Mıknatıs-Ses / Rezonans ve Sanatın Politikası – Nermin Saybaşılı

“Ses yazıyı ve anlamı nereye götürür? Eleştirel düşünce ne kadar titreşim, ne kadar rezonans taşır? Her metin imge ve sözden meydana geldiğine göre ses tınlar, anlam çınlar mı?

“Bir anlam arayışının taşıyıcısı olan ‘mıknatıs-ses’ son kertede yaşamanın gücüne ve yüküne işaret ediyor: Nefes ile düşünce arasındaki ilişki, yaşamı sürdürmek ile bilgi üretmek arasındaki devinim süreklidir. Spiral bir formdur ses. Duyup dinlenen seslerin ve imgelerin rezonansını taşıyan bu kitap da spiral bir şekilde gelişiyor ve öyle sonlanıyor. Onulmaz ses/sizlik arayışımın bir yankısı. Bu yankının vaadi olan ses/sizlik olmasa, kendi iç sesimi ve diğer sesleri dinleyecek gücü bulamazdım.

“Zerreler halinde yayılan ses bir yandan ani ve yaygındır, diğer yandan deniz kabuklarının helezonlarına yerleşmişçesine derin ve sakin. Anlam arayışı ise süreklidir. Ta ki kuşların seslerini ve kanat çırpışlarını duyacağımız kristalleşmiş bir sese, özgürlüğün baki olacağı kristalleşmiş bir sessizliğe değin.” – Nermin Saybaşılı


Önsöz

Uzun bir araştırma süreci sonucunda ortaya çıkan bu kitabın önemli
bir bölümü iki bursun sağladığı imkânlarla gerçekleşti.

SALT Araştırma Fonu ile 2013-14 yılları arasında yurtiçi ve yurt-
dışında farklı kütüphanelerde araştırmalar gerçekleştirdim. İstan-
bul’da Salt Galata ve Bilgi Üniversitesi kütüphanelerinde, Londra’
da British Library’de, Amerika’da ise Chicago Üniversitesi kütüp-
hanesinde ve Chicago Public Library’de araştırmalar yaptım. Ayrıca
ulusal ve uluslararası bazı önemli sergileri gezme imkânı buldum:
Venedik’de Art or Sound Art (Fondazione Prada, 2014), Stuttgart’da
Acts of Voicing: On the Poetics and the Politics of Voice (Württem-
bergischer Kunstverein, 2013), Londra’da Momentum (Barbican,
2014) ve The Exponential Horn: In Search of Perfect Sound (Science
Museum, 2014) ve İstanbul’da Çoksesli (İstanbul Modern, 2014).
Bu vesileyle SALT’a teşekkür ederim.

2015-16 yıllarında Fulbright bursuyla gittiğim Columbia Üni-
versitesi’nde araştırmamı derinleştirme imkânı elde ettim. Misafir
öğretim üyesi olarak beni School of Arts’a davet eden Dekan Prof.
Carol Becker’e ve onunla ilk temasımı sağlayan Dr. Zerrin İren Boy-
nudelik’e içtenlikle teşekkür ederim. Columbia Üniversitesi’nde
geçen dokuz aylık sürede Butler Library, Avery Library ve Music
and Arts Library başta olmak üzere Columbia Üniversitesi’nin zen-
gin arşivinden yararlanmanın dışında New York Public Library
ve New York Public Library for Performing Arts’ın koleksiyonuna
erişme şansı buldum. Bunlara ek olarak başta Museum of Modern
Art (MOMA), Whitney Museum of American Art ve Dia Art Foun-
dation gibi New York’un modern ve çağdaş müze ve galerilerinde
incelemelerde bulundum. İki sanatçı sergisi ise araştırmam için
özellikle önemli oldu: New Museum’daki Anri Sala’nın Answer Me
(2016) adlı sergisi ile Ana Mendieta’nın Galerie Lelong’da açılan
Ana Mendieta: Experimental and Interactive Films (2016) sergisi.
Araştırma ve yazma sürecinin her ikisi birbiriyle ilişkili uzun
ve çetrefilli bir yoldur. Bu zorlu yolu “iğneyle kuyu kazma”ya ben-
zeten babamın sözü de kulağıma küpedir. Süreci kolaylaştıran mes-
lektaşlarım, arkadaşlarım ve sanatçıların sayısı ise azımsanmayacak
kadar çok.
Öncelikle sohbetlerimiz sırasında kıymetli bilgilerini benimle
paylaşarak teorik anlamda çalışmama destek veren Simon Harvey
ile Ergin Çavuşoğlu’nu anmalıyım. Harvey, mimar Ebenezer Ho-
ward’ın meşhur “Garden City” (Bahçe Kent) için çizdiği planda
“mıknatıs” fikrine başvurduğuna dikkat çekti. Ergin Çavuşoğlu ise
Henri Lefebvre’in Rhythmanalysis: Space, Time and Everyday Life
(1992) kitabını önerdi.

“İğneyle kuyu kazarken” farklı veçhelerde desteklerini gördü-
ğüm hocalarım da var. Başta akıl hocam Prof. Dr. Raşit Kaya ve il-
ham kaynağım Prof. Dr. Irit Rogoff’a müteşekkirim. Araştırma sü-
recim New York’a evrilirken kaybettiğim, asistanı olarak akademik
hayata adım attığım için kendimi çok şanslı hissettiğim rahmetli
hocam Prof. Dr. Semra Germaner’in ışıklı hatırası da benimle. Üni-
versitede kendisinden felsefeyi ve şiiri öğrendiğim hocam Hilmi
Yavuz’a ayrıca çok teşekkür ederim. Hilmi hocam dil ve edebiyatla
ilgili yazdığım taslak halindeki metni okuyup kıymetli görüşlerini
benimle paylaştı.
Sanatla ilişkim her zaman düşünce ve bilgi üretimiyle bağlantılı
olmuştur. Sanat çalışmaları hakkında değil, onlarla birlikte düşünü-
yor ve yazıyorum. Dolayısıyla burada isimlerini teker teker zikre-
demeyeceğim (kitabın sayfalarında yer alan) tüm sanatçılara çok
şey borçluyum. Kitabı zenginleştiren onların sesleri, sözleri ve im-
geleri oldu.

Son olarak, analitik bakışıyla kitabın fikrinin ve dilinin yerleş-
mesini sağlayan Semih Sökmen’e nazik üslubu ve titiz editörlüğü
için canı gönülden teşekkür ederim.

Kitabın birinci ve ikinci bölümünün kısa versiyonları daha önce
dergi içinde makale ya da kitap içinde bölüm olarak basıldı. “Ap-
ricot City A4: Magnetic Cityscapes of Istanbul” adlı yazımı Lon-
dra’da çıkan bir fanzin olan P.E.A.R (2010: 2) için kaleme aldım.

Gezi direnişi devam ederken yazdığım “Magnetic Istanbul: Unfi-
nished Notes on the City of Resistance” adlı yazım Architecture &
Situation (Sonbahar 2014: 4) dergisinde çıktı. “Magnetic Rema-
nences: Voice and Sound in Digital Art and Media” adlı makalem
ise Uncommon Ground: New Media and Critical Practices in North
Africa and the Middle East (I.B. Tauris ve Ibraaz, 2014) kitabında
bölüm olarak basıldı. “The Magnetic: Apricot-City A4 and Its Weak
Gestures” başlıklı makale Gestures of Seeing: Film, Video and Dra-
wing (Routledge, 2016) kitabında yer aldı. Kitabın üçüncü bölümü-
nün temel taşları “Magnetic Voice: Resonance and the Politics of
Art” başlığıyla MSGSÜ Sosyal Bilimler Dergisi’nde (Bahar 2018, 2:
17) basıldı.
Ses üzerine olan bu kitap anneme ithaf edilmiştir. Hayatta en
büyük destekçim ve ilham kaynağım ailemdir. Sorsalar babamı en
çok elleriyle, annemi ise sesiyle anlatırdım. El güven ve cesaret, ses
ise güç ve nezakettir. Onlarsız, yürüdüğüm yol bu yol ol(a)mazdı.
İstanbul, Ekim 2019


OKUMA PARÇASI
Giriş, “Kristalleşmiş Ses/sizlik”, s. 15

Bir ses kaybolacaksa kaybolmuşsa

– bir söz söylenmişse söylenecekse

Hiç duyulmamış – hiç konuşulmamış

Ne çıkar ses kaybolmuş söz duyulmamış olsun

Ne çıkar – yine duyulmuyor konuşulmuyor işte

Kelimeler anlamsız

Sesi soluğu yok – kimse düşünmüyor

Kimseler görmüyor karanlıktaki ışığı

Başka sesler var ortalıkta – o tatlı ses yok artık!

– T. S. Elliot [1]

Şu (gök)gürültülü dünyada bir nebze de olsa sessizliğe ulaşmak için yazıyorum ben. Uzak ya da yakın, alçak ya da yüksek bazı seslerin gürültülü, hatta gökgürültülü olduğunu bilerek, olmayacak bir mutlak sessizliği değil ama kristalleşmiş bir sesin/sessizliğin işitsel (sonik) tezahürlerini arıyorum. Şimdi dönüp baktığımda bu kitabın da bir ölçüde böyle bir içsel isteğin tezahürü olarak yazıldığını söyleyebilirim. Oysa ben doğadaki kuş seslerini dinlemek isterdim.

Osmanlı kuş evleri (kuş sarayları ya da kuş köşkleri) üniversitede sanat tarihi okurken seçtiğim ödev konularımdan biriydi. Her şekilde uzlaşılmaz olan ama bir şekilde beni sevdiğini bildiğim hocam Prof. Dr. Gönül Cantay şaşırmış ve meraklanmıştı: Osmanlı mimarisinin görkemli konuları dururken nereden, hangi akıldan çıkmıştı bu? O zamanlar bir sessizlik arayışı içinde olduğumu tabii ki söyleyemem. Minyatür evlere gelip giden, oya gibi işlenmiş taşların iç kuytularında dinlenen narin ve özgür kuşlara imreniyorumdur olsa olsa… Ödevim için İstanbul’u karış karış gezdim; boynumdaysa babamın kıymetlisi Canon marka fotoğraf makinesi vardı. Ödev de fena olmadı hani! Gönül Hoca özellikle çektiğim fotoğraflardan pek bir memnundu, slayt arşivine ekleyeceğini söyledi.

Yıllar sonra üniversitenin Fındıklı’daki kampüsüne doğru yürürken Kabataş’ın yoğun sokak trafiğinde kulağıma çalınan kuş seslerini duyup başımı çevirip baktığımda sanatçı Nermin Er’in gri duvarları kaplayan rengârenk kuş evleriyle karşılaştım. Er’in sokak üstündeki bir binanın kör yan duvarlarında gerçekleştirdiği, mekâna özgü sesli yerleştirmesi “Tek Göz Oda”da (2017) kentsel çevrede kuş seslerinin yokluğunu daha da bir yok kılarak var ediyordu. Binanın iki yan duvarını kaplayan olabildiğince basit forma sahip 120 adet rengârenk kuş evine internetten alınmış bir buçuk-iki saatlik kuş sesleri eşlik ediyordu. İşlek ve gürültülü kent mekânında gaipten gelen sesler gibiydiler. Küçük kuşların girip çıkabileceği, her biri toplam 6 nüfus için yapılmış minyatür evler hem görsel hem de işitsel düzeyde bir yokluk, bir eksiklik üzerinden doğayla kültür arasındaki gerilimi açık ediyordu: Buluntu kuş sesleri doğanın seslerinin yokluğunu duymamızı sağlarken renkli kuş evleri taşıdığı ırak uzamda piksel piksel kuşların varlığını görünür kılmış oluyordu.

Doğası gereği ses kulaktan bedene akar, bedene yerleşip onda taşınır. Ses bedenleşir. Küçük rengârenk kuş evleri ve etrafa yerleştirilmiş hoparlörlerden çevreye neşeyle saçılan kuş sesleri sokaktan geçenlere sessizliği hatırlatmak için oradaydı. Ne de olsa John Cage’den beri biliyoruz ki mutlak sessizlik yok. Kuş sesleri sesin olduğu kadar sessizliğin de en güzel formlarından biri…

Ben bu kitapta olmayan kuş seslerinden söz edeceğim. Oysa dediğim gibi doğadaki kuş seslerini yazmak isterdim.

Notlar

[1] “Kutlu Çarşamba”, çev. Özdemir Nutku ve Tarık Dursun K., Büyük Şairler ve Şiirleri içinde, haz. Tahsin Yücel, Ankara: Varlık, 1961, s. 274.


KÜNYE
Nermin Saybaşılı
Mıknatıs-Ses
Rezonans ve Sanatın Politikası
Metis Yayınları
Yayıma Hazırlayan: Semih Sökmen, Emine Bora
Kapak Tasarımı: Emine Bora
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Mayıs 2020
304 s.


İÇİNDEKİLER
Önsöz

Giriş: Kristalleşmiş Ses/Sizlik
Mıknatıs-Ses: Görüşün ve Duyuşun Alanında “Artık-Gösterge”
Sesin Mıknatısı: Dışarının Dışarısı
Ses: Dilde Bir Uçurtma!
Mıknatıs-Ses: Gözmerkezci ve Sözmerkezci Dünyanın
Sınırlarında Bir Rezonans/Dezonans
Ses: Spiral Form

1. Mıknatıs-Kent İstanbul: Ses(sizlik)ten (Gök)Gürültülü Sessizliğe
Gözden Göze, Kulaktan Kulağa: Gezi’nin (Bedensel) Dili
Bir Elin Nesi Var, İki Elin Sesi Var!: Gezi’nin (Beden) Sesleri
Dirençli Rezonanslar
Kristalleşmiş Ses/sizlik

2. Mıknatıs-Ses: Sanatın Akustik Politikası ve Rezonans
Mıknatıs-Ses
Ses Sarmalar
Sahibinin Sesi ve Bir Cızzzzz, Bir Cızırtı
Evsiz Ses
Kalbim Cız Etti! Sirenlerin Şarkısı ve Manyetik Ses Peyzajı
Ses-Nesne: Takır Tukur, Şangır Şungur

3. (İmkânsız) Dil
Bedeni Meçhul, Dili Muamma: “Öteki”nin Dili
ve Sanatın Yaratıcı Ontolojisi
Ses/Nefes ve Söz-Olmayan
Nefes Diyarı: (Sessiz) Çığlık ve Sesin Draması
Belleğin Dili/Dilin Belleği
Sanatın Yabancı Dili, Çatallı Sesi
Yerin Kulağı Varsa Yazının da Sesi Var!

4. Sesin Göçü
Ritimanaliz
“Eşik-Ses”: Çalın(a)mayan Piyano
Sesin Koreografisi: İcracısını Bekleyen Piyano
Coğrafyaların Çizgisel ve Döngüsel Ritimleri
Mekânsal Mıknatısla(n)ma: İmgede Atan Nabız
Ses Dalgalanır, Müzik Tınlar!
Ritmik Yineleme, Aritmik Fark

5. Suspus Zaman- Sispus Mekân: Dinlemenin Politikası
Şişşşş… Dinlemenin Politikası
Tınlayan Özne
Çın, Çın, Çın… Kulak Ağrısı
Şişşşşş… Ses Kapanı, Dil Hapishanesi

Kaynakça
Dizin

Nermin Saybaşılı, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. Doktorasını Londra Üniversitesi Goldsmiths College’ın Görsel Kültürler bölümünde tamamladı. Aynı bölümde lisans düzeyinde dersler verdi; Edinburgh Üniversitesi Mimarlık bölümünde konuk hoca olarak bulundu. Fulbright bursu ile Columbia Üniversitesi’nde, School of the Arts’ta çalışma ve araştırmalarını sürdürdü. Halen Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sanat Tarihi bölümünde öğretim üyesidir. Çalışma alanı, görme rejimindeki görünürlük/görünmezlik sorunsalı bağlamında güncel sanat pratikleri ve eleştirel kuram, enstalasyon çalışmalarında ve video çalışmalarında ses “öğesi”, görsel kültürde (küresel) coğrafyalar ve karşı-coğrafyalardır. Saybaşılı’nın 2011 yılında yayımladığımız bir kitabı daha var: Sınırlar ve Hayaletler: Görsel Kültürde Göç Hareketleri.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here