Gurbet Kuşları – Orhan Kemal

Orhan Kemal 1962 yılında yayımladığı ‘Gurbet Kuşları’ adlı romanında, 1960?lı yıllarda almaya başladığı göçle birlikte gecekondulaşmanın ilk filizlerinin atıldığı İstanbul?un, dönemin politik ortamının, bu ortamın yarattığı toplumsal yapının ve kimliklerinin panoramasını yansıtır.
1950’li ve 6O’lı yıllarda göçler ve inşaatlarla çehresi hızla değişmekte olan İstanbul Gurbet Kuşları’nın acımasız toprağıdır. Ekmek kavgası uğruna İstanbul’a göçmüş Anadolulular, bu değişimin rüzgârından nasiplenmeye çalışan açıkgözler ve kendini bu insanların sırtına basarak dönüştüren sistem, İstanbul kadar yaşamın da rengini değiştirmektedir. Tam bu değişimin ortasındaki insanlar Orhan Kemal’in usta kalemi ve her zaman insana sevgi dolu olan duruşuyla sunuluyor okurlara.
Orhan Kemal’in kitapları bîr okurum hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz kakır, çok az yazar okurunu onun kadar biçimlendirir. Denilebilir ki her okurun hayatında, Orhan Kemal’in öncesi ve soması iki farklı zamandır. Onun kitapları aracılığıyla insan ve yaşam sevgisi, adalet ve vicdan duygusu, öğreticilik kaygısı güdülmeden, sadece yak bir insancıl bakışla girer hayatımıza. Bu nedenle öncesi ve sonrası kesin çizgilerle ayrılır ve her zaman sonrasında daha temiz oluruz, öfkelenmeyi değil sakinleşmeyi, yaralamayı değil anlamayı öğreniridir de boyun eğmeyi değil, değiştirmeye çalışmayı… Umudu ve iyimserliği yemden kazanmamız için yol gösterir bize.

Esra Karataş, Birgün Kitap Eki – 01.05.2007
1960?lı yıllarda almaya başladığı göçle birlikte gecekondulaşmanın ilk filizlerinin atıldığı İstanbul?un, dönemin politik ortamının, bu ortamın yarattığı toplumsal yapının ve kimliklerinin panoramasını yansıtır ?Gurbet Kuşları?nda Orhan Kemal.
Orhan Kemal (asıl adıyla Mehmet Raşit Öğütçü) 1914 Adana Ceyhan doğumlu. Orhan Kemal?in babası Apdülkadir Kemali Bey, 1920-1923 döneminde milletvekilliği, Adliye Bakanlığı yapmış, Adana Ahali Cumhuriyet Fırkası?nı kurmuş, daha sonraları partisinin kapatılması üzerine Suriye?ye kaçmıştı. Bu durum ortaöğretimini yarıda bırakarak Beyrut?a gitmek zorunda kalan Orhan Kemal?in kişiliğinin oluşmasına, bunun edebiyatına yansımasına önemli katkılar sağlayacaktı. Avukatlık mesleğini Beyrut?ta icra edemeyen babasının, annesinin altınlarını bozdurarak bir lokanta açması, 17 yaşındaki Orhan Kemal?i bir zamanlar milletvekilliği yapmış bir babanın oğlu olmaktan çıkarıp, lokantacı bir babanın garson oğlu haline getirmiştir. İşçi sınıfıyla o zamanlardan yakınlaşan Orhan Kemal duygularını şöyle ifade eder: ?…Tıpkı onlar gibi, ceketlerimiz omuzlarımızda, onların bastıkları parkelere basmak gururu içinde, iş güç sahibi insanlardık.?

İşçi sınıfı ile bu tanışma yıllarca devam edecek, basımevlerinde, çırçır fabrikalarında işçilik, kâtiplik, ambar memurluğu, inşaat işçiliği, Devlet Demiryolları?nda ?muvakkat hamal?, nakliyecilik yapıp sonra bir ?Gurbet Kuşu? gibi geldiği İstanbul?da geçimini yazarlıktan sağlayacaktı. İçinden çıktığı toplumu edebiyatına ustalıkla ve tam bir gerçeklikle yansıtan Orhan Kemal, kullandığı sokak ve halk dilini, onların diyaloglarını kitaplarında arı bir dille kullanmıştır. Hüseyin Rahmi Gürpınar gibi halk diline yakın olmak için ada vapurlarında, yolcuların konuşmalarına kulak misafiri olmasına gerek kalmamış, yine Hüseyin Rahmi gibi kadınların konuşmalarını dinleyebilmek için dolaplara saklanması gerekmemiştir. Hayatın ta içinden gelmiş, bunu edebiyatına bütün geçekliğiyle yansıtmış, bize de işçi sınıfının gözünden bakan bir edebiyat kazandırmıştır Orhan Kemal.

1960?lı yılların siyasi ve toplumsal profilini ustalıkla çizdiği kitabı Gurbet Kuşları, Orhan Kemal?in sözünü ettiğimiz bakış açısını incelemek bakımından bereketli bir malzeme sunar.

İflahsız Yusuf?un İflahlı Memed?i

Roman, kuşluk treniyle İstanbul?a gelen Gurbet Kuşu İflahsızın Yusuf?un -?Bereketli Topraklar?dan köyüne gazocağı getirebilen- Memed?in Haydarpaşa?ya inmesiyle başlar. Bütün saflığı ve uyanıklığı ile geldiği İstanbul?da, elinden tutacağını umduğu hemşerisi Gafur Ağa, Memed?e şehirli cinliğinin ne demek olduğunu bizzat göstererek anlatacaktır, üzerine biraz da köylü kurnazlığı serperek hem de. Fakat İflah olmaz Yusuf hedefe kilitlenmiş uyanık bir köylüdür. Hedefine emin adımlarla ilerlerken, ona İstanbul macerasında Çukurova görmüş babasının, emmisinin şu öğütleri kılavuzluk eder:

?Delinmedik kabağa girmeli?

?Köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı de, sakalına tarak vur?,

?Sen sen ol şehirlinin dolabına girme?,

?Nikahlı avrada dolanma?

Hedef nedir: İstanbul?da para kazanmak, babası gibi duvar ustası olmak, okuma yazma bellemek, bubasını, kardaşlarını, Ümmü?yü kendi el yazısıyla yazdığı mektupla İstanbul?a çağırmak…

Tümü sakınılması, güvenilmemesi gereken birer cin olan şehirlilerden olmak için, şehirde doğmuş olmak gerekmez; şehirde yerleşmiş, pişmiş ve böylece şehirlileşmiş olanlar da bu cinlerden sayılırlar. ?Ağzı, dişi senin benim gibi olup, şehirli olanlar da vardır?, böyle tarif eder şehirli olmayı, -bekar odasına düşen, haraç karşılığı ?Gurbet Kuşları?na iş bulan, ihtiyar- Hacı Emmi.

Romanda ortalık sonradan şehirli olan köylü cinlerden geçilmez. Buna en güzel örneklerden biri de Gafur. Eski Kabzımal Hüseyin Ağa, yeni İnşaat Müteahhidi Hüseyin Beyefendi?nin yanında, onun sağ kolu gibi çalışır. Hüseyin Bey de ?Gurbet Kuşu? olarak geldiği İstanbul?da patronunun karısını ayartıp, adamı zehirlemiş, hal?deki dükkanın ve bütün malların sahibi olarak kendisi patron koltuğuna oturmuş köylü cinlerdendir. Bu noktada Eskici Dükkânı?nın Resul Ağa?sını hatırlatıyor bize. Çalıştığı çiftliğin geliniyle bir olup kocasını zehirlemiş, çiftliğe çöreklenmiş olan Resul Ağa?yı. Kendine uygun ortam yaratmayı bilen kabzımal daha sonra Ankara?yla arası iyi, astragan mantolu, aynı kumaştan kalpak biçiminde şapkası, ojesi, ruju, ayakkabıları gibi kendisine yakışan çatık kaşlı genç kadınla evlenmiştir.

Köylü ya da şehirli, böylesine çürümüş insanların bolluğu, dönemin panoramasına fazlasıyla denk düşer. Hükümetin kendi burjuvasını yaratma çabası, Başbakanın ?Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler!? politikası sonucu neredeyse her mahalleden türeyen onlarca milyoner, bankalardan söğüşledikleri kredilerle, yatırım alanlarını genişletiyor, serpildikçe serpiliyor, bu da yetmezmiş gibi dönemin hükümetinden, 6?7 Eylül olaylarıyla azınlıkların hakkına tecavüz etme cüretini de alıyordu.

Orhan Kemal?de ?baba? figürü

Tüm bunların yanı sıra, gücünü sadece emeğinden, çalışkanlığından ve kendine olan inancından alan bir kesim de vardır. Köşkün hizmetçisi Ayşe, onun Hatice ablası -Zeytinburnu?nda iki göz gecekondusunda, kocası ve çocuklarıyla yaşayan- İflahsızın Yusuf?un Memed ve bir de Memed?e yol gösteren, okuma yazma belleten, babasından duvarcı ustalığı öğrenmesini sağlayan Kastamonulu. Memed Kastamonulu?yu şöyle tarif eder: ?Kastamonulu gibi yoktu bilgiliydi oğlan, kravatlılara efendi gibi karşılık vermiş, yıldırmıştı. Adam kitap okudukça bilgisi artıyor, bilgisi arttıkça kitap okuyası geliyor diyor? (s.140).

Gurbet Kuşları?nda, Orhan Kemal?in diğer romanlarıyla ortak noktalara rastlamak mümkün; Eskicinin Oğulları ve Baba Evi?ndeki ?baba? figürü gibi. Gurbet Kuşları?nda da Memed?in huzurunu bozan, kendi rahatı uğruna oğlunu yerinden eden, evlendiği kıza karşı çıkan, iflah olmaz bir babaya rastlıyoruz. Eskicinin Oğulları?ndaki Zeliha gibi, Gurbet Kuşları?nın Ümmü?sünün de ağabeylerini sevip sevmediği bile anlaşılmaz. Bu romanda da yine akıllı, sağduyulu erkek karakterler, kendilerine destek olan, çalışkan, güvenilir işçi, emekçi kızlarla evlenir, hayatın yükünü omuz omuza taşırlar…

Romanlar arasındaki en önemli ortaklığın biçimsel ve anlatımsal nitelikler olduğunu unutmamak gerekiyor. Diğer romanlarda olduğu gibi Gurbet Kuşları?nda da karakterler kendi şiveleri ile konuşurlar. Yazar kimi zaman anlatıcı olarak girse de araya, karakterler olayı çoğunlukla kendi iç konuşmaları ve diyaloglar ile aktarırlar. Anlatım olarak bir süslemeye, sonu gelmez betimlemelere gerek görmez Orhan Kemal; her şeyi olduğu gibi, basitçe, tüm doğallığıyla verir. Ancak hayatın, halkın, işçi sınıfının içinden gelerek, aynı zamanda çok iyi gözlemci olarak romandaki tüm bu kahramanları, bu denli kanlı canlı kılabilir bir yazar. Toplumsal değişim ve dönüşüm konusundaki yargılarının arkasında büyük bir iyimserlik yatar; geleceğe inancını şu sözlerle ifade eder Kemal: ?Ben halkın içinden geldim, onlardan biriyim, birtakım şartlardan dolayı bilgisiz, görgüsüz, pis kalmış insanların imkâna kavuştuklarında, değişip gelişeceklerine, uygarlaşacaklarına inanıyorum. En kötü insanı içinde yaşadığı toplum yaratıyor. Dünyanın gelecekte düzene gireceğine, düzenli toplum insanlarının daha mutlu olacağına inanıyorum?.

Sonuç olarak, 1960?lı yıllarda almaya başladığı göçle birlikte gecekondulaşmanın ilk filizlerinin atıldığı İstanbul?un, dönemin politik ortamının, bu ortamın yarattığı toplumsal yapının ve kimliklerinin bir geçit resmidir Gurbet Kuşları. Çizdiği akıllı, sağduyulu, gücünü kendinden alan işçi sınıfı profiliyle, emekçinin dişlerinden tırnaklarından attırarak yapmaya çalıştıklarını yıkmaya gelenlere karşı nasıl ayağa kalktığını Ayşe?nin ağzından söyletir Orhan Kemal: ?Kalk lan kalk. Gene yaparık yenisini?.

Evrensel Kitap – Mustafa Aslan – 6 Nisan 2007
Gurbet Kuşları ve Hanımın Çiftliği?nde DP Dönemi
Vukuat Var romanın süreri olan Hanımın Çiftliği Bereketli Topraklar Üzerinde?ki kahramanlardan izler taşıyan ?Gurbet Kuşları? Orhan Kemal?in DP dönemini anlatan, birbirinin tamamlayıcısı iki önemli yapıtıdır.
Hanımın Çiftliği ağırlıklı olarak kırsaldaki, Gurbet Kuşları ise kentteki DP iktidarının etkilerini, gelişimlerini gözler önüne serer.
Her iki yapıtın başlangıcında da köylüsü/kentlisi: DP iktidarından bir beklenti, bir umut içerisindedir.? Bu millet iliğine tak diyen bu millet.? ?Artık Yeter!? demişti. Elbette ?mizan ? kurulacak, elbette ? defteri amal açılacak, elbette hesap sorulacaktı? (Hanımın Çiftliği).
Yazar, ?Hanımın Çiftliği? nde CHP ile beraber Atatürk, devletçilik gibi kavramları ön plana çıkartırken Gurbet Kuşları?nda CHP, Atatürk, İnönü, Bayar, Menderes, DP adıyla karşı karşıya getirilerek daha belirgin DP-CHP çekişmesi sergiliyor. Bu çekişme her iki yapıtın sonuna kadar duyumsanmakla birlikte Gurbet Kuşlarında daha belirgindir. ?Çok yakın bir gelecekte de o fesat yuvası CHP kapatılacaktır. Demokrasi çoğunluğun arzusu demektir? (Gurbet Kuşları).

Her iki yapıtta da Atatürk?ten söz edilir. Kişisel çıkarları için CHP?den DP?ye geçmek için Atatürk?ün ruhunun DP?de attığını bahane ederler. Gurbet Kuşları?nda ?Atatürk?ten sonra en büyük Türk?, ?Atatürk?ten de büyük Türk? yakıştırmaları yapılır, DP lideri Menderes için.

?Beyefendiler beyefendisi, Atatürk?ten daha büyük Türk, karısının da bulunduğu bir mecliste bir gece kafayı çekip çekip: Arkadaşlar, her ne pahasına olursa olsun, iktidardan düşmeyeceğiz. Hak, hukuk, adalet, demokrasi boş laflar… Muhalefet batı mı dedi? Biz onların burunladığı her şey gibi bunlara da dört elle sarılıp, halkın hoşuna gitmekten çekinmeyeceğiz? (Gurbet Kuşları).

Küçük Amerika
Batı ve Amerika ile bütünleşme çabalarının arttığı yılların da tanığıdır, bu yapıtlar. Truman Doktrini ve Marşal yardımı çerçevesinde Türkiye?ye, özellikle DP döneminde, yardımlar yapıldı, buna karşılık olarak da ülkenin dışa bağımlılığı arttı. CHP?den DP?ye geçen Muzaffer Bey de umudunu ?Marşal Planı?na bağlamıştır. Marşal Planı Fonundan tarım makinelerini teslimden sonra İstanbul üzerinden İtalya, Fransa, İsviçre?ye gidip, çok tatlı bir dinlenmeden sonra…? (Hanımın Çiftliği)
Türkiye?nin ?Küçük Amerika? olma düşleri boy göstermiş, buna uygun ahlak yapısı da kısa zaman da kendini oluşturmuştur. Özellikle Hanımın Çiftliği ile ilgili yapılan kimi değerlendirmelerde düşlenen ?Küçük Amerika ?modeline uygun ahlak yapısı görmezden gelinerek yanlış bir ?cinsellik? saptaması yapılmıştır.

Çarpık kentleşme
Tarımda beklenmedik hızlı makineleşme kol gücüyle, yarıcılıkla geçinen topraksız- az topraklı köylüye kente göç etmekten başka seçenek bırakmamıştır. Bugün yaşadığımız çarpık kentleşmenin gecekondulaşmanın temelinde, (Eğer Doğu- Güneydoğu?daki olaylar nedeniyle göçenleri bir yana bırakırsak), o günkü DP iktidarının izlediği politika yatar. ?Demokrat parti iktidarı da kentlerin gecekondularla kuşatılmasına engel olmak şöyle dursun tam karşıtı hazine arsalarının bu göçmenlerce yağmalanmasına göz yumarak ve sık sık gecekondu af yasaları, tapu dağıtma yasaları çıkarıp, çarıklı politikacı kurnazlığıyla oy karşılığında bu yağmaları yasallaştırarak onlara destek bile olmuştur.”
Gurbet Kuşları, ?Kuşluk Trenleri?nin gene en arka vagonlarından kara kara, kuru kuru indiler. Yorganlı, yorgansız, bohçalı, bohçasız. Gene kafalarından İstanbul; İstanbul?un altın olan taşı toprağı ? Kentlerin bire köy olduğu, İstanbul?a göçün yasaklanmasının tartışıldığı günümüzde, bu yapıtların güncelliği tartışılmaz. Özellikle İstanbul?daki tarihi yerlerin, eski binaların yerle bir edilerek kimi çevrelere çıkar sağlamak için yapıldığı Gurbet Kuşları?nda oldukça nettir.

?Dişlerinden tırnaklarından artırdıkları parayla dörtte bir bölüğünü verdikleri arsalarına iki gecedir gece yarısından sonra kaçak çalışarak, gecekondularını oturtmaya bakıyorlardı…?Allah izin verirse? bu gece bu geceden sonraki gecelerde de, gece yarısından sonra, başkaları gibi çalışıp ?Kondu?yu kuracak, çatısını da oturttuktan sonra temelli kurtulacaklardı.? (Gurbet Kuşları)

Din
DP iktidarı döneminde din istismarı her zaman tartışılan konulardan birisidir.?Yasalarla desteklenen ve oturulduğu varsayılan Kemalizm Türkiye?nin ideolojisiymiş gibi algılanmış, ilk şaşkınlık çok partili yaşama geçiş yıllarında Atatürk heykellerini kırılması ile yaşanmıştır. DP iktidarı hemen göstermelik Atatürk?ü koruma yasasını devreye sokmuş, ancak oy hazinesi olarak algıladığı dinci kesim ve eğilimlere ödün vermeden de vazgeçmemiştir.?

?-Şimdi Demir kırası. Neden? Cenabı Allah kızdı. İsmet İnönü?ye, Bayar?la Menderesi çıkarttı karşısına. O istemese çıka mı bilirlerdi? Sen beni dinle, bırak o Gavur elifbesini. Şeriatta yazı sağdan sola yazılır. Soldan sağa yazmak pek günah.? (Gurbet Kuşları)

?Aslında, son CHP hükümetleri, dine baskı diye görülen bazı noktalarda, ödünler vermeye başlamışlardı. DP çoğunlukta yeni TBMM de 16 Haziranda oy birliğiyle Arapça ezan yasasını kaldırarak, bu yolda bir adım daha attı.?

Toplumda bir ihbar mekanizması oluşturulmuştu. Muhalif olanlar konuşmalarıyla birlikte rapor edilmektedir, DP yönetimine.

?Eşelemek fikirlerini öğrenmek, aklının içine girmek, hizmetinde çalıştıklarına rapor verebilmek,? (Gurbet Kuşları).
Oluşturulan ?Vatan Cephesi?yle de halk kamplara bölünmüştür. Vatan cephesine katılanlar radyoda adları okunarak, bunlara hükümetin çeşitli yardımlarıyla muhalifler üzerinde baskı oluşturulmuştur.

? Yakınlardaki, DP?li bir radyo derinleşmekte olan Zeytinburnu gecesine ? Muhalefetin yanlış tutumunu beğenmeyip VC?ye (Vatan Cephesine) geçen sayın yurttaşların isimlerini okumaya başlamıştı? (Gurbet Kuşları).
Halkın umut bağladığı DP beklenilen gibi çıkmamıştır. Demokrasiye ivme kazandıracağı sanılan, başında kimi ilerici aydınlarca da desteklenen, DP demokrasinin önündeki engel olmaya başlamıştır, bir zaman sonra.

?Seçimi, hiç ummadığı bir şekilde ezici bir çoğunlukla kazanan karşı parti, ne ?mizan? kurdu. Ne de defter-i amal açtı. Oysa,?devr-i sabık yaratılması, şu kadar yılın hesaplarının sorulması bekleniyordu.? (Hanımın Çiftliği)
Hesap soracak olan karşı parti hesap sorulacak duruma düşmüştü. Muhalefetteyken eleştirdiği anti demokratik uygulamaları iktidarında kendisi yapmaya başlamıştır. DP?nin de, CHP?den pek farkı kalmamıştır. Artık ?Ne demokratlar ne de CHP hükümetinin ekonomi ve din politikalarını çok şiddetle eleştirmiş, demokratlar da, buna karşı çok duyarlı davranıp, muhalefeti baskı altına alarak karşılık vermişlerdir.?
Orhan Kemal, Gurbet Kuşları ve Hanımın Çiftliği?nde DP?nin iktidar yıllarında Türkiye?yi birçok yönüyle başarılı bir biçimde anlatmıştır. Bu iki yapıt için, büyük bir değişimin romanıdır diyebiliriz.

Kitabın Künyesi

Gurbet Kuşları
Yazar: Orhan Kemal
Yayınevi: Everest Yayınları
Sayfa Sayısı: 384 sayfa
Baskı Tarihi: Eylül 2008

Gurbet Kuşları (film)
Vikipedi, özgür ansiklopedi

Yönetmen: Halit Refiğ
Yapımcı: Recep Ekicigil

Senaryo yazarı:
Orhan Kemal
Halit Refiğ

Oyuncular:
Tanju Gürsu
Filiz Akın
Özden Çelik
Pervin Par
Cüneyt Arkın
Görüntü yönetmeni: Çetin Gürtop
Yapım yılı, ülkesi: 1964, Türkiye
Yapım şirketi: Artist Film
Cins Sinema filmi
Renk Renkli
Gösterim tarihi: 1964
Gurbet Kuşları, senaryosunu Orhan Kemal ve Halit Refiğ’in yazdığı 1964 yapımı filmdir. 1. Antalya Film Şenliği’nde “En İyi Yönetmen” ve “En İyi Film” ödüllerine layık görülmüştür.
Film, Kahramanmaraş’tan İstanbul’a daha iyi bir yaşam sürebilmek için gelen bir ailenin verdiği yaşam mücadelesini anlatır. Fakat aile kız çocuğunu kaybederek tekrar Kahramanmaraş’a dönerler.

Yorum yapın

Daha fazla Romanlar
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak / Bu cehennem, bu cennet bizim!..* ? Canan Koçak

Eski bir Ermeni mahallesinde oturdum bir zamanlar. Ordu?nun, diğer adıyla Kotyora?nın, Zaferi Milli mahallesiydi burası. Boztepe?nin eteklerinden aşağı, azgın bir...

Kapat