İki Poz Arası… – Alkan Darcan

İki Poz Arası…
Patlayan bir flaş, gözümün önünde…

Arkasına bakarak, hızla koşmaya çalışan minik bir kız çocuğu.
Her an tökezleyecekmiş gibi…
Ya da koşmaktan vazgeçerek,
birdenbire duracak,
birdenbire tebessüm edecek,
birdenbire büyüyecek,
birdenbire sevecek,
birdenbire kırılacak
ve aslında,
birdenbire hiç yaşamamış olmayı dileyecekmiş gibi…

Arkasına bakmakla, önünü görmek arasında yaşanan,
uzun, upuzun bir zaman dilimi…
Belki saatler, belki günler, belki haftalar, aylar…
Belki de sadece dakikalar, saniyeler !

Neden kaçtığı bilinmez,
ufacık yüreği, sıkı sıkıya kapalı ufacık elleri, ama
tüm bunlara inat, kocaman umutlarıyla…

Neden kaçtığını düşündünüz ki?
Arkasına baktığı için mi?
?Neden kaçtığı bilinmez?? diye yazdığım için mi?
Yoksa hızlı koştuğu için mi?

Arkasına, mutlulukla, sadece geride bıraktıklarını son kez görmek istediği için,
bakamaz mı insan?

Neden kaçtığını düşündünüz ki?
Kaçıyor olması daha trajik olacağından mı?
Böyle mi olsun isteriz aslında öykü?
Koşarak kaçsın biri, bizim kaçmaya cesaret edemediklerimizden…
Biz kaçamıyoruz, sıkı sıkıya bağlanıp kalmışız hayata,
bu yüzden, herkes kaçsın ve biz bu herkesin kaçışını görelim mi isteriz?
O?nu destekleyelim, alkışlayalım ve imrenelim…

Belki, çok sevdiği birine ya da bir yere koşuyor minik kız…
Bir an önce kavuşmak istediği,
sevilmek,
sayılmak,
gülümsemek ağızlar dolusu
ve belki de,
göğsüne yaslanıp, huzuru yaşamak birinde,
kokusunu içine çekmek…

Bu daha mı zor geliyor sizlere?
Oraya varırsa, acı çekeceğini mi düşünüyorsunuz?

O yüzden mi, ulaşmak için koşması yerine,
kaçmak için koşması, sizin yüreğinize daha yakın geliyor?

Sizin yüreğiniz nerede?
Sizin olduğunu sandığınız yerde mi?
Yoksa,
sizi sevdiğini düşünen kişinin, bulduğu yerde mi?

Patlayan bir başka flaş, kısılan gözbebeklerimde…

Patlamayı sağlayan pillerin, vınlayarak flaşı doldurması sesi, kulaklarımda…
Ama renkler yok,
şekiller, insanlar,
hiçbir şey…

İki flaş patlaması arasına sıkışmış bir koşturmaca,
adına her ne derseniz deyin…
Sevilmek, sevmek, mutlu olmak ve huzur içinde son pozu verebilmek,
son flaş patlarken, objektife gülümseyebilmek…
Saçımızı, üzerimizi düzeltmeden hem de…
Hayatın gidişine,
tebessümle veda edebilmek….

Kaç tane veda gördünüz?
Kollarınızda kaç hayat veda etti, tebessümle?
Ya da kaç hayat duydunuz, veda etmiş bu şekilde, her şeye rağmen?

Hayatınıza değer veren hiçbir şeyi, ertelemediğiniz sürece,
ben duyacağım sizinkini…
Kuşlarla, balıklarla, böceklerle,rüzgarla…

Ve emin olun, bir gün,
benim de haberim gelecek size.

Alkan DARCAN
26-27 Mart 2005
Göztepe – İstanbul

Yorum yapın

Daha fazla Şiirler
Bu Şehirde – Alkan Darcan

Günün ilk ışıkları yayılırken kaldırımlara, ilk önce serçeler paylaşır İstanbul?un sokaklarını. İlk onlar paylaşır, İstanbul?un kırıntılarını, İstanbul?un artıklarını, İstanbul?un geride...

Kapat