Nazım Hikmet, İstanbul Cezaevi’nde

31 Ağustos 1938’de Nâzım Hikmet İstanbul Tevkifhanesi’ne gönderilir. Kemal Tahir ile Hikmet Kıvılcımlı da yanındadır.

Mahkûmiyet kararını temyiz eder. Fakat Yargıtay 29.12.1938’de kararı onaylar. Nâzım Hikmet cezasının kaldırılması, hiç olmazsa, hafifletilmesi için çeşitli itirazlarda bulunursa da başarı kazanamaz.
İstanbul Tevkifhanesi’nde Kurtuluş Savaşı’nı anlatan Kuvâyı Milliye/Destan adlı eserini yazmaya başlar. Ayrıca, “İstanbul Hapishanesi’nden, Ölüme Dair, Yine Ölüme Dair, Onun Doğuşu ve Demirhane Bacası, Kıyamet Sureleri, O ve Aksakallılar, Türk Köylüsü” vb. şiirlerini kaleme alır.

İstanbul’da Tevkifhane avlusunda,
güneşli bir kış günü, yağmurdan sonra,
bulutlar, kırmızı kiremitler, duvarlar ve benim yüzüm
yerde, su birikintilerinde, kımıldanırken
ben, nefsimin ne kadar cesur, ne kadar alçak,
ne kadar kuvvetli, ne kadar zayıf şeyi varsa
hepsini taşıyarak:
dünyayı, memleketimi ve seni düşündüm…
(…)

Gerçekten de, çarpıldığı bunca ağır ve uzun cezaya karşın eşini, yurdunu, hakını, insanları sevmekten ve düşünmekten bir an geri durmaz. Mutlu yarınlara inancını bir an yitirmez:

Sevgilim
bu ayak sesleri bu katliamda
hürriyetimi, ekmeğimi ve seni kaybettiğim oldu,
fakat açlığın, karanlığın ve çığlıkların içinden
güneşli elleriyle kapımızı çalacak olan
gelecek günlere güvenimi kaybetmedim hiçbir
zaman…
(…)

Arada bir Piraye Hanım onu cezaevinde ziyarete gelir. Tellerin arkasından görüşüp konuşurlar. Nâzım Hikmet bağrına taş basarak sevgili karısını avutmaya çalışır. 11 Temmuz 1939’da ona şunları yazar:

“Tellerin arkasından senin gözyaşlarını ilk defa gördüm. Onun için sana metin ol demeye dilim varmıyor. Hayatımızın metanet icabettiren anlarında bu tavsiyeyi daima sen bana yapmışsındır. Ne tuhaf, bu sefer de gözyaşlarınla beni demir gibi yapan gene sen oldun.
Felâketimiz artık son haddindedir sanıyorum. Ve ölüm haberinden başka hiçbir hadise beni artık sarsamaz. Son haddine gelen felâketlerin kendi zıtlarına dönerek bahtiyarlığa inkılâp etmeleri lâzım. Bahtiyar olacağız, karıcığım. Demirlerin arkasında dahi seni bahtiyar edebilmek için kendimde Zaloğlu Rüstem kuvveti buluyorum.”

Asım Bezirci

Nâzım Hikmet
–yaşamı, şairliği, eserleri, sanatı–
Evrensel Basım Yayın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here