Kuşatılan şehirler ve Gezi ruhu – Murathan Muradoğlu

Mehmet Eroğlu?nun 16 Haziran günü Gezi parkı saldırısından sonra attığı tweet çok anlamlıydı: ?Bakan Bağış?a öneri: Geziyi teröristlerden(!) korumanın en sağlam yolu, Taksim?i İsrail?in Batı Şeria?da inşa ettiği duvarlarla çevrelemek.? Böylece Stephen Graham?in Kuşatılan Şehirler?in ruhunu aktarmış oluyordu Eroğlu. Günlerce süren Gezi Parkı eylemi ile ilgili olarak lehte ve aleyhte atılan tweet ve haberler, elimdeki kitabın hemen her sayfasına göndermeler içeriyordu. İsrail?in ABD ve Britanya polisine verdiği belirtilen ?Öldürmek İçin Vur!? temelli kent isyanlarını bastırma eğitimlerinden tutun buldozer, ?öldürücü olmayan(!)? silah kullanımına kadar çeşitli bastırma yöntemleri Gezi eylemlerinde de uygulanıyordu. Yine Gezi eylemlerinden sonra kolluk gücünün faaliyetlerini yorumlayan bir hukukçu, Ümit Kardaş üç gün süren gazete yazılarında polisin, iç düşmana karşı mücadele yürüten bir iktidarın silahlı gücü olarak fiili işlev gördüğünü belirtiyordu.

Dijital gözetleme
Kitabın Türkiye?deki kentsel yaşamla ilgili olan doğrudan ifadelerinin bu denli açık görülebildiği günlerde, ABD?de bir başka olay daha patlak veriyordu. Bir NSA (ABD Ulusal Güvenlik Ajansı) çalışanı olan Edward Snowden, kurumun ürettiği ancak halkı ilgilendirdiği halde gizli olarak kullandığı bilgileri ifşa ediyor ve her şeyini bırakarak bilinmeyen bir yere kaçıyordu. Söz konusu bilgiler bireylerin öncelikle ABD?ye tehdit olarak algılanan yazışmalarını ve bu yazışmaların yorumlarını içeriyordu. ABD?nin internet ağlarının merkezi olarak çeşitli bilgisayar programları yoluyla dijital gözetleme yaptığı hemen herkesin malumu olmasına karşın bunun somut olarak ifşa edilmesi, Wikileaks hadisesinden sonra gelen ikinci bir dalga yaratıyordu.

Kapsamında pek çok tema barındıran Kuşatılan Şehirler?in başlangıç bölümü, yazarın kitabı oluşturan diğer bölümlerde konu ettiği örneklerin çözümlemesini yapmak üzere kullandığı teorik çerçeveyi ortaya koyuyor. İlk üç bölüm, güney şehirlerinin ve giderek kuzey şehirlerinin içinde bulunduğu militarizasyon temalarına değiniyor ve bu militarizasyonu meşrulaştırma arayışındaki ideolojik ikilikler (Manici coğrafyalar) üzerinde duruyor. Sonraki altı bölümde ise ?yeni askeri kentçilik? olgusu çeşitli örneklerle vurgulanıyor.

Kentsel şiddet
Söz konusu olgunun ortaya koyduğu çeşitli yolları tartışan Graham?a göre, sınırların çoğalması ve militarizasyonu, polis ve askeriye arasında giderek artan işbirliği, neoliberal ve güvenlik altyapılarıyla oluşan işlevlerin ayrılamayacak bir hal alması ve içerideki kentsel azınlıklarla dış düşmanların bir araya gelmeleri bu olgunun belirtileri. Kitap,?yeni askeri kentçiliğin ideolojilerine, taktiklerine ve teknolojilerine karşı çıkma ve modern kentsel varoluşun demokratik ve askerleşmemiş görüşlerini savunma ve canlandırma yolları? olduğunu belirterek son bölümünde, ?farklı yollarda kentsel şiddete karşı durmanın peşinden giden ve radikal güvenlik kavramlarını harekete geçirmeye girişen çeşitli ?karşı-coğrafya? aktivistleri sanatçılar ve toplumsal hareketlere [dönüyor ve bunların] ulusal güvenlik devletlerinin entrikaları yerine, sarmallanan gıda, su ve çevre krizleri, filizlenen şehirler, hızlı iklim ve deniz-seviyesi değişikliği ve hızla yok olan fosil yakıtların dünyasında güvenliğin insani, kentsel ve ekolojik temellerine? odaklanmak zorunda olduklarını vurguluyor.

Gözetleme toplumunun gittikçe artan her yerdeliği ve erişiminden rahatsız olanların bu kitabı okuması gerektiği görülüyor. Sadece suçlu olanların korkmaları gereken kişiler olduğunu düşünenler ve meydana gelen onca olaydan sonra hâlâ herhangi bir ürküntü duymamış olanlar ise tekrar düşünmek için okumalı Kuşatılan Şehirler?i.

Murathan Muradoğlu
(16.12.2013, http://kitap.radikal.com.tr/)

KUŞATILAN ŞEHİRLER
Yeni Askeri Kentçilik
Stephen Graham
Çeviren: Levent Aydeniz
Nota Bene Yayınları
2013, 504 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Sürgün acısının gölgesi – Sennur Sezer

William Saroyan, ?Bu içinde nefret olmayan bir hikâyedir, çünkü nefret ve ölüm birbirinin eşidir; oysa bu, yaşamın hikâyesidir? diyor Surmelian?ın...

Kapat