Oktay Rifat: ?Şair ister istemez bir düşünür olmak zorundadır? Mehmet Rifat

?Şair ister istemez bir düşünür olmak zorundadır, hem de ileriyi gören bir düşünür. Yoksa geri düşüncelerle yoğruluş kafa şiire fayda yerine zarar verir. Bu, şairin sadece bir düşünür olmasını istemek değildir. Elbette ki, bir şiir sanatı, bu şiir sanatının da kendine göre bir düzeni vardır. Ama bu düzen, kâinat anlayışımıza, dünya görüşümüze göre ayarlanacağı içindir ki her şeyden önce şairin bir düşünür olmasını gerektirir. Gelgelelim bu o kadar kolay bir iş değildir. Dil öğrenmek ister, meyhanelerden pılıyı pırtıyı toplayıp kitaplıklara geçmek ister, okuyup yazmak, durmadan okuyup yazmak ister. Ama canım, insan da ya şair olmak ister, ya istemez. İsterse, kim dedi şairliğin yağma Hasan?ın böreği olduğunu.?
(?Şiir Konuşması?, Yaprak, 15 Şubat 1949, s. 62)

Oktay Rifat?ın 1992?de yayımlanan Şiir Konuşması adlı kitabında yer alan yazılar toplamına, yukarıdaki saptama doğrultusunda yaklaşmaya ve şairin düşünsel kaynaklarına doğru yol almaya çalışacağız.Şiir Konuşması?nda yer alan ve yaklaşık olarak kırk yıllık bir süre (1945-1986) içinde gerçekleşmiş bulunan metinler, Oktay Rifat?ın ?yazı dünyası?nda birbiriyle bağlantılı en azından üç boyutu sergiliyor:
1. Oktay Rifat?ın şiir yazılarını hangi nedenlerle kaleme aldığını;
2. Şiir üstüne neler söylediğini, hangi konuları yoğunlukla işlediğini;
3. Düşüncelerini dile getirmek için hangi kaynaklardan beslendiğini.
Şimdi bu üç aşamalı süreci örneklendirmek amacıyla Şiir Konuşması?nda yer alan yazılara içerik düzenlenişleri açısından topluca bakalım:

1. Şiir Konuşması?ndaki yazıların her biri, dünya şiirinin evrimini yakından izleyen ve bilen, Türkiye?de tartışılan ya da tartışılması gereken şiir sorunlarına çağdaş bir yön vermek, yeni bir renk katmak, bu sorunları çağdaş sanat anlayışları ve çağdaş dil/gösterge araştırmaları yörüngesinde değerlendirmek isteyen bir şairin çabasını ortaya koyuyor açıkça.
Yazıların genel olarak bu ana program doğrultusunda ele alındığını söyleyebiliriz. Ancak, Oktay Rifat?ın bu arada kimi sorunların tartışılmasında yanlış anlaşılmaları önlemeye, dönemin önde gelen eleştirmen, şair ve yazarların saptamalarına katkıda bulunmaya, tartışmalara yol açıcı gözlemler katmaya çalıştığı, gerektiğinde de eleştirel yanıtlar vermekten geri kalmadığı görülüyor.
Buraya kadar söylediklerimiz yazıların genel amaçlarıyla ilgili kuşkusuz. Ama yazıların kaleme alınmış olmasında bir yazarın, bir şairin Yazma Arzusu?nun da ana gerekçe oluşturduğunu unutmayalım. Kendi şiirini, yine kendi şiir düşüncesiyle besleme, kuşatma arzusu bu. Dolayısıyla Oktay Rifat şiirinin yorumcularına şunu özellikle belirtmek isterim: Şiirlerin düşünsel göndergelerini şiir üstüne yazılarında, şiir üstüne yazılarındaki gözlemlerin gerçekleştirilme biçimlerini de şiirlerinde araştırabilirler.

2. Şimdi, yazılarda işlenen ve tartışılan konulara, ele alınan kavramlara, terimlere göz atalım. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, 1945 ile 1986 arasında yaklaşık kırk yıllık bir sürede kaleme alınmış bu yazılar bir şairin Yaratıcı Benliği?ni besleyen kaynakları göstermesi bakımından önemli olduğu kadar, hem şiirlerine hem de öteki yapıtlarına (romanlarına, oyunlarına) destek veren ana temaları, konuları, kavramları belirlemek, bunların hangi kaynaklardan hareket edilerek nasıl dönüşüm geçirdiğini görmek açısından da değerli. Söz konusu yazılar Oktay Rifat şiirlerinin art-alanını oluşturuyor: Peki bu art-alanda neler var, şimdi de onları belirleyelim.
Yazıların tema örgüsünü daha çok yeni şiirin ayırıcı nitelikleri, şiirde anlam sorunu ve anlam kavramanın tartışılması, çağdaş şiir ve çağdaş sanat arasındaki ilişkiler, şiir dilinin özellikleri, konuşma dili/yazı dili karşıtlığının şiirdeki işlevleri, şiire ve düzyazıya özgü söz sanatları, şiir çevirisinin sorunları oluşturuyor. Bu ana sorunlar bağlamında ya da çevresinde de şairin gerçeğe ulaşmaya çalışırken akılın yanı sıra, var olabilecek bütün yollara başvurabileceği olgusu vurgulanıyor. Şairlerin ve yazarların gerçeğin peşinden koşarken izledikleri yol Oktay Rifat?a göre salt akıl yolu değildir. Yeni şair 1940?lı yıllarda ve elbette öncesinde, salt akıl yoluyla değil, duyularla, sezilerle, anımsamayla (bu noktada Proust?u örnek veriyor) gerçeği ya da zamanı yakalamaya çalışır. Bu bir bakıma XX. yüzyıl romanının yaptığı gibi, gerçeği belli anlarıyla, belli kesitleriyle yakalamayı, hem de geçmişi, şimdiyi ve geleceği birbirinin içine katarak yakalamayı çağrıştırır.
Yeni şiirin Oktay Rifat?a göre bir özelliği de, o dönemlerdeki izlenimsel eleştirinin niteliğine uygun olarak, akıldan çok bireysel zevke, beğeniye yönelmiş olmasıdır.
Oktay Rifat, yukarıda topluca sıralarken belirttiğimiz gibi, genel olarak anlam sorununu, özel olarak da şiirde anlam sorununa bakışı tartışır. Ona göre ?[y]eni dediğimiz sanatçı, şiirde manaya, insandan insana değişen, sınırı pek de belli olmayan bir intiba, insanın şuuruna, okuduğu şiir cümlesinden düşen bir mürtesem gözüyle bak[ar].? (s. 49) Oktay Rifat bu alıntıda da görüldüğü gibi anlamın çoğulluğuna daha 1947?de değinmiştir.
Yazarın üzerinde önemle durduğu konular arasında, şairin özgürlük mücadelesi ve toplumsal sorunlara ilişkin dikkati de var. Öte yandan, şairin kişiliği de önemli bir sorun olarak ele alınmış bu yazılarda. Bir şairin kendi şiir sanatını kurabilmesinin koşulu, öncelikle kendi dünya görüşünü oluşturabilmesi, daha açıkçası kendi düşüncesini oluşturabilmiş olmasıdır, ona göre. (s. 62)
Öte yandan, güzel şiir yazmaya değil de düpedüz şiir yazmaya özenmelerini ister şairlerin Oktay Rifat. Bu da Şiir Konuşması?nın bir başka temel ilkesidir. Oktay Rifat, hem şiirimizi hem de genel olarak edebiyatımızı ?süslenmek bayağılığı?ndan kurtarmak gerektiğine inanır ve bu konuda şöyle der:
??[H]erkes bu derde tutulmuş. Başka bir istek, başka bir düşünce aramayın! Güzel, güzel? Hay yere batası güzel! Şu güzel denilen nesnenin çürüklüğünü bir anlasak da biraz rahat nefes alsak. Sanatın ilkesi güzeli bulmakmış, güzel şekiller yaratmakmış! Nereden çıktı? Kim demiş? Sanat eseri insanoğluna yaraşır bir haysiyet taşıdığı, üzerine aldığı işi başardığı zaman güzel olur. Yoksa yalnız bir güzellik tutturup giderse aklı başında okuyucuda, en az, bir tiksinti uyandırır. Tarih bunun örnekleriyle dolu. Bir şey anlatan, bir şey inceleyen, düşünceye bir aydınlık getiren, kısacası güzellikten başka kaygıları olan eserlerin yanında, sadece güzel kaygısıyla kurulmuş eserlerin nasıl bayağı bir yosmalığa düştüklerini hepimiz biliriz. Denemesi bedava, unutun şu güzeli, unutun da öyle şiirler yazın, şiirleriniz bakın nasıl oturaklı, sağlam, üstelik cabadan bir de güzel oluyor.? (s. 71-72)
Buraya kadar değindiğimiz noktaların işleniş açısından dikkati çeken en belirgin özelliğiyse bizce şudur: Oktay Rifat ele aldığı bütün sorunlarda, öncelikle bunların dayandığı temel kavramları tanımlar, sınırlarını zorlar, reddeder ya da parçalar, ardından da tartıştığı kavramları dönemin güvenilir kaynaklarını da dikkate alarak yeniden tanımlamaya girişir. Bu kavramların başında da anlam (?mana?), ?mana ile lâfız?, ?mana ile cümle?, akıl ve aklın çeşitli özellikleri, deyiş, yeni şiir, ileri şiir, genel olarak mecazlar, özellikle eğretileme ve öteki söz sanatları, eşduyum, benzeşme, içerik (?muhteva?), dil, şiir dili, kitap dili/konuşma dili, dilin arınması ya da dilde yenileşme, şiir çevirisi, şiirin çevrilemezliği, kavram/kelime ilişkisi, ve bu arada yeni dil ve gösterge araştırmalarının gündeme getirmiş olduğu göstergebilim (ya da imbilim), anlambilim, biçembilim vb. gelir.1

3. Şimdi de yazıların oluşturulması sürecinde Oktay Rifat?ın ad vererek belirttiği kaynaklara ve kaynakların çeşitliliğine bakalım.
Oktay Rifat?ın düşünsel kaynakları arasında Fransız yazarları, şairleri, düşünürleri ağırlıkta. Bu durum kuşkusuz Oktay Rifat?ın Fransız kültürünü ve dilini yakından tanımış olduğunu, daha çok bu dilin düşünsel ve sanatsal kaynaklarıyla beslendiğini gösterir. Şairler arasında Baudelaire, Valéry ve Gerçeküstücüler (daha çok da Éluard ve Soupault) ön planda yer alıyor. Bu arada Mallarmé, Supervielle, Apollinaire?in de adı vurgulanıyor. Daha öncekiler arasında Hugo ve Nerval de var. Ancak Fransız şairleri bu kadar değil elbette: Aralarında Ronsard, du Bellay, Malherbe, René Char, Max Jacob, François Coppée, Pierre Reverdy, Saint-John Perse ve daha birçoğu yazıdan yazıya akıyor. Bu arada Klasikler, Romantikler, Simgeciler, Parnasçılar, Poe, Whitman, Blake vb. de şair ve yazarların geçişine katılıyor. Öte yandan Latin ve Yunan ?ozanları?nın da Oktay Rifat?ın ayrı bir tutkusu olduğunu hemen belirtelim.
Yazarlar, eleştirmenler ve/ya da düşünürler arasında da yine Fransızlar dikkati çekiyor: Özellikle Alain?e, Proust?a, Sartre?a, Julien Benda?ya, Henri Bremond?a, Henri Bergson?a, Maurice Raynal?a yapılan göndermelerle, bu yazarların görüşleriyle, değişik kavramlara ilişkin tanımlarıyla yazıların birçoğu örülüyor.
Bu arada Oktay Rifat dilcilerin yapıtlarına da sık sık başvuruyor. Dönemin ünlü dilcileri arasında Joseph Vendryès, Charles Bally?ye başvuruyor, onların görüşlerinden yararlanıyor. Ayrıca bir başka dilbilimci, çeviri kuramcısı ve eleştirmeni Georges Mounin ile 1950?li yılların başlarında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi?nde ders vermiş olan edebiyat kuramcısı Guy Michaud da Oktay Rifat?ın kaynakları arasında.
Oktay Rifat?ın bir başka önemli kaynağı ise dil ve felsefe sözlükleri: Littré?nin Fransız dili sözlüğü, Larousse sözlüğü, Goblot?nun felsefe sözlüğü, Naci Lügatı, Şemsettin Sami?nin sözlük ve ansiklopedileri, Mehmet Ali Ağakay?ın sözlüğü birçok kavramı yeniden tanımlayabilmek ya da tanımları yeniden gözden geçirebilmek, dolayısıyla bir tartışmayı temellendirebilmek için Oktay Rifat?ın başvurduğu temel kaynaklar arasında yer alıyor.
Öte yandan şiir ile sanat arasında karşılaştırmalar yaparken başvurduğu ya da adını geçirdiği ressamlar arasında Picasso, Bernard Buffet, Manet, Monet, Gromaire dikkati çekiyor. Müzikçiler arasında da Beethoven, Debussy?ye değiniliyor.
Türk yazarları arasındaysa, Ataç (onunla yaptığı tartışmalar), Orhan Veli, Melih Cevdet, Nâzım Hikmet, Sait Faik, Ahmet Hâşim, Tevfik Fikret, Mehmet Âkif, Yahya Kemal, İlhan Berk, Can Yücel, Behçet Necatigil, Sabahattin Eyuboğlu, Orhan Kemal, Suut Kemal Yetkin, Memet Fuat vb. kitapları, görüşleri, eleştirileri aracılığıyla gündeme getiriliyor. Böylece bir bakıma dönemin Türk edebiyatı panoraması sunuluyor: Tanıtıcı olmaktan çok değerlendirici gözlemlerle elbette.
* * *
Yukarıda üç açıdan ele aldığımız Şiir Konuşması?nı öncelikle Oktay Rifat?ın düşünsel art-alanını yakından tanımak için kaçınılmaz bir kaynak, buradan kalkarak da usta bir şairin Türk şiir serüvenini belli anlarıyla yorumlayışını görmek için vazgeçilmez bir şiir sanatı elkitabı, bir vademecum olarak görüyoruz.2

Notlar:
1 Oktay Rifat?ın Şiir Konuşması adlı kitabındaki şiirin yapısına ilişkin gözlemlere getirilen bir başka yorum için bkz.: Mehmet Rifat, Gösterge Avcıları: Şiiri Okuyan Şairler 1, İstanbul, YKY, 1997 (gözden geçirilmiş 2. baskı, İstanbul, Om, 2000).

2 Şiir Konuşması?nda (İstanbul, Adam, 1992) yer alan yazılardaki özellikle yabancı özel adlar ve terimlerde dikkati çeken yazım yanlışlarının YKY tarafından gerçekleştirilecek baskıda düzeltileceğini umuyorum.
Alıntı: Mehmet Rifat, Kitap-lık, Sayı: 119 Eylül 2008

Mehmet Rifat’ın Hayatı
Yazar; göstergebilim, dilbilim, yazınsal eleştiri, eleştiri kuramları, Fransız yazını, çeviri kuramı, masal incelemesi alanlarında çalışıyor. Boğaziçi Üniversitesi ile Yeditepe Üniversitesi?nde ders veriyor.
Yapıtları: Yazınsal Betik Üstüne Araştırmalar (1976); Roman Kurgusu ve Yapısal Çözümleme: Michel Butor?un Değişim?i (doktora tezi, 1977; yayımı 1978); Başlıca Dilbilim Terimleri (ortak yapıt, 1978); Dilbilim ve Dilbilgisi Terimleri Sözlüğü (ortak yapıt, 1980); Genel Göstergebilim Sorunları: Kuram ve Uygulama (1982; gözden geçirilmiş 2. baskı 1986); Dilbilim ve Göstergebilim Kuramları (Temel Metinlerin Çevirisiyle Birlikte, 1983); Dilbilim ve Göstergebilim Terimleri (ortak yapıt, 1988); Dilbilim ve Göstergebilimin Çağdaş Kuramları (1990); Göstergebilimin ABC?si (1992); Homo Semioticus (1993; gözden geçirilmiş ve genişletilmiş 4. baskı 2001); Balzac Kitabı (haz. M. Rifat, 1994); Çeviri ve Çeviri Kuramı Üstüne Söylemler (yay. haz. M. Rifat, 1996); Eleştiri ve Eleştiri Kuramı Üstüne Söylemler (yay. haz. M. Rifat, 1996); Göstergebilimcinin Kitabı (Göstergebilimin ABC?si?nin gözden geçirilmiş ve genişletilmiş biçimi, 1996); Gösterge Avcıları. Şiiri Okuyan şairler 1 (1997; gözden geçirilmiş 2. baskı 2000); XX. Yüzyılda Dilbilim ve Göstergebilim Kuramları: 1. Tarihçe ve Eleştirel Düşünceler; 2. Temel Metinler (1998; gözden geçirilmiş 2. baskı 2000; gözden geçirilmiş ve genişletilmiş 3. baskı 2005); Honoré de Balzac. Romancının Evreninden Sahneler (Balzac Kitabı?nın gözden geçirilmiş ve dönüştürülmüş biçimi, 1999); Gösterge Eleştirisi (1999; gözden geçirilmiş ve genişletilmiş 2. baskı 2002); Çeviri Seçkisi I: Çeviriyi Düşünenler (haz. M. Rifat, 2003); Çeviri Seçkisi II: Çeviri(bilim) Nedir? – Başkasının Bakışı (haz. M. Rifat, 2004); Eleştiri Seçkisi: Eleştirel Bakış Açıları (haz. M. Rifat, 2004); vb.
Çevirileri: Gorgias (Platon?dan, 1975; yeni çeviri, 1999); Masalın Biçimbilimi (V. Propp?tan, 1985; yeni çeviri 2001); Sekiz Yazı (R. Jakobson?dan, 1990); Roman Üstüne Denemeler (M. Butor?dan, 1991); Göstergebilimsel Serüven (R. Barthes?tan, 1993; gözden geçirilmiş 5. baskı 2005); Yazın Kuramı (Rus biçimcilerinden, T. Todorov?un derlemesi, 1995; gözden geçirilmiş 2. baskı 2005); Kitaplarımdan Birini Nasıl Yazdım (I. Calvino?dan, 1996); Eiffel Kulesi (R. Barthes?tan, 1996); vb.

Yorum yapın

Daha fazla Biyografiler, Makaleler
Peter Weiss’in Hayatı

Savaştan sonra Alman dilinde yapıtlar veren en önemli yazarlar arasında bulunan Peter Weiss, 8 Kasım 1916'da, Pastdam yakınlarında Nowawes'te dünyaya...

Kapat