Hayata Dönüş Operasyonu / Koğuştan Hücrelere – Güçlü Sevimli

Avukat Güçlü Sevimli?nin 19 Aralık 2000?deki, adına “Hayata Dönüş Operasyonu” verilen katliamı belgelerle anlatan “Hayata Dönüş Operasyonu ?Koğuştan Hücrelere” adlı kitabı Çağdaş Hukukçular Derneği Yayınları tarafından yayınlandı.
Yazar; “Hayata dönüş operasyonundan sonra bugüne kadar yüzlerce yazı yazıldı, pek çok şey anlatıldı, çeşitli kitaplar kaleme alındı. Bu kitapta; aslında ne olduğunun, neden olduğunun ve nasıl olduğunun herkes tarafından bilinmesi amaçlanmıştır.” diyor..

Evet, kitabın önsözünde Av. Behiç Aşçı?nın da söylediği gibi;
“Bu kitabın yazılması gerekiyordu. Unutmamak ve unutturmamak için gerekiyordu. Çünkü 19 Aralık ?Hayata dönüş? operasyonu ve yapılan katliam iktidarın suç sayfalarının nerede ise en başına yazılmıştır.”

“Hayata Dönüş Operasyonu ?Koğuştan Hücrelere” adlı kitap 19 Aralık?ta yaşananları konu edinmiş, 19 Aralık?ı önemli belgelerle sunan bir kitap.
Kaynak: 16.12.2010 tarihli Anadolunun Sesi internet sitesi
(http://anadolununsesi.com.tr/haberoku.asp?id=959)

KİTABIN YAZARI GÜÇLÜ SEVİMLİ İLE SÖYLEŞİ – AYSEL KILIÇ
(12 Aralık 2010 Tarihli Birgün Gazetesi)
19-22 Aralık 2000 tarihleri arasında, aynı anda ülke çapında 20 ayrı hapishanede siyasi tutuklu ve hükümlülerin kaldığı bloklara operasyon düzenlendi. Adına ?Hayata Dönüş? denilen kanlı operasyonda 28 tutuklu ve 2 asker yaşamını yitirdi, onlarcası da yaralandı. Aradan geçen 10 yıla rağmen sorumlular cezasız bırakıldı.
Avukat Güçlü Sevimli, kanlı operasyonu belgeleriyle tarihe not düşüyor. Güçlü?nün ?Hayata Dönüş Operasyonu-Koğuştan Hücrelere? başlıklı kitabı Çağdaş Hukukçular Derneği Yayınları?ndan çıktı. Kitabın önsözünü, F tiplerine karşı ölüm orucu eylemi yaparak, Türkiye hukuk sistemin adaletine gözleri çeviren Avukat Behiç Aşçı yazmış.
Ortaya çıkartılan her gerçeğin aynı zamanda bir soru olduğunu belirten Aşçı, kitap için şunu dillendiriyor: ?Güçlü?nün kitabı da soruyor: Katliamı kim yaptı? Niye yaptı? Nasıl yaptı? Tutsakları kim yaktı? Formülünü bilemediğimiz kimyasal bombaları kim kullandı? Ailelere bu acıları kim, niye yaşattı? Ve kim adaletin gerçekleşmesini engelliyor??
Siyasi tutuklulardan ve cezaevleri politikalarından, 19 Aralık?a gelen sürecin büyük bir titizlikle anlatıldığı kitap, katliamdan sonra açılan soruşturma ve davalar hakkında da geniş bilgi veriyor. Güçlü Sevimli ile ?Hayata Dönüş?ü ve kitabını konuştuk.

»Kitabınızda sadece ?Hayata Dönüş? katliamını görmüyoruz. ?80 Darbesi?nin ardından yaşanan Diyarbakır, Ulucanlar, Metris katliamları da var. Dört duvar arasındaki tutuklunun devlet üzerinde bu kadar korku yaratmasının nedeni neydi?
Devlet, mevcut kurulu düzene yönelik en büyük tehlike olarak devrimcileri görüyor. 12 Eylül ile birlikte de binlercesi cezaevlerine kondu. Burada da onların düşüncelerinden arındırılmasına çalışıldı. Ancak devlet gördü ki; cezaevlerindeki siyasi tutuklular her şeye rağmen düşünceleri ile var oluyor ve karşı koyuyor. Bu açıdan da ülkemizde her daim muhalefetin en ileri unsuru olan siyasi tutuklular cezaevlerinde yok edilmek istenmiş, bu yapılamıyorsa kabul edilebilir bir noktaya çekilmek istenmiştir. Bugün F tiplerinin inşa edilme nedeni de zaten budur.

» Devlet, F tipleri için ?Avrupa standartlarında çağdaş? dedi. Avrupa?nın ?çağdaşlık anlayışı?nı F tiplerinde yaşanan ölümlerle gördük, görmeye de devam ediyoruz.
F tipleri ve F tipine geçiş operasyonu ?Hayata Dönüş?, zaten Avrupa Birliği?nin (AB) onayı ve hatta sponsorluğunda oldu. AB, nisan 1999?da F tiplerinin inşası için dönemin hükümetine sponsor olmuş ve mali yardım yapmıştı. Bu anlamıyla Avrupa standartları ve müktesebatı F tipleri ve ?Hayata Dönüş? operasyonunda söz konusu dahi olmamıştı. AB, F tiplerinin hayata geçmesini istedi ve destek verdi.

»Cezaevi idarelerinin, savcılarının, mülki amirlerin somut ve hukuki hiçbir işlevi olmadığını, operasyonların tamamen TSK tarafından planlanıp uygulandığını söylüyorsunuz kitabın bir bölümünde. Cezaevleri müdürü, savcılar ve valiler masum muydu yani?
Burada bahsettiğim şey, operasyonun operasyon olarak yani harekât olarak yapılışı ile ilgilidir. Yoksa elbette ki tüm cezaevlerinin müdür ve savcıları da bu operasyonun bir parçasıdır. Dönemin Cezaevleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun?u zaten söylemeye gerek yok. Kitapta zaten Ertosun?un bu operasyonun baş aktörlerinden olduğunu ve operasyonun en üst düzey bürokratı olduğunu belirtiyorum. Benim burada kast ettiğim; operasyonların fiilen ve tamamen Genelkurmaylıkça askeri anlamda planlanıp uygulanmasıdır. Operasyon askeri bir harekât şeklinde kurgulandı ve uygulandı.

»Medyanın katliam karşısındaki tutumuna da dikkat çekmişsiniz. Medya bugün süren davalarla ilgili de taraflı mı, neden?
?Hayata Dönüş? operasyonları, medyanın takındığı tavır açısından da ilginç sonuçlar ortaya koydu. Medyanın genel tavrı, açlık grevleri ve ölüm oruçları başladığı süreçte olabildiğince objektif konumdayken; operasyonlardan kısa bir süre önceki süreç ile operasyon anında ve sonrasındaki süreçte ise tamamen tersine döndü. ?Hayata Dönüş? operasyonları devlet tarafından medyanın dezonformasyon faaliyeti için kullanıldığı bir operasyon oldu. Medya bu operasyonlarda devlet tarafından kullanıldı. Medya, devletin tek yanlı enformasyon bürosu gibi çalıştı. Bugün bunu zaten birçok yazar ve köşe yazarı söylüyor. Geçtiğimiz günlerde Oral Çalışlar, Umur Talu da bunun böyle olduğunu belirtti.
Ama bugün açısından bakıldığında, elbette durum farklıdır. Bugün medyanın büyük bir kısmı operasyonlara tarafsız ve objektif yaklaşabiliyor. Operasyondan sonra ortaya çıkan gerçekler ve belgeler bu tavrın olumluya dönmesinde etkili oldu. Ayrıca kitapta da belirttiğim üzere, bu genelde böyle olmakta. Yapılan bir operasyonun sıcaklığında medya genelde, öncelikle devlet kaynaklı enformasyonlara ağırlık veriyor ve tarafsız kalamıyor. Daha sonra bizatihi o operasyonun sıcaklığı geçtikten ve ortalık sakinleştikten sonra olaylara eleştirel bir gözle bakılabiliyor. Ancak bu noktada medya açısından bence asıl önemli olan, olayın kendisi sıcakken tarafsız ve objektif kalabilmek.

»Katliamının üzerinden 10 yıl geçti. Ama bugüne kadar operasyondan sorumlu hiçbir yetkili yargı önüne çıkarılmadı. Sadece sıradan erler yargılanıyor. Dava tümden ortadan mı kaldırılmak isteniyor?
Bu hep böyledir. ?Hayata Dönüş? operasyonu bir devlet operasyonu. Operasyonda karar ve icrada görevli olan kişiler hiçbir zaman açık edilmek istenmez. Onlar yargı süreçlerinin dışında tutulur. Göstermelik davalar açılır. Burada da aynı şeyler yapılıyor. Ne dönemin bakanları, ne üst rütbeli askerler ve ne de üst düzeydeki bürokratlar yargılanmaz. Bu anlamıyla ben hiç şaşırmıyorum. Bu kişilerin yargı önüne çıkarılacağına da asla inanmıyorum. Hali hazırdaki yargı süreçlerinden de hiçbir beklentim yok.

Bütün amaç tarihe bir not düşebilmek

» ?Kontrgerilla Hukuku? tanımlamasını yapıp, bu sürecin 1950?li yıllarla birlikte yürürlüğe girdiğini söylüyorsunuz. Nedir bu ?kontrgerilla hukuku??
Kitabın ilk bölümünde siyasi tutuklular açısından devletin cezaevleri politikasını anlatmaya çalıştım. Bu anlamıyla da belli anlamda tarihsel bilgiye de girmek gerekti. 12 Eylül ile tam olarak kurumsallaşan düzenin ilk nüvelerinin 1950?li yıllarda atıldığı biliniyor. Bunun ilk çıkış noktalarından biri de Özel Harp Dairesi ve kontrgerilla. Konumuz açısında da kontrgerilla hukukunun daha o dönemlerden cezaevlerine ve siyasi tutuklulara yönelik çalışma ve uygulamalarını ortaya koymaya çalıştım.
» Böyle bir çalışmaya neden ihtiyaç duydunuz?
Amacım bugünden yarına konu ile ilgili olarak bir şeyler bırakabilmek. Tarihe bir not düşebilmek. Bizden sonrakiler de bu konuyu merak ettiklerinde; nelerin, ne şekilde olduğunu görebilsinler. Konuyu mümkün olduğunca derli toplu belgeleriyle ve çeşitli çıkarımlarıyla ortaya koymaktı amacım. Bugüne kadar konu hakkında pek çok yazı yazıldı ve hatta kitaplar da kaleme alındı. Ben bu kitap ile aslında ne olduğunu ve nasıl olduğunu anlatmaya çalıştım. Sanırım bu yönüyle konu hakkındaki diğer kitaplardan farkı budur. Bunun da gerekli olduğuna inandım.

Kitabın Künyesi
Hayata Dönüş Operasyonu / Koğuştan Hücrelere
Güçlü Sevimli
Çağdaş Hukukçular Derneği Yayınları
Basım Tarihi: Aralık 2010

Yorum yapın

Daha fazla Anlatı, İnceleme, Politika
Emperyalizmin Yeniden Keşfi – John Bellamy Foster

İmparatorluğun büyümesi ne Birleşik Devletler'e özgüdür, ne de bazı özel devlet politikalarının bir ürünüdür. Daha çok kapitalizmin tüm tarihinin ve...

Kapat