Edebi Metamorfoz: Franz Kafka

Okur, Kafka’nın, metinlerini tasnif etmekle yükümlü müdür? Kafka, okuru tarafından “anlaşılmış” bir yazar mıydı? Kafka’nın dünyasının büyük bir kısmı okuru için erişilebilir olmamaya devam etmektedir. Entelektüel dünyanın etiketlemeleri dışında, Kafka’nın metinleri, okuru için ne ifade etmektedir?

Dostu Max Brod, Kierling sanatoryumunda yaşamını kaybeden Kafka’nın “yazdıklarım asla basılmayacak, yak veya yok et” vasiyetini yerine getirseydi; 1927’de ilk baskısını yapan ”Amerika”, 1913’te yazılmasına rağmen 1937’de yayınlanan ”Ceza Sömürgesi”, 1967’de yayınlanan ”Felice’ye Mektuplar”, ”Dava”, 1926’da ”Şato”, ”Çin Seddi”, ”Açlık Şampiyonu”, ”Milena’ya Mektuplar” bugün edebiyatın zirvesinde olmayacaklardı. Editörü Max Brod, Kafka efsanesini yaratırken, mutlak yok edilmesi gereken metinlerin Tevrat ya da İncil kutsallığında olduğunun imajını yarattı. Kafka’nın kahramanlarının çaresizce bir labirent kurguda sıkıştırılmışlıkları ve metin dili de bu imajı zenginleştirdi.

Kafka’nın, “Değişim” adlı romanında ana karakter, bir sabah uyandığında kendini metamorfoza uğramış olarak bulur. Romandaki ilk cümle: “Gregor Samsa, bir sabah korkulu rüyalardan sonra uyandığı zaman yatakta kendini kocaman bir böcek olarak buldu.” Bir sonuç cümlesi olabilecek bu ifade okuyucuyu tedirgin eder. Olumlu bir değişime hazırlanmış olan okuyucu neyle karşılaştığını ve onu nasıl kavraması gerektiğini anlayamaz, okuma deneyiminden bunun olumlanacağını düşünür. Metnin son sayfasına kadar bir tür işkenceye dönüşen anlatıcının sesi, okuyucuya ilahi bir alemden seslenmektedir. Romandaki her karakterin duygu ve düşüncelerini bilen, “Tanrısal” bir anlatıcıdır Kafka! Bu imajı, James Hawes, sıra dışı araştırması Kafka’yı Kazımak ile sarsar gibi oldu.

James Hawes’in, “Kafka’yı Kazmak” isimli kitabında yer alan, Franz Kafka’nın tuhaf pornografik malzemelere meraklı olduğunu ortaya çıkması kafaları karıştırmakla kalmadı, ilginç tartışmalara da yol açtı. Ömrünün on yılını Kafka çalışmalarına ayıran James Hawes, söz konusu kitabında, Kafka’nın bugüne kadar hiç bilinmeyen bir yönüne, porno merakına ışık tutuyor. Hawes’e göre, Kafka, çevresinde oluşturulan mitin aksine, “Orta Avrupa’da yaşayan bir Nostradamus” filan değildi. Tersine, son derece keyifli, arkadaşlarıyla düşüp kalkmaktan hoşlanan, sık sık fahişeleri ziyaret eden ve porno dergilere meraklı bir insandı. Düzenli olarak iki porno dergiye aboneydi ve bu dergileri evinde kilitli çekmecede saklıyordu. Porno dergilerde kendine oral seks yapan kirpi gibi fotoğrafların bulunması ise son derece farklı bir Kafka portresi çıkarıyordu ortaya. Kafka, iç dünyası ile Dante’nin, “Cehennem”inde mi yoksa “Cennet”inde mi yer almalıdır?

Kafka’nın, okunacak metinler üzerine olan düşüncesi, onun nasıl okunması gerektiğini de göstermektedir, şöyle ki; “Yaralayan, darbe vuran kitaplar okumalıyız. Okuduğun kitap yumruk gibi inmiyorsa kafana, neden okuyorsun ki? Felaketler gibi, canınızdan çok sevdiğinizin ölümü, sevdiklerinizden koparılmamanın sürgünü gibi olmalı kitap (…)Kitap içimizdeki buzulları parçalayacak balta olmalı.” Kafka’nın her bir metnindeki, ima, hayal kurgusu, yanılsama ve yansımalar birden çok anlam ile yüklüdür; bunların tümü Kafka’nın, “gerçeklik” olduğuna inandığı ama metinleri ile tam anlamlandıramadığı bir alanı belirtmektedir. Metinleri, ister mistik olarak algılansın isterse pornografik, Kafka, hayatı boyunca bu trajik tutarsızlığının farkındaydı. Okurun kendi algılarının dar sınırları içerisinde, yazarı bu iki kutba yerleştirmek onu anlamamak olacaktır. O, dönemine kadar olan metinlerin şifrelerinin çözülebilmesi için ancak okuruna kılavuzluk edebilirdi.

Borges, Kafka’nın metinlerini, daha çok, ondan önceki bazı edebiyatçıların eserlerinin anlaşılabilmesine olanak tanımasında bulur: “Kafka’yı okumuş olmamız, çeşitli çağlarda yazılanları okumamızı hissedilir biçimde etkiliyor, mükemmelleştiriyor, yönünü değiştiriyor. Bir yazarın yazdıkları geleceği değiştireceği gibi geçmişi algılamamızı da etkiler, değiştirir.” Bu tür yazarlar kendilerinden önceki hiçbir edebi anlatıma ya da yaklaşıma yaslanmadığı için, eserleri özgündür.

Marcel Proust da, Borges’a yakın ama biraz farklı bir açıdan bu konuda şöyle der: “Zaten, biraz derin bir eseri bir bireyin kavraması için gereken zaman gerçekten yeni olan bir şaheseri kitlelerin sevebilmesi için geçmesi gereken yılların, hatta bazen asırların, küçük bir örneği, adeta simgesidir. Bu yüzden de dahiler, halkın kavrayışsızlığından kurtulmak için, çağdaşlarının yeterli mesafeden yoksun olduğu gerekçesiyle, gelecek kuşaklar için yazılmış eserlerin, ancak gelecek kuşaklar tarafından okunması lazım geldiğini düşünebilirler; tıpkı bazı resimlerin, fazla yakından bakıldığında yanlış değerlendirildiği gibi. Ama aslında yanlış hükümlerden kaçınmak için alınan bütün korkakça önlemler faydasızdır, çünkü yanlış hükümler kaçınılmazdır. Bir deha ürününün derhal takdir edilmesi zordur; çünkü o yazan kişi olağandışıdır, ona benzeyen pek az insan vardır. Eserin kendisi, onu anlayabilecek ender dimağları zenginleştirerek geliştirecek, sayısını artıracaktır.” Proust, kitlesel bir bellek üstünden hareket ederken, Borges, Kafka’nın eserlerini gözeterek özgün eserlerin kavranma işini edebiyat tarihi içinde çözmeye çalışır.

Kafka’nın metinlerinde, kendi dünyasını açıklamadaki başarısı ya da başarısızlığı hakkında ne yazılırsa yazılsın, insanlığın kaderinin en derin temalarıyla daima ilgilendiği şüphe götürmez. Felsefe, Kafka’nın metinlerinde bir zihin eylemi, bir zihniyet anlamına gelir ki, bu durum onun sistematik olarak soyut düşüncenin peşinden gitmesine engel değildir. Kafka, metinlerini daha somut düzleme çekecek metafor ve benzetmelerden uzak tutarak sembol ve imgelerin üzerine kurdu; kendisinin belirttiği gibi de, “Yazarak tükenmek” istedi. Yazarak tükenme arzusu, metinlerindeki kurgunun alışılan belli bir geleneksel örgünün dışına çıkmasını, anlatının açık uçlu kalmasını ve belirsizliğini de açıklamaktadır.

Bayram SARI
indigobayram@gmail.com

Yorum yapın

Sitemizi sürdürebilmek için reklam gösterimine ihtiyacımız var.

Sitemizin içeriği ile ilgilendiğiniz için çok teşekkür ederiz.

Afiş, Flash, animasyon, iğrenç ses veya açılır pencere reklamımız yok. Bu sinir bozucu reklam türlerini uygulamıyoruz!

Lütfen www.insanokur.org'u reklam engelleme listenizden çıkarırsanız seviniriz.

Close
Daha fazla Biyografiler, İnceleme
Nâzım Hikmet’in Memleketimden İnsan Manzaraları’nda geçen “mahkumlar” kimlerdi?

Kapat