Nüfus kaydına göre 01.07.1914 Trabzon doğumlu. Baba Adı; Samih Anne Adı; Münevver Evli 1945 eşi, Sabiha ( 16.09.2006 Vefat ) 3 çocuk babası ( Mehmet Samih, Elif, Nesrin )
İlk Okulun birinci ve ikinci sınıflarını İstanbul da ( 1921- 1923 ), Üç, Dört, Beş inci sınıflarını Ankara da Zübeyde Hanım İlk Okulun da okudu ( 1923 ? 1926 ), Orta Okulu Ankara Erkek Lisesi Orta Okulunda ( 1926 – 1929 ), Lise yine aynı okulun Lise bölümün de ( ATATÜRK LİSESİ ) (1929 – 1932 ) okudu. Ankara Hukuk Fakültesi mezunu ( 1932- 1936 ) ( Avrupa da Hukuk tahsili yaptığını gösteren hiçbir kayıt yok ) Fransızca biliyor (Eşi Fransızca Öğretmeni) Memur kadrosu ile çalışırken
Oktay Rifat
Doğumunun 100.Yılı anısına Oktay Rifat “Ali Oktay Rifat” hakkında bilgi – Ayhan Hüseyin ülgenay
İki ?Garip? daha varmış…
Orhan Veli, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat. Garip ile ölçüsüz, uyaksız yeni bir akım başlatmışlardı. Herkes onları konuşuyordu. Bu, buzdağının görünen kısmı. Görünmeyen tarafta ise iki Ermeni şair vardı: Garbis Cancikyan ve Haygazun Kalustyan.
Üç şair bir araya gelmiş ve 1941 yılında bir kitap yayımlamıştı: Garip. Orhan Veli, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat. Her birinin şiirlerinin yer aldığı bu kitap ile ölçüsüz, uyaksız yeni bir şiir akımı
Oktay Rifat?ın ?Horozcu?luğu
Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, Oktay Rifat?ı doğumunun 100. yılında ?Elleri Var Özgürlüğün? adlı sergi ile anıyor. Sergide çağdaş şiirimizin klasiklerinden Oktay Rifat?ın yaşamından kesitler, ailesi ve edebiyatçı dostlarıyla ilişkileri yansıtılıyor. Fotoğraflarının yanında el yazısı ile şiirleri, imzalı kitapları, resmi belgeleri, mektupları, daktilosu, küllüğü, pardösüsü, kasketi, saati gibi özel eşyaları da sergileniyor. Nâzım Hikmet?in annesi Celile Hanım, Metin Eloğlu gibi ressamların fırçasından portrelerini izliyor,
Oktay Rifat 100 yaşında: “Bir şeyler yaptım galiba!”
“Övünmekten ve övülmekten hoşlanmayan, gerçeği, gerçek değerleri görmeye, anlamaya çalışan, alabildiğine alçak gönüllü bir kişilik. ‘Kimin kaç dizesi kalmış bir iki yüzyıl sonrasına! Öyleyse bu tafra, bu kabarma niye!’ Yetmiş yaşını geçtiğinde, tüm şiirlerini bir araya getiren tuğla kalınlığındaki cildi sık sık eline alır, karıştırır, orasından, burasından okurdu sessizce. ‘Bir şeyler yaptım galiba!’ Ve son kitabına dek süren bir kendini aşma isteği: ‘Bir iki adım daha ileri gitmeliyim… Mek parmak daha.'”
Oktay Rifat 100 yaşında
Oktay Rifat, doğumunun 100?üncü yılında Elleri Var Özgürlüğün sergisiyle anılıyor.
Elleri Var Özgürlüğün – Oktay Rifat 100 Yaşında, 10 Haziran 1914 yılında dünyaya gelen Oktay Rifat?ın kişisel yaşam serüvenini hem edebi serüvenini yansıtan, bir yandan da ressamlığına vurgu yapan bir sergi.
Oktay Rifat?ın Önemi – Zafer Yalçınpınar
Oktay Rifat?ın poetikasındaki alan derinliğinin, Garip ve İkinci Yeni şiir akımları arasında hareketlenen bir bağlaç bölgesi oluşturduğunu -ki Cemal Süreya bunu bir tür ters ama yadsınamaz eklemler bütünü olarak görür- sezmemden sonra, Oktay Rifat?in önemi daha da belirginleşti. Zaten bugün, sıkışmış, hem kültürel, hem de imgesel açıdan ?hareket alanı daralmış?
Garipçiler 100 yaşında – M. Şeref Özsoy
Garip akımının kurucuları Orhan Veli, Oktay Rifat ve Melih Cevdet ?yüz? yaşında. Garipçiler, şiirde her türlü kurala ve önceden belirlenmiş kalıplara karşı çıkıp kuralsızlığı kural edinmişlerdi…
Kelebeğin Rüyası filmini izlediyseniz, Behçet Necatigil?in hastanede yatan Rüştü Onur?a bir şiir kitabı getirdiğini anımsarsınız: Garip… Oysa, 1941 yılında Salâh Birsel?e yazdığı mektup şöyledir Rüştü Onur?un: ?Mektubunuzu ve Orhan Veli?nin Garip adlı eserini aldım.
Mutlak Peşinde – Honore de Balzac
Honoré de Balzac (1799-1850): Fransa’nın 19. Yüzyıldaki sosyal yapısının tarihsel bir tablosunu çıkardığı eski ve yeni romanlarını 1830’dan sonra İnsanlık Komedyası başlığı altında topladı. 1834 yılında yazdığı Mutlak Peşinde bu anıtsal eserde “Felsefi İncelemeler” başlığı altında bir araya gelen romanlar arasında yer almaktadır.
Balzac’ın roman kahramanları çıkar çatışmalarının ortasında, ait oldukları sınıfın tipik karakterleri olarak ele alınsa da,
Pablo Picasso: “Sanat, gerçekleri tanımamıza yardımcı olan bir yalandır.” – Barış Kişin
“Küçük bir çocukken annem bana şöyle demişti, eğer asker olursan general olacaksın, rahip olursan Papalığa yükseleceksin. Ama ben ressam oldum ve Picasso olarak kaldım.”
Picasso, 25 Ekim 1881 yılında İspanya’nın Malaga bölgesinde doğdu. Madrid’deki Royal Academisinde sadece bir sene akademik eğitim almış olmasına rağmen Kübizm’in öncüsü, 20. yüzyılın kayda değer en önemli sanatçılardan biri olarak damgasını vurdu. Tanınan en üretken sanatçı olarak bilinen Picasso, toplam 100,000 resim, 34,000 baskı, 300 kitap resmi ve heykel ve birçok seramik ve çizim üretti.
Hayatı boyunca savaşa karşı duran, mücadele eden Picasso, yaşamının önemli bir bölümü savaşlar içinde (İspanya Halk Savaşı, I. ve II. Dünya Savaşları) geçirmek zorunda kaldı.
Nazım Hikmet’in 1950 yılında haksız yere hapis yattığını protesto etmek için
Louis Lambert (Ciltli)- Honore de Balzac
Honoré de Balzac (1799-1850): Fransa’nın 19. yüzyıldaki sosyal yapısının tarihsel bir tablosunu çıkardığı eski ve yeni romanlarını 1830’dan sonra İnsanlık Komedyası başlığı altında topladı. Louis Lambert bu anıtsal eserde “Felsefi İncelemeler” başlığı altında bir araya gelen romanlar arasında yer alır. Balzac’ın önemli metinlerinden biri olduğu söylenen Louis Lambert, yazarın çocukluk yaşamından izler taşır. Anlatılan olaylarla yazarın yaşamı arasında benzerlikler bulan edebiyat tarihçileri eserin büyük ölçüde otobiyografik bir roman
Şevket Rado’ya Mektuplar – Melih Cevdet Anday, Oktay Rifat, Orhan Veli Kanık
Cumhuriyet döneminin dört kültür ve sanat insanı: Orhan Veli Kanık, Oktay Rifat, Melih Cevdet Anday ve Şevket Rado. İlk üçünün kendi sanat çizgilerinin evreleri içinde Türk şiirine getirdiği renk ve tadlar, günümüz şiirinin öncüleri ve ustaları arasında anılmalarını sağlarken bu kitapta yer alan mektupları ise özel hayatlarını da ilgi odağı haline getiriyor. Şairliği, yazarlığı ve yayıncılığı ile 30’lardan 70’lere kadar etkili olan Şevket Rado ise üç şairin ortak dostu sıfatıyla onların bu kitapta da buluşmalarını kendisine gönderilen mektupları saklayarak sağlamış oluyor. Mektuplarla kurulmuş bir dünyanın, Türk şiirine “Garip Hareketi” ve sonrasıyla “çıkış”lar ve “yükselişler” sağlayan üç büyük şairin, Orhan Veli Kanık, Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday’ın şair, yazar, gazeteci ve yayıncı Şevket Rado’ya aşağı yukarı aynı yılları kapsayan bir dönemde yazılmış ve konuları büyük ölçüde ortaklık taşıyan mektupları…
Garip Şiiri – Tamer Uysal
?Bu umut özgür olmanın kapısı;
Mutlu günlere insanca aralık.
Bu sevinç mutlu günlerin ışığı;
Vurur üstümüze usulca ürkek?…
Her geçen gün biraz daha fazla baskı altına alındığımız toplumsal koşullarla yaşamaktayız. Ekonomik koşullar, hayat pahalılığı, sık sık karşılaştığımız zam haberleri, enflasyon denilen canavar ve bir türlü sonu gelmeyen ekonomik paketler hangimizi garipleştirmiyor ki? Hangimiz biraz garip, hangimiz biraz şair değiliz? Aziz Nesin?in ?Türkiye?de her üç kişiden beşi şairdir? demesi belki de bundan?
Danaburnu – Oktay Rifat
Oktay Rifat, 1980 yılında yayımlanan ikinci romanı Danaburnu’yla 1981’de Madaralı Roman Ödülü’nü aldı. Özellikle kahramanlarının iç dünyalarını anlatırken tutturduğu etkileyici diliyle bir ozanın elinden çıktığı belli olan, bir cinayet üzerine kurulu Danaburnu, çeşitli kesimlerden insan hayatlarına ayna tutarken bir döneme de tanıklık ediyor. Yozlaşmadan payını alan sıradan insanların yaşadıkları çalkalanmalar, onların tutunma çabaları ve çıkarları doğrultusunda küçük hesaplar peşinde koşan küçük burjuvalar Danaburnu’nda buluşuyor ve birbiriyle kesişen değişik hayat hikâyeleri sürükleyici bir dille anlatılıyor.
*Garip akımının öncülerinden olan Oktay Rifat, şiirlerinde kırsal kesimde ve daha çok kentte yaşayan sıradan insanların günlük yaşamlarına ‘lirik ögeyi devre dışı bırakacak’ bir biçimde yaklaşmasıyla tanınır. Şiirlerindeki izleği romanlarında da hissettiren Rifat, Danaburnu ve Bay Lear’da da ana karakterlerini sıradan insanlar arasından seçmiş.
Bir film karesi gibi başlamış Danaburnu, deniz ve rüzgârın fırtınalı birlikteliğiyle daha başta ilk karakterler belirmiş. Bir yazlık, kent yaşamını ve zenginliği
Oktay Rifat: “Şair ister istemez bir düşünür olmak zorundadır” Mehmet Rifat
?Şair ister istemez bir düşünür olmak zorundadır, hem de ileriyi gören bir düşünür. Yoksa geri düşüncelerle yoğruluş kafa şiire fayda yerine zarar verir. Bu, şairin sadece bir düşünür olmasını istemek değildir. Elbette ki, bir şiir sanatı, bu şiir sanatının da kendine göre bir düzeni vardır. Ama bu düzen, kâinat anlayışımıza, dünya görüşümüze göre ayarlanacağı içindir ki her şeyden önce şairin bir düşünür olmasını gerektirir. Gelgelelim bu o kadar kolay bir iş değildir. Dil öğrenmek ister, meyhanelerden pılıyı pırtıyı toplayıp kitaplıklara geçmek ister, okuyup yazmak, durmadan okuyup yazmak ister. Ama canım, insan da ya şair olmak ister, ya istemez. İsterse, kim dedi şairliğin yağma Hasan?ın böreği olduğunu.?
(?Şiir Konuşması?, Yaprak, 15 Şubat 1949, s. 62)
Oktay Rifat?ın 1992?de yayımlanan Şiir Konuşması adlı kitabında yer alan yazılar toplamına, yukarıdaki saptama doğrultusunda yaklaşmaya ve şairin düşünsel kaynaklarına doğru yol almaya çalışacağız.