Kürt Aydınlanma tarihinden portreler: Şêrko Bêkes

Modern Kürt şiirinin en önemli temsilcilerinden olan Şêrko Bêkes, 2 Mayıs 1940 yılında Güney Kürdistan’ın Süleymaniye kentinde doğdu. Henüz 8 yaşındayken yine kendisi gibi Güney’in bilinen önemli şairlerinden babasını, Faik Bêkes’i kaybetti.

Babası aynı zamanda öğretmen olduğu için sık sık başka şehirlere göç etmişlerdir. Şêrko Bêkes çocukluğundan itibaren şiirin, edebiyatın, aydınlanmanın içinde bulmuştur kendini. ”Evimizde çıra ve mum yoktu şiirle aydınlanıyorduk” sözü aslında çocukluğunda yaşadıklarının özetidir.

Şiirleri henüz 17 yaşındayken Jin dergisinde yayımlanmaya başlandı ve daha sonra ”Devrimin Sesi” radyosunda çalışmaya başladı. Burada şiirlerini, marşlarını ve Kürt edebiyatından kimi örnekleri Kürt işçi, köylü ve emekçileriyle buluşturur. Belli periyotlarda sıra kendisine geldiğinde ”Burası Devrimin Sesi” anonsuyla kendisini hatırlatır. Aynı dönem Kürt özgürlük mücadelesine katılır ve şiirleriyle yer edinir. Emekten, aydınlanmadan ve umuttan yana şiirleriyle bilinir.

Güney Kürdistan şiir ekolünden Sorani lehçesiyle eserler üreten Bêkes; Nalim ve Salim’den sonra bu akımın en önemli temsilcisidir.1970’de bir grup şairle birlikte yenilikçi ”Ruwange” hareketinde yer alır ve aynı isimle bir dergi çıkartırlar. Ruwange şiir hareketi modern Kürt edebiyatının en önemli tariflerini yapar. Bu hem bir çıkıştır hem de modern Kürt edebiyatının kavgasını verirken onları buluşturan bir zemindir.

1975’de içinde yer aldığı bir isyanın Saddam Hüseyin yönetimi tarafından bastırılmasıyla sürgün edilir. Sürgün yıllarında boş durmayan Bêkes, 4 yıl sonra ülkesine Kaziwe (Tanyeri) ve Koç (Göç) divanlarıyla geri döner. Bêkes’in şiirleri onun düşmanlarını bile etkileyecek niteliktedir. Öyle ki onu sürgün eden, Halepçe’de olduğu gibi binlerce Kürt’ü katleden Saddam Hüseyin ona ”Kadisiye Ödülü”nü önermek zorunda kalır. Şêrko Bêkes hiç tereddüt etmeden reddeder ve Kürt halkını mücadeleye çağırarak karşılık verir. Bêkes’in bu çağrısı bir şairin ya da genel anlamıyla sanatçının emekten, özgürlükten, mücadeleden yana tavır koyması gerektiğinin göstergesidir. Onun deyimiyle, gerçek şair prangalanmaktan daha büyük olan şairdir.

Saddam’ın baskıcı yönetiminden dolayı 1986’da İsveç’e gitmek zorunda kalan Bêkes, 1987’de Kurt Tuckholsky ödülüne layık görülür ve ödülünü dönemin İsveç başbakanı Ingvor Carsson’un elinden alır. Ayrıca 2011’de ilk kez düzenlenecek olan Pirêmêrd ödülüne de layık görülecektir.

1991’de Kürt halkının kimi kazanımlar elde etmesiyle Güney Kürdistan yönetimi kurulur ve Şêrko Bêkes de ülkesine döner. Parlemento seçimlerine girer ve yüksek oy oranıyla milletvekili seçilmekle kalmaz, Kürdistan hükümetinin ilk kültür bakanı olur. Bizdeki Azadîya Welat gazetesinin iz düşümü olan Welat adında bir gazete çıkarır ve kendisi gazetenin başına geçer. Ancak Bêkes’in aydınlanmacı, halkçı, emekten yana kültür politikaları hükümetle ters düşer. Şiirlerinin sansürlenmesi ve Welat gazetesinin ‘PKK propagandası yaptığı’ gerekçesiyle kapatılması üzerine Bêkes ”Şiirimin tek bir dizesini otuz bakanlığınıza değişmem” der ve istifa eder.

Tekrar İsveç’e dönen Bêkes yaşamının bundan sonraki kısmını burada geçirir. 1998’de kurulmuş olan Serdem adlı kültür merkezinin başkanlığını yapar. Şiirlerinin ana temasını doğa ve özgürlükler oluşturur. Peşmerge’lik yaptığı yıllarda devrim ve direniş üzerine birçok şiir yazmıştır. Şiirin yanı sıra öykü ve tiyatro alanlarında toplam 41 eser yazan Bêkes’in şiirleri birçok dile tercüme edildi. Türkçe’ye de ilk kez Doz yayınları tarafından kazandırıldı.

4 Ağustos 2013’de aramızdan ayrılan bu büyük şairin hayatı, henüz o hayattayken Sirwan Rehim tarafından filme alınarak belgesel haline getirilmiştir. Ayakkabı kutularından milyon dolarların çıktığı, Ermenek’de olduğu gibi devletin madencileri katletmekle yetinmeyip, katledilen madencilerin babalarına bir de alçakça kara lastik ayakkabılar yolladığı günümüzde, ayakkabı boyacılarının şairi Şêrko Bêkes’i bir kez daha saygıyla anıyoruz. Şu an günümüze de ışık tutan, boyacı Hemo’nun yaşamını alan bir şiiriyle Şêrko Bêkes’i bir kez daha anıyor, onun aydınlanma ve özgürlük mücadelesi önünde saygıyla eğiliyoruz.

Fısıltı (Tanrı’nın Ayakkabıları)

Akşamdı
Küçük boyacı Hemo
Büyük Meydan’ın köşesinde
Şam şehrinin göbeğinde
yorgun başını eğmiş
incecik bedenini
elindeki fırça gibi
hızlı hızlı sallıyordu.
Küçük avare Hemo
belli belirsiz bir fısıltıyla
şöyle diyordu:
Sen, öğretmen koy ayağını!
Sen, tüccar koy ayağını!
Subay… casus… asker… cellat…
iyi insan..piç insan..
Siz hepiniz!
Sırayla koyun ayaklarınızı
kimse kalmadı
Tanrı’dan başka
inanıyorum ki öte dünyada da
Tanrı
ayakkabılarını boyatmak için
bir Kürdü çağıracaktır.
Kim diyebilir ki “O Kürt ben değilim.”
Ah anne,
sence Tanrı’nın ayakları ne kadar büyük?
Kaç numara giyiyordur?
Ya para!
Anneciğim sence Tanrı ne kadar öder?

Şêrko Bêkes, Piste Pistek (Fısıltı), Ji Nav Şiîrên Min (Avesta, 1995)
Kürtçeden Çeviren: Rûken Bağdu Keskin

Sevgi

Toprağın yüreğine dayadım kulağımı
Yağmura sevgisini anlatıyordu

Suyun yüreğine dayadım kulağımı
Kaynaklara sevgisini anlatıyordu

Ağacın yüreğine dayadım kulağımı
Yaprağa sevgisini anlatıyordu

Sonra sevginin yüreğine dayadım kulağımı
Bana özgürlüğü anlattı

Şêrko Bêkes
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

Kaynaklar:

1) http://radyo.sol.org.tr/programs/mezopotamya-nin-sesi/play/sair-serko-bekes

2) http://rudaw.net/turkish/interview/19082014

Münir Gök
24/11/2014, http://haber.sol.org.tr/

Yorum yapın

Daha fazla Kürt Edebiyatı, Makaleler
Kürt aydınlanma tarihinden portreler: Erebê Şemo

"Kürtlerin Rönesansı'' diye nitelendirebileceğimiz dönem, Kürt edebiyatına dair üretimlerin de doruk noktasına ulaştığı SSCB'de gerçekleşmiştir. Erebê Şemo(Şamilov) da bu dönemin...

Kapat