Erdemin Ardından Git, Konfüçyüs

?Erdemin Ardından Git?, düşünür ve siyaset kuramcısı Konfüçyüs?ün öğrencileriyle yaptığı konuşmalardan yapılan bir derlemeye dayanıyor. Konfüçyüs?ün tüm öğretisinin ahlak temeline dayanması ve insana sonsuz güveni düşünüldüğünde, kuşkusuz tüm dünyada kendisine yönelen ilginin de şifresi çözülmüş olur. İşte Konfüçyüs?ün öğrencileri tarafından derlenen bu kitaptaki aforizmalar da, başlıklar halinde, düşünürün öğrencileriyle yaptığı sohbetlerden bir demet sunuyor. Kitapta ayrıca, Konfüçyüs?ü tanıtan bir yazının bulunduğunu da belirtelim.

*”Konfüçyüs?ün ağzından ve kaleminden çıkanlar kendinden 2500 yıl sonrasının idealize edilen ahlaki değerleriyle çoğu noktada örtüşüyor. Entelektüel bir altyapı aranmaksızın ortalama bir birey ?ahlak? sözcüğünden ne anlıyorsa ?Erdemin Ardından Git?de karşılığını buluyor.

Göz önünde olanın en az bilinen olması kuvvetle muhtemel. Batı?nın Konfüçyüs ismiyle tanıdığı Üstat K?ung, yeterince uzağı yeteri kadar düşünmeyi önerse de kendi öğretilerinin aceleci bir ?dinleştirme? ve ?kalıplaştırılma? yoluna gitmesinden kurtulamadığı da oldu. Çin tarihine iki bin yıldan uzun süredir hâkim olan, etkisi Japon ve Hindu kültürlerine dek ulaşan köklü öğretileri, az da olsa bir şeyler okumuş herkesin kafasında bir ?Konfüçyüs? klişesi yaratırken Çin?in en büyük düşünürünün aslında kim olduğu ve ne aktarmaya çalıştığının gözden kaçabildi. MÖ 551-479 yılları arasında yaşayan Konfüçyüs aslında ne bir münzevi ne bir din adamı ne de ruhani bir kişilik; sözleriyle, öğütleriyle gündelik hayatın tam ortasında yer alan, koşullar ve durumlardan yola çıkarak önermelerde bulunan bir filozof. Notos tarafından Erdemin Ardından Git başlığıyla yeniden basılan ?Seçmeler?, Konfüçyüs geleneğinin en önemli metni olmasının yanında onu tanımak için atılacak en sağlam ve külfetsiz adım. Kendi içinde makul bir dizilimi olsa da sınırları gevşek on beş bölüme ayrılmış olan kitap üstadın öğrencileriyle çeşitli sorular üzerine geliştirdiği yüzlerce kısa diyaloğu aktarıyor. Büyük kısmı ?Üstat dedi ki? diye başlayan bu diyalogların katı bir öğütçülüğün ve deyiş yığını olmanın uzağında durması Konfüçyüs?ü gözümüzde daha gerçek kılarken söylediklerinin de havada kalmamasına yarıyor. Metinde yer alan sözlerin hepsinin aslında Konfüçyüs?a ait olmadığı, ama zaman içinde ona mal edildiğine inanılsa da büyük çoğunluğunun anonim bir karakter taşımadığı da ortada.
Konfüçyüs?ün ?şiir kitabında 300 parça şiir var. Fakat tümünü bir cümleyle anlatabilirsiniz: Fesat düşüncelere sahip olma? demesine benzer şekilde bu yüzlerce sözlü ve yazılı ifadenin de hemen hepsi dönüp dolaşıp bir kaç kavramda ve aynı cümlelerde kilitleniyor. Devlet yönetimi, ahlak, toplum düzeni ve dinsel törenlerin nasıl olması gerektiğini anlatıyor Konfüçyüs. Hepsinin ardında sürekli andığı iki kavramsa erdem (ve erdemli insan) ile ?büyük ve üstün insan?. Erdemli insan yavaş konuşur, hızlı hareket eder, dayanıklıdır. Davranışlarında alçakgönüllüdür, büyüklerine saygıyla hizmet eder, toplum kurallarına bağlıdır. Bilgi sahibi olmadan erdemli olunamaz. Halk da kültür ve erdemle beslenirsa mutlu olur ve itaat eder. Tek başına erdem de yeterli değildir; erdemini geliştirmeyen, ilkelere inancında içten olmayan kişinin varlığıyla yokluğu birdir. Üstün insan olup da erdemli olmayanlar bulunabilir. Büyük ve üstün insan ilkelerine erişmek için bilginin peşindedir, düşünceli ve içtendir, görgü kurallarını bilir, ne endişesi ne korkusu vardır.

Erdemi seven yok
Konfüçyüs içerik kadar onun sunulduğu biçimsel kalıpları da gözardı etmemiştir. Tören kuralları ve müziği bilmenin gereğinden sürekli bahseder. Hatta tören kuralları bilmeden saygının bile sıkıcı olacağına inanır. Ahlak, erdem gibi kavramlar seçmeler boyunca benzer ifadelerle sürekli tekrarlansa da farklı kişiler ve koşullar üzerinden değerlendirilmeleri Konfüçyüs?ün kimi zaman kendiyle çelişen, kimi zamansa ümitsizliğe düşen yönleriyle de okuyucuyu tanıştırarak düşünürü daha inandırıcı kılıyor. Erdemin ardından gidilmesini salık verdiği halde ?Her şey bitti! Güzelliği sevdiği kadar erdemi de seven bir insan görmedim? diyecek noktaya geliyor Konfüçyüs. Fikirlerini yayacağı bir devlet görevini hayal etse de işler istediği gibi yürümediğinde ?Hükümet katında bir görevi olmayan kişinin, hükümetin yönetimi konusunda plan yapmasına hiç de gerek yok? diyecek kadar küskün konuşabiliyor. Düşünmeden öğrenmeye şiddetle karlı çıkarken ?Bütün gece uyumadan düşündüm, hiç yararı olmadı en iyisi çalışmak? deyip çalışma ahlakı üzerine fikirler üretiyor. Konfüçyüsçülük 20. yüzyıla kadar Çin?in resmi dini olarak kabul görse de üstat aslında din üzerine hemen hemen hiç konuşmamış, metafizik yaklaşımlardan kasten uzak durmuştur. ?Yaşama ilişkin bir bilginiz yokken, ölümü nasıl bilebilirsiniz?? diye sorar. Esas derdiyse halkın refahı ve yönetimin nasıl olması gerektiğidir. Siyaset ve iktidar üzerine çok konuşan Konfüçyüs?ün ifadelerindeki devrin hükümdar ve derebeylerinin eylemlerine dair bilgiler kitabın sonundaki notların da desteğiyle, takibi güç de olsa Çin?in siyaset tarihi hakkında geniş bir bilgi sağlıyor. Derebeylikler ve soylu aileler arasında çatışmaların sürdüğü ve huzurun olmadığı sefil bir dönemde yönetime dair yenilikler getirmek isteyen Konfüçyüs, düşüncelerini hükümete hakim kılabilmek için uygun bir devlet görevinin peşine düşse de bu hayali mümkün olmamış. Bunun üzerine düşüncelerini iktidardan değil de öğrencileri vasıtasıyla yaymaya çalışarak kendini etrafında oluşan topluluğu ahlak ekseninde eğitmeye adamış. Eğitimin herkes için eşit olması gerektiğini savunarak her öğrenciye özgür düşünceye dayalı farklı bir eğitim vermiş, her bireyi farklı ele almıştır. Konfüçyüs?ün de desteklediği hiyerarşinin hüküm sürdüğü geleneksel Uzakdoğu topraklarında gerek aile gerekse devlete sergilenmesi gereken en önemli kavram iaattir. Bayağı olmak itaatsizlikten iyidir diyecek kadar ileri gider Konfüçyüs. Eskiye, geleneğe olan bağlılığını sıklıkla dile getirir.
Konfüçyüs?ün ağzından ve kaleminden çıkanlar kendinden 2500 yıl sonrasının idealize edilen ahlaki değerleriyle çoğu noktada örtüşüyor. Entelektüel bir altyapı aranmaksızın ortalama bir birey ?ahlak? sözcüğünden ne anlıyorsa Erdemin Ardından Git?de karşılığını buluyor. Kişinin yaşamına rehber olabilecek şeyin ne olduğu sorulduğunda üstadın ?karşılıklı davranış? yanıtını vermesi, yeni icat edilmişçesine kimsenin dilinden düşmeyen ?empati? kavramının devrin ahlak anlayışınına da temel oluşturduğunu gösteriyor. Dönemin bireyi toplum kurallarını bilmek ve aileyle hükümete itaat üzerinden değerlendirildiğinden, metinde yaşadığımız zamana ayak uydurmakta zorlanan düşünceler de var ama özellikle yönetimle ilgili bir kaç ifade var ki tarihin hiç bir döneminde şu anda olduğu kadar geçerli olmamışlardır belki de. ?Halka bilgi vermeden onları savaşa göndermek, onları yok etmek demektir? diyen Konfüçyüs?ün erdemli devlete ulaşmak için öngördüğü sürenin üzerinden geçen yüzyıllar içinde bazı şeyler hiç değişmedi.
Konfüçyüs?ün Seçmeleri?yle tanışmayı daha da cazip hale getiren Mehmet Ulusel?in Japon kabartma harfli kapak tasarımını da anmadan geçmemeli.”
*Seda Niğbolu, Radikal Gazetesi Kitap Eki, 5/09/2008

Konfüçyüs geleneğinin en saygın metni olan Seçmeler (Lun Yü), üstadın öğrencileriyle yaptığı konuşmalardan derlenmiştir. Konfüçyüs’ün yazılı ve sözlü düşüncelerinden önemli bir bölümünü içeren Erdemin Ardından Git, Konfüçyüsçü yolu ve onun yaşam biçimini yaşayan bir gelenek olarak koruma, bir ortak bellek yaratma düşüncelerinin belgesi olarak okunmalıdır.
Konfüçyüs’ün bütün sözleri insanları düşünmeye çağırma, yaşam karşısında insanın kendisini sınama amacına dönüktür. İnsanın iyi olana yönelmesi, kişiliğini geliştirmesi, insanlara ve topluma yararlı bir insan olmak için çaba göstermesi için sayısız öneride bulunur Konfüçyüs. Asıl olan da erdemliliktir.

Düşünmeden Öğrenmek Zaman Kaybıdır.

I. Üstat dedi ki: “Ülkesini erdemle yöneten bir kişi, konumunu hep koruyan ve tüm yıldızları kendisine bağlı kılan kutup yıldızı ile karşılaştırılabilir.”

II. Üstat dedi ki: “Şiir kitabında 300 parça şiir var. Fakat tümünü bir cümleyle anlatabilirsiniz: Fesat düşüncelere sahip olma.”

III. Üstat dedi ki: “Eğer halk yasalarla yönetilir ve cezalarla yola getirilmek istenirse, onlar kendilerini cezalardan kurtarmaya çalışacak ve bundan hiç utanç duymayacaktır. Eğer onlar erdemle yönetilir ve eğitimle yola getirilmek istenirse, utanç duyacaklar ve böylece iyi olmaya çalışacaktır.”

IV. Üstat dedi ki:
“Kendimi on beş yaşında öğrenmeye verdim.
“İrademe otuz yaşında sahip olabildim.
“Kuşkulardan kırk yaşında kurtuldum.
“Göğün düzenini elli yaşında öğrendim.
“Sezgilerim yoluyla her şeyi altmış yaşında kavradım.
“Kalbimin isteklerini, doğru olan şeylere zarar vermeden yetmiş yaşında gerçekleştirebildim…”

V. Meng İ,1 “anaya babaya sevgi ve bağlılığın ne olduğunu” sordu.
Üstat yanıtladı: “Onlara itaatsizlik etmemek demektir.”
Daha sonra Fan Ch’ıh2 ile giderken dedi ki: “Meng-sun (Meng İ) bana, ana babaya sevgi ve bağlılığın ne olduğunu sordu. Ben de, onlara itaatsizlik etmemektir dedim.”
Fan Ch’ıh, “Bundan neyi kastediyorsunuz?” diye sordu
Üstat yanıtladı: “Ailemiz yaşarken onlara terbiyenin gereklerine göre hizmet etmeliyiz.
“Öldükleri zaman tören kurallarına göre onları gömmeli ve kurbanlar sunmalıyız.”

VI. Meng Wu da3 gene anaya babaya sadakatin ne olduğunu sordu.
Üstat yanıtladı: “Ana baba çocuklarının hastalanmasından korkar.”

VII. Tzu-yü4 de anaya babaya sadakatin ne olduğunu sordu.
Üstat yanıtladı: “Bu günlerde ana babaya sadakat ailenin geçimini sağlamak olarak anlaşılıyor. Ancak köpeklerle atlar da aynı şeyi yapıyor. Saygı olmazsa ikisini birbirinden nasıl ayırabilirsiniz?”

ERDEMİN ARDINDAN GİT
Konfüçyüs
Çeviren: Işıtan Gündüz
Notos Kitap
2008, 149 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Derleme, Felsefe
Mekanın Poetikası, Gaston Bachelard. Evden ‘kaçıp, kurtulmak’ istenebilir ama asla ‘yıkılmamalı’dır. Çünkü ev, bir diğer anlamıyla ‘yuva’dır.

"Belki de en çok 17 Ağustos depremiyle farkına vardık, içinde soluk aldığımız evin anlamının. Ya tuğlaları arasında kaldık ya da...

Kapat