Gogol: “Eğer Çiçikov kurtulursa, ben de kurtulurum.”

Çiçikov: Gogol’un Kendi Ruhunun Alegorisi Nikolay Vasilyeviç Gogol’un Ölü Canlar adlı eseri, yalnızca Çarlık Rusyası’nın toplumsal ve ahlaki yozlaşmasının panoramasını sunmakla kalmaz; aynı zamanda yazarın kendi iç dünyasındaki ahlaki çatışmayı da sembolik düzeyde yansıtır. Gogol’un Çiçikov karakteri, birçok araştırmacıya göre, onun benliğinin dünyevi ve çıkarcı yüzününkişileştirilmiş hâlidir (Wasiolek, 1969; Nabokov, 1981). 1. Çiçikov: Gogol’un dünyevi benliğinin yansıması Gogol, Ölü Canlar üzerine yazdığı

okumak için tıklayınız

İki Kuruşluk Kabadayılıktan, İlahi Kudrete: Ruhumuzdaki O İki “Erkeklik” Suretinin Pek İbretlik Kavgası : Fallus ile Phallos

Yazan: Jungish Azizim, Bu ecnebi ruh hekimlerinin kitaplarını karıştırdıkça, insanın aklı bir tülbent gibi hem açılıyor hem de bir o kadar bulanıyor. Mesele ne, biliyor musunuz? Mesele, bizim “erkeklik” diye bildiğimiz şeyin aslında iki ayrı sureti, iki ayrı tabiatı olması… Biri, küçük harfle yazılan “fallus”; öteki, büyük harfle, pek bir haşmetle yazılan “Phallos”. “Biri ‘f’

okumak için tıklayınız

İsis ve Osiris Miti: Parçalanmış Erilliğin ve Dönüşen Aşkın Arketipi

İsis ve Osiris Hikayesinin Özeti İsis ve Osiris miti, dişil ve eril enerjilerin, yeniden diriliş ve dönüşüm yoluyla nasıl bir araya geldiğini gösteren kadim bir Mısır hikayesi olarak sunulur Hikayenin Temel Unsurları: BParçalanmış Krallığı İyileştirmek: İsis’in Aşktan Yaratılan Phallos’u Kadim İsis ve Osiris miti de, modern psikoloji için hayati önem taşıyan bir arketipsel harita sunar:

okumak için tıklayınız

Ruhunu Satanların İki Sureti: İngiliz Ahmağı mı, Alman Zındığı mı Daha Beter?

İngiliz şair Marlowe’un “Doktor Faustus” hikâyesini daha evvel bir önceki yazımızda deşmiş, o ahmak hekimin hazin sonuna bir güzel hayıflanmıştık. Lakin azizim, meğer bu “Şeytan’a ruh satma” meselesi, bu ecnebilerin aklını ne kadar kurcalamış ki, aradan yüz sene geçmiş, bu sefer de bir Alman dâhisi, o pek meşhur Goethe Efendi, aynı herifin, aynı “Faust”un hikâyesini

okumak için tıklayınız

Ruhunu Satarak Sefa Sürmek: Bir Ecnebi Allâmenin O Pek Hazin ve İbretlik Sonu Üzerine Bir Kıssa

Yazan: Jungish Edebiyatın o en fiyakalı, en de tekinsiz, en “Şeytan’la pazarlık” konulu şaheserlerinden birini, o meşhur Doktor Faustus’u,biliyor musunuz ? Azizim, Bizim ahşap konağın penceresinden etrafı seyrederken, insanın aklına ne acayip, ne de ibretlik hikâyeler geliyor. Geçen gün elime, o İngiliz diyarının eski zaman şairlerinden, Marlowe isminde bir zatın kaleme aldığı, “Doktor Faustus” nam

okumak için tıklayınız

Goethe ve Marlowe’un Faust’u Arasındaki Kurtuluş Paradoksu

C.G. Jung’un çalışmalarından beslenen derinlik-analitik psikolojisi, bireyin bilinçdışı süreçlerini aydınlatmak için sık sık edebi ve mitolojik figürlere başvurur. Marion Woodman’ın analizlerinde de görüldüğü gibi, klasik metinler modern bireylerin içsel çatışmalarını yansıtan arketipsel dramalar sunar. Bu bağlamda, Faust figürü—özellikle Christopher Marlowe ve Johann Wolfgang von Goethe’nin yorumlarında—ruh ve sınırlar arasındaki ebedi gerilimi temsil eder. Faust’un Çatışması:

okumak için tıklayınız

Çiçikov’un Politik Görüşü ve Gogol Dönemi Rus Düşüncesi İçindeki Yeri

1. 1840’lar Rusya’sında Politik Atmosfer Bu iki akımın arasında Gogol’ün Ölü Canlar (1842) eseri, toplumsal bir hiciv olarak konumlanır.Ancak Gogol, ne Slavofiller gibi mistik-maneviyatçı, ne de Batıcılar gibi rasyonel-modernisttir. O, ahlaki yozlaşmayı sistem içinde teşhis eder ama politik dönüşüm önermeksizin (Peace, 1981, The Enigma of Gogol). 2. Çiçikov: Statüko Bürokratı Olarak Politik Tip Romanın kahramanı Pavel İvanoviç Çiçikov, bireysel çıkarını Çarlık

okumak için tıklayınız

Kurumsal Dünyada Çiçikov Davranış Biçimleri

1. Kurumsal Dünyada Çiçikov Tipi Nedir? Gogol’ün Çiçikov’u, görünüşte “saygın”, çalışkan, sistemin dilini bilen ama içsel olarak çıkar odaklı, empatisiz ve ahlaki esnekliğe sahip bir karakterdir.Modern kurumlarda bu tip, genellikle: Bu kişi, sistemin çelişkilerini ahlaki sorgulama yerine fırsata dönüştürür.Tam da bu nedenle, birçok kurumsal yapı Çiçikov tipi insanları ödüllendirir — çünkü sistem, onların “ölü ruhları”

okumak için tıklayınız

Gogol’ün Ölü Canlar’ındaki o kurnaz, düzenbaz ama bir o kadar da “normal” görünen adam Çiçikov’dan bugüne ne kaldı?

1. Çiçikov Bir Tiptir, Bir Dönem Değil Gogol’ün Ölü Canlar’ı yalnızca 19. yüzyıl Rusya’sının yozlaşmış bürokratik sistemini anlatmaz; aynı zamanda insanın çıkar hırsıyla ahlaki kimliğini kaybetme sürecinin alegorisidir. Bu nedenle Çiçikov bir karakter değil, bir arşetiptir — yani her çağda başka biçimlerde karşımıza çıkan bir insan modeli (Jung, 1959). Bugün de bu tip: 2. Çiçikov’un

okumak için tıklayınız

Gogol’ün psikanalitik açıdan babasıyla ilişkisi ve baba eksikliğinin eserlerindeki izleri

1. Gogol’ün Babası: Vasiliy Afanasyeviç Gogol-Yanovski Nikolay Vasilyeviç Gogol (1809–1852), Poltava yakınlarındaki Sorochintsy kasabasında doğmuştur. Babası Vasiliy Afanasyeviç Gogol-Yanovski (1777–1825) küçük bir toprak sahibi, aynı zamanda amatör bir oyun yazarıydı (Peace, 1981). Gogol’un babası köy tiyatroları için komediler yazar, mizahı seven ancak duygusal olarak içe kapanık bir kişiliğe sahipti. Eğitimli bir insandı, ama ekonomik olarak

okumak için tıklayınız

O Eski Günler, Yel Değirmeni Gibi Dönüp Duruyor Hafızalarda

Ergün DOĞAN Ah, eski Beyoğlu… O daracık sokaklarında rakı kokusuyla karışık tütün dumanı, gramofonlardan sızan tango melodileri, bir de kabadayıların “abi” diye selamlaşırken omuz silkmeleri… Ne günlerdi be! Şimdi her yer zincir kahveci, selfie pozlarıyla dolu; ama bir zamanlar, İstiklal’in göbeğinde, bir adam çıkar da şövalyelik ruhunu kabadayı tespihiyle yoğurur, işte o zaman hikaye başlar.

okumak için tıklayınız

Gogol’ün Ölü Canlar (1842) adlı eserinde yer alan Çiçikov’un Babasıyla İlişkisi: Psikanalitik Bir İnceleme – (Freud, Adler, Lacan, Winnicott temelinde)

Çiçikov’un Babasıyla İlişkisi: Psikanalitik Bir İnceleme Özet Bu çalışma, Nikolay Gogol’ün Ölü Canlar (1842) adlı eserinde yer alan Pavel İvanoviç Çiçikov’un babasıyla ilişkisini psikanalitik açıdan incelemektedir. Çalışmada Freud’un kişilik kuramı, Adler’in bireysel psikoloji yaklaşımı, Lacan’ın “babanın adı” (Nom du Père) kavramı ve Winnicott’un nesne ilişkileri kuramı temel alınmıştır. Bulgular, Çiçikov’un babasıyla kurduğu duygusal yoksunluğun ve

okumak için tıklayınız

Gökkuşağı’nın Altında Üç Nesil Fırtına: D. H. Lawrence’ın O Meşhur Hikâyesine Dair Karmaşık Ruhiyem

Bir İngiliz Romanına Dair Bir Kaş Göz Ediş Yazar: Jungish Breh, Azizim! Şu modern zamanların hali nicedir, ne yalan söyleyeyim, oturup da saatlerce dertleşesim gelir sizinle. Her şey tebdil oldu, değişti; ne eski âdetler kaldı, ne de gönül rahatlığı… Tam da bu hengâmede, elime bir İngiliz yazarın, D. H. Lawrence‘ın o meşhur eseri “Gökkuşağı” (The

okumak için tıklayınız

Yağmurdan Sonraki Şamata: Gökkuşağı Bir “Elîm” Aldatmacası mı, Yoksa Mukaddes Bir Ahid mi?

Jungish Aziz ve sevgili okuyucularım! Bu kez, gökyüzüne bakıp gözlerimizi kamaştıran o rengârenk yay üzerine, yani Gökkuşağı üzerine bir mülahaza yapalım. Nasıl ki Mecdelli Meryem’in hikâyesi bir kargaşadan sonra gelen aydınlanmaysa, gökkuşağı da bizim o bunalımlı, kasvetli yağmurlarımızın ardından bize sunulan, ilahi bir gösteri ziyafeti değil midir? Eminönü Meydanı’nda kahvemi yudumlarken etrafımdaki laf ebesi teyzelere

okumak için tıklayınız

Mecdelli Meryem’in Hâli: Teslimiyet Bir “Günah” Değildir, En Büyük “Apostoluktur!”

Yazar: Jungish Muhterem Okuyucularım! Meryem Ana gibi asil, lakin hikayesi mahalle dedikodularına en çok malzeme olmuş bir figürdür Mecdelli Meryem. O, hem en derin teslimiyetin hem de en büyük yeniden doğuşun sembolüdür. Bugün yine kafamda öyle bir mevzu dönüyor ki, insanın “Aman Yarabbi, bu kadınların çektiği ne karmaşa!” diye isyanı geliyor. Bildiğiniz gibi, bizim camiada

okumak için tıklayınız

İçimizdeki Kurban ve Zorba: Ruhsal Özgürlüğe Giden Gizli Yol

Jungish Bu, Jungcu analitik psikoloji çerçevesinde en kritik içsel mücadeleyi tanımlamaktadır. Partnerimizle sağlıklı bir ilişki kurabilmek için, önce kendi içimizdeki iktidar (power) odaklı zincirleri kırmamız gerekir. Partnerimizin acımızı anlamasını sağlamanın yolu, kendi içimizdeki kurban ve zorbanın sorumluluğunu almaktan ve böylece bizi hapseden köhnemiş ebeveyn komplekslerinin gücünü ortadan kaldırmaktan geçer. Bu güçten kurtulduğumuzda, ancak o zaman

okumak için tıklayınız

Bir Kadının Uyan (amay) ışı : Jane

Jane, güçlü bir içsel evlilik yoluyla kendi değerlerini oluşturmak için on yıl boyunca çalışan bir analizandır. Kendisini, dürüstçe veremeyeceği bir şeyi talep eden güçlü bir baba figürünün zorladığı bir durumla yeniden karşı karşıya kaldığında hastalanmıştır. Bu durumun neden olduğu psikolojik felç (paralysis), Jane’in günlüğüne yazdığı şu pasajda açıkça görülmektedir: Jane’in günlüğüne yazdığı yazı şöyledir: “Sanki

okumak için tıklayınız

İçsel Evliliğin Sırrı: Eril Tarafımıza Dişil Hislerimizi Nasıl Öğretiriz?

**Marion Woodman’ın “Yaralı Damat” (The Ravaged Bridegroom) adlı eserindeki Jungcu analizlere göre, dış ilişkilerdeki çatışmanın ve acının kökeni, bireyin kendi içindeki eril ve dişil enerjileri arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanmaktadır. Eğer kendi içimizde erile, dişil hislerimize değer vermeyi öğretebilirsek, dış hayatımızdaki partnerin de bir gün belki yaşadığımız acıyı daha iyi anlaması mümkündür. Çünkü içeride nasılsa, dışarıda da

okumak için tıklayınız

Peçeyi Erken Açmak: Neden Kendi Değerini Yaşlı Patriyarkın Kanunlarına Göre Belirleyen Kadın Büyük Tehlikede?

Yazar : Jungish Marion Woodman’ın analitik psikoloji üzerine yaptığı çalışmalarda, bireyin ruhsal bütünlüğe ulaşma yolculuğu, dış dünyaya atılan adımların içsel hazırlıkla ne kadar uyumlu olması gerektiği sorusuyla yakından ilişkilidir. Bu bağlamda, kadının peçeyi zamanından önce kaldırması (unveiling), psikolojik olarak tehlikeli bir atılımı simgeler. Bir kadın, kendi dişilliğini tam olarak bütünleştirememişse, Kutsal Ana’da temellenmemişse, Magdalalı gölgesini

okumak için tıklayınız

Yaratıcı Süreç: Bilinmeyene Teslimiyet ve Bilinç Sınırlarını Aşmak

Yazar: Jungish Analitik psikolojinin derinliklerinde, ister sanatçı olalım ister sıradan bir hayat süren bireyler, hepimiz “Ruh İmşa etme- oluşturma” (Soul-making) olarak adlandırılan temel bir yaratıcı sürece dahil oluruz. Yaratıcı süreçlerin psikolojik dinamikleri, Keats’in “Ruh İnşası-Oluşturması” olarak tanımladığı şeyle özdeşleştirilir. Bu, her iki cinsin de paylaştığı ortak ve temel bir faaliyettir. Peki, bu gerçek yaratıcılık anları

okumak için tıklayınız