Mitolojik Kaynaklı Çocuk Yayınları – Aydın Afacan*

?Mitolojik kaynaklı çocuk yayınları? gibi genel bir adın seçimi, bu kaynaktan beslenmiş çeşitli sanat ürünlerinin bulunmasından dolayıdır. Şiirden romana, resimden öyküye birçok sanat alanında çeşitli halkların mitolojik birikiminden yararlanan yapıtlar bulunmaktadır. Bu tür yapıtlara doğrudan ?mitolojik yapıtlar? denilmesi, aynı zamanda bu bilimsel çalışma alanı açısından olduğu gibi mitosun asıl bağlamı açısından da bir kavram kargaşasına yol açmaktadır. Kısaca, tür yapıtlar mitolojiden beslenmiş sanat yapıtlarıdır, mitolojik anlatılar değil. Bu bakımdan, ilgili ölçütleri belirtmeden önce, bu ölçütlerin kuramsal dayanaklarına ilişkin bir çerçeve sunmak, gerekçelerin daha anlaşılır kılınmasına katkıda bulunacaktır. Bu yaklaşımdan hareketle aşağıda ?özet? olarak bir çerçeve sunulmaya çalışılmıştır:
?İlkel insan?ın dünyayı anlamlandırma çabasının başat öğesi olan mitos, doğanın imgelem içinde biçimlendirilmesinden doğar. Mitos toplumun ?ortak? imgeleminin ürünü ve doğa karşısında bir tür savunma biçimidir. Bu temel özelliğiyle birlikte, ?ilkel yaşamı düzenleyen, insanın eylemlerini garantiye alan? (Malinowski, 1990) bir gerçekliktir. Kültürel gelişmenin temelinde yer alan bir öğe olarak mitos?un işlevi, ?gündelik uydurmalardan? farklı olduğu gibi masallardan da diğer sözlü ve yazılı edebiyat ürünlerinden de farklıdır (Afacan, 2003).
Mitosta doğa ile simgesel bir ilinti söz konusudur ki, bu bir iletişim kurma biçimidir.
Doğa, ?görünür ve gizemli yönleriyle, simgeler aracılığıyla kavranır? (Eliade, 1994).
Mitolojik doğada, ?…nesnelerden cansız ve kayıtsız özdekler olarak söz edemeyiz. Tüm nesneler ya iyi huylu ya da zararlı, dost ya da düşman, bize yakın ya da uzak, us çelici ve büyüleyici ya da itici ve korku vericidirler? (Cassirer, 1997). Başka bir deyişle, doğa, insanlaştırılmıştır. Çocuklarda da benzer tepkilere rastlanır; çünkü çocukluk döneminde de ?nesnelerin canlılığı? söz konusudur.
Mitos ve ritüel ilkel insanın gündelik pratiklerini biçimlendiren ilkel bağlamından uzaklaştıkça, zaman içinde sanat ve edebiyat etkinliklerine dönüşmüştür. Dolayısıyla, günümüzde belli halkların mitolojileri olarak sunulan birikimin edebiyata dönüşmüş bir birikim olduğu göz ardı edilmemelidir. Bu bakımdan, mitosun incelenmesi, edebiyat yapıtlarının incelenmesinden ayrılamaz (Eliade, 1994; Grimall, 1997; Afacan, 2003).
?İlkel? insan, imgeleminin ürünü olan mitoslara inanır; onlara inanca özgü bir ?gerçeklik? içinden bakar. İnsandaki imgesel düşünme özelliği, her çağın kendi koşulları içinde biçimlense de ?ilkel insan?ın bu özelliğinden devraldığı bir mirastır. Çağımız insanının, imgeleme dayandığını, başka bir deyişle ?hayal ürünü? olduğunu bile bile sanat ürünlerine gösterdiği yakınlık, insanın ?düş kuran? yanının, onun olmazsa olmaz bir özelliği olduğunu gösterir.

Ölçütler
1. Mitolojik kaynaklı yayınlarda, dil, gelişim özellikleri vb. konularda çocuk edebiyatına ilişkin temel ölçütler göz önünde bulundurulmalıdır.
2. Masal, efsane vb. edebiyat ürünlerindeki mitolojik birikime, tarihin belirli dönemlerinde yüklenen öğretici (didaktik) işlevin, sanatsal açıdan bir değerinin olmamasının yanı sıra birey olgusunun öne çıktığı ve özerk benlik gelişiminin önemli olduğu günümüzde, çocukta sanatsal duyarlığın gelişmesi açısından bir katkısı yoktur. Çağımız, ?fabl?, ?tantra? vb. ürünlerin çağı değildir. Bu ürünler, insanlığın düşünsel birikiminden çocukların haberdar olması bakımından örnekler biçiminde verilmelidir. Masal, efsane, şiir gibi ürünlerin birer öğreti (?tantra?) biçiminde sunulması, bu ürünlerden alınabilecek yazınsal tadı olumsuz yönde etkilediği gibi, onlara yüklenen ?inandırıcılık? işlevini de yerine getirmeyecektir. Çünkü teknolojik gelişmenin günümüzde ulaştığı düzey göz önüne alındığında, kendisine ?tantralar çağı? zihniyetiyle birtakım dersleri kavratmak amacıyla verilen bu tür bilgi, çocuk için bir ?alay konusu? olmaktan öteye gitmeyecektir.
3. Çocuk dili ile mitos dili arasında doğal bir yakınlık olduğunu hiçbir biçimde göz ardı etmemek gerekir. Mitolojik bir yanı olsun veya olmasın çocuk yayınlarında araya giren ve ?çocuksuluk? taşıyan yetişkin yönlendirmelerinin (ders/öğüt verme, anlatım akışını bozan ?açıklamalar? yapma vb.), yapıtla çocuk-okur arasında, gereksiz olduğu gibi zararlı da olabilen bir ?aracılık?tan öteye gitmediği açıktır.
4. Kültürün tabanı konumunda bulunan mitosların, gündelik yaşamın değişik alanlarında işlediği, uzun sosyal-bilimsel araştırmaların konusu olmakla birlikte; bunların şiir başta olmak üzere, edebiyatta ve sanatın diğer alanlarında kalıtsal etkilerinin var olduğu da belirtilmelidir. Bu da imgesel düşünmeye dayanan sanatsal etkinliklere ve yapıtlara belli bir program içeriği doğrultusunda propaganda işlevi yüklenmesinin, sanat yapıtının doğasıyla çeliştiğini ortaya koyar. Sorun, yüklenen ?propaganda içeriğinin? olumlu ya da ?olumsuz? olması değildir. Her sanat yapıtı, okur, izleyici veya alımlayıcısına birtakım etkilerde bulunur, okur bundan kendine göre bazı sonuçlar çıkarabilir. Ama bu, sanat yapıtının doğrudan böyle bir işlevi olduğu anlamına gelmez. Sanat yapıtının yaşamla, gerçeklikle bağı, her durumda birtakım dolayımlar edinir ve edinmek durumundadır.
Tersi durumda sanattan söz edilemez.
5. İmgesel düşünme, mitolojik yönleriyle birlikte ütopik özellikler de taşır. Özellikle çocukların hayal dünyası, bu bakımdan zengin olup, etkin bir işlerliğe sahiptir. Sanatsal gerçeklik, yetişkinler düzeyinde farklı çocuklar düzeyinde faklı düzlemlerde algılanır.
Herhangi bir çocuk kitabında veya çocuklara seslenen başka bir sanat yapıtında, çocukta hayal ufkunu karartacak ve ?ütopik? duyguları büsbütün zedeleyecek öğelerin bulunmasının bazı ?travma?lara neden olabileceği göz ardı edilmemelidir. Diğer yandan ütopik düşünmenin çocuğun kendi gerçekliği içinde bir anlamı ve çocuğun dünyaya çeşitli açılardan bakabilen bir yetişkin ve yaratıcı bir birey olmasında önemli bir yeri vardır.
6. Çocuk yayınlarında mitolojik öğelerden yararlanırken, kimi efsanelerde bulunan şiddet sahnelerinin, çocukta duygusal açıdan bazı sorunlara yol açabileceği konusunda da duyarlı olmak gerekir. Çağımızın çeşitli görsel teknolojilerle kuşatılmış dünyasında yalnız yetişen çocuğun şiddet ve benzeri yaşantılar karşısındaki konumu daha karmaşık durumdadır.
7. Çağımızın bir özelliği olarak, hız ve hareket baş döndürücü boyutlara ulaşmıştır.
Çocuklar da bu gelişmelerin dışında değildir doğal olarak. Bu bakımdan, yapıtlarda mitolojik öğelere başvurulurken, çocuğa uygun biçimde hız ve hareket gibi öğelerden de yararlanılabilir. Ancak, çocuk yayınlarını büsbütün bu öğeler üzerinde kurmak, yapıtın heyecanını sadece bunlar üzerinde yoğunlaştırır ki, bu da sanatsal haz ve heyecanı zayıflatır. Çünkü sanata özgü yaratıcı yavaşlık göz ardı edilmiştir. Sanat yapıtı yer yer bu türden bir gerilimden de beslenir ama bunu başat öğe olarak öne çıkarmaz. Bu tür yayınlarda, bütün kurgu gerilim üzerine kurulduğundan yalnızca sonuca ilişkin beklentiler önem taşır; okuyan, bir an önce ?sonuca gitmek? ister. Bu da insanı hem yaşadığı dünya, çevresi, ilişkileri vb. konusunda dolayımlı bir dille eğitirken hem de imgesel düşünme yeteneğini devindiren betimleme, ?iç diyalog? vb. öğelerle ilgilenmeyen bir ?okur tipi? yetiştirir ki, bu ?tip?in ileride nitelikli yapıtlara yönelmediği bir olgudur. Ve ne yazık ki, günümüzde egemen ?okur tipi? de budur. Bu ?tip?in yücelttiği anlamıyla ?hız?, giderek çocuklarca da içselleştirilen tüketim kültürünün, temel besinlerinden biri durumundadır.
8. Çocuk yayınlarının diğer türlerinde olduğu gibi, çocukların yayınlardaki kahramanlarla bir tür özdeşim kurdukları göz önünde bulundurulmalıdır. ?Kahramanlarla kurulan iletişimde edinilen deneyimler yaşamı, insan ilişkilerini sınamak için duyuşsal ve bilişsel boyutlu kültürel bir alt yapı oluşturur? (Sever, 2003: 64). Öyküsü aktarılan ya da başka bir bağlamda yeniden-üretilen mitolojik kahramanlar verilirken bu noktaya dikkat etmek
gerekir.
9. Belli bir bölgenin ya da halkın mitologyasından alınan öykü ve efsaneler aktarılırken, çocuğa uygun dilsel ölçütlerin gözetmesi gereklidir. Düzeye uygun olarak masal ya da öykü dilinden yararlanılabilir. Küçük yaşlarda, masallar için gerçekten önemli olan ?girizgâhlar?; kimi, aktarılacak öykü için görkemli birer eşik olan ?girişler? seçilmelidir.
Çeşitli tekerlemeler, söz oyunları, uyak vb. öğelerden yararlanılarak oluşturulan bu ?girişler?, öyküyü heyecanla beklemekte olan küçük okur ya da dinleyene bir dil zevki de kazandırır. Yazınsal haz için ilk adımlardan biridir bu; çünkü sezgi yoluyla, edebiyat yapıtının öncelikle bir dil beğenisine sahip olduğunu kavratma girişimidir.
10. Çocuk yayınlarında yer verilen mitolojik öğeler, yazarın başat bir yorumu öngören biçemi, diğer ?büyüklerin? (anne, baba, öğretmen) yine belli bir yorumu dayatan ?çabaları? yüzünden, çocuk için bütün çekiciliğini yitirebilir ve değerli bir sezgisel yoğunluk taşıyan bu tür yayınlardan soğutabilir. Belli bir yorumu dayatan yaklaşımların, imgesel düşünmenin ve dolayısıyla sanatın doğasına aykırı olduğu gerçeği hiçbir biçimde gözden uzak tutulmamalıdır.

Kaynakça
Afacan, Aydın.
Şiir ve Mitologya: Cumhuriyet Dönemi Şiirinde Yunan ve Latin Mitologyası. İstanbul: Doruk Yayımcılık, 2003.

Cassirer, Ernst.
İnsan Üstüne Bir Deneme. Çeviren: Necla Arat, 2. Basım, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 1997

Eliade, Mircea.
Ebedi Dönüş Mitosu. Çeviren: Ümit Altuğ, Ankara: İmge Kitabevi Yayınları, 1994.

Grimal, Pierre.
Mitoloji Sözlüğü (Yunan ve Roma), Çeviri: Sevgi Tamgüç, İstanbul: Sosyal Yayınlar, 1997.

Malinowski, Bronislaw.
Büyü, Bilim ve Din. Çeviren: Saadet Özkal, İstanbul: Kabalcı Yayınevi, 1990.

Sever, Sedat.
Çocuk ve Edebiyat. Ankara: Kök Yayıncılık, 2003

Yazan: Aydın Afacan
* Şair, Yazar, Eğitimci

Bu makale, EĞİTİM SEN (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası) tarafından hazırlanan İlköğretim Çocuk Edebiyatı konulu 2010 Kitap Kataloğu’ndan alınmıştır.

Yorum yapın

Daha fazla Çocuk Edebiyatı
Masal – Mehmet Kaya

"Masal bilgeliktir. Ondan zevk almamanın nedenini, duygularımızın körelmiş olmasında aramalıyız." Goethe ?Masal, bütünüyle düş (hayal) ürünü olan, genellikle olağanüstü olaylara,...

Kapat