Kurşunkalem Fabrikası – Soti Trintafyllou

Kurşunkalem Fabrikası (To Eprostasio Ton Moaybian), bir Yunan ailesinin yaklaşık yüz yıllık tarihi olmasının yanı sıra, Zurich?te başlayıp, devrimci fikirlerin filizlenerek büyük toplumsal hareketlere dönüştüğü Berlin ve Sen Petersburg gibi yirminci yüzyılın en çalkantılı kentlerinde devam eden büyük bir dostluğun öyküsü. Bir mühendis olan Stefanos Asimakis, Süveyş Kanalı?nın inşasında görev almak üzere 1866 yılında Kahire?ye gider. Burada kendisi gibi Yunan bir kızla aşksız bir evlilik yapar. Stefanos için Mısır, köprüler, yollar inşa edilerek geliştirilecek bakir bir bölgedir. Yine burada tanıştığı Gaston Wolf için ise Afrika, ?kehribar rengi günbatımları ve soylu ırkıyla? bir ?turta?dır adeta. Ve Stefanos, arkadaşı Gaston sayesinde Afrika?ya farklı bir gözle bakacak, onun karısı sayesinde de umutsuz aşkı keşfedecektir. Stefanos?un oğlu Markos da, istemeden de olsa, babasının yolundan gidip mühendis olacak, yasak biraşka tutulacak ve o da kendi payına aşksız bir evlilik yapacaktır. Yunanistan?da bir kurşunkalem fabrikası kurma hayalini ise asla gerçekleştiremeyecektir. Kurşunkalem Fabrikası Birinci Dünya Savaşı?ndan Avrupa?daki devrimci hareketlere, Bolşevik Devrimi?nden İkinci Dünya Savaşı?na kadar Avrupa?yı sarsan ve değiştiren olaylar eşliğinde, yer yer Lenin, Rosa Luxemburg gibi gerçek kişiliklerin de kurguya katıldığı, ulaşılamayan düşlerin, gerçekleşmeyen hayallerin, hayal kırıklıklarının romanı.

ROZERİN DOĞAN BOLLUK, 06/03/2009 Tarihli Radikal Gazetesi
Kurşunkalem Fabrikası, kentsoylu bir Yunan ailesinin yaklaşık yüz yıllık tarihinden yola çıkılarak kaleme alınmış bir hikâye. Roman, Zürih?te başlayıp, devrimci fikirlerin filizlenerek büyük toplumsal hareketlere dönüştüğü Berlin ve Sen Petersburg gibi 20. yüzyılın en çalkantılı kentlerinde devam eden büyük bir dostluğun öyküsünü anlatır. Romana, Lenin, Rosa Luxemburg gibi Rus devriminin önde gelen isimleri de gerçek karakterleriyle eşlik eder.
Kurşunkalem Fabrikası Soti Triantafyllou?nun Türkçe yayımlanan ilk kitabı. Romanının özü; zıtlıklara, karakterlerin çelişkilerine, yaşam tarzlarına ve fikirlerine dayanıyor. Romanda, Birinci Dünya Savaşı?ndan Avrupa?daki devrim hareketlerine, Bolşevik Devrimi?nden İkinci Dünya Savaşı?na kadar dünyayı değiştiren olaylar anlatılır. Sovyet Devrimi yer yer Lenin ve Rosa Lüxemburg gibi gerçek kişilerin kurguya katılımıyla aktarılır. Triantafyllou?ya göre Sovyet Devrimi; ?Zamanın bir noktasında yaşamın kendisinden de daha büyüktü.? Bu yüzden de ancak dolaylı yoldan anlatılabilirdi. Yoksa bir çeşit propaganda tuzağına düşme ihtimali çok yüksekti. Kurşunkalem Fabrikası tarafsız bir anlatıma sahip.

Bir karakter iki hayat
Hikâye, Markos Asimakis?in mühendis olan babası Stefanos Asimakis?in, 1866 yılında Süveyş Kanalı?nın inşasında görev almak üzere Kahire?ye gitmesiyle başlar. Stefanos için Mısır, köprüler, yollar inşa edilerek geliştirilecek bakir bir bölgedir. Burada araştırmacı ve coğrafyacı bir Alman olan Gaston ile tanışır. Gaston sayesinde Afrika?ya farklı bir gözle bakmayı öğrenir. Yasak bir aşkla Gaston?un karısına tutulur. Bu aşktan varlığından çok sonra haberdar olacağı bir kızı dünyaya gelir. Markos, Zürih?te öğrencilik yıllarında işte bu kıza aşık olur. Dramatik bir şekilde Lusele?in onun üvey kız kardeşi olduğunu öğrenir. Aşka küsen Markos, babası gibi istemediği bir evlilik yapar. Bu evlilikten tam beş kız çocuğu dünyaya gelir.
Asimakis ailesinin romandaki ikinci kuşağının temsilcisi Markos, Zürih?te mühendislik eğitimi alır. Yazar, Süveyş Kanalı?nın inşasından çalışan mühendis vasıtasıyla bu bölgeyi ve sömürgeciliği anlatır. Hem de her yanıyla. Ona göre az da olsa sömürgeciliğin de iyi yanları vardır.
Markos, iki hayat yaşar. Bir yanıyla babası gibi tren mühendisi ve tıpkı onun gibi liberal demokrattır. Diğer yanıyla da Rus devrimcilerden birinin yol arkadaşıdır. O hayatını sürdürdüğü İskenderiye salonlarında yapılan toplantılarda devrim fikrinin hoşuna gittiğini de gizlemeyen bir hayat sürer. Fakir olmasa da dar kafalılığın ve yoksulluğun ne olduğunu bilir. Kahire?de, Atina?da, özellikle Cibuti ve Habeşistan?da ve bir de Zürich?teki işçi mahallerinde yoksulluğu görmüştür. Markos bu iki yaşamın arasından geçip giderken kimseyle konuşmaz.
Markos?un bütün hayali bir kurşunkalem fabrikası kurmaktır. Koşulları buna uygun olmasına rağmen o bu hayalinin peşinden gitmemiş, sönük bir hayatı seçmiştir. Rusya?da 1917 Devrimi?nin bütün heyecanını yaşayan arkadaşı Vanagalis?in mektubuyla bu hayalleri yeniden gelip oturmuştur karşısına. ?Ucuz güzel kurşunkalemler. Halk için, eğitim için, geometri için, yazma manyakları için kurşunkalemler. Yumuşak kurşunkalemler, acımasız veda mektupları için kurşunkalemler! Ve de gizli günlükler için kurşunkalemler.? Öğrencilik yıllarında aynı evi paylaştığı arkadaşı Vangelis, Markos?a New Yorklu bir genç adamın fabrika kurmak için Bolşeviklerden izin almayı başarabildiğini yazmıştır mektubunda. New Yorklu bu genç girişimci 1921 yılında. Bolşeviklerden ne işe yaradığını bilmedikleri bir maden alıp karşılığında da tahıl vermiştir.
Vangales mektubunda; Sen Petersburg?un, yani Petrograd?ın neden Leningrad olduğunu ve Volgograd?ın Stalingrad olarak değişme serüvenini anlatır. ?Stal, Rusça?da çelik anlamına gelir. Lenin yerini almak isteyen bu yiğit, kente ismini verdi; daha doğrusu ismini (Cugaşvili!) değil ama lakabını (Stalin!) verdi; çünkü 19 çatışmasında, iç savaş süresince kenti savunmuştu. Dürüst olmak gerekirse ?çelik adam? denen bu Cugaşvili?yi benim gözüm hiç tutmuyor, ancak ister hoşuma gitsin ister gitmesin, partinin genel sekreteri oldu ve bana oldukça zeki ve daha az köylü görünen Troçki?yle birlikte işe koyuldu. Köylüler beni korkutuyor, yozlaşmış bir burjuva olduğum çok açık değil mi?? diye yazar.
Ve Markos Yunanistan?da bir kurşunkalem fabrikası kurma hayalini gerçekleştirmeden bu dünyadan ayrılır. Ancak yıllar sonra Yunanistan?a dönen kızı Luiza ve can dostu Vangalis tesadüfen karşılaşırlar. Faşizmin bu ülkede yükseldiği yıllardır, Markos?un hayali, Rusya?dan hammadde getirme zorluklarına rağmen bu ikili tarafından gerçekleştirilir.

Kitabın Künyesi
Kurşun Kalem Fabrikası
Yazar : Soti Trintafyllou
Çevirmen : Fulya Koçak
Yayınevi :Literatür Yayıncılık
Basım Yılı : Şubat 2009
Sayfa Sayısı :355

Yorum yapın

Daha fazla Romanlar
Venedik’te Ölüm – Thomas Mann “Sanatçının trajik çıkmazı”

"Thomas Mann?ın yazarlık yaşamında, Buddenbrooklar, Büyülü Dağ ve Doktor Faustus gibi büyük romanların yanı sıra Venedik?te Ölüm?ün de benzersiz bir...

Kapat