Faşizme göre milliyetçilik

Milliyetçilik.
Herkesin tespit ettiği gibi, faşistlerin “organik” ve “yekpare” bir millete derin ve popülist bir bağlılıkları vardır ve bu da dışarıdaki ve (özellikle) içerideki düşmanlara yönelik fevkalade güçlü bir algı içerir. Faşistlerin etnik ve kültürel çeşitliliğe çok az tahammülleri vardır; çünkü bu, milletin organik ve yekpare birliğini bozacaktır. Bu organik birliği sözümona tehdit eden düşmanlara karşı gösterilen saldırganlık, faşizmin aşırılığının asıl kaynağıdır. Irk doğuştan gelen bir özellik olduğu için, ırkçılığa çalan milliyetçiliğin daha da aşırı olduğu ortaya çıktı. Onunla doğarız ve ancak ölümümüz ya da yok oluşumuz onu ortadan kaldırabilir. Bu yüzden ırkçı Nazi milliyetçiliği, “saflığa” karşı daha takıntılıydı ve millete katılmak için doğru değer ve tutumları gösterenlere genellikle izin veren İtalyan kültürel milliyetçiliğinden çok daha ölümcül oldu.

Griffin’in faşizmin temel özelliklerinden biri olarak gördüğü “yeniden doğuş” kavramının milliyetçiliğin daha genel bir niteliği olduğunu düşünüyorum; hatta -lrlanda, Litvanya ya da Zimbabwe’deki gibi-daha ılımlı milliyetçiliklerin bile bu özelliği taşıdığına inanıyorum. Milletler (bir iki istisna dışında) modern oldukları halde, milliyetçiler çok eski olduklarını iddia ettikleri için, milliyetçiler bu çelişkiyi, sözde çok eski olup da, artık modern zamanlara uyarlanmış bir milletin yeniden canlanması ya da yeniden doğmasına dayanan bir yaklaşımla aşmaya çalışırlar.3 Bu durumda, efsane, Yüksek Kralların,* Büyük Düklük’ün** ve Büyük Zimbabwe’nin*** eski yüceliklerinin devamına dair olsa da, bunların bugün işe yarayabileceğine kimse ihtimal vermez.

Michael Mann
Çeviri: Ulaş Bayraktar
Faşistler
İletişim Yayınları

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here