?Hüzünbaz Öyküler? – Mehmet Özçataloğlu

14 Şubat Dünya Öykü Günü?nün hemen ertesinde düştü önüme ?Gölgeler Islanmaz.? ?İnsan, öyküsüyle var? diyerek seslenilen günün ertesinde. Ben de, insan sıcaklığında öykülerin içine bıraktım kendimi. Öykü denizinin üzerinde değil, dibinde yüzdüm. Nedeni ise kitaba adını veren ilk öykü ?Gölgeler Islanmaz? oldu.
Baba-kız ilişkisini odak noktasına almış olan öykü, kız evlat sahibi her babanın korkularını tetikleyecek nitelikte. Mavisel Yener?in bir röportajında ağzından dökülenler kulaklarımda yankılanıyor hâlâ, içimi titretiyor: ?Babalar ve kızlarının öyküsü hep hüzünlüdür. Önünde sonunda biri diğerini bırakıp gider.? Yazarın betimleme gücü okurunu bir anda kitabın içine çekiyor. Öyküdeki Melek oluveriyorsunuz hemen. Onunla beraber görüyorsunuz, onun gözüyle görüyorsunuz anlatılan terkedilmiş köhne evi.
?Gitme Umut? başlıklı ikinci öyküde yazarın çocuk yazınındaki ustalığının yansımasını görüyoruz. Kısa süreliğine apartman komşunuzun emanet bıraktığı bir çocuğa nasıl yaklaşırsınız, pedagojik doğrularla gönlünü nasıl fethedersiniz? Okuru nasıl çekersiniz öyküye? Çocuklu öyküler/romanlar yazmak zordur. Mavisel Yener?in bunun üstesinden gelmesini çocuk yazınındaki ustalığına bağlayabilirim ancak.
?Avuçların Belleği? gözleri görmeyen Nurcan?ı merkeze almadan, Nurcan?ın öyküsünü anlatmış. Son tümceye kadar sıradan bir öyküymüş gibi okusanız da son tümce sarsıyor, silkeliyor.
?Oyuncak Tren? bir yumru olup oturacak boğazınıza. Düğüm düğüm olacak, yutkunamayacaksınız. Ülke ekonomisinin yaldızlı, parlatılmış yüzünü kazıyıp altına baktığınızda göreceğiniz manzarayı okuyacaksınız. Vicdanınızı yitirmediyseniz bu öyküyü okuyup gayrisafi milli hasılanın 10.000 Amerikan Doları olduğunu söyleyenleri düşüneceksiniz. Yok, eğer vicdan yitikse zaten bu öyküyü de kitabı da okumamışlardan olacağınız için bir şey söylemeye gerek yok! Kısacık bir öykü ile milyonların dramı ancak böyle anlatılabilirdi.
Uçak Kaçırdım Anne, Soparnik?in Sarımsakları, Bozon Manyağı, Balonlu Öykü kitabın geneline hakim olan hüzne inat gülümsetiyor, daha da ötesinde güldürüyor.
Öykülerin geneline bakıldığında kurgu/gerçek birbirine girmiş durumda. Yazar iyi bir gözlemle gündelik yaşamda içinde yuvarlanıp zamanı tükettiğimiz her ne varsa, ustalıkla önümüze getirmiş. İnsan sıcaklığında öyküler hepsi. Buram buram ?İzmir? kokuyor, imbatla yüzünüzü okşuyor. Kimi zaman da İzmir?in ayazı gibi tokatlıyor yanaklarınızı.
Mavisel Yener?in daha önce çocuk kitaplarını okumuştum. Yetişkinlere yönelik bir eserini ilk kez okudum. Bu kitaptaki bazı öyküler 2004 yılında yayımlanan ?Derin Yırtmaç? adlı kitabında yayımlanmış olsa da benim için hepsi çok yeni öykülerdi.
Türkiye edebiyatında öykücülerimiz sıralandığında Mavisel Yener?in adı geçmese de, bu kitaptaki öyküler gösteriyor ki o sıralamada Mavisel Yener de olmalıdır.
?Gölgeler Islanmaz? içinden mavi bir hüzün taşan öykülerden oluşuyor.

Mehmet Özçataloğlu

*Gölgeler Islanmaz, Mavisel Yener, Bilgi Yayınevi, Eylül 2013.

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Öykü Kitapları, Yazarlarımızın son çalışmaları
Georgy Lukacs’a Karşı – Bertolt Brecht

I Georgy Lukács?ın bazı denemelerinin, içerdikleri bunca değerli malzemeye rağmen neden tam anlamıyla doyurucu olmadıkları sık sık kafamı kurcalamıştır. Kendisine...

Kapat