31 Temmuz 2026

Thales

Miletos ya da İyonya Okulu’nun kurucusu, düşünce tarihinin ilk filozofu olduğu kabul edilen Thales’tir. Yedi bilge arasında da adı geçen Thales’in MÖ 6. yüzyılın ilk yarısında yaşamış olduğu sanılmaktadır. Thales (MÖ 624-546), bu döneme özgü bilimadamı-filozof tipinin seçkin bir temsilcisiydi. Onun özellikle matematik ve astronomi alanında önemli çalışmalar yaptığı kabul edilir. Bilimsel faaliyetleri bir yana,

devamını oku

İyonya Okulu

Felsefe tarihinin ilk okul veya düşünce geleneğini oluşturan İyonyalı filozoflar, Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes olarak sıralanır. İyonya veya Miletos Okulu, felsefenin ilk okulu olarak ortaya çıkarken, Batı Anadolu kıyılarındaki İyonya da Antik Yunan felsefesinin ilk merkezi olarak seçkinleşir. İyonya okulunu meydana getiren bu üç filozofta, bugünden geriye dönüp baktığımız zaman ortak bazı özellikler tespit edebiliyoruz.

devamını oku

İlkçağ Felsefesinin Sınıflanması

Hint ve Çin kültürü dışta bırakıldığında, MÖ 6. yüzyılda başlayıp MS 5. hatta 6. yüzyıla ünlü Romalı İmparator Justinianus’un Yunan felsefesini temsil eden son okul olan Atina Okulu’nu kapattığı 529 yılına kadar uzanan İlkçağ felsefesi veya Antik felsefe, Helenik felsefe ve Helenistik felsefe olarak ikiye ayrılır. Başka bir deyişle hem Hıristiyan felsefesinin ve hem de

devamını oku

Felsefenin Doğuşu İçin İki Zorunlu Koşul – Refah ve Merak

Felsefenin, yaygın bir entelektüel hareket olarak bir kültür çevresindeki doğuşunu açıklamak üzere, araştırmacılar, filozoflar ve felsefe tarihçileri çok sayıda faktör ya da koşul saymış olmakla birlikte, bu koşullardan ikisinin biraz daha öne çıktığı, hatta zorunlu faktörler olarak kabul edildiği söylenebilir. Başka bir deyişle, eleştirel düşünce ve yüksek kültür ürünleri olarak bilim ve felsefenin doğabilmesi için

devamını oku

Mitopoetik Düşünceden Rasyonel Düşünceye Geçiş

Buna göre, Mısır ve Mezopotamya’da bilimin olgu toplama, pratik ilgi ve ihtiyaçlara cevap arama aşamasının ötesinde, kuramsal nitelikte sorulara yönelemediği, Çin ve Hint’teki felsefenin zaman zaman mitolojik düşünce ve dini açıklamayla iç içe girmiş olduğu yerde, Yunanlı pratik kaygılardan uzak bir biçimde, anlamak ve merakını gidermek için bilim yapmış, felsefeyi dini veya mitolojik açıklamadan bağımsız

devamını oku

Yunanlıların Başka Uygarlıklara Olan Kültürel Borçları

Ticaretle uğraşan, bu çerçeve içinde Akdeniz’i bir baştan diğerine kat eden Yunanlıların meydana getirmiş oldukları pek çok şeyde, kültürel açıdan gerçekleştirmiş oldukları hemen bütün başarılarda, ana unsurları başka kültürlerden aldıklarını kabul etmek doğru olur. Gerçekten de onlar Fenikelilerden alfabenin yanı sıra, belli bir teknolojik birikim ve bazı dini düşünceler almışlardı. Mısır’dan, başkaca şeyler yanında, Yunan

devamını oku

Yunan Felsefesinin Kültürel Açıdan Öne Çıkma Nedenleri

Unutulmamalıdır ki bir kültürün barbarları, en az o kültür kadar verimli bir düşünce kaynağı olabilir ve zengin bir uygarlık meydana getirebilir. Bir zamanlar dünyanın hemen her yanına yayılmış zengin felsefe okulları ve karmaşık argümantasyon tekniklerinin varlığından söz etmekten bizi alıkoyan yegâne şey, önyargılarımız ve bilgisizliğimizdir. Gerçekten de eski zamanlarda pek çok toplumun, bilgiyi bir kuşaktan

devamını oku

Çağın yaygınlık kazanan, bilgi ve yetenek sahibi yurttaş kavramına en büyük eleştiri Sokrates’ten gelir.

Med Savaşları’ndan sonra Atina’da demokrasi çok gelişir. Bu gelişmenin aşamaları Platon’un Yasalar’ında ve Aristoteles’in Atinalıların Devleti’nde ayrıntılarıyla incelenebilir. Ozanlık kariyerinin zirvesine birkaç on yıl önce çıkan Aiskhylos’un eserlerinde ideal yurttaş geleneklerine bağlı, vatanı için savaşmaya hazır ve dindar bir insan olarak tanımlanır. Kısa süre içinde yasaların ilahî bir güce değil, halkın iradesine göre şekillenmesi gerektiği

devamını oku

Vicdan rahatlığı, yüce gönüllülük olarak sunulur. – Theodor W. Adorno

— Gazetelerin birinde bir işadamının ölümünün ardından yazılmış bir anma yazısında şu cümle göze çarpıyordu: “Vicdanının rahatlığı, kalbinin iyiliğiyle yarışırdı.” Kederli dostların böyle durumlarda kullanılan o şatafatlı üslupla yaptıkları bu gaf, iyi kalpli merhumun vicdani kaygıdan yoksun olduğunun böyle bir dil sürçmesiyle ağızdan kaçırılması, cenaze alayını en kısa yoldan hakikatin alanına ulaştırıyor. Eğer yaşı ilerlemiş

devamını oku

Sokrates “kendini aldatanların en akıllısı” – Nietzsche

Nietzsche için Sokrates ve Yaşam Nietzsche için sokrates‟in esaslı suçu şuydu: yaşamı aşağılamak ve onu değersiz bulmak. Nietzsche‟nin tüm felsefesini yaşamı onaylamak, yaşama evet demek üstüne kurduğu düşünülecek olursa sokrates‟in suçunun büyüklüğü daha iyi anlaşılabilir. “yaşam hakkında, tüm zamanlarda en bilgeler hep aynı yargıya varmışlardır: değmez… Her zaman ve her yerde aynı ses duyulmuştur ağızlardan,

devamını oku

Güneş Ülkesi – Felsefi Devlet Modeli, Thoma Campanella ‘Mutlu bir altın çağ olduysa eskiden / Neden gelmesin ki yeniden?’

Thoma Campanella, Güneş Ülkesi (Civitas Solis) – Felsefi Devlet Modeli (Idea Reipublicae Philosophicae) adlı kitabını ilkin İtalyanca olarak 1602 yılında kaleme alır. Daha sonra eserin daha geniş kitlelere ulaşması amacıyla 1613 yılında Latince olarak yeniden yazar. Avrupa 16. yüzyılın başında, 30 yıl süren köylü ayaklanmalarıyla çalkalandı durdu. 13. ve 14. yüzyılların başkaldırılarını, 15. ve 16.

devamını oku

İnsanlar her gün enerji tarihindeki en önemli icatla karşı karşıya geldiler ama bunu fark edemediler

Bu uzun bin yıllar boyunca, insanlar her gün enerji tarihindeki en önemli icatla karşı karşıya geldiler ama bunu fark edemediler. Ne zaman bir ev kadını veya hizmetkar çay yapmak için su kaynatsa veya ocağa bir tencere patates koysa bunu görebiliyorlardı. Su kaynadığında kabın veya tencerenin kapağı fırlıyor, yani ısı harekete dönüşmüş oluyordu. Fırlayan kapaklar insanlar

devamını oku

Çelişkiden niçin totolojiden daha fazla korkulur? Ludwig Wittgenstein

(“) 687. Çelişki, bir felaket gibi değil, oradan sonra yola devam edemeyeceğimizi gösteren bir duvar gibi görülmelidir. 688. “Çelişkiden sakınmak için ne yapmamız gerekir?” diye sormaktan çok, “Bir çelişkiye ulaşmışsak ne yapmalıyız?” diye sormak isterim. 689. Çelişkiden niçin totolojiden daha fazla korkulur? (“) 693. Sonsuz gerilemeye yol açan akıl yürütme, “bu şekilde amaca asla ulaşamayacağımız

devamını oku

Görünmez Ordular: salgınlar ve bulaşıcı hastalıklar

Kıtlıktan sonra insanlığın ikinci en büyük düşmanı salgınlar ve bulaşıcı hastalıklardı. Tüccar, memur ve seyyahların aralıksız akınlarıyla birbirine bağlanan şehirler her ne kadar medeniyetlerin beşiği olsa da, aynı zamanda hastalıkların üremesi için de en uygun ortamı oluşturuyordu. Antik dönemde Atina’da ya da ortaçağ Floransa’sında yaşayanlar, hayatlarını her an hastalanıp bir sonraki hafta ölebileceklerini düşünerek ya

devamını oku

Yaralarım Benden Önce de Vardı… Ulus Baker

Metafiziği altetmek, demişti Heidegger, imkânsız! O, basit bir felsefi eğitim yöntemi değildir. Sanki birilerinin fikrini, kanaatini reddediyormuş gibi onu silip atamazsınız. Nietzsche’nin “hakikat sorunu” konusunda vurguladığı gibi, Dünya’nın Batısında yaşayan bir insan türü “metafizik” olmadan değil düşünmek, yaşayamaz bile. Bilginin “bir şeyleri bilmesi” modern metafizik varlıkbiliminin temelini atan Descartes’tan beri, Batı düşüncesinde neredeyse Varlığın tanımının

devamını oku

Fragmanlar – Thales

Thales: Yunan matematikçi, filozof, astronom. Batı Anadolu’daki Miletos’ta yaşamış olan Thales, her şeyin kaynağının su olduğunu söylemiş, var oluşu mitolojiye değil, doğadaki bir unsura dayandırmasıyla sadece felsefenin değil, doğa araştırmalarının ve bilimin de öncüsü olmuştur. Antikçağ felsefe ve düşünce tarihinin önemli figürleri sayılan Yedi Bilge’den biridir. Gökbilim ve mühendislik alanındaki çalışmalarıyla dikkat çeken Thales, yaşadığı

devamını oku

Sevgi Duvarı – Can Yücel (seslendiren: Ahmet Kaya)

SEVGİ DUVARI sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi dilimizde akşamdan kalma bir küfür salonlar piyasalar sanat sevicileri derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni yakanda bir amonyak çiçeği yalnızlığım benim sidikli kontesim ne kadar rezil olursak o kadar iyi kumkapı meyhanelerine dadandık önümüzde altınbaş altın zincir fasulye pilakisi aramızda görevliler ekipler

devamını oku

Geçip Gitti O Günler – Füruğ Ferruhzad (seslendiren: Kenan Işık)

Ah geçip gitti o günler geçip gitti kirpiklerimin arasından Şarkılarımın hava kabarcığı gibi uçuştuğu Gözlerimin üzerine kaydığı her şeyi taze su gibi içtiği o günler geçip gitti… kabına sığmayan neşeli bir tavşan vardı sanki gözbebeklerimin ortasında. yaşlı güneşle birlikte her sabah kalkıp giderdi merakın ve arayışın o bilinmeyen kırlarına; ve geceleri karanlığına ormanların. o günler

devamını oku

Yaşıyoruz – Rıfat Ilgaz (kendi sesinden)

YAŞIYORUZ Lütfü Erişçi’ye Ben ölmedim? Beni öldürmediler de; Yaşıyorum, yaşıyorum işte, At kıçında sinek gibi, Töööbe, töbe! Kapandı yüzümüze dergi kapakları, Bir varmış bir yokmuş olduk sağlığımızda. Şiir? O yosmanın boyuna. Gazete? Gelene gidene başyazı. Ara ki bulasın sayfalarda Şair Rıfat Ilgaz’ı. Düştükse itibardan Ölmedik ya, yaşıyoruz işte, Yaşıyoruz dedik, yaşıyoruz be, Heeeey, fincancı katırları!

devamını oku

Aynanın Dili – Nejdet Evren

İnsan, başlı başına bir fenomen; iki ayakları üzerine evrimleştiği günden bugüne kadar doğal süreçlere müdahale eden, değiştiren, yaratan, kültürü, tarihi dili gerçekleştiren sosyal bir canlı. Teknolojide katettiği ilerlemeye bakılırsa evrim sürecine bile genler üzerinden müdahale eden tek canlı türü; gerçi bir “tür” olamadığı da söylenmektedir. İnsan nedir, ne olmalıdır, nasıl olmalıdır, hangi canlı için insan

devamını oku