Ego’nuzun Hapishanesinden Kaçış: Bir Psikolojik Kişisel Gelişim Hikayesi

Ego’nun Çekicini ve Bilinçdışının Örsünü Kucaklamak

Hayatınızda bir şeylerin eksik olduğunu, sürekli bilinçsizliğin ahtapot kollarına yakalandığınızı hissediyorsanız, doğru yerdesiniz. Analiz seanslarının ilerleyen aşamalarında herkesin kapısını çalan o meşhur sorular var ya: Bilinç ve Bilinçdışı nasıl birleşecek? Ve bu “Bireyleşme” (Individuation) denen şey de neyin nesi? İşte Jung Amca’nın (C. G. Jung) bu konuya getirdiği, biraz ürkütücü ama aşırı derecede cool açıklamalar:

1. Kuzey Işıkları vs. Kuzey Ego’su: Neden Sakinleşemiyoruz?

Jung, bilinçdışı (The Unconscious) ile bilincin (The Conscious) normalde tatlı tatlı, fark edilmeden işbirliği yaptığını söylüyor . Ama ne zaman ki biz, o içgüdüsel temellerimizden çok fazla uzaklaşıyoruz, bilinçdışı da dengeleyici (compensatory) bir güç olarak sahneye fırlıyor. Hani bazen hiç mantıklı olmayan bir şey yaparsınız ama sonra anlarsınız ki bu, kaybolan dengeyi yeniden kurmak için zekice bir hamleymiş .

Ancak Jung, özellikle biz Kuzey (Avrupa) insanları için bir uyarıda bulunuyor: Biz “gerçeklik” takıntılıyız . Kuzey ikliminin gerçekleri o kadar ikna edici ki, egomuz bilinçdışını yutmaya ya da bastırmaya çalışıyor .

Spoiler: Bilinçdışını yutamazsınız. Baskılarsanız, bir nevroz olarak size geri döner . O, sizin hayat enerjinizdir, bastırılınca size karşı döner .

2. Gizli Oda Arkadaşlarınız: Anima, Animus ve Gölge

Egonuzun duvarları arasında tek başınıza olduğunuzu mu sanıyordunuz? Ha! Jung’a göre hepimizin bilinçdışında bir veya birden fazla “gizli oda arkadaşı” var:

Gizli Oda ArkadaşıKimdir Bu?Ne İşe Yarar?
Anima (Erkekte)Saklı Dişil KişilikRüyalarda ortaya çıkar . O, kız kardeş, eş, anne veya kız figürlerinde yoğunlaşabilir. Eğer onunla ciddi bir ilişki kurmazsanız, kaotik ve kaprisli (fickle, capricious) biri olarak hayatınızı mahvedebilir.
Animus (Kadında)Saklı Eril KişilikAnima’nın kadınlardaki karşılığıdır . Bazen inatçı, dogmatik ve hükmetme meraklısı olarak ortaya çıkar. Tıpkı Miss X’in durumunda olduğu gibi, entelektüel ortak rolü oynar .
Gölge (Shadow)Kişisel BilinçdışıSizin kendinizde kabul etmeyi reddettiğiniz (aşağılık özellikler, uyumsuz eğilimler) her şeyi kişileştirir . O, rüyalarda ya da yansıtma yoluyla görünür .
Bilge Yaşlı AdamRuhun Rehberiİçgörüye, iyi tavsiyeye ihtiyacınız olduğunda belirir. Büyücü, doktor, öğretmen veya otorite figürü olarak rüyalarınıza girer.

Jung’un Dedikodusu: Anima ve benzeri figürler o kadar gerçek ve evrenseldir ki, Fransız yazar Benoît, yazdığı bir Anima miti nedeniyle, İngiliz yazar Rider Haggard’ın She kitabından intihal yapmakla suçlandı! Benoît’nın o kitabı hiç okumadığı ortaya çıktı. İşte bu, arketipsel imgelerin spontane olarak nasıl ortaya çıktığının kanıtıdır! (Ya da belki de sadece çok zekice bir kriptomnezi vakasıdır, kim bilir?)

3. Felsefe Yumurtası: Kozmik Bir Mikrodalga Fırın

Tüm bu iç çatışmalar ve kişiliklerin dansı neye yarıyor? Bireyleşme sürecine!

Miss X’in hikâyesiyle (Akademik kariyerli, 55 yaşında, animus ile evli bir kadın) başlıyor Jung. İlk çizdiği resimlerde, kayalar çizmeye çalışıyor, ama elleri beceriksiz olduğu için bilinçdışı devreye giriyor ve kayalar ortasında sarısı olan ikiye kesilmiş haşlanmış yumurtalara benziyor .

Bu yumurta, sıradan bir kahvaltılık değil! Bu, “Felsefe Yumurtası” (philosophical egg) .

  • Anlamı: O, Orfeus yumurtası gibi kozmogonik bir sembol, yani dünyanın başlangıcı . Aynı zamanda, simyadaki opus alchymicum‘un (dönüşüm işi) gerçekleştiği kap . Bu kapta, içsel ve tam insan (Anthropos) ortaya çıkar .
  • Mizahi Karşılığı: Miss X, bilinçdışı annesinin topraklarında (Mother Earth) yarım vücuduyla sıkışıp kalmış bir haldeyken (Psikolojik olarak bilinçdışına yakalanmış) , bilinçdışı ona gizlice “Kişisel Bütünlük Tohumu”nu fırlatıyor!

4. Sonuç: Ego’yu Dövmek Gerekir!

Peki, bu süreci nasıl yönetmeliyiz? Bilincimiz ve bilinçdışımız bir bütünü oluşturmalıdır; ancak bu, biri diğerini bastırdığında veya yaraladığında gerçekleşmez .

Jung’un altın kuralı: Açık çatışma ve aynı anda açık işbirliği!

  • Bilinç (Ego): Aklını savunmalı ve kendini korumalıdır .
  • Bilinçdışı (Kaos): Bize dayanabileceğimiz kadar alan tanınmalıdır .

Bu, “örs ve çekiç” oyunudur . Bilinçli ve bilinçdışı arasındaki bu şiddetli ama adil çekişme (fair fight), sabırlı demiri yıkılmaz bir bütüne, yani bir “bireye” (an “individual”) dönüştürür .

Unutmayın: Hayat, bir yandan çılgın, diğer yandan anlamlıdır. Eğer birine gülüp diğerini merak etmezsek, hayatımız aşırı sıkıcılaşır. Ego’nuzu alın, onu örsün üzerine koyun ve dönüşüme hazırlanın. Sonuçta, kendinizden başka biri olamazsınız, ama daha bütün bir siz olabilirsiniz!