31 Temmuz 2026

Sabahattin Ali’nin Knut Hamsun hakkında görüşü

Son devir dünya edebiyatında şöhretleri kendi memleket hudutlarını aşmış ve dehâları sağken teslim edilmiş birkaç isim söylemek istenirse aklımıza evvela şu dört isim gelecektir: Bernard Shaw, Rabindranath Tagore, Maksim Gorki, Knut Hamsun. Tagore, bazı zevkler için çok güzel bir şair olmasına rağmen şöhretini biraz da yabancı olmasına ve acayip bir lisan konuşmasına borçludur. “Shaw”un ise,

devamını oku

Sabahattin Ali ile Şiire Dair Bir Görüşme

Sabahattin Ali ile Şiire Dair Bir Görüşme40 Geçen gün yeni şairlerden Arif Dino ile şaire dair yaptığımız bir görüşmede o, “Şiir ifrazattır”41 demiş ve ilave etmişti: Aklın ifrazatı. Belediyenin çöpü tariften âciz kaldığı bir sırada bir şairin şiiri tarif edivermesi herkesin hayretini mucip oldu. Anketçiler şimdiden harekete geçmiş bulunuyorlar. Fıkracılar bu “ifrazat” meselesiyle meşgul. Aklın

devamını oku

Sabahattin Ali’ye Soru: Artistin sosyal vazifesinden ne anlarsınız?

Artistin zaten bir tek vazifesi vardır: Eser vücuda getirerek muhtelif şekil ve suretle neşretmek, ifade etmek istediği şeyleri türlü kalıplara koyarak diğer insanlara uzatmak. Bu da tamamıyla sosyal bir iştir. Bütün sanat sosyal bir iştir. Şu halde artist de hizmetinde bulunduğu sosyeteyi –hatta kudretine göre bütün insanlığı– daha doğruya, daha iyiye ve daha güzele götürmek

devamını oku

Sabahattin Ali’ye Soru: Sizce edebiyat modern sosyetelerde ilmin ve endüstrinin yaptığı gibi temelli bir vazife mi görür, yoksa tali bir rol sahibi midir?

İlim ve endüstriden evvel de sanat ve edebiyat mevcut olduğuna göre edebiyatın rolü hiç olmazsa onlardan aşağı değildir. Edebiyat, alelumum sanat, endüstri ve ilmi vücuda getirecek insanı ve cemiyeti yaratmak, ona şekil vermek gibi birtakım vazifelere maliktir ki, bunlara tali demek bilmem mümkün olur mu? Yeni Adam, (247), 21 Eylül 1939

devamını oku

Sabahattin Ali ile Bir Konuşma – Muzaffer Reşit

— Bugünkü edebiyatımız hakkında toplu fikriniz nedir? — Edebiyat, içinde yaşanan cemiyet şartlarının şuurlu veya şuursuz bir ifadesi olduğuna göre, bugünkü edebiyatımız, bugünkü cemiyetimizin bir örneğidir. Ve burada da, hayatta olduğu gibi, birtakım değişme, kendini idame prosesüsleri4 ile karşı karşıyayız. İleri hamleler, geriye doğru çeken mürteci kuvvetler dövüş halindedir. Hatta hayatta ortadan kaldırılması kolay olan

devamını oku

Neden İnegöl Mobilya?

30 yılı aşkın bilgi ve birikimiyle sektörde bir marka haline gelen İnegöl mobilya, estetik ve kaliteyi birleştirerek mobilyacılık alanının parlayan bir yüzü konumundadır. İnegöl Mobilya olarak bizler, firmamızı kurduğumuz ilk gün yaşadığımız heyecanla birlikte çalışmalarımızı yapıyor ve bu hizmeti müşterilerimize sunuyoruz. Her bütçeye uygun, her zevke göre ürettiğimiz mobilyalarla İnegöl Mobilya satış sürecine devam etmekteyiz.

devamını oku

NICCOLÒ MACHIAVELLI: Alçakça yollardan hükümdarlığa ulaşanlar üstüne

1. İnsanoğlunun tümüyle yazgının yardımı ya da kendi becerisine yaslanmadan yalın yurttaşlıktan hükümdarlığa yükselmekte başvurulabileceği iki yolu daha vardır. Bunlardan birinin cumhuriyetlerden söz edildiğinde ayrıntılı olarak ele alınması gerekse de, bence, burada da unutulmamasında yarar vardır. Bunlardan biri alçakça ve iğrenç yollarla iktidarı ele geçirmeye dayalıdır; öteki de yurttaşlarının onayını alarak ülkesinde hükümdar olmaktır. İlk

devamını oku

NICCOLÒ MACHIAVELLI: Başkalarının silahlı gücü ve yazgıyla ele geçirilen yeni hükümdarlıklar

1. Yalnızca yazgılarıyla yalın yurttaşlıktan hükümdar olanlar, çok çaba göstermeden hükümdar olurken hükümdarlığı elde tutabilmek için oldukça zorlanırlar ve yol boyunca herhangi bir güçlükle karşılaşmazlar, çünkü kuş gibi uçarak ulaşırlar. Tüm güçlükler iktidara ulaşınca çıkar karşılarına. Böylesi bir durum ya para karşılığında ya da armağan olarak verilen iktidarlarda görülür. Yunanistan’da çoğunun başına konan devlet kuşunu

devamını oku

NICCOLÒ MACHIAVELLI: Kendi askerleri ve becerisiyle elde edilen yeni hükümdarlıklar

Kendi askerleri ve becerisiyle elde edilen yeni hükümdarlıklar 1. Ben gerek hükümdarı, gerek devleti tümüyle yeni olan hükümdarlıklardan söz ederken çok önemli örnekler verirsem kimse şaşırmasın! İnsanlar başkalarının geçtiği yollardan geçerken ve girişimlerinde başkalarına öykünürken, yollardan sapmadan geçemediği ve öykündüğü insanların becerisine ulaşamadığı için, sağduyulu olanlar her zaman büyük insanların geçtiği yollardan geçmeli ve öykünülmeye

devamını oku

NICCOLÒ MACHIAVELLI: İşgalden önce kendi yasalarıyla ayakta duran hükümdarlıklar ve kentler nasıl yönetilmelidir?

1. Dediğim gibi, kendi yasaları ve özgürlük içinde yaşamaya alışkın devletler ele geçirildiklerinde elde tutmanın üç yolu vardır: İlki onları ortadan kaldırmak; ikincisi gidip orada yerleşip oturmak; üçüncüsü vergiye bağlamak ve içeride sana yöre insanın dostluğunu sağlayacak az sayıda kişiden oluşmuş bir hükümet kurarak kendi yasalarıyla yaşamalarına izin vermektir. Ve o hükümet, o hükümdar tarafından

devamını oku

Niccolò Machiavelli: Hangi nedenden ötürü İskender’in işgal ettiği Dareios Krallığı, İskender’in ölümünden sonra ardıllarına başkaldırmadı?

1. Yeni işgal edilmiş bir devletin elde tutulmasının ne kadar güç olduğunu bilenler, Büyük İskender’in[28] kısa zamanda Asya’ya egemen olması ve orayı işgal ettikten kısa bir süre sonra ölmesine karşın, ardıllarının hiçbir ayaklanmayla karşılaşmamış olmalarına şaşırabilirler. Gerçekte doğru olan İskender’in ölümünden sonra bir ayaklanmanın gelmesiydi. Ne ki, İskender’in ardılları işgal ettikleri toprakları elde tutmak için

devamını oku

Niccolò Machiavelli’nin “Konuşmalar” ve “Hükümdar” adlı eserleri

Machiavelli 1513’te Konuşmalar’ı yazmaya başlar, ama ilk kitaptan sonra çalışmasını sürdürmez ve Hükümdar’ı yazmaya koyulur. Ardından gene Konuşmalar’a döner 1514-1521 tarihleri arasında ikinci ve üçüncü kitabı yazar. Konuşmalar, Tito Livio’nun ilk on kitabı üzerine yazmış olduğu değerlendirmeleri içerir. Livio, Roma tarihini yazmıştı bu kitapta. Machiavelli o kitaptan esinlenerek ülkesinin sorunlarına ışık tutmak istemişti, ama günceldeki

devamını oku

Martin Heidegger: BENİ FENOMENOLOJİYE GÖTÜREN YOL

Akademik çalışmalarım 1909-1910 kışında Freiburg Üniversitesinde teoloji ile başladı. Fakat teoloji çalışmasının ana yapıtı , her nasılsa müfredat programına dahil edilen felsefe için yine de yeterince zaman bıraktı. Böylece Husserl’in Logical Investigations’larının her iki cildi benim orada bulunduğum ilk sömestreden beri teoloji seminerinde masamın üzerinde durdu. Bu ciltler Üniversite kütüphanesine aitti. Vadesi dolmuş tarih kolayca

devamını oku

Martin Heidegger: FELSEFENİN SONU VE DÜŞÜNMENİN GÖREVİ

Bu başlık, soru sormada üsteleyen bir düşünme girişimini gösteriyor. Sorular bir yanıta giden yollardır. Eğer yanıt verilebilirse, bu yanıt, tehlikeli bir- soruna ilişkin önerme niteliğindeki bir ifadeden değil, düşünmenin bir dönüşümünden ibaret olacaktır. Aşağıdaki metin daha geniş bir bağlama aittir. O, Varlık ve Zaman sorusunu daha esaslı bir tarzda şekillendirmek için 1930’dan bu yana tekrar

devamını oku

Pythagorasçılar

İlkçağ Yunan felsefesinin ikinci okulu teolojik, bilimsel ve felsefi görüşleriyle seçkinleşmiş olan Pythagorasçı Okul’dur. MÖ 6. yüzyılın ikinci yarısında Güney İtalya’da, Kroton’da Pythagoras tarafından kurulmuş olan Okul, İlkçağ Yunan felsefesinde, İyonya’da kurulmuş olan Doğu geleneği karşısında, Batı geleneğini temsil eder. Pythagorasçı Okul’un İyonya Okulu’ndan diğer bir farkı da Pythagorasçı gelenek içinde yer alan filozofların sadece

devamını oku

Anaksimenes

İyonya Okulu’nun sonuncu filozofu Anaksimenes’tir. Hayatıyla ilgili olarak günümüze pek fazla bilgi ulaşmayan Anaksimenes (MÖ 585-525) de tıpkı Thales ve Anaksimandros gibi bir bilim adamı –ya da astronom– filozoftur. Onun felsefi ve bilimsel düşüncede, bir anlamda geriye dönüşü temsil ettiği söylenebilir. Bunu, onun astronomisinde olduğu kadar, arkhe olarak havayı seçiminde de görmek mümkündür. Buna göre

devamını oku

Anaksimandros

İyonya Okulunun ikinci filozofu, Thales’in öğrencisi ve dostu olan Anaksimandros’tur. Hakkında pek az şey bildiğimiz Anaksimandros’un hayatıyla ilgili en önemli bilgi, onun rasyonel düşünce ve faaliyette yazılı geleneği başlatmış olmasıdır. Buna göre, hiçbir şey yazmayan, yazılı bir şey bırakmayan Thales’ten farklı olarak, Anaksimandros (MÖ 610-546) varlıkla ilgili düşüncelerini ya da felsefi spekülasyonlarını kâğıda dökmüş ve

devamını oku