Hayatın Üç Acı Hakikati: Memenin Sırrı, O Yatak Odasının Perdesi ve Ölümün Soğuk Nefesi

Yazar : Jungish Ey okur! Şu fani dünyada yaşarız, güleriz, ağlarız… Lakin, ne kadar aklımızla bilirsek bilelim, kalbimizle bir türlü kabul edemediğimiz öyle hakikatler vardır ki, bunlarla yüzleşmemek için kırk takla atarız. Bilim dünyasından bir alim (ismi Money-Kyrle imiş) kalkmış, demiş ki, “Biz üç şeyi doğuştan biliriz, lakin duygusal olarak keşfetmekten kaçarız!” Bakınız, bu üç

okumak için tıklayınız

Günahın ve Sevabın Ortasında: Bir Papazın Oğlu ve İç Çamaşırı Fotoğrafçısı

Sion Sono’nun en uzun ve belki de en iddialı filmi olan “Love Exposure” (愛のむきだし / Ai no Mukidashi) filmini izlediniz mi ? 4 saat yalnız ve japon kültürünü anlamak istiyorsanız izleyin. Nefret üçlemesinin ilk filmidir. Diğer filmlerine dair de yazılarımızı siteden okuyabilirsiniz. Yazar: Jungish Ey okur! Şu fani dünyada en büyük tehlike, insanın rol yapmakla

okumak için tıklayınız

Soğuk Balık ve Sıcak Kan: Mahallemizin Sessiz Kasabının Dehşet Veren Hikâyesi

Yazar: Jungish Aziz okuyucum, şu fani dünyada en çok neyden korkarız? Elbette ki bilinmeyenden. Lakin ben size derim ki, asıl korku, yanı başımızdaki sıradanlık maskesinin altında yatan o korkunç bilinenden gelmelidir. Hani bizim mahallede, dükkânını sessiz sedasız açıp kapayan, kimseye zararı dokunmayan, herkese “Eyvallah” çeken o silik esnaf vardır ya… İşte Japonya diyarından gelen “Cold

okumak için tıklayınız

Süs Havuzunun Sırrı: Bir Mükemmeliyet Budalalığı ve Cinayetin Şehri

Yazar: Jungish Ey ahali! Şu İstanbul’a bakınız. Dışı pırıl pırıl, kuleler dikilmiş, Beyoğlu caddeleri temizlenmiş. Herkesin elinde en son çıkan telefon, hanımların üzerinde en pahalı elbiseler… Lakin, bu cilalı yüzeyin altında ne gibi çürümüşlükler ve ne gibi gizli kapaklı işler döndüğünü kim bilir? İşte size Japon Diyarı’ndan gelen, lakin bizim Üsküdar’da, Nişantaşı’nda da yüzlerce benzeri

okumak için tıklayınız

Psikoloji mi, Felsefe mi? Jung’un Yastığının Altındaki En Büyük Sır

Yazar: Jungish Aziz okuyucum, bizim Carl Jung Efendi’yi bilirsiniz. O, rüyalara daldı, arketiplerden bahsetti, kolektif bilinçdışının kapılarını açtı. Peki, sorarım size: Bu adam bir doktor mudur, yoksa cüppesini giyip akıl yürüten bir filozof mu? Dışarıdan bakınca, Jung “Ben filozof değilim, ben deneyime bakarım!” diye göğsünü gere gere söylerdi. Lakin, azıcık yakından bakarsak, görürüz ki, bizim

okumak için tıklayınız

Rüya Yatağında Gizli Kapaklı İşler: Cinselliğin Dili ve Ruhumuzun İki Cinsiyeti

Yazar: Jungish Aziz okuyucum, şu fani dünyada dertler bitmez, lakin en eski ve en tatlı dert, elbette ki aşk ve onun peşinden gelen cinsellik meselesidir. Lakin, biz bu meseleyi ne kadar örtsek, saklasak da; geceleri yastığa başımızı koyduğumuzda, Rüyalar kapıyı çalar ve bize kendi usulünce, bazen hayâsız, bazen de pek manidar haller fısıldar. Şimdi siz

okumak için tıklayınız

Hastalık, Şifa ve İki Milyon Yıllık Hoca-Talebe Oyunu

Yazar: Jungish Bu makalenin ana fikri, iyileşme potansiyelinin sadece doktorda veya hastada değil, ilişkinin kendisinde (aktarım/karşı aktarım) ve her ikisinin de bilinçdışında taşıdığı Doğuştan Gelen Şifacı Arketipinde olduğudur Aziz okuyucum, hepimiz hayatımızda en az bir kere hastalanma musibetine uğramışızdır. Öyle ya, insan denen et yığını ne vakit ne çıkarır bilinmez. İşte o anlarda kapısı çalınan

okumak için tıklayınız

Canavarın Beşiği: Terörizmin Dertli Çocukluğu ve İçimizdeki Gölge Hâlleri

Yazar: Jungish Ey ahali! Hepimiz biliriz ki, şu cihanda kör taassup ve kanlı şiddet denen maraz eksik olmaz. Gazeteleri açsak, televizyonu izlesek, hemen bir yerde bir canavarın zuhur ettiğini görürüz. Biz de deriz ki, “Allah belasını versin bu hainlerin, nereden çıktı bu vahşet?” Lakin, bizim Jung Efendi’nin de dediği gibi, yeryüzünde ne varsa, evvela bizim

okumak için tıklayınız

Rüyalarımızdaki Gizli Komşumuz: Freud’un Sansüründen Jung’un Dengesi

Yazar: Jungish Ey ahali! Hepimiz biliriz ki, şu modern hayatın koşuşturmacası içinde, geceleri kafamızı yastığa koyduğumuz an, içimizde bir seyirci uyanır. Bu seyirci, bize bazen tuhaf, bazen de pek manidar filmler izletir. İşte bu filmlere Rüya derler. Peki, rüya nedir? Eskiden olsa hemen akla Sigmund Efendi gelirdi. Ah, o Freudcu akım! Neymiş efendim? Rüya, bastırılmış

okumak için tıklayınız

Evvel Zaman İçinde, İki Milyon Yıllık Bir Sır: Beyoğlu’nun Maymunca Halleri

Yazar: Jungish Müşahede-i Âlem’den Notlar Aziz okuyucum, bu devirde neye el atsak, altından bir görgüsüzlük ya da bir taklitçilik fışkırıyor, değil mi? Ama meğerse derdimiz ne yeni zenginlikmiş, ne de moda. Bizim asıl marazımız, meğer iki milyon yıllık bir mirasın şımarıklığıymış! Geçenlerde efendim, bir alimin (ismi Stevens’mış) makalesine gözüm ilişti. Bizim meşhur Jung Efendi’nin o

okumak için tıklayınız

Üç Renk Üç Dünya: Kieslowski’den Devrimin İhânetine Dair Sinematik Ağıt

Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik: Bu Sözler Cüzdanın Rengiyle mi Yazılıyor? Yazar: Jungish (Hayatın Kanlı Canlı Çelişkisi ve O Üç Yabancının Tesadüfü) Aziz Okuyucularım, Ey Sinemada Bile Felsefe Arayanlar! Şimdi size, Polonyalı o dahi sinemacı Krzysztof Kieślowski‘nin, bütün Batı medeniyetinin ruhunu sorgulayan o büyük eseri **”Üç Renk Üçlemesi”**nden bahsedeceğim. Film, Fransız bayrağının renkleri üzerine kuruludur: Mavi (Özgürlük),

okumak için tıklayınız

Norveç’in Huzursuzluğu: Oslo Üçlemesi ve O Kaçak Ruhlar

Zenginlik Değil, Vicdan Yoksulluğu: O Soğuk Şehirde Kaybolan Gençlerin Hali! Yazar: Jungish (Gönlü Tok, Ama Ruhu Aç Olanın Hikâyesi) Aziz Okuyucularım, Ey Kuzeyin Soğuk Diyarından Gelen Derde Şaşanlar! Şimdi size, Norveç denen o zengin, refah içinde yüzen memleketten, Joachim Trier adlı bir zatın çektiği filmler üçlemesini anlatacağım: Oslo Üçlemesi. Sanırsınız ki bu kadar paranın, bu

okumak için tıklayınız

Gogol’ün Ölü Canlar eserinde Puşkin’in etkisi

Gogol’ün Ölü Canlar (1835–1842) eseri, Rus edebiyatında sadece hiciv ve toplumsal eleştirinin değil, aynı zamanda yazarlar arası entelektüel etkileşimin de önemli bir örneğidir. Bu bağlamda, Aleksandr Puşkin ile Gogol arasındaki ilişki ve Puşkin’in doğrudan katkıları, eserin doğuşu ve yapısal karakteri üzerinde belirleyici olmuştur. 1. Biyografik ve Mektupsal Kanıtlar 2. Tematik ve Yapısal Etkiler Puşkin’in ilhamı

okumak için tıklayınız

Gogol ile Puşkin: Tanışma, İlişki ve Edebi Etki

Gogol (1809–1852) ve Puşkin (1799–1837), 19. yüzyıl Rus edebiyatının iki büyük ismidir. Gogol, Puşkin’i hem bir ilham kaynağı hem de bir edebi akıl hocası olarak görmüştür. Bu makalede, onların tanışma tarihçesini, ilişkilerinin niteliğini ve birbirlerinin eserlerine etkilerini ele alacağız. 1. Tanışma Tarihi ve İlk Temaslar 2. İlişkinin Niteliği: Mentor, Dostluk ve Edebi Etkiler 3. İddialar,

okumak için tıklayınız

Gogol’ün dini bunalımı ve yazma sürecine etkisi

1. Gogol’ün Dini Bunalımının Arka Planı Gogol’ün 1840’ların ortasından itibaren yaşadığı ruhsal/dinsel çöküş, yalnızca kişisel bir kriz değil, aynı zamanda dönemin Rus düşüncesindeki dini uyanış hareketlerinin de bir parçasıdır. Özellikle Rus Ortodoks mistisizmi, özeleştiri kültürü ve ahlaki arınma doktrini, Gogol’ün zihninde ağır bir yük oluşturdu. Temel Etkenler: 2. Dini Bunalımın Başlıca Aşamaları a. 1845’te ilk

okumak için tıklayınız

İngilizce Konuşma Alıştırmaları İle Akıcı Konuşma Becerisi Kazanın

İngilizce öğrenen pek çok kişi, okuma ve dinleme konusunda belirli bir seviyeye ulaşmasına rağmen konuşma sırasında zorlandığını fark eder. Kelimeleri bilmek ve dilbilgisi kurallarına hâkim olmak, tek başına akıcı konuşmak için yeterli değildir. Bu noktada düzenli ve bilinçli şekilde yapılan ingilizce konuşma alıştırmaları, öğrenilen bilgilerin aktif kullanıma dönüşmesini sağlar. Konuşma pratiğini merkeze alan çalışmalar, dili

okumak için tıklayınız

Boşanma Sürecinde Hukuki Belgeler, Resmi Masraflar ve Avukat Desteği

Boşanma süreci, hem duygusal hem de hukuki açıdan dikkatle yürütülmesi gereken bir süreçtir. Özellikle tarafların anlaşma yolunu tercih ettiği durumlarda işlemler daha kısa sürede tamamlanabilse de, bu hız ancak hukuki belgelerin doğru hazırlanması ve resmi masrafların eksiksiz şekilde planlanmasıyla mümkündür. Bu noktada anlaşmalı boşanma dilekçesi, süreçte sıkça karşılaşılan noter ücretleri ve profesyonel destek açısından Ankara

okumak için tıklayınız

Bazarov’un (Freud ve Lacan Bağlamında) Psikodinamik ve İdeolojik Yapılanışı

Giriş İvan Turgenyev’in 1862 tarihli romanı Babalar ve Oğullar, Rus edebiyatının yalnızca siyasal ve sosyal dönüşümlere odaklanan bir metni olmanın ötesinde, insan psikolojisinin karmaşıklığını derinlemesine irdeleyen bir eserdir. Romanın merkezinde yer alan Yevgeni Bazarov karakteri, 19. yüzyıl Rus düşünce dünyasının en tartışmalı figürlerinden biri olarak kabul edilir. Bazarov, dönemin yükselen nihilist ideolojisinin temsilcisi olarak sunulsa

okumak için tıklayınız

Hegel, Lacan ve Jung’un Sentezi: Bilinç, İmleyen ve Arketipsel Gölge

Hegel’in “kendinde” ve “kendi için” gelişim diyalektiği ile Lacan’ın “Çalınmış Mektup” üzerinden kurduğu imleyen merkezli özne anlayışına, Carl Jung’un analitik psikolojisini eklediğimizde, öznenin oluşum süreci hem yapısal hem de içsel-arketipsel bir boyut kazanır. Bu sentezde, “kendinde” potansiyel (Hegel) hem dışsal imleyenler (Lacan) hem de içsel psişik yapılar (Jung) tarafından şekillendirilerek “kendi için” (gerçekleşen) bilince ulaşır.

okumak için tıklayınız

Hegelyen Farkındalık ve Lacan’ın İmleyen Zinciri: “Kendinde” Varlıktan “Çalınmış Mektup”un Özne Yaratıcılığına

Yazar : Jungish Hegel’in “kendinde” (potansiyel) ve “kendi için” (gerçekleşen bilinç) kavramları, bir varlığın kendi özüne ulaşma sürecini anlatır. Jacques Lacan’ın Edgar Allan Poe’nun “Çalınmış Mektup” (The Purloined Letter) hikayesine getirdiği yorum ise, bu özü ve özneyi oluşturan gücün, bireyin içindeki bir potansiyelden çok, dışsal bir imleyene ait olduğunu göstererek Hegelyen sürece radikal bir psikanalitik

okumak için tıklayınız