Kontrgerillanın İşgal Kuvvetleri / 16 Mart 1978 Katliamı – Suat Parlar

BEYAZIT MEYDANI’NDAKİ ÖLÜ
Bir ölü yatıyor
on dokuz yaşında bir delikanlı
gündüzleri güneşte
geceleri yıldızların altında
İstanbul’da, Beyazıt Meydanı’nda.

Bir ölü yatıyor
ders kitabı bir elinde
bir elinde başlamadan biten rüyası
bin dokuz yüz altmış yılı Nisanında
İstanbul’da, Beyazıt Meydanı’nda.

Bir ölü yatıyor
vurdular
kurşun yarası
kızıl karanfil gibi açmış alnında
İstanbul’da, Beyazıt Meydanı’nda.

Bir ölü yatacak
toprağa şıp şıp damlayacak kanı
silâhlı milletimin hürriyet türküleriyle gelip
zaptedene kadar
büyük meydanı.

Mayıs 1960
Nazım Hikmet Ran

16 Mart katliamı davasının veya davalarının yargı süreçlerinin ortaya çıkardığı ilişkiler ağı, örgütsel yapı, plânlama ve uygulama unsurları, kadrolar Türkiye’deki bilinen adıyla kontrgerillayı (gladio) işaret ediyor. Devletin tüm erklerinde şebekeleşmiş ve egemenlik sisteminin desteğini arkasına almış, emperyalist karargâhlarla bütünleşmiş, kapitalist çıkarların savunucusu bu gayri milli teşkilât 16 Mart katliamında tüm örgüt, kurum ve kişisel ilişkileri ile suçüstü yakalanmıştır. 12 Eylül darbesinin yargılanmasına 16 Mart 1978 katliamı ile başlanabilir ve başlanmalıdır. Türkiye’de adı kontrgerillayla birlikte anılıp da bu süreçte 16 Mart’la ilişkisi olmayan kişi, görevli, kuruluş, örgüt bulmak zordur. Ayrıca bu ilişkiler ağı içinde suskunluk (omerta) yasasını paylaşanlar, sistemin politika, iş, bürokrasi yaşamında “yükselmişler”, rütbeleri büyümüştür.

Kitabın Künyesi
Kontrgerillanın İşgal Kuvvetleri
16 Mart 1978 Katliamı
Suat Parlar
Bağdat Yayınları
Basım Tarihi : 03 – 2006
416 sayfa

16 Mart Katliamı Hakkında Kısa Bilgi
16 Mart 1978 Perşembe günü, İstanbul Üniversitesi ögrencilerinin üzerine atılan bomba 7 kişinin ölümüne, 47 kişinin yaralanmasına neden olmuştu. Gerçekleştirilen katliamda Cemil Sönmez, Baki Ekiz, Ahmet Turan Özer, Murat Kurt Abdullah Şimşek Hatice Özen ve Hamit Açıl yaşamını yitirdi.

Öğrencilerin üzerine bomba atanların içinde olduğu iddia edilen Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi Hamit Akyüz, 17 nisan 1978’de İzmit?te yakalandı.
Saldırı nedeniyle İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesi?nde açılan davada, Ülkü Ocakları İstanbul Şubesi Başkanı Orhan Çakıroğlu, Kazım Ayaydın, Mehmet Gül, Ahmet Hamdi Paksoy ve Sıddık Polat yargılandı.
30 mart 1980’de biten davada Sıddık Polat?a 11 yıl hapis cezası verildi, diğer sanıklar beraat etti. Askeri Yargıtay?ın 5 ekim 1982 tarihli kararından sonra Sıddık Polat da beraat etti.
Dava, zamanaşımına uğramak üzereyken yeni delillerin ışığında olaydan 17 yıl sonra 1995 yılında İstanbul Altıncı Ağır Ceza Mahkemesi?nde ikinci kez açıldı.
1997’de İstanbul Barosu bünyesinde kurulan Susurluk Komisyonu?na gelen bazı belgelerden dönemin Ülkü Ocakları Başkanı Lokman Kondakçı ile dönemin İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş arasında katliamın karanlık noktalarını aydınlatacak önemli bir görüşme yapıldığı anlaşıldı.
Avukatlar bu belgeleri mahkemeye sundu ve Milli İstihbarat Teşkilatı?ndan belge ve görüşme tutanaklarının tamamının gönderilmesini istedi. MİT mahkemenin bu isteğine olumsuz yanıt verdi ve İçişleri Bakanlığı?nın muhatap alınmasını istedi.
Uzun süren yazışmalardan sonuç alınamaması üzerine avukatlar, ?MİT?in mahkemeye müdahale ettiği, savunma haklarının kısıtlandığı? gerekçesiyle davadan çekildi.
Ayrıca, büyük bölümü açıklanan, bazı gazetelerde de yayınlanan belgeler nedeniyle Avukat Cem Alptekin ?gizli belgeleri açıkladığı? iddiasıyla İstanbul Beşinci Ağır Ceza Mahkemesi?nde yargılandı ve beraat etti.
16 mart 1978’de düzenlenen silahlı-bombalı saldırı nedeniyle açılan davanın, MİT?in istenen belgeleri göndermemesi ve bu nedenle davanın sonuçlanmaması nedeniyle avukatlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi?ne başvurdu.
Avukatlardan Hilmi Hanta, ?16 martın çözülmesi demek, 12 eylülün çözülmesi demek. Onun için yıllardır MİT istenilen belgeyi göndermiyor. Aradan 25 yıl geçtiği halde deliller karartılıyor, toplanması engelleniyor? dedi.

16 Mart katliamı davası yalan oldu
Derin devletle hesaplaşma iddialarının ortasında bir katliam dosyası daha kapatıldı. 16 Mart katliamının katillerinin yargılandığı dava zamanaşımından düştü.

16 Mart 1978?de İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önüne bomba atarak 7 öğrenciyi katledip 41 öğrenciyi yaralayan katiller zamanaşımı nedeniyle dava düşünce ceza almadan kurtuldu.

16 Mart katliamı davasında Yargıtay 1.Dairesi?nin verdiği kararla zamanaşımından kapandı. 33 yıl önce gerçekleştirilen katliam davası iki kez açılmıştı. 1978?de ilk kez açılan davada, sanıklar delil yetersizliği iddiasıyla beraat ettirilmişti. 1995 yılında yeniden açılan davanın zamanaşımına gitmesi için her türlü yola başvuruldu.

Davada Özgür Koç, Latif Aktı ve Mustafa Doğan yargılanıyordu. Ancak Mustafa Doğan?ın ifadesi bile alınmadı. 7 kişiyi öldürüp 41 kişiyi yaralayan katiller için ağırlaştırılmış müebbet hapis isteniyordu. Dava sürecinde gıyabi olarak yargılanan Mustafa Doğan?ın ifadesi bile alınmadı.

21 Ocak 2010?da yerel mahkemenin verdiği zamanaşımı kararı temyize gitmişti. Ancak kararın Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından onanmasıyla dava zamanaşımından kapandı. Böylece kamu davası ortadan kalkmış oldu.

Sonuçta dava süresince gıyabi tutuklu olarak kırmızı bültenle aranan sanık Mustafa Doğan, onca yıl zarfında ifadesi bile alınamadan hakkında açılan davadan kurtulmuş oldu.

16 Mart 1978’de İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi önünde gerçekleştirilen katliamda Cemil Sönmez, Baki Ekiz, Ahmet Turan Özer, Murat Kurt Abdullah Şimşek Hatice Özen ve Hamit Açıl yaşamını yitirmişti. Emniyet?in faşistlerin planlarından önceden haberdar olduğu, katliam günü her gün polis bulundurulan yerleri boşalttığı ortaya çıkmıştı.

(soL-Haber Merkezi/ 11.03.2010)

Yorum yapın

Daha fazla Araştırmalar, İnceleme, Politika
Sınıf, Kültür ve Bilinç (Türkiye’de İşçi Sınıfı Kültürü, Sınıf Bilinci ve Gündelik Hayat) – Mustafa Kemal Coşkun

Sınıf çalışmaları alanında, sınıf kültürü ve sınıf bilinci konularının oldukça sınırlı işlendiği Türkiye'de, bu konudaki eksiliği gidermeye dönük mütevazı bir...

Kapat