Polisiye Roman – Mehmet Kaya

“İyi polisiye, iyi edebiyat olmalıdır.” Ahmet Ümit
Polisiye romanlar, okurların heyecan, korku ve merak duygularını besleyerek onları gerilim içinde tutan romanlardır.
Orhan Duru (1991: 15), klasik polisiyeyi tanımlar ve ona eleştirel yaklaşır. ?Polisiye roman deyince (?) bir genellemeyle karşılaşıyoruz. Polisiye romanda, bir polis ya da dedektif, eski deyiş ile bir hafiye olması, onun karşısında ise kötü adam, yani katil ya da onun benzeri bir suçlunun yer alması gerekiyor? Bir kötü kişi ile onu alt edecek bir arslan kahraman zorunlu? Böylece kökleri çok eskilere giden iyiyle kötü, akla kara, şeytanla melek, sıcakla soğuk, aydınlık ile karanlık gibi bir modelle, bir çeşit tez-antitez ikilemi ile karşı karşıyayız?
Burada çoğunlukla dedektif, hafiye ya da polis düzenin koruyucusu olarak ortaya çıkıyor. Yasaların uygulayıcısı olarak suçluyu, gazete haberlerinde yazıldığı gibi ?kıskıvrak? yakalıyor. Ne kadar rahatlatıcı, etkileyici bir durum. Toplumun güven arayan insanları bu nedenle kendilerini polis romanlarına kaptırıp huzura kavuşuyorlar kısa zamanda: Klasik polis romanlarında durum genellikle böyle. Agatha Christie bu çeşit bir örnek. Romanlarının tüm öyküsü burjuva ortamında geçiyor. Suçlular ise bu güzel toplumsal düzenden habersiz sapıklar ya da açgözlü kişiler.?
Erol Üyepazarcı (2008 :274) da polisiye romanla ilgili yüzeysel görüşlerin nedenini sorgular. Kimileri, polisiye roman türünü , ?Yalnızca Agahta Christie?yi bildiklerinden dolayı polisiye roman olgusunu, bir cinayet, birçok şüpheli, olayı çözecek dedektif, suçlunun bulunması ve cezalandırılması gibi basit bir şablon içinde değerlendir?mektedir.
?Evet, Üyepazarcı?nın da belirttiği gibi en olumsuzu işte bu şablondur. Onlar, polisiye romanı kendi sığ bilgilerinin içine hapsolarak değerlendirmekte, böylece hiç hak etmediği halde edebiyatın bu en renkli, en sıra dışı, en ilginç türünü küçümsemektedirler.(?) Ernest Mandel?in de belirttiği gibi polisiye roman, polisin romanı değil içinde yaşadığımız sistemi en iyi sorgulayan ama bunu yaparken de okuru geceler boyu uykusuz bırakarak merak içinde sayfalar boyunca koşturan bir özellik taşır. (Ümit, 2007:194)
Beğenisi gelişmemiş okura seslenen polisiye romanların işlevi, suç ve suçlunun ortaya çıkarılmasıyla biter. Bu tür romanlar, eğlendiriciliği ön planda tutarak okuyucuyu gerçeklerden ve yaşamdan uzaklaştırır. Günümüz polisiye romanının ikinci sınıf bir roman olarak değerlendirilmemesi için, ?İyi polisiye, iyi edebiyat olmalıdır.? (Ümit, 2007:179)
Polisiye romanlar, edebiyat değeri taşıyan öteki romanlar gibi, okuyucunun düşünce ve duygu dünyasında yeni ufuklar açmalıdır.
Polisiye romanlarda dedektif, adaletin yerine getirilmesi için çalışırken, suçu ve adaletsizliği üreten sistem yüceltilmemelidir.
Polisiye roman, suçu odak noktası yaparak bireyi ve toplumu anlatan, içinde yaşadığımız sistemi sorgulayan, insanlığın sorunlarını düşündüren roman olmalıdır.
Romancı, suçun geçtiği ve suçluyu yaratan toplumsal çevreyi anlatmalı, okuyucuya yorum yapma olanağı bırakmalıdır.
Yazar insan ruhunun derinliklerini açıklamak amacıyla şiddet ve cinayetten söz ederken bunları eğlenceli bir oyun ya da dekor olarak sunmamalı. Ölüm, okuyucuda en küçük bir etki bırakmayacak bir biçimde anlatılmamalı. ?Cinayet, sanki briç partisindeymiş gibi? (A.Ümit) sunulmamalı, okuyucuya hoşça vakit geçirme adına onu gerçeklikten uzaklaştırmamalı.
Gizlenen suçun açığa çıkarılması için okuyucuda merak uyandırmalı; fakat sadece ?Katil kim?? sorusuna odaklanmamalı, suçu çok yönlü olarak ele almalı ve tüm karmaşıklığıyla insanı yansıtmalıdır.
Polisiye edebiyatla ilgili birçok sınıflandırma yapılmıştır. ?Bu alanla ilgili önemli görüşler dile getirmiş yazınbilimcilerden biri olan Richard Alewyn, çok sık başvurulan bir çalışmasında polisiye yazını iki ana alt gruba ayırır. Bunlardan biri polisiye roman, diğeri ise dedektif romanıdır. Yazar, polisiye yazınının sözü edilen iki alt türünü birbirinden kesin çizgilerle ayırır: ?İki anlattı arasındaki fark konularından kaynaklanmamaktadır ?her iki anlatı türü de cinayeti konu alır-, fark biçimlerinde yatmaktadır: Polisiye roman bir suçun öyküsünü anlatır, dedektif romanları ise suçun aydınlatılmasının öyküsünü anlatır. Her polisiye roman baş üstü çevrilerek bir dedektif romanı olarak anlatılabilir, buna karşılık her dedektif romanı da ayakları üzerine oturtularak onun temelinde yatan polisiye roman oluşturulabilir.? ((Alewyn 1971:375)? (Karakuş, 2008:232)
Mahmut Karakuş?a (2008:235) göre, Günter Lange?nin polisiye romanla ilgili yaptığı sınıflandırma R. Alewyn?le çelişmediği gibi, gençlik ve çocuk polisiyesine de açıklık getirici niteliktedir. ?Lange?nin çocuk ve gençlik polisiye yazını alanında yaptığı sınıflandırmaya dönülecek olursa, yazarın ilk sırada klasik dedektif öykülerine yer verdiği görülür. Bu tür dedektif öykülerinde ya çocuklar dedektiflik işlevini üstlenir ya da yetişkin dedektifler yanında yardımcı figür olarak yer alırlar. (?) Yazara göre bu türün kimi örneklerinde çocuklar yetişkinlere karşı mücadele ederler, bazı dedektif öykülerinde ise okurlar bir tür bulmaca çözücü işlevi üstlenirler.
İkinci bir alt tür olarak Lange toplum eleştirisi içerikli polisiye öyküleri sayar. (?)
Burada gerilim ya da bir olayın çözümünden çok, toplumsal boyutu olan konular ön plandadır. Söz konusu polisiye öykülere koşut olarak toplum eleştirisi içerikli suç öykülerini de unutmamak gerekir. Bu öykülerin merkezinde, insanların nasıl suça itildikleri, ne tür güdülerle suç işledikleri sorusu yatmaktadır.?
Çocuklar için yazılan polisiye romanlarda suçun oluşma koşulları ve sonuçları da yer almalıdır.
Roman boyunca çocuğa ?nasıl, niçin, kim? soruları sordurularak çocuğun heyecan ve okuma ilgisi canlı tutulmalıdır.
Mavisel Yener (2008), dedektif romanlarının çocukları heyecan ve gerilim içinde tutmayı amaçlarken şiddet ve vahşeti olumlama tehlikesine dikkat çekmektedir:
?Roman boyunca şiddet duyguları körüklenmeden, çocuk okurun zihninde vahşet görüntüleri yaratılmadan kurgu tamamlanmalıdır. (?) Cinayeti ve vahşeti, işkenceyi, sadizmi gerçeklik adına doğallaştırma, ona sunulan olanakları deneyimleyerek henüz kişiliği oluşmakta ve yaşamı anlamaya çalışmakta olan çocuk için çok tehlikeli? olduğu bilinmelidir.
Suçun çocukta farklı çağrışımlara yol açacağı unutulmamalıdır. Bu nedenle çocuk polisiyesinde suç türleri akıl karıştırıcı, özendirici olmamalıdır.
Çocuklar için dedektif ya da polisiye yazarken zorunlu olan şey, suç ve suçluyu verirken, çocuk okurun ruhunda derin, kalıcı yaralar oluşturmamak ve travmalara yol açabilecek betimlemelerden kaçmaktır. (?) Betimlemeler çocuk okurun yaş grubuna uygun olarak verilmelidir.
Çocuklar için önerilecek dedektif romanları şiddetin çözüm olarak sunulmadığı, önyargılardan, cinsiyet ayrımcılığından uzak, insani değerlerin olumlandığı, farklılıkların olduğu gibi kabul edildiği metinler olmalıdır.?

K A Y N A K Ç A
Duru Orhan
?Polis Var, Polisiye Yok?, Varlık, Sayı:1007, İstanbul, 1991.

Karakuş Mahmut
?Gençlik Polisiye Yazını Çerçevesinde Ören?in Bitte nix Polizei Adlı Öyküsü: Kimliğini Arayan Bir Genç Kız?, Gençliğin İzdüşümü / Nilüfer Tapan Armağan Kitabı, Haz. N. Kuruyazıcı, Multilingual Yayınları, İstanbul, 2008.

Özdemir Emin
Yazınsal Türler, Bilgi Yayınevi, Ankara, 2002.

Ümit Ahmet
İnsan Ruhunun Haritası, Doğan Kitap, İstanbul 2007.

?Korkmayınız Mister Sherlock Holmes!?, Cumhuriyet Kitap, Sayı:99 , İstanbul

Üyepazarcı Erol
Korkmayınız Mr. Sherlock Holmes, Oğlak Yayınları, İstanbul, 2008.

Yener Mavisel
?Çocuk İçin Dedektif Romanları?, Cumhuriyet Kitap, İstanbul, 19.6.2008.

*Mehmet Kaya, Eğitim Sen Kitap Komisyonu Üyesi.

Bu makale, EĞİTİM SEN (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası) tarafından hazırlanan İlköğretim Çocuk Edebiyatı konulu 2010 Kitap Kataloğu’ndan alınmıştır.

Yorum yapın

Daha fazla Polisiye Romanlar
Türk Sokağındaki Ev – Dashiel Hammett

Türk Sokağındaki Ev'deki yedi öykü Dashiel Hammett'ı (1894-1961) çağdaş dedektif romanının babası olmaktan da öte, 20. yüzyıl Amerikan yazınında büyük...

Kapat