İki ?Garip? daha varmış…

Orhan Veli, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat. Garip ile ölçüsüz, uyaksız yeni bir akım başlatmışlardı. Herkes onları konuşuyordu. Bu, buzdağının görünen kısmı. Görünmeyen tarafta ise iki Ermeni şair vardı: Garbis Cancikyan ve Haygazun Kalustyan.

Üç şair bir araya gelmiş ve 1941 yılında bir kitap yayımlamıştı: Garip. Orhan Veli, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat. Her birinin şiirlerinin yer aldığı bu kitap ile ölçüsüz, uyaksız yeni bir şiir akımıbaşlamıştı. Şairler bayrağı göğe çekmişti. Herkes onları konuşup tartışıyordu. Bu, buzdağının görünen kısmıydı aslında. Görünmeyen tarafta ise iki şair daha vardı. Garbis Cancikyan ve Haygazun Kalustyan. Onlar da Garip?ten bir yıl sonra yani 1942?de Balkıs?ı yayımlamıştı. Türkçe şiirlerin yer aldığı kitaptan Kader matbaasında 250 adet basılmıştı .

Cancikyan ve Kalustyan?dan bugün bahsediyoruz çünkü Balkıs, İş Bankası Kültür Yayınları?nın Kayıp Şairler dizisinin beşinci kitabı olarak yayımlandı.

Garip ile Balkıs?ı birlikte anmamın bir sebebi var. Her iki kitabında ortak bir anlayışa sahip olduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz. Y.P. Tomasyan, Balkıs?ın bu baskısına yazdığı yazıda, kitabın büyük ses getiren Garip?ten hiç de aşağı kalır yanı olmadığının altını çiziyor. Gerçekten de öyle…

Cancikyan?ın (solda) ?Türkiye Ermenileri şiirine getirdiği yenilik hareketi devam etti. Başka Ermeni şairlerin de katılmasıyla Nor Oryan Serunt (Yeni Gün Kuşağı) diye adlandırıldı. Kalustyan (sağda).

Kafiye gibi yamalar kullanmazlar
Garip?in ve Balkıs?ın şairlerinin şiir anlayışlarının benzerliğini, en iyi manifesto niteliğindeki önsözler anlatıyor. İşte Orhan Veli?ninki: ?Yeni bir zevke ancak yeni yollarla, yeni vasıtalarla varılır. Birtakım nazariyelerin söylediklerini bilinen kalıplar içine sıkıştırmakta hiçbir yeni, hiçbir san?atkârane hamle yoktur. Yapıyı temelinden değiştirmelidir. Biz senelerden beri zevkimize, irademize hükmetmiş, onları tayin etmiş, onlara şekil vermiş edebiyatların, o sıkıcı, o bunaltıcı tesirinden kurtulabilmek için, o edebiyatların bize öğretmiş olduğu her şeyi atmak mecburiyetindeyiz. Mümkün olsa da ?şiir yazarken bu kelimelerle düşünmek lazımdır? diye yaratıcı faaliyetimizi tehdit eden lisanı bile atsak. ?

Cancikyan ve Kalustyan ?tekrar ediyoruz? deyip altını çizerek dertlerini şöyle özetliyor: ?Balkıs telakkisini kabul eden realist şair, kelimeleri değil, detayları harmonize eder. Vezin, kafiye gibi yamalar kullanmaz. Saklayacak, çürük bir tarafı, örtbas yapacak bir beceriksizliği yok; okuyucuyu dalgaya düşüreceğine onu uyanık tutar. Vezin ve kafiye gibi uyuşturucu unsurlarda bulduğumuz güzelliğin ancak bir telkin mahiyetinde olduğu kanaatındayız. Vezin ve kafiye lisanı gayri tabiî bir hale koyduğu için realizmaya zıd unsur olarak göze çarpar, mamafih bu gayrı tabiîlik yalnız lisanda değil eserin şiiriyetinde de ortaya çıkar. Teşbih, mübalağa gibi birtakım edebi hokkabazlıklar, tekrar ediyoruz şiire bu zararlı zihniyeti getirmişlerdir. Realist sosyal hadiseleri olduğu gibi gösterir.?

Aynı yollar etrafında dolanan bu şairlerden Garipçiler olarak anılan Orhan Veli, Oktay Rifat ve Melih Cevdet?i tanıyor, biliyoruz. Peki, Garbis Cancikyan ve Haygazin Kalustyan adındaki bu iki Ermeni şair kimdi? Onları tanımak, şiirlerini okumak için elimizde nihayet bir kitap var. Y. P. Tomasyan?ın Balkıs?ta yer alan, şairlerle ilgili yazıları onları yakından tanımamızı sağlıyor.

Biraz yoksulluk, biraz hastalık
Cancikyan 1920?de Samatya?da, Kalustyan Gedikpaşa?da doğar. Aynı zor hayat onları beklemektedir. Cancikyan, öğrenimine aralıklarla devam eder. Ticarethanede çalışır. Ama her seferinde okumaya hevesli olduğu için okula dönecek bir yol bulur. Altıncı sınıftayken yol arkadaşı Kalustyan ile tanışır. Her ne kadar şiir gibi günler onları beklemese de şiirli günlerde birliktedirler. Kalustyan?ın imkânları da arkadaşınınkinden farklı değildir. Maddi sıkıntıları okul hayatının sürmesine engel olur. Fabrikada vasıfsız işçi olarak çalışır, açıktan lise sınavlarına girer. Cancikyan ise liseyi bitirmeden verem hastalığına yakalanır.

Cancikyan?ın ilk şiiri Ore Or (Günden Güne) Araksi Soğomon mahlasıyla yayımlanır. Dergilere yolladığı şiirlerin devamlı reddedilmesine, bulduğu bu mahlasla kendince bir çözüm getirir. Kadın ismi kullanır. Birbirlerinin en sadık okurlarıdır Cancikyan ve Kalustyan. Bu birliktelik 1942?de bir kitap ile taçlandırılır. Alacakaranlık anlamına gelen Balkıs?ı yayımladıklarında ne yaptıklarını bilen, yollarını çoktan çizmiş, tarzlarını oturtmuş iki şairdir onlar.

Cancikyan, Balkıs yayımlandıktan dört yıl sonra veremden ölür. Vasiyeti Ermeni şair Misak Medzarents?in yanına gömülmektir. Mezartaşına şiirlerinden biri yazılır.

Ocağın altısında doğdum ben
Ateş yüreğimde tüter
Kılıç alnımda, doğdum ben

Kalustyan arkadaşının ardından ?Sen öldün. Sen artık şiir yazamazsın. Ya ben? Ben yaşıyorum!? satırlarını yazar. Cancikyan?ın arkadaşları şairin şiirlerini 1948?de bir araya getirip yayımlar. Kitabın başında kitabın hasılatıyla şairin mezarının yaptırılacağı notu vardır.

Kalustyan ise arkadaşının ölümünden sonra tek bir kitap yayımlar: Karyuği Lamparı (Gaz Lambası). İstanbul Üniversitesi?nde pedagoji okur. Bir süre eğitimci olarak görev yapar. 1965?te Ermenistan?a göç der. İstanbul?u ve şairliğini geride bırakır. Yerevan?da hiç şiir yazmaz. Bilimler Akademisi?nde çalışmaya başlar. 1985 yılında akademiye üç dört gün gitmeyince arkadaşları evine gider ve Kalustyan?ı kanepede ölü bulur.

Birlik ve beraberliğimizi bozan şiir!
Haygazun Kalustyan?ın bu şiiri yazıldığı yıllarda emniyet müdürlüğünü rahatsız etmişti. Şairi çağıran Emniyet, şiirin ?birlik ve beraberliğimizi? bozduğunu söyler.

Şu ayrıntıyı da verelim. Şiirde geçen kadın Kalustyan?ın annesidir.

Akşam
Şimdi
Bir kadın
İşsiz kocasını bekliyor
Şimdi
Kâğıt parçalarının alevi
Pazar kaldırımları üstünde
Dökülen lahana yapraklarını
Yemeğe çevirecek
Ve masa üstündeki ekmek bıçağı
Tekrar
Ekmek ekmek ekmek bekleyecek?

?
piyanoyu ve şiiri
niçin severim acaba?
bir kız bilirim
elleri var
ayakları var
gözleri var
piyanoyu ve şiiri
niçin severim acaba?
Garbis Cancikyan
Kitaptan

BURCU AKTAŞ
(27.06.2014, http://kitap.radikal.com.tr/)

Kitabın Künyesi
Balkıs
Garbis Cancikyan, Haygazun Kalustyan
İş Bankası Kültür Yayınları
2014, 72 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Biyografiler
“Diyelim ki, beni boğmakta olan bir eli boynumdan söküyorum. O eli söküp atan kendi elimin, beni kurtarırken boynuma bir ip geçirdiğini farkediyorum.”

"Ömrüm boyunca hayatımı ezen koşulların bazılarından kurtulmak istediğim, buna karşılık kendimi benzer koşullar tarafından kuşatılmış olarak bulduğum çok oldu, olayların...

Kapat