Mahallemize sahip çıkıyoruz! – Sema Aslan

Kendi Sesinden: Gülsuyu-Gülensu, 50?lerden 90?lara mahallede yaşayanların tanıklıklarını bir araya getirmekle kalmıyor, rantsal dönüşüme karşı direnişin mümkün olabileceğini de gösteriyor.
Gülsuyu, 1950?li yılların ilk yarısında çoğu Alevi olan yoksul ve emekçi halkın yerleşmeye başladığı, 1956?da muhtarlık statüsünü alan ve özellikle 70?li yıllarda, başta üniversite öğrencileri olmak üzere sosyalistlerin bir okulmuşçasına mutlaka uğramayı isteyeceği ve uğradığı, inisiyatifi kendi elinde, devrimci bir mahalle. İnisiyatifi elinde lafının bir manası var; Gülsuyu sakinleri hakikaten de yol yapımından arazi paylaşımına, devletten önce ve hatta devletten bağımsız olarak, kendi içinde kurduğu kooperatifler ve komitelerle yol alan; dayanışmanın adet, söz söylemenin hak kabul edildiği bir mahalle kültürü yaratmışlar. Bu kültürel yapı 2000?li yıllarla birlikte, elbette pek çok değişkenin de etkisiyle bir dönüşüm geçirmeye başladıysa da, mahalle sakinlerinden aktivist Erdoğan Yıldız?ın ifadesiyle Gülsuyu, ?bizzat mahallenin kendi öz örgütlenmesiyle geleceğinde söz ve karar sahibi olacağı? iddiasını koruyor.

Kendi Sesinden: Gülsuyu-Gülensu kitabına gelince? Esasında her şey, 2009 yılında başlamış. http://www.kulturel-aracilar.blogspot.com/ adresinde ikâmet eden Kültürel Aracılar, 2009?2010 arasına tarihlenen ve o dönemki adıyla Platform Garanti Güncel Sanat Merkezi (SALT), Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ve Stadelschule Frankfurt?un ortaklığında yürütülen bir proje. Özellikle İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti çalışmaları sırasında yok sayılan İstanbul?a, yani İstanbul?un çevresindeki mahallelere odaklanan proje, buralarda üretilen kültüre, kültürel aracılara (aile, akrabalık, komşuluk, siyasi/dini örgütlenmeler) bakarak başka bir hikâyeye kulak kabartıyordu. (Ne denir, doğru zamanda doğru yerdeydiler!) Proje, Gülsuyu?Gülensu mahallesinde “güvene dayalı” ilişkiler kurarak, mahalleliyle birlikte, mahalle içinden ve dışından katılımcılarla bir alan araştırması yürütmeye başladığında, aslında o sıra akıllarda olmayan ?dükkân? fikri ortaya çıkmış. Oda Projesi?nden Seçil Yersel, Açık Dergi?yle yaptıkları söyleşi sırasında, projeye başladıkları ilk günlerde kendilerini mahallede en az yurt dışından gelmiş proje ortakları kadar yabancı hissettiklerini söylüyordu. Dükkân fikrinin dayanağı, bu his aslında. Mahallede bir yıllığına kiralanan dükkân, mahalleliyle tüm paylaşımın yapıldığı bir ortak/kamusal alan olarak görevini yerine getirmiş; yabancılık hissini bertaraf etmiş. Dükkânda 49 kişiyle yapılan söyleşiler, bir yandan bir kent anlatısı koleksiyonuna işaret ederken, diğer yandan da tamamen canlı ve güncel bir anlatıya; kamusal alanlar üzerinde söz/hak sahibi olmak, dayanışma ruhu/bilinci, mahallelilik gibi, yerel yönetimde karşılığını ?modern anlayışla? siyaset yapmak olarak bulan, oysa söz gelimi Gülsuyu Mahallesi?nde gelenekten gelen bir anlatıyla buluşuyor.

“Filmin koptu. Ne yapacaksın şimdi?”
Gülsuyu, ?80?lerin sonunda, bölgeye zorunlu göçle gelen nüfusun da eklenmesiyle dağınık ve kalabalık bir yapıya dönüşüyor; alınan kararla da kendi içinden ikinci bir mahalle çıkıyor: Gülensu. Türk?Kürt, Alevi?Sünni ama çoğunlukla solcuların yaşadığı Gülsuyu?Gülensu?da örgütlenmek, eylem yapmak anlatılardan görülüyor ki, bir tür refleks. Gülensu mahallesinin ilk muhtarı, sendikal faaliyetleri nedeniyle cezaevine girmiş olan Ali Rıza Satar?ın aktardığı iki bin kişilik bir eylem var mesela; mahalle?polis ve bürokrasi arasındaki ilişki hakkında ipuçları veren bu anlatı, bir yandan da bazı meselelerin nasıl da ?kişiselleşebileceği?ni göstermesi bakımından ilginç. Eylemden sonra gözaltına alınan Satar?ın şu cümleleri esasında bizim için sıradanlaşmış olmalı: ?Terörle mücadelenin amiri beni orada görünce sanki bir şey bulmuş gibi dedi ki ?Beş sene orada sen görev yaptın. Ben geldim gittim senin oraya. Bir zırnık bir şey alamadım senden. Bak şimdi elime nasıl düştün? Muhtarlığın bitti. Filmin koptu. Ne yapacaksın şimdi?? dedi. ?Olsun? dedim.?

Film kopmuyor; mahalle geçen yıllar içinde özellikle sosyalist ve Alevi kimliği nedeniyle rutin olarak gözaltı ve tutuklamalar yaşarken, hayat akıyor. O filmden kareler görmek isterseniz, bir fotoğraf sorarsanız mesela, ?Onlar olsa olsa ancak polis arşivlerinde olur? yanıtını duyarsınız ama mahallelinin direnişi varlığını sürdürmüş. Özellikle 90?lar ve 2000?lerde sol/sosyalist değerlerle ilişkisini sürdürüyor olsa bile siyasi örgütlerin kalabalıkları nispeten kaybettiği mahallede, mahalleye sahip çıkmak her şeye rağmen hükmünü kuruyor. Kurulan derneklerle Gülsuyu?Gülensu?ya sahip çıkan mahallelilerin yapıp ettikleri, kitabın sonuna yerleştirilen bir tabloyla netlik kazanmış. Bu tabloda sol kolda Türkiye/İstanbul gündemi, sağ kolda Gülsüyü?Gülensu gündemi yıl yıl yazıyor.

Gülsuyu?Gülensu epey değişim yaşamış -sürüyor da… Kendi Sesinden: Gülsuyu?Gülensu kitabı da, proje sahiplerinin de söylediği gibi, bitmiş, tamamlanmış bir kitap değil. Elbette metinsel anlamda bir ?bitmemişlik? değil bu; ucu açık, devingen bir projenin doğası gereği bitmemiş, bitmeyecek, canlı bir kitap?

?Önde ben siper olacağım?
Söyleşilere bir de kadınlar ne demişler diye baktığınızda da ayrı bir okuma yapmak mümkün. Fatma Hanım, mahallenin sütçüsüyken emlakçılık yapmaya başlayan ve mahallede bir durağa adı verilen ?deyim yerindeyse, ilham veren kadınlardan mesela. Bir diğer isim, Güzel Şahin, cesaretiyle yaşıyor: ?Bunu asla ve asla kabul etmiyoruz, biz bayanlar olmasak, hiçbir erkek birisi dahi adım atmaz öne. Bayanlar her zaman öndedir. Bayanlar daha cesurdur. (?) Hep nereye gidersem gideyim de önde olacağım, önde ben siper olacağım.? Dernek çalışmalarında, siyasi eylemlerde aktif olan kadınlar, şartların kadınlar açısından da değiştiğini, sosyal ve siyasal yapıdaki kırılmaların kadınları tekrar eve kapattığından söz ediyor.

?Olay Bağdat Caddesi?nde oluyor??
Gülsuyu, mimli. Anlatılardan birinde söylendiği gibi, ?Olay Bağdat Caddesi?nde oluyor ama Gülsuyu?na geliyorlar?? Tek bir gecede 300?400 kişinin gözaltına alındığı söyleniyor, geç saatlerde araba çıkmıyor, otobüs zaten bulunmuyor vs. Öte yandan buradaki nüfus, ucuz iş gücü. İnsanların hayatları mimlendikleri için zor ve fakat bariz kentleşme sorunları ve elbette ekonomik sorunlar nedeniyle de çok zor. Tehlikeli görünen bir yere girip baktığınızda işin aslının öyle olmadığını da görebiliyorsunuz aslında. Kimse ?o çamurun içine? gecekondu yapmaya meraklı değil; bir slogana sıkışıp kalmasın ama Gülsuyu?Gülensu sakinlerinin direnmekten başka çareleri, hakikaten de yok; hikâyeleri okuyan herkes bunu fark edebilir. Ki direniş sürüyor, sürecek; devletin gözü, kentsel dönüşümün hedefi Gülsuyu?Gülensu?da. Bir takım hesapların yapıldığı, son dönemde basına da yansıyan haberlerle, gündeme gelen uyuşturucu meselesiyle ortada?

Sema Aslan
(25.09.2013, http://kitap.radikal.com.tr/)

Kitabın Künyesi
Kendi Sesinden Gülsuyu-Gülensu
Erdoğan Yıldız, Oda Projesi
Nota Bene Yayınları / Araştırma-İnceleme Dizisi
2013,
576 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla İnceleme
Bir Mikro Alan İncelemesi: “Denizli” Politik Haritalar ve Eğilimler – Mehmet Emin Kurnaz

"Türkiye?de mevcut siyasetin temel sosyo-politik fay hatlarının veya kırılma noktalarının yerellikteki kararlılık ve sürekliliklerden beslendiğini tespit eden çalışmaların son dönem...

Kapat