Bir Acıya Kiracı – Metin Altıok “Kıyamet çoktan koptu, haberiniz yok! Siz hala güneşin, her sabah doğuşuna güvenin.”

‘Bir acıya kiracı’ydı Metin Altıok… Pir Sultan Abdal Kültür Şenliği için gittiği Sivas’ta, 2 Temmuz 1993 günü Sivas katliamından ağır yaralı olarak kurtuldu ama 9 Temmuz’da hayatını kaybetti. Geride sevgi dolu yüreğinden, üreten beyninden mısralar bırakarak…
‘Kendime sürgün / Bir garip kişiyim’ diyor ve bir şair sezgisiyle, şu mısraları yazıyordu:‘Tekinsizim size göre / İbret için / Yakılması gereken.’

‘Borcu yoktu müruru zamana uğramış yüreğinin’ ve ‘Yaşarken gördü vadesiz ölümünü… İlmek ilmek ördü ama sırtına giyemedi ömrünü…”Ne zaman bir dosta gitsem / Evde yoklar’ demişti, Altıok…
‘Yıllardır herkesin bu garip ülkede / Sanki kadermiş gibi çektiği; / Yanlış iliklenmiş gömlekte / Bir düğmeyle iliğin gülünç çaresizliği.’

‘Rüzgârlarla aşındı / Yıllar yılı bedenim. / Çağıdır şimdi kurgusal / Bütün kötülüklerin. / Kıyamet çoktan koptu / Haberiniz yok. / Siz hala güneşin / Her sabah doğuşuna güvenin.’

‘Ben artık mümkünü yok ölürüm; / Tabutum bile olmaz taşınacak, / Bir çil horozun sesine gömülürüm.’

“Bir acıya kiracı”yız bu memlekette. Bu memleketi, sahibi olduğumuz bir eve; özgürlüğün, barışın, eşitliğin, güzelliğin evine dönüştürmek, acının kirasını kanıyla, canıyla ödeyen insanlarımıza karşı onur borcumuzdur. Rilke’nin, bir ceylanın derin bakışlarını andıran duru sözleriyle söylersek:
Budur bizim çabamız, bu:
adanmak özlem çekerek
dolaşmaya günler boyu.
Güçlenip genişlemek derken,
binlerce kök salarak
kavramak hayatı derinden
ve ortasından geçerek acının
olgunlaşmak hayatın ta ötesinde
ta ötesinde zamanın…
Gerçi şartlar kötü işimiz zor; ama ne diyordu acının kirasını canıyla ödeyen, aldatmacaya, sahte avuntulara hiç yüz vermemiş, deniz yürekli berrak sesli ozanımız Metin Altıok:
Sen ey kendiyle yetinen;
Artık suyumuz bulanık,
Bir güneş bile olsa sonunda
Yolumuz kırık, önümüz karanlık
Ve ağır tuğrası alnımızda
Padişah yalnızlığın
Ama yine de umudumuz kalabalık.
Sen ey kendiyle yetinen;
Ne derlerse desinler
Su eğimine gidecek.
Sen şaraba banılmış ekmek;
Deltasıyız bütün sözlerin
Ve söz sonunda bak nasıl
Senle bana gelecek

Kitabın Künyesi
Bir Acıya Kiracı
Metin Altıok
Kırmızı Kedi Yayınevi / Şiir Dizisi
Mart 2013
1.Basım
444 sayfa

Metin Altıok’un Yaşam Öyküsü
1941 yılında Bergama, İzmir’de doğdu. Karşıyaka Lisesi ve Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe bölümünü bitirdi. Bingöl’de felsefe öğretmenliği yaptı.
1971 de DTCF Felsefe bölümündeki eğitimini tamamladı. 1976 yılında ilk şiir kitabı ‘Gezgin’ yayınlanıncaya kadar resimle uğraştı, sergilere katıldı, kişisel resim sergileri açtı. Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsünde çalıştı, 1979 yılında öğretmenliğe başladı. Bingöl ve Karaman’da felsefe öğretmenliği yaptı, 1990 yılında emekliye ayrılarak Ankara’ya yerleşti.
Hüznü bol ozanlardandır. Şiir dili kendine has sözcük bireşimlerinden oluşur. Yalnızlık, gezginlik, yerleşiklik, yabancılık şiirlerinin ana temasını oluşturur. Sözcüklerden en çok da yıldız, güvercin, kedi, eller, yüz, ayna, rüzgâr, ilmik, gölge, gidiş, ahşap evler, yangınlar, yolcu/yolculuk, acılar vb. sözcüklerini kullanır. Bu sözcüklere simgesel anlamlar yükler, şiiri bu sözcüklerin yüklendiği simgeler ile var olur. Sivas katliamından (2 Temmuz) ağır yaralı olarak kurtuldu lakin komadan çıkamayarak 9 Temmuz 1993’te Ankara’da vefat etti.
Sanatı
Metin Altıok’u şiirleri 70’li yıllarda yayınlanmasına karşın, şiirlerinin kaynakları bakımından 60’lı yılların geç ürün veren (ya da geç yayınlanan) bir şairi olarak nitelemek gerekir. Gezgin’de Servet-i Fünun’dan, Haşim’den, Dranas’dan, İkinci Yeni’ye, ve 60’lı yıllar şiirinin bazı ortak söyleyişlerine kadar çeşitli etkilenmeler var. Bu kuşağın en romantik, duygucu şairleri arasında. Dili yalın. Benzetme yapmayı, anlaşılması güç olmayan simgeler kullanmayı seviyor. Bu kitabında halk şiiri biçimlerinden de yararlanıyor. Yerleşik Yabancı’da tüm şiirler tek bir şiirmiş izlenimi uyandırıyor..Söyleyişte ve konularda tekdüzelik var. Buna karşılık Kendinin Avcısı’nda kendine özgü bir sese, romantik, acılı ve yalın bir söyleyişe ulaşıyor. Simge, alegori ve mecazlardan ölçülü bir tutumla yararlandığı bu şiirleriyle şiirimizin lirik geleneklerine bağlanıyor.
Yayımlanmış eserleri
Gezgin (1976)
Yerleşik yabancı (1978)
Kendinin avcısı (1979, Ahmet Telli ile 1980 Ö. F. Toprak şiir ödülü)
Küçük tragedyalar (1981)
İpek ve klabtan (1987)
Gerçeğin öte yakası (1990, Cemal Süreya şiir ödülü)
Dörtlükler ve desenler (1990)
Süveyda (1991)
Alaturka şiirler (1992)
Şiirin ilk atlası (1992)
Hesap işi şiirler (1993)
Bir acıya kiracı (1998-Bütün Şiirleri)
TADIMLIK
SONRA GİT

Bunları yap, sakın unutma,
Mum yak bir aşkın sıcak anısına,
Suyla hesaplaş, rüzgâra sür yüzünü,
Cesedini bul bir yokluğun kıyısında.
Bunları yap, sakın unutma.

Yasını tut, günlerce ağla.
Mandalı düşmüş bir kapak
Göğsünün kuşsuz kafesinde,
Tak tak vururken sızlayan boşluğuna,
Yasını tut, günlerce ağla.

Sonra git yeni bir aşkı bulmaya,
Bir yağmur sonrasının
Duru aydınlığında,
Yıkanmış avlun, dinmiş uğultunla.
Sonra git yeni bir aşkı bulmaya.

Bir Acıya Kiracı

sen ey kendiyle yetinen;
fosforun yeri gece.
ne yapar gecesiz ateşböceği?
belki anlamsız ve delice
kumrunun inanılmaz yuvası
bir direğin tepesinde.
ama boşluktur biraz da
bir kuşu biçimleyen.
bence böyle seni bilemem.

sen ey kendiyle yetinen;
ne derlerse desinler
su eğimine gidecek.
sen şaraba banılmış ekmek;
deltasıyız bütün sözlerin
ve söz sonunda bak nasıl
senle bana gelecek.

sen yarım kalmış bir aşkın
kaçınılmaz sürgünü,
katlanan göğsündeki kayaya
sen orda şimdi bir hüznü köpürt,
ben bir çocuğa su vereyim burda.
ben ki kiracıyım bir acıya

sen imzalarsın sabah akşam
defterini bensizliğin,
bense kanla öderim
kirasını kaldığım evin.
bir takvimi tersten açardık
eğer isteseydin.

sen ey kendiyle yetinen;
artık suyumuz bulanık,
bir güneş bile olsa sonunda
yolumuz kırık, önümüz karanlık
ve ağır tuğrası alnımızda
padişah yalnızlığın
ama yine de umudumuz kalabalık

SONDEYİŞ

Dolaştım yıllardır şurda burda,
Ucuz otellerde kaldım.

İğne iplik taşıdım yanımda,
Bir düzen tutturamadım.

Kadınlar da oldu elbet yaşamımda,
Biri hariç hepsini bağışladım.

Sınadım kendimi karşılıklı acıyla,
Ben hep ölüme ve aşka inandım.

Bir şey var dokunur bana;
Yüzüme uymayan iğreti adım.

İZİN VERİN DE

Benim bu dünyada bir yerim olmadı,
Kuytu gövdemi saymazsak eğer.
Gövdem ki varla yok arası,
Hem varlığa, hem yokluğa değer.
Ama yüreğim hiç solmadı.

Bir gül koklayayım izin verin de.

Ben yaşama da, ölüme de inandım;
Tamamlarlar sanırdım eksiklerimi.
Çarşıları hep birlikte gezerdik;
Biri dostumsa, sevgilimdi öteki.
İkisinin adını yanyana andım.

Bir soluk alayım izin verin de.

YIKICILAR GELDİ

Ve evin yüzü burkuldu
Bir kıpırtı vardı şakaklarında.
Yıkıcılar geldiler, çatıdan başladılar.
Kiremitleri topladılar birer birer.
Tahtaları söktüler, kanırtıp çivileri
Ellerinde keserler.

Anımsar mısın denize karşı oturmuştuk.
İkimizde arkamızı dönmek istememiştik kıyıya.
Susmuştuk uzun bir hesaplaşmayla.
İki sevgili vardı yan masada
Umurlarında bile değildi deniz
Alınları birbirine değecekti az daha.

Yıkıcılar geldiler
Çıkardılar kapı ve pencerelerin pervazlarını.
Kör gözleri ve açılmış ağzıyla
Kaldı temelleri üstünde umarsız ev.
Sıra balyozlardaydı artık
Çelik iskeletini evin ortaya çıkarmak için.

Benim göğüs kafesimde bir iskete
İskeletimin bekçisi, içten bağlı kemiklerime.
Sıçrayıp duruyordu ordan oraya
Duyuyordum kıpırtısını içimde.
Bir bulut geçiyordu senin gözlerinden.
Oturuyorduk; ben kızgın çölüm, sen yıldızsın göğünle.

Yıkıcılar geldiler;
Düştü gürültüsüyle yüzü köhne evin
Göründü bazı odaları ve iç duvarları.
Aynı renklerle boyanmış sofası, isli mutfağı.
Bir kesit kalmıştı geriye şimdi o evden
Eski bir yaşantıyı simgeleyen

Çıkıp yürümüştük kıyı boyu
Benim sıvası dökük yüzüm, senin çocuk gözlerinle.
Oysa sen yürümeyi sevmezsin.
Nasılda değişmişti görünüşü
Yıllardır görmediğimiz kentin
Yürümüştük anısıyla eski cumbalı evlerin.

Yıkıcılar geldiler, yıktılar bütün duvarları.
Yalnız temel kaldı geriye ve birkaç tuğla kırığı.
İş araçlarında artık
Bir canavar ağzıyla deşmek için toprağı.
Ve temizleyecekler kazılan yerlerde
Bizden kalan balçığı.
AYKIRI SEVDA SÖZLERİ

1.
Sevdiğim, tabutum, ak kefenim
Derin ve dar mezar çukurum benim.

2.
Yeni bir kalıba dök, beni arıt bir potada.
Geçmişim saklı ama geleceğim ortada.

3.
Kabahatinden daha büyüktür özürü
Yüreğimin aşık olmaktan ötürü.

4.
Sen vazgeçilmez kötü bir alışkanlıksın
Cinnete ve ölüme karşı bir esrarsın.

5.
En büyük yanlış bir kadına bağlanmaktır
Gerçek aşk bir kadından kadınlara akmaktır.

6.
Seni kuşanıp çıkarım sokaklara.
Tuhaftır, hep ben olurum hazır patlamaya.

7.
Yüreğime benzin döküp kibrit çakan
Ey usta kundakçım iz bırakmayan!

8.
Söylentiler çıksın, elimi kana bula
Yeter ki günlerim olsun çırılçıplak koynunda.

9.
Kumar borcum, yani namusumsun
Masum değil, iflah etmez tutkumsun.

10.
Bütün pislikleri ortaya çıkardığından
Aşıksam nefret ediyorum yaşamaktan.

11.
Aşk bütün kötülüklerin anasıdır.
Her aşk sonunda bir bozgun anısıdır.

12.
Seninle içimde bir yakın ölüm sevinci
Sen vaktini şaşmazsın salgınlar gecikmeli.

13.
Aşkın fincanından kayıp gitmiş bir pul sırça
Ve güve yeniği umudun havli kumaşında.

14.
Benim soluğum barut kokar ve de kan.
Seninki bir ağıttır kendini yerden yere vuran.

15.
Bu ham dünyada zoraki bir söz gibi sevgim.
Sevsem sana yazık, sevmesem incinirsin.

16.
Sevgimiz bir taştır yarısı gömük toprağa
Kaldırsan böcekler görürsün altında.

17.
Temiz kalmış ne bulunur bir çöplükte
Aşk da kirlenir elbet insanla birlikte.

18.
Gözlerine derinden ne zaman baksam
Hep uzaklaşıp giden yalnız bir adam.

Yorum yapın

Daha fazla Şiir Kitapları
Kavgalarla Sözlenen Sevda – Adnan Yücel

Adnan Yücel'in 1970'li yılların sonlarında başladığı yazma serüveni, diğer dergi ve gazetelerde çıkan ürünleri dışında somut olarak ilk şiir kitabının...

Kapat