyon tedavisi için hastaneye yatan Yüzbaşı Mehmet Pişdar, heykelin kolunu tamamlayabileceğini söylemiş. Bayülkem, heykelin diğer yerlerini de bozmasından korktuğu Yüzbaşı?ya başka bir kaya parçası vererek bir kol yapmasını istemiş. Yüzbaşı güzel bir kol yapınca, Düşünen Adam yeni ustasına havale edilmiştir. Hastane yönetimi ?Heykeli tamamlarsan taburcu olacaksın.? diye vaatte de bulunmuş. O da kabul etmiş. Bakırköy?deki Düşünen Adam?ın elini çenesinin altına koyduğu, dirseğini de dizine dayadığı sağ kolu işte bu yüzbaşı tarafından tamamlanmış. Yüzbaşı, heykeli tamamladıktan sonra gerçekten taburcu edilmiş. O dönemde heykelden çok gazetecileri bir düşünce almış. ?Neden düşünen adam heykeli dikildiği? sorgulanmaya başlanmış. Bayülkem gülerek gazetecilere, ?Hastane dışındakilerin durumu içerdekilerden daha kötü. Bu heykel onların durumu ne olacak diye düşünüyor.? yanıtını verdiğini söylüyor.
Heykel, zamanla Türkiye?de Cehennem Kapısı?ndaki Dante?yi bile unutturup bambaşka anlam kazanmıştır. Yarım asır önceki gazetelerin “Dikkat! Tımarhaneden azılı ve tehlikeli bir deli kaçtı, aramızda dolaşıyor? manşetlerini attığı günlerden Yeşilçam filmlerine kadar ?akıl hastalığı? ile adeta özdeşleşmistir.
Kaynak: http://tr.wikipedia.org/, “Düşünen Adam” maddesi

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Çığlık, Vahşet ve İsyanın Mekânı: Diyarbakır Zindanı – Müslüm Üzülmez

diyarbakır; taşların gibi bir yanın hep karanlık olsa da, sanmıyorum güneş seni sevdiği kadar başka bir kenti daha sevsin. Diyarbakır...

Kapat