Korkmuyoruz: Hayat kısa, sanat uzun!

Charlie Hebdo yıllardır tebessümle andığımız, lafı geçince yüzümüze hınzır bir gülüş yerleştiren bir isimdi, artık öyle olmayacak… Düşündükçe garip oluyorum, bir çizeri öldürmek fikri o kadar inanılmaz ki, çarşamba günü yaşananların gerçekleşmiş olması imkânsız gibi geliyor. Derginin kurucularından Georges Wolinski mizah dünyasının çınarı, 80 yaşındaydı. Bu insanın önündeki yılları sevdikleriyle geçirme, huzur içinde ölme hakkını elinden aldılar. Bu başlı başına anlaşılamaz bir kötülük zaten…

Ocak bizim ülkemizin karanlık bir ayı. Charlie Hebdo anması Metin Göktepe’nin ölüm yıldönümü ile aynı gün yapıldı. İnsanlar hep bir ağızdan “Ben Charlie’yim” derken, içlerinden tekrarladılar, “Ben Metin’im, Ben Hrant’ım, Ben Uğur’um…” Bu kadar karanlığa katlanmak da bizim yükümüz. Masum 12 insanın öldürülüşüyle o yük daha da ağırlaştı. Politikacılar politika yaparken, silah tüccarları silah satarken, din adına insanlar sömürülürken hep yazarlar, şairler, düşünürler öldürülür. Ama yaptıkları bizimle kalır, yol gösterir. Tek tesellimiz bu.

Çizgi, özellikle mizah için yapılıyorsa derdini çok net anlatır. Bir karikatüre bir defa bakmanız fikri anlamanıza yeter. O yüzden güçlüdür, o yüzden övüldüğünden de fazla belki, eleştiriye, hakarete uğrar. İşini bu kadar açıklıkla yapan, fikrini yalansız dolansız anlatan bu insanlara yüzleri maskeli birilerinin saldırması, sanırım tek kelimeyle alçakça. Charlie Hebdo çalışanları yıllardır tehditlerle yaşadılar. Bombalı bir saldırı atlattılar, kendilerine çok zor gelmesine rağmen korumalarla gezdiler. Yine de ne konularından taviz verdiler, ne de tavırlarından. Olay sonrasında çokça yayınlanan söyleşilerinden anlıyoruz ki öldürülme ihtimaliyle yaşasalar bile yaptıkları işin onurunu korumak, dergiyi devam ettirmek hep onlar için birinci sırada olmuş. Zannetmem ki kendileri için yeterince kaygı duymuş olsunlar. Onlar gibi insanlar sanki daha çok sevdiklerini, diğer meslektaşlarının güvenliğini düşünür. Böyle bir karanlığın üzerlerine geleceğini o keskin zekâlarıyla bile hayal edemezlerdi muhakkak.

O yüzden geride kalanlar önce müthiş bir üzüntü, ardından öfke duydu, her haksız ölüm karşısında olduğu gibi isyan etti. Sokağa çıkabilen kendini dışarı attı desteğini göstermek için. Dünyanın dört bir yanından çizerler, kalemlerini Charlie için konuşturdular. Yazılanlar, çizilenler acıyı azaltmıyor, ölenleri de geri getirmiyor. Ama bundan sonra inanıyorum ki her çizer yaptığı işi Charlie için de yapacak. Bu şahane, akıl dolu, yetenek dolu insanların anısı için herkes biraz daha hınzır, daha ustalıklı çizip yazacak.

Meydanları dolduran insanlar, “Ben korkmuyorum” dediler. Korkmuyoruz; ne de olsa hayat kısa, sanat uzun.

ZEYNEP ÖZATALAY
11 Ocak 2015 BirGün Gazetesi Pazar Eki

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Politika
Avrupa’nın faşizmleri ve Türkiye – Korkut Boratav

Verso Yayınevi’ne ait Xenophobia Blog’da Michael Löwy’nin 6 Ağustos tarihli bir yazısı çıktı: Avrupa Aşırı Sağı Üzerine On Tez. Önemli...

Kapat