Genç Olmak / 80 Yazardan 80 Öykü – Hazırlayan: Nursel Duruel / 2 Cilt

Seksen yazardan seksen öykü var ‘Genç Olmak’ta. Nursel Durusel’in tabiriyle, ?Her biri, içinde yer aldıkları öykünün zamanını, koşullarını ve kendi yaşam serüvenlerini taşıyorlar bize. Her biri çocuk olmanın, yeniyetmeliğin, gençliğin ortak yanlarıyla birlikte kendi yaşamlarındaki biricikliği katıyorlar hayatımıza?

Olmayacak şey. Gençliğim hızla uzaklaşıyor benden. Üstelik dönüp arkasına bakmaya tenezzül bile etmeden. Kalmamış olacak benle işi. Çıkamıyorum işin içinden düşünmekle. Ne demekti ki genç olmak, şimdi onu olmamak, olamamak ne demek! Ve neden bu kadar koyuyor insana? Bırakmak lazım kenara iç sıkıcı düşünceleri, bırakıyorum ben de bir tutam ?ak?la birlikte. Ama biliyorum, gelecek hepsinin yerine yenisi, hem bu defa daha kalabalık, daha sık… Sıkıntı küfrün en okkalısını bile sindiriyor, öldürüyor.
?On yıl önce annemi de severdim,?diyen kızın Evdeki (Yusuf Atılgan, cilt 1, sf. 167) bitkinliği, çelimsizliği süzülüyor ruhuma. ?Uyuyamıyorum. Oda karanlık. Pancurlar kapalı. Gene de bir çocuk ağlaması duyuluyor. Uzak, çok uzak bir yerden gelir gibi. Sıkıntılı. Sanki gelecek günlerine ağlıyor. İçim daralıyor. Yorganın altına büzülüyorum. İyi şeyler düşünmek istiyorum. Uyusam da bari düşte çıksam bu kasabadan. Olmuyor. Biliyorum, bu gece uykumda üstüme bir kurbağa sıçrayacak, uzanıp uzanıp öpmeye çalışacak…? Dilimdeki bu acı, yılgın tadı seviyorum.
Ağ?a geçiyorum ordan (sevgili Selim İleri olmasa nasıl bulurdum Selçuk Baran gibi bir hazineyi, İleri?nin Annemin Sardunyaları adlı öyküsü de yeniden buluşmanın hazzını yaşatanlardan). Az önce Havada Bulut?la (Sait Faik, cilt 1, sf. 80) Süpürge?ye (Yaşar Kemal, cilt 1, sf. 189)tekrar bir merhaba demiştim, geçiyorken uğramakta fayda vardı eski dostlara. Bir uçarılık, insana bakışta bir bambaşkalık, sonra göğsüme oturan bir yumru… Sait Faik?in gülümsettiği ölçüde yaşartıyor gözlerimi Yaşar Kemal. Bu abiler biliyor öykü anlatmayı, öykülerde insanı anlatmayı. Öykünün o hiçbir şeye değişilmez tadından kocaman bir parmak çalıyorlar ağzıma.
Hal böyle olunca Gökyüzünde Ayaklanma (Adnan Özyalçıner, cilt 1, sf. 309) ile Düş Satmak?ın (Tomris Uyar, cilt 2, sf. 42) hatırı kalmasın istiyorum, onlara da uğruyorum yol üstünde. Özlemişim kendi gibi güzel kalemini Adnan babamın, özlemişim sesini duymayı. Türk öykücülüğünde esaslı bir ada değil de ne Tomris Uyar! Onun öyküdeki inadına, ısrarına seviniyorum bir kez daha. Az soluklanayım, adını duyup da tanımadıklara ya da sık görüşmediklerime de bakacağım, benim gibi, büyüklerinin yanında gençten kalanlara da.
Yok yok, kesinlikle zor iş
Antoloji güzel şey; öykünün vitrini bir anlamda. İnsanı normalde rastlaşamayacağı yazarlarla karşılaştırabiliyor çünkü (seçme şansı veriyor insana ve seçmek için hakkında fikir sahibi olmak gerektiğini hepimiz biliriz). Bu tanışıklıklardan uzun süreli dostluklar doğabilir pekala. Üstelik, edebiyatımızda gençlik üzerine (ve gençlik için) yazılanlar düşünüldüğünde daha bir önem kazanıyor genç olmak konulu bir antoloji.
Ne zor bir işe kalkışmış Nursel Duruel, ama ne de keyifli bir antoloji çıkarmış ortaya. Bu öyküleri yazmaktan daha zahmetli bir iş olmuştur eminim onları seçmek. Öykücülüğümüzün en eski kuşaklarından en yenilerine uzanan bir yelpazeyi açabilmek, bunu yaparken her bir yazarın kendi öykü dünyasını yansıtabilmek…! Yok yok, kesinlikle zor iş.
Seksen yazardan bizi gençlerin karşıladığı seksen öykü var Genç Olmak?ta. Durusel?in tabiriyle, ?her biri, içinde yer aldıkları öykünün zamanını, koşullarını ve kendi yaşam serüvenlerini taşıyorlar bize. Her biri çocuk olmanın, yeniyetmeliğin, gençliğin ortak yanlarıyla birlikte kendi yaşamlarındaki biricikliği katıyorlar hayatımıza.?
Öncelikle çocuklar ve gençler için hazırlanmış Genç Olmak ama kimin umrunda. Hem gençliğin o buruk tadını kim ister orta yaşın deneyimli heyecanının yanında!
Aslı Tohumcu ‘nun 18/09/2009 tarihinde Radikal Gazetesi Kitap Eki’nde yayınlanan “Genç olmanın hafifliği ya da ağırlığı” adlı yazısı

Sunuş
Çocukluk… ilkgençlik… gençlik…
Bu evrelerden birinden diğerine yol alındığını herkes bilir de, o gizemli değişim nasıl gerçekleşir, eşik ne zaman, nasıl atlanır kimse tam olarak yakalayamaz. Sanki her şey bir anda olup bitmiştir. Bir anda çocukluktan yeniyetmeliğe geçilmiştir. Bir anda gençliğe… Gerçekten mi? Yoksa, birike birike gelenlerin taşma noktası, geleceğin kaynağı mıdır gözle görülmeyen elle tutulmayan o oynak eşik? Yazınsal türlerin en genci olan öykü de böyle değil midir? Özgül ağırlığı yüksek bir an?a, bir noktaya, yaşamdan kısa bir kesite odaklanır, o noktaya doğru birikerek akar ve oradan açılarak anlatılmamış olanları sezdirir, söze dökülmemiş olanların okuyanın zihninde bütünlenmesini, kavranmasını sağlar.

İçinde seksen yazardan seksen öykünün yer aldığı iki ciltlik Genç Olmak, öykü türünün ele avuca sığmaz kıvraklığından, devingenliğinden zevk alan tüm okurlar için hazırlandı. Ama öncelikle çocukluk ve ilkgençlik çağlarını sürmekte olan okurlar için. Bu öncelik öykülerin seçiminde de önemli ölçüde belirleyici oldu.

Öykülerin dünyasına adım attığınızda sizi ilk olarak akranlarınız karşılayacak. Her biriniz yaşadıklarınız, yaşamakta olduklarınız, acılarınız, sevinçleriniz, meraklarınız, hayallerinizle nasıl tek ve biricik birer evrenseniz onlar da öyle. Tek fark, sizin günümüz dünyasında soluk alıp veriyor olmanız, onlarınsa yazınsal birer varlık olmaları ve hep yaratıcılarının kaleminde hayat buldukları yaşta kalmaları. Yani, her dönemin genciyle akran olmaları, her yeni okurla varlıklarının tazelenerek sürmesi… Kimi öykü kahramanları, dün annenizin babanızın, daha önce onların büyüklerinin akranıydılar; bugün sizin, yarın da çocuklarınızın… Her biri, içinde yer aldıkları öykünün zamanını, koşullarını ve kendi yaşam serüvenlerini taşıyorlar bizlere. Her biri çocuk olmanın, yeniyetmeliğin, gençliğin ortak yanlarıyla birlikte kendi yaşamlarındaki biricikliği katıyorlar hayatımıza. Bir başka deyişle, sınırlarımızı aşmamızı, belki de aklımızın ucundan bile geçmeyecek başka hayatlarla tanışmamızı, o hayatları yaşıyormuşçasına duyumsamamızı sağlıyor, algılarımızı keskinleştiriyor, düşüncemizi ışıtıyor, ufkumuzu genişletiyorlar. Öykü türünün estetik olanaklarıyla keşfetme heyecanımızı kamçılıyor, hayallerimizi besliyorlar.
Öyküler, yazarlarının doğum tarihine göre sıralandı.
19. yüzyılda doğan ve öykü türünün bizdeki ilk örneklerini veren yazarlardan Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Halit Ziya Uşaklıgil?in öyküleriyle başlayan seçki, 1970 doğumlu Murat Yalçın ve Ahmet Büke?nin öyküleriyle sona eriyor. Zamandizinsel sıralamanın size dolaylı yoldan iki önemli yararı olacak: Birincisi, seksen öykünün tamamını okuyup bitirdiğinizde öykücülüğümüzün gelişim çizgisi hakkında azımsanmayacak ölçüde fikir edinmiş olduğunuzu fark edeceksiniz. Buna koşut olarak dildeki değişimi, sadeleşmeyi, göreceksiniz. Öykülerin orijinal halleri bu nedenle korundu. Baştaki öyküleri okurken belki biraz zorlanacaksınız, sözlüğe bakma gereksinimi duyacaksınız, ama öyküden alacağınız tat bu zahmetinizi fazlasıyla karşılayacak. İkincisi ise, yaklaşık yüz yirmi yıllık bir zaman dilimindeki önemli toplumsal değişimlerin yanı sıra, gündelik hayatımızda, alışkanlıklarımızda, algı dünyamızda oluşan farklılaşmayı öykülerimize yansıdığı ölçüde göreceksiniz. İmgeleminizde, yeniden harmanlanacak zaman haritaları, insan manzaraları oluşacak. Daha da özelleştirerek söylersek, toplumumuzda çocuk olmanın, genç olmanın öykülerde karşılık bulan tarihçesi de diyebiliriz bu ikincisine. Öykülerin yazılış nedenleri, çıkış noktaları bu olmasa da…
Yazarların kısa yaşamöykülerinde yapıtlarının tümüne değil, ağırlıklı olarak öykü kitaplarına yer verildi. Öyle umuyoruz ki, okuyacağınız her öykü, o yazarın kitaplarındaki öykülere ve diğer yapıtlarına götürecek, sizleri. Elbette, bu seçkide yer almayan, ama öykücülüğümüze önemli katkıları olan farklı kuşaklardan başka yazarların yapıtlarına da… Böylece, her seçki gibi belli sınırları olan bu seçkiyi kendi seçimlerinizle aşmış olacaksınız.
Çocukluk ve ilkgençlikteki okumaların hayat boyu unutulmayacak o benzersiz tadına varmanız, zaman içinde kendi bireşimlerinizi oluşturmanız dileğiyle…
Nursel Duruel

Kitabın Künyesi
Genç Olmak
Seksen Yazardan Seksen Öykü
Hazırlayan: Nursel Duruel
Yapı Kredi Yayınları
2009
iki cilt
her bir kitap 21 TL.

Nursel Duruel ‘in Hayatı
Nursel Duruel, İstanbul Üniversitesi Arkeoloji mezunu. 1965?te TRT?nin ilk prodüktör kadrosunda yer aldı, başta edebiyat olmak üzere çeşitli alanlarda sayısız radyo programı ve program dizisi yayınlandı. Reklam yazarlığı, ansiklopedi yazarlığı, televizyon yazarlığı ve program danışmanlığı yaptı. BRT?de (İstanbul Büyükşehir Belediyesi Radyo Televizyonu) yönetici olarak görev aldı. TRT-TV-2?deki ?Okudukça? programında öykü değerlendirmeleri yapıyor; yazıları ve yazarlarla söyleşileri dergilerde yayımlanıyor.

İlk kitabı Geyikler, Annem ve Almanya (1982), Akademi Kitabevi Öykü Ödülü?nü, Sait Faik Hikâye Armağanı?nı kazandı, Makedoncaya çevrildi. Kitaba adını veren öykü filme çekildi, İmge Öyküler dergisinin 2005?te yazarlar arasında düzenlediği ?1980?den günümüze Türkçe yazılmış en beğenilen on öykü? soruşturmasında ilk sırayı aldı. Yazılı Kaya (1992) kitabındaki ?Burgaç? öyküsü 1990 Yunus Nadi ?Yayımlanmamış Öykü? Armağanı?nı kazandı.

Diğer Kitapları: Cemal Süreya ??Şairin Hayatı Şiire Dahil? (1995, biyografi; Feyza Perinçek?le birlikte); ?Güvercin Curnatası? ? Cemal Süreya ile Konuşmalar (1997, derleme); A?dan Z?ye Cemal Süreya (2003, kitap-lık dergisi eki); Muzaffer Aksoy ? Bilime Adanmış Bir Ömür (2005, biyografi; Prof. Orhan Ulutin ve Prof. Çiğdem Altay?la birlikte); İnsanlar İçinde Bir İnsan – Sait Faik Hikâye Armağanı Antolojisi 1955-2007 (2007).

Yorum yapın

Daha fazla Öykü Kitapları
İstanbullu – Metin Eloğlu

Oralar yazın mı hâlâ, güpgüzel midir Gayrı şarapsadım ben İstanbulsadım Çılgar, Metin Eloğlu Şiirlerinde Türkçeyle ve dilin kalıplarıyla kurduğu sınırları...

Kapat