Henri Barbusse ‘nin Hayatı

?Bence, Barbusse bir yüksek, hakiki sanatçının nasıl çalışması, nasıl yaşaması, nasıl ve niçin dövüşmesi lazım geldiğini, bütün bir insan soyuna en muazzam ölçülerle, gösteren bir abidedir. O bir küçük-burjuva muhit ve fikriyatının eşyayı karmakarışık ve silik gösteren alacakaranlığından, büyük bir harbin ateş ve kanıyla yıkanarak sıyrılmış, proleter saflarına yalnız imanlı bir nefer gibi değil, bir inkılap bayraktarı olarak da girmiştir. Henri Barbusse?ün ?Ateş?ini okumayan bir işçinin, emekçinin ve hakiki aydının kafası bir parça yarımdır. Ve bu kitabı çevirerek kütüphanesine sokmayan bir dil, insan kafası ve yüreğinin en büyük değerlerinden birinden mahrum kalmış demektir.? (Nazım Hikmet)
?Kitlelerde inkılapçı şuurun göze batacak kadar arttığı, her yerde görülmektedir. Bunun en kuvvetli delillerinden biri de, Henri Barbusse?ün ?Ateş? ve ?Aydınlık? adlı romanlarıdır. Bu romanlardan birincisi, Fransa?da 230.000 nüsha basılmış ve daha şimdiden bütün dünya dillerine çevrilmiştir. Kendi görüşleri ve peşin hükümleri tarafından tamamıyla ezilmiş, tamamıyla cahil bir küçük-burjuvanın, tamamıyla cahil kalmış bir sokak adamının, en çok da savaşın etkisiyle, bir inkılapçı haline gelmesi, sonsuz bir hakikatle, ustalıkla gösterilmiştir.? (Lenin, 3. Enternasyonalin Görevleri Hakkında, 14 Temmuz 1919)

“Barbusse Ateş adlı eseriyle 1914-18 (emperyalist savaş) cinayetini parlak bir şekilde aydınlatanlardan biri oldu.” Maksim Gorki

“Henri Barbusseün Ateşini okumayan bir işçinin, bir emekçinin ve hakiki aydının kafası bir parça yarımdır. Ve bu kitabı çevirerek kütüphanesine sokmayan bir dil, insan kafası ve yüreğinin en büyük değerlerinden birinden mahrum kalmış demektir. Bence bugün Henri Barbusse için yapılacak ilk iş Ateşin Türkçeye çevrilmesi olmalıdır.” Nâzım Hikmet

Harbin en ateşli zamanlarında, emperyalistlerin suratında bir tokat gibi şaklayan Ateşi ve Celladı yazan… bu genç ihtiyarın ölümü bu kavgada her boşalan yerin beş on misli kuvvetle olduğunu bilmesek, bizi yeise bile düşürebilirdi.” Sabahattin Ali

*?Onu bir gün ?bir şair keşfettik? diye ortaya çıkardılar. İlk önceleri şiir yazdı. Sonra roman yazdı. Onun için, savaştan önceki, savaştan sonraki Henri Barbusse, diye ayırırlar. Savaşta Barbusse, ?Asker Charles, Asker Paul, Asker Henri?dir. Nefer Henri. Ama o savaşa karşı çarpışmak için savaştığını söyler. Barbusse savaştan elinde Le Feu (Ateş) romanı ile döner. Ateş, savaşın vahşetini anlatır, harpten yılan nesil içinde roman büyük sevgi kazanır. Ondan sonra Barbusse 1917 yılında ?Eski Muharipler Cumhuriyetçi Derneğini? kurar.
Savaşa bir küçük-burjuva olarak katılan Barbusse, savaştan bir devrimci aydın olarak çıkar. Bundan sonra tüm yaşamını emperyalizme ve faşizme karşı enternasyonal kongrelere, eylemlere adar. Barbusse savaştan sonra anti-emperyalist ve anti-faşist cephede bir sıra neferi olarak mücadelesini sürdürür. Birçok kez Sovyetler Birliği?ne gider ve son olarak 1935 yılında yaptığı gezide hastalığı nükseder. 30 Ağustos 1935 tarihinde yaşamını yitirir. Ölürken dahi İtalyan faşizmine karşı dövüşen Habeşistan?ı düşünür, ?Habeşistan?dan haber var mı?? diye inler. Hele iyileş de, onu sonra düşünürsün diyen Anet Vildal?a, Barbusse, ?Bu anda kimsenin istirahat etmeğe hakkı yoktur? der ve ?Habeşistan, Habeşistan? diye ölür.
Barbusse?ün başlıca eserleri, Ağlayan Kızlar, Ricacılar, Cehennem, Ateş, Aydınlık, Olmuş Olan Gene Olacaktır, Dişlerin Arasındaki Bıçak, Cellatlar, Lenin, Stalin?dir.

Ateş, gerçekten de cenazeleri sırtlarında taşıyan milyonlarca insanın yaşadığı vahşetin bir avuç insanın yaşamı üzerinden bizlere aktarılmasıdır.
Ateş, yazarının da bir sıra neferi olarak katıldığı kahramanı olmayan bir savaş romanı. Barbusse bir sıra neferi olarak savaşın gerçek yüzünü gösteriyor.
Roman, 1. Dünya Savaşı sırasında Fransa?nın kuzeyinde bir Alman cephesinde geçiyor. Askerler, Barbusse?ün dediği gibi, harbe karşı çarpışmak için harp ederler. Tüm savaşlarda olduğu gibi ölenler, acı çekenler yoksul ve sıradan insanlardır hep. Burjuvalar ise kendi çıkarları için yürütülen savaştan bir biçimde sıvışmasını bilmişlerdir.
İki yıl ön cephelerde savaşan ve bir kez geri kaldığı için bir hayvan gibi kazığa bağlanıp öldürülen ve arkadaşlarının arkasından, ?Ağustos 1914?den beri silah altında bulunmuş olan Gajar?a Fransa?nın şükranları?, diye yazdığı Gajarlar?ın savaşıdır.
Vahşi, acımasız ve militarist olarak girilen, ama ?savaşa karşı verilen savaş?la proleter olarak kazanılan savaşın öyküsüdür ?Ateş?.
Barbusse?ün, ?Ateş?i hakkında yazılacak çok fazla bir şey yok. Sadece ?Ateş?i okumak ve hissetmek gerekiyor.” *D. Emre

Henri Barbusse, 1873’de Fransa’nın Asniéres kentinde doğdu. Edebiyata genç yaşta şiirle başladı. Daha sonra, 1. Dünya Savaşı’na sıradan bir er olarak katılan Barbusse, savaş karşıtlığı nedeniyle ordudan atıldı.
Cephe dönüşü, sonradan büyük yankılar uyandıran ve savaşın vahşetini, emperyalist paylaşımın sıradan insan üstündeki ölçüsüz yıkımını anlatan Ateş romanını yayınladı.
Komünist kimliği, savaş dönüşü iyiden iyiye olgunlaşan yazar, “Proleterya Edebiyatı” hakkında düşünce üreten ve dönemin ünlü toplumcu Fransız yazarlarını içine alan bir edebiyat çevresi oluşturdu.
Yaşamını bir komünist olarak sürdürmesi ve hayatının son dönemlerini Sovyetler Birliği’nde geçirmesi nedeniyle, Batı edebiyat dünyasında görmezden gelinen yazar, Bolşevizme ve SSCB’deki Ekim Devrimi’ne gönülden destek verdi. Bu arada Fransız Komünist Partisi’ne de üye oldu.
Yaşamının son yıllarında Sovyetler Birliği’ne yerleşen Barbusse, 1935’de Moskova’ da yaşamını yitirdi. Dişlerin Arasındaki Bıçak (1922), Lenin (1934) diğer eserlerinden bazılarıdır.

Yorum yapın

Daha fazla Biyografiler
Trajedi şairi Sophokles

Yunanlı trajedi şairi Sophokles (???????? - MÖ. 496- MÖ.406), Aiskhyleos?tan sonraki en büyük tragedya şairidir. Tragedyayı daha da geliştirmiştir. Sophokles?in...

Kapat