Musa Anter Cinayeti / Birkaç Kitapta Açık Olarak Anlatıldığı Halde 20 Yıldır Çözülmedi.

Musa Anter, 20 yıl önce bir 20 Eylül akşamı Diyarbakır’da göçzedelerin yaşadığı Seyrantepe semti Cumhuriyet mahallesinde başında Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın bulunduğu itirafçı ve jitemcilerden oluşan kontrgerilla ekibi tarafından katledildi.
Musa Anter katledildiğinde yanında yeğeni Orhan Miroğlu da vardı. Saldırıda o da yaralı olarak kurtuldu. Cinayet günü olay yerine ilk varan 3 gazeteci kaçırıldı ve birgün sonra yüzlerce kilometre uzaklıkta serbest bırakıldı.
Dönemin OHAL Valisi Ünal Erkan idi. Aynı dönemde Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü yapan Hanefi Avcı yayınladığı “Haliç’te Yaşayan Simonlar” adlı kitabında, cinayet akşamı yol kontrolü sağlayan trafik polisi ekiplerinin 7. Kolordu Komutanlığı’nın emri ile “trafik kazası var” denilerek olay yerinden çekildiğini açıkladı.
Ve Yıllar sonra 2005 yılında eski Jitem elemanı Abdülkadir Aygan, yaptığı açıklamalarda Musa Anter’nın nasıl pusuya düşürüldüğünü, kimler tarafından öldürüldüğünü ve tetiği çeken kişiyi açıkladı. Ancak bu itiraflar ve açıklamalara rağmen Musa Anter’yı öldüren korucu Şırnak’lı Hamit Yıldırım hakkında herhangi bir soruşturma açılmadı. Hem olayın organizesinde yer alan Abdülkadir Aygan’ın, hem de saldırıda yaralı kurtulan Orhan Miroğlu’nun anlatmadıkları ayrıntılar var.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin ilk kez olarak düzenlediği Kültür ve Sanat Festivali kapsamında imza günü için ve konuşmacı olarak Diyarbakır’a gelen Musa Anter, 20 Eylül akşamı kaldığı otelden jitem itirafçılarının “Biz partiden ayrıldık ancak pişmanız. Bir grubuz. Barışmak istiyoruz. Bunun için ancak sizin gibi biri aracı olursa bu barışma sağlanır” sözleriyle çıkarılmaya ikna edildi. Musa Anter’yı “barış görüşmesi“ne ikna eden kişi Hogir kod adlı itirafçı Cemil Işık idi. Ve Musa Anter otelden ayrıldığında yanında yeğeni Orhan Miroğlu vardı.

Musa Anter gibi feleğin çemberinden geçmiş bir kişiyi, hergün iki-üç kişinin faili meçhul cinayete kurban gittiği ve karanlık çöktüğünde herkesin evine çekildiği bir kentte, ve o kentin en ucra köşesi olan Seyrantepe semtindeki gecekonduların olduğu bir mahalleye götürmek ancak böyle bir gerekçe ile mümkün olabilirdi.

Musa Anter’yı otelden “Hogir ile görüşmeye gideceğiz” diye alan kişi ise Şırnak’lı Hamit Yıldırım adlı itirafçı idi. Olayın organizesinde ise Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım vardı.

Eski Jitem elemanı Abdülkadir Aygan yıllar sonra basına yaptığı açıklamada olayı şöyle anlatıyordu:

“Hamit, Musa Anter’in kaldığı otele gönderilerek, ‘Hogir sizi bir evde bekliyor’ diyerek otelden çıkarttı. Ben ve Hogir, Seyrantepe’de bekliyorduk. Yeşil ve Mustafa Deniz, bizden biraz ileride bekliyordu. Hamit, Musa Anter’i getirecekti, Hogir de öldürecekti. Ancak, bir süre sonra siren sesleri gelince aracımıza binerek JİTEM’e gittik. Bir süre sonra Hamit gelince, ‘İş tamam’ dedi. ‘Neden yanımıza getirmedin’ deyince, ‘benden şüphelenince yolda indirdim ‘öldürdüm’ diye cevapladı.”
Abdülkadir Aygan, yapılan plan gereği Seyrantepe-Silvan karayolunda bir tepede Yeşil, Hogir kod adlı Cemil ışık ve itirafçı Mustafa Deniz ile birlikte ve altlarında OHAL Valisi Ünal Erkan’ın kendilerine tahsis ettiği beyaz Land Rower ile beklediklerini açıkladı. Ancak Aygan itiraflarında, saldırının hemen ardından olay yerine gelen ve kaçırılan gazetecilerden hiç bahsetmedi.

Kaçırılan gazeteciler o tarihte devletle sıkı ilişkiler içinde bulunan Diyarbakır Söz gazetesinde çalışıyorlardı. Ve 3 muhabir kaçırıldığında gazete yöneticilerinin ilk aradığı kişi OHAL Valisi Ünal Erkan olmuştu. Gazeteciler ancak sabaha karşı Adıyaman-Maraş yolunda serbest bırakıldı.

Gazeteciler Kaçırıldı

Musa Anter’nın öldürüldüğü gece polis telsizinden “Seyrantepe’de cinayet” ihbarını alan Diyarbakır Söz muhabirleri Ferit Aslan, Hüseyin Çiçekçi ve gazetenin yazı işleri müdürü Zeki Özer kaçırıldı. Gazeteciler bir gün sonra serbest bırakıldı.

Serbest bırakılan gazeteciler arasında yer alan Zeki Özer, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın oğlu Murat Yıldırım’ın yayınladığı kitabında babasının Musa Anter’yı öldürmediğini açıklaması üzerine Doğan Haber Ajansı’na şu açıklamayı yaptı:

“Seyrantepe Cumhuriyet Mahallesi?nde cinayet olduğunu duyunca bölgeye gitik. İçinde 3 kişi olan 21 SV 004 plakalı beyaz Renault Toros marka otomobille önümüz kesildi. İçinden inen bir kişi, ?Burada ne arıyorsunuz, ne iş yapıyorsunuz?? diye sorunca gazeteci olduğumuzu ve bir cinayet olduğunu duyup geldiğimizi söyledik. Bir kişi arabanın içinde oturan ve eli alçılı olan kişiyle konuştuktan sonra ?Bizi takip edin sizi bölgeye götürelim? dedi. Bizi bir çıkmaz sokağa götürdükten sora tartakladılar. Eli alçılı olan kişi bizim arabanın direksiyonuna geçti, diğer bir kişi de elinde silahıyla arkada oturup, şoförümüzü bagaja koyduktan sonra bizi götürdüler. Giderken onların kullandığı araç bizi takip etti. Biz Elazığ istikametine giderken yerleşim yerlerinde duruyorduk. Eli alçılı olan kişiye sürekle ?Müdürüm? diye hitap ediyorlardı. Yaklaşık 6.5 saat süren yolculuktan sonra bizi Adıyaman-Kahramanmaraş yol ayrımında bıraktılar. Biz daha sonra Diyarbakır?a dönüp durumu polise anlattık ve kaçıran kişileri tarif ederek robot resimlerinin çizilmesini de sağladık.?

Diyarbakır Söz gazetenin yazıişleri müdürü olan Zeki Özer, Mahmut Yıldırım?ın yeni fotoğraflarının gazetelerde yayınlanmasının ardından kendilerini kaçıran ve eli alçılı olan kişinin ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım olduğunu söyledi. Çizdirdikleri robot resimlerle Mahmut Yıldırım?ın yeni yayınlanan fotoğraflarının örtüştüğünü belirten Özer:
?Bizi kaçıran 3 kişi idi. Ama, eli alçılı olan ve diğerlerinin ?Müdürüm? diye hitap ettiği kişi, gazetelerde fotoğrafı çıkan Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım?dı. Çünkü bugüne kadar hiç bir yerde bu fotoğrafları yayımlanmamıştı. Aradan 17 yıl geçmesine rağmen fotoğraflarını görünce tanıdım. Beni ve arkadaşlarımı kaçıranların başındaki kişinin bu fotoğrafları gördükten sonra Yeşil olduğuna eminim. Yakalanması halinde kendisinden şikâyetçi olacağım? diye açıklama yaptı.

O tarihte Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü olan Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, “Haliç’te Yaşayan Simonlar” adlı kitabında cinayetten sonra olayı araştırdıklarını ve Anter’in içinde bulunduğu aracın geçtiği yol güzergahında yol kontrolü yapan trafik polislerinin “kaza var” denilerek olay yerinden çekildiğini, olayı araştırdıklarında ise “kaza var” diye polisleri oradan çeken talimatın 7. Kolordu Komutanlığı tarafından verildiğini açıkladı.
Ne Hanefi Avcı’nın açıklamaları, ne de o tarihte kaçırılan gazetecilerden Zeki Özer’in ifadelerine rağmen herhangi bir soruşturma açılmadı.

Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı, gazetecilerin kaçırılması olayında daha sonra takipsizlik kararı verdi.

Abdülkadir Aygan’ın Anlatmadığı Ayrıntılar Var

Musa Anter’nın ölüm planı içinde yer alan Abdülkadir Aygan, şu ana kadar yaptığı açıklamalarda sadece Yeşil ile birlikte Seyrantepe-Silvan karayolu üzerinde bir tepede beklediklerini ve cinayeti Hamit Yıldırım’ın işlediğini açıkladı. Ancak olay yerinde kaçırılan 3 gazeteciden hiç bahsetmedi. Bir kontra eyleminde, cinayetin hemen ardından 3 gazetecinin kaçırılmasından haberinin olmaması kafalarda şüpheler yaratıyor.

İkincisi ise saldırıda Musa Anter’nın yanında olan ve yaralı olarak kurtulan Orhan Miroğlu, yıllarca bu konu hakkında hiç konuşmadı. Yayınladığı “Dijwar” adlı kitabında da ayrıntılara fazla yer vermedi. Miroğlu, Musa Anter’nın itirafçılarla “barış toplantısı”na gittiğini iyi biliyordu. Ve bu suskunluğunu bir iki yıl önce gazeteci Neşe Düzel ile yaptığı bir röportajında bozarak, Musa Anter’nın Hogir kod adlı Cemil Işık aracılığı ile itirafçılarla görüşme yapmak için randevulaştıklarını açıkladı.

12 Eylül tarihinde yapılan Anayasa referandumu öncesinde Diyarbakır’a gelerek burada düzenlediği mitingde Musa Anter’nın acısını yüreğinde hissettiğini söyleyen Başbakan Erdoğan ve Kürt illerinde her basın açıklaması yada miting sonrasında “durumdan vazife çıkararak” soruşturma başlatan savcılara şimdi iş düşüyor.

İşte Musa Anter’nın cinayetine tanık olanlar, işte katili diye telaffuz edilen Şırnak’lı eski itirafçı ve korucu Hamit Yıldırım…*

  Sidar Boran


?Babam son yolculuğun böyle yalnız mı olmalıydı?”


Bu kare neredeyse bütün hayatını bu ülkede yaşayan yoksul ve emekçi halka adayan ve bu uğurda her türlü işgenceye ve eziyete maruz kalan ve katlanan  Musa Anter’in  Esmer dergisinin Eylül 2005 sayısında  ilk kez yayınlanan son fotoğrafı.
Fotoğrafta 4 tane adam, fonda pencereleri, kapıları olmayan boş evlerin olduğu taşlık bir alanda, 72 yaşında öldürülmüş bir aydının tabutunu taşıyorlar. Ne bir film sahnesi, ne masal nede hikaye… Sokak ortasında insan öldürmenin olağan olduğu bir mekan ve  zaman.
 Fotoğrafın altında da ?Hepinize babalık yaptığı için bizimle ilgilenmedi? diyen kızı Rahşan Anter?in zere kadar insanlık taşıyan herkesin duygularına tercüman olan notu ?Babam son yolculuğun böyle yalnız mı olmalıydı?”  var.

43 yıl sonra Türkiye’ye gelen ve  CNN Türk ekranlarında Cüneyt Özdemir’e konuk olan oğlu Anter  Anter, babasının ölümünden Mehmet Ağar, Süleyman Demirel, Tansu Çiller ve Ünal Erkan’ın sorumlu tuttu. Bu fotoğrafın öncesi için şu cümleyi ekledi:  “Babasının cesedinin de yetkililer tarafından morga bile sokulmayarak  getirilip köyde yol ortasına atıldı.” Anter Anter, ülkeye girişinin neden yasak olduğunu da hala anlamamış olduğunu, resmi ve geçerli bir gerekçe gösterilmeden 43 yıldır sürgünde yaşamaya mecbur bırakıldığını söyledi.

“Yükseltmiş kendini, bir halay mendili gibi”

Musa Anter için bestelenmiş şarkılardan biri: Metin ve Kemal Kahraman Kardeşler Ape Musa ve Türkçe çevirisi.

Xılemalo pasaé koani
Cel-cuké na dewani
Werte adırde mendo çıla welati
Xo kerdo berz, je dısmala govendi
Haylemeo haylemeo haylemeo
Ceni u theyrano

Apé musayi
Dengbejé welati
Lalau şiyo diyarbekirde mendo lemın
Torné ehmedé xani
Bıraé seyid rızayi

Ma xatıré heq sane, meso meso
Nıka mare kam sanıku vano lemın
Lemın.. lemın

Bepo-keko
Kam kist
Mi kist
Kam şüt
Mi şüt
Kam kınıt
Mı kınıt
Bepo-keko

Türkçesi:

Hey gidi dağların paşasına
Şu köylerin çoluk-çocuğuna
Ateş ortasında kalmış memleket ışığı
Yükseltmiş kendini, bir halay mendili gibi
Dövünmeleri, kargışları, hay-vayları
Kadınlarla kuşların

Hey musa amca
Sen, memleketin dengbeji
Gidip kalmış Diyarbakır’da ah ah
Ehmedé xaninin torunu
Seyid Rızanın kardeşi

Tanrı hatırı için, gitme gitme
Şimdi kim masal anlatacak bize

Bepo-keko
Kim öldürdü
Ben öldürdüm
Kim yıkadı
Ben yıkadım
Kim gömdü
Ben gömdüm
Bepo-keko

Yazının Kaynağı: http://www.cafrande.org/?p=36294

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Yazmak ve Okumak Eylemi Üzerine – Erinç Büyükaşık

Yıllar öncesinde bir gazete manşetinde yansıyan küçük bir haber dikkat çekiciydi. AVM?lerin birinde öğrenciler kitaplarını açıp özgün sayılabilecek okuma ?eylem...

Kapat