İstanbul?a Güzelleme / Abidin Dino Adına – M. Şehmus Güzel

Bu kent bizim kentimizdir. Avas avaza bir çoşku. Çığlık çığlığa bir gençlik ellerinde ellerimizle.
« İstanbul tüm su, yani deniz. Denize karşı kurulmuş az mı kent var dünyada? Fakat deniz karşılarında hepsinin, şehir bir yanda, deniz öte yanda, sadece bir manzara, göstermelik.
Oysa, İstanbul denizle iç içe, deniz İstanbul’un bacakları arasında, kollarına, başına sarılmış, beline dolanmış, ağzından girip burnundan çıkmış, içli dışlı…Öyle olunca, insanları, yani İstanbullular da ister istemez bir başka : Biraz gemici, biraz dalgıç, biraz balık, biraz martı, hatta karabatak, biraz da akıntı, bir o yana, bir bu yana, dolanıp dururlar iniş yokuşlar üstünde, telaşlı. Bir de zülyen boyalı gemiler birdenbire yatak odanıza girerler, selam sabah demeden. » (Abidin Dino?nun Ölüm mü?Ne Buluş! isimli kitabından : Sel Yayıncılık, İstanbul, 2005, s. 40-41.)
Ne olursa olsun bu bizim İstanbul’dur. Evet İstanbul bizimdir. İstanbul dost yatağıdır. İstanbul dostların toplamının en somutlaşmış halidir. İstanbul canımın içidir. İstanbul dillere destan bir Boğazici’dir. Hüzün var havada. Bize ayrılan zaman çetvelini doldurunca elveda demek gerekir, elveda demek, teslim olmadan.
Elveda İstanbul! Elveda Boğaziçi’m. En mutlu olduğum bir anda seninle vedalaşmaya geldim. Beni anlayacağını umuyorum. Elveda Yeniköy. Tarabya. Elveda gençliğim. Bogaziçi’nin balıkları elveda. Taşlarını tek tek tanıdığım « dünyanın en büyük caddesi » elveda. Narmanlı Yurdu yine görüşmek üzere. Eminönü. « Küllük » elveda. Sansaryan Han ! sidik kokularını al ve başına çal ! « Tabutlukların » senin olsun, içine sen gir, sen geber sabahsız karanlık zift gecelerinde. Kenef! Copunu koluna bacaklarına, falakanı tabanlarına ayaklarının. Zulmün batsın kahpe çocuğu! Duvarlarındaki kan izleri bizim çünkü. Yeniköy?de iskeledeki bakkal, seni ve yoğurdunu unutmayacağım, yoğurduğunun damağımda kalan tadıyla.Yaşar Kemal’in buğulu levreklerini, Azra’nın yeni evindeki yeni odamı : Perdeleri gıcır. Gül’ün kedilerini. Gül?ün Galatasaray tutkusunu. Adana’nın istasyonunu. Taş Köprüsü’nü. İçli köftesini, kebabını, rakısını. Taşları yoldan veya yolları taştan sokaklarını unutursam bana da Abidin demesinler! Yosun tutmuş yalı merdivenleri ve yalı taraçalarında güzelim G’lerle geçen ilk gençliğimi. Ostrorog Yalısı ve « müşterilerini » unutmayacağım. Sokakta Harp Var : Kemal Ahmet’i. Neyzen’i. F. Celalettin’i. Bakırköy?ü ve Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesini. Fikret Muallâ?yı. Boğaziçi’nde koca yalıda, ana, baba, teyze, dayı, enişte, küçüklü büyüklü akraba-taalûkat, ve bir içim su genç kızlar, Nermin, Pervin, Nesrin, Julide, Cemile, Celile… Bana ayrılan zamanı çizerken sizlerle olmak. Hiçbirinizi unutmayacağım. Beykoz?a giden ve Beykoz?dan gelen motorlar. Rumelihisarı?nın kedileri. Baltalimanında dalgaların telaşı. Havada hüzün. Kız Kulesi sil gözyaşlarını. Kadıköy ve Çamlıca ve Üsküdar hoşça kalın. Gençliğim. Hoş ve hoşçakalın evet. Hoşçakal Haydarpaşa Gar’ı.
Yeni sürgünlere Anadolu kapısı elveda. Selimiye Kışlası sen de sil gözyaşlarını : Zulmün sonu gelecek merak etme, sen de o günleri(mizi) göreceksin. Beklemeyi bilebilirsen. Bekletirlerse : Kazmaların saldırısına ugramadan! Bekle o günlerini ve bizimle halaya kalk ey Kışla ! Analar artık çocuklarının başında bit aramayacaklar seni terkettikleri zamanların bitiminde. Elveda Caddebostan : Nâzım merhaba. Yoldaşım, kardeşim, iki gözüm. Zamanların peşinde zamansız. Orhan Kemal merhaba. Bak ne güzel « Avare Yıllar »ımızda beraber burda beraber. Leyla Abla merhaba. Merhaba Celal. Mina. Halet. Nail V. Rasih : Hem « Uzun » hem « İleri ». « Dede » Ahmet. « Boz » Mehmet. « İşçi kesiminden dostlarımız ». Melih. Oktay. Orhan Veli. Ben de bir “Garip”im : Kel’den bu yana. Sait merhaba. Sabo merhaba. Ahmet Dino merhaba. Arif nasılsın ? « Saray gibi adam ». « Dev Adam ». Geliyorum üç vakte kadar. Açın kapılarınızı. Pencerelerinizi açın. İstanbul’la vedalaşmam bitsin : Göreceksiniz yine kuracağız o güzelim ailemizi : Limana bakıp. Kendi gülme nöbetlerimizde kaygısız Cenevre günlerinin çocukluğunda dadı sinemalarım merhaba. Babam, « silme sağır babam » benim merhaba. Saffet anam ocağına kapandım : Ayaklarının, ellerinin güzelliği terketmedi beni seksen yıl. Seksen yıl ana dile kolay. Beyaz bembeyaz gecelerimde öksüz ve yetim kaldım sensiz kalmadım ana. İşte beyaz ışık ana. Geldim işte yeniden bir erken inen sarı kızıl şafak vaktinde ve kapına dayandım yeniden ana, sar beni ana sarrrrrr….

M. Şehmus Güzel

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Sevgi ve Nefrete İlişkin – Nejdet Evren

Sevgi, bir tanıma göre karşılık beklemeden verebilmektir; öğreti bunu gösteriyor. Retorik de böyle... Gerçekte ise sevginin kökeninde neler var? İnsan...

Kapat