Kültür Üzerine – Faiz Cebiroğlu

Türkiye?de kültürü, yeteri kadar anlatamadık. Türkiye?de kültürü, doğru olarak da tarif edemedik. Bunda biz eğitimcilerin ?ihmali? olduğu açıktır. Ne büyük paradoks, kültür sözcüğünü sık sık kullandık ama kültürü ?tam olarak?, geniş halk yığınlarına izah edemedik. Bu yazı, ihmal edilen ve tam olarak ifade edilmeyen, kültür kavramı üzerinedir. Bu yazı, Anadolu gibi birden fazla dil ve kültürü bağrında yaşatan bir ülkede, yeterince tanımlanmayan kültür kavramı üzerinedir.

Yine ne garip, Türkiye?de dil, anadili ve ikidillik konularında olduğu gibi kültür konusunda da her şey birbirine karıştırılmış; birincil kültür, ikincil kültür veya daha fazla kültürlü olmak üzerine bir açıklama, bir görüş veya yazı, hiç bir yerde yer almamıştır. Dilde olduğu gibi kültür üzerinde de yaratılan bu kavram kargaşalığını artık gidermenin zamanıdır.

Kültür

Kültür sözcüğü, latinceden ?colere? den gelmektedir. ?İşlemek? demektir. Biz insanlar, toprağı sürüyor, işliyor ve toprağı ?toprak? yapıyoruz. Bu doğayı işleme anla-yışından doğan kültür kavramı, insanın doğasını işleme anlamı için de kullanılıyor. Bu anlamda kültür, insanın doğasını ?işlemek? demektir. Toprak işlenerek toprak oluyor. İnsan da kendi doğasını işleyerek, insanlaşıyor. Bu bağlamda kültür, insanların çalıştığı, işlediği ve yarat-tığı her şeydir. Bu; eğitimi, tekniği, çalışma alışkanlığı, başkalarıyla birlikte olma yeteneği, bilimi, sanatı ve moral gibi değerleri içerir.

Kültür, insanların sürekli olarak yarattıkları, değiştir-dikleri ve geliştirdikleri bir yaşam sürecidir. Bu yaşam sürecinin değerleri vardır. Bu kültürel değerleri üç tabakaya ayırmak mümkün. Bu üç tabaka, toplumun üyeleri ile birlikte dün, bugün ve gelecek bileşkesinde kendini gösteren bir diyalog ilişkisidir. Bunlar hem sosyal hem de tarihsel süreçlerdir.

Birincisi şu: Yetenek gelişimine hizmet eden kültürel değerler: Bunlar kuşaktan kuşağa aktarılan değerlerdir: Dil (konuşma, okuma ve yazma), matematik, fizik, kimya, pedagoji, doğa, dünya hakkında bilgi, geçmiş zaman, sağlık, spor, müzik, resim, el emeği gibi değerler.

İkincisi; ilişki kapsamında oluşan yetenekler: Usta / çırak, grupsal çalışma, diyalog, anlatım, araştırma için yer ve zaman, yaratıcılık, sanat v.b.

Üçüncüsü, toplumun üst yapısına ilişkin kültürel değerler (geniş anlamda): demokrasi geleneği, toplumun yönetilmesinde etkili olma, bağımsızlık, sorumluluk, azınlık hakları, özürlü ve zayıf insanlara sahip çıkma ve onları topluma entegre etme ve din gibi görüş ve ilişkilerin tümü.

Bu değerler, sürekli olarak, iyileştirilmesi ve geliştirilmesi gereken değerlerdir. Açık ki, insanlar tarafından yaratılan, geliştirilen ve kuşaktan kuşağa devredilen bu başarı ve kazanımlar; dün, bugün ve gelecek ilişkisi temelinde anlam kazanıyor; bu temelde kültür, dinamiksel, canlı bir süreç olarak toplumun geniş yığınlarına ulaşıyor.

Sınıflı toplumlarda kültür, sınıfsaldır. Böylesi toplumlarda; bir demokratik/katılımcı kültür anlayışı vardır. İki, otoriter ve anti-demokratik kültür anlayışı vardır. Katılımcı kültür bakışı, anti-demokratik ve tekelci kültürün tam reddi oluyor. Bu, şu demektir:

Demokratik kültür, toplumdaki geniş halk yığınlarını kapsayan bir canlı süreçtir. Bu kültürün ipuçlarını, kısaca, şöyle sıralamak mümkün:
– İnsanlar arasındaki karşılıklı ilişki. Karşılıklı süreç.
– Katılımcı / demokratik süreç.
– Katılımcı / demokratik yaşam anlayışı tarzı.
– Anadolu halklarının yarattığı kültürler arasındaki paralellik: Türk, Kürt, Arap, Laz, Ermeni vb. halklar arasındaki kültür buluşması.

Demokratik / katılımcı kültürün özü: Herşey insan içindir!

Anti-demokratik/otoriter kültür: Bu, toplumun belirli insanlarına hitap eden, bir zümre, bir elit kültürüdür. Genellikle başka halkların kültürlerini hor gören, yadsıyan bir ırkçı kültür anlayışıdır. Buna ?rasist? kültür demek de mümkün. Bu anti- demokratik/otoriter kültüre ilişkin ipuçları, kısaca, şunlardır:

– Geniş halk yığınlarınca yaratılan kültürün görmezden gelindiği ve reddedildiği bir ?seçkin? kültür bakışı.
– Kültürel değerler burada, mekaniksel ve statikseldir; bunlar değişmez.
– İnce ya da ?nazik? kültür dediğimiz ve mülk sahiplerine hitap eden bu kültür, aynı zamanda geniş yığınların kültürü üzerine ?oturan? bir asimilasyoncu kültürdür.
– Bu kültür bakışı, örnek olsun, Anadolu halklarının yarattığı kültürel değerleri de inkâr eden ve her şeyi ?kendi kültürü? olarak gören bir ?seçkin? kültür anlayışıdır.
– Bu rasist kültür anlayışı, dünya halkları kültürü ile buluşmayı da reddeder ve böylesi bir kültür buluşmasını, kendi kültürü için bir ?tehdit? , bir ?baryer? olarak görür.
Anti-demokratik / otoriter kültürün özü: Irkçılık, ayrımcılık ve asimilasyonculuktur!

Bu temel açıklamalardan sonra, soru şu: Birincil kültür nedir? İkincil kültür nedir? İki veya daha fazla kültürlü olmak nedir?

Birincil kültür, insanın daha doğuştan, ailesinden ve yakın aile üyelerinden öğrendiği kültürdür. Buna anakültürü adını veriyorum. Bu, anne, baba ve yakın aile çevresinden öğrenilen ve alınan kültürel norm ve değerlerdir. İnsanlar bu yolla kültürünü ve kimliğini geliştiriyor. Bu yolla alınan kültür, başkalarına da ulaştırılıyor.

İkincil kültür, insanın içinde bulunduğu ve yaşadığı devletin ?resmi? kültürüdür. Bu kültür, yine daha okul çağından, öğretmenler, eğitimci v.b profesyonel insanlar tarafından bizlere verilen kültürdür.

İki veya daha fazla kültürlü olmak, yani çok kültürlülük, insanın hem birincil kültürü olan anakültürünü, hem de yaşadığı toplumun diğer kültürlerini öğrenmek demektir. Birden fazla kültürle yetişmek, insan için büyük bir zenginliktir.

SONUÇ

Kültür, insanların toplumsal hayata ilişkin bütün başarı ve kazanımlarıdır. Kültür, yaşayan bir süreç olarak, dünün, bugünün, geleceğin işlediği ve işleyeceği/yarattığı ve yaratacağı her şeydir.

Bir insan, birden fazla kültürlü olabilir. Birden fazla kültürlü olmak, zenginliktir.

Hem anakültürünü, hem de yaşadığı ülkenin kültürünü bilmek, zenginliktir.

İnsanlar, toprağı işleyerek, ekerek toprağı ?toprak? yapıyorlar.

İnsanlar, kendi doğalarını işleyerek, ?insanlaşıyorlar?.

Kültürleşmek, aynı anlama gelmek üzere insanlaşmak, demokratik / katılımcı bir kültür anlayışından geçiyor.

Faiz Cebiroğlu

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Önemsemek Üzerine Notlar 2 ? 3 Nejdet Evren

../2 Hiçbir zaman ?en? denilen olguya inanmadım. Çünkü ?en? denilen şey bir aldatmacadan başka bir şey değildir. Kısacası, ?en? yoktur....

Kapat