Kategori: Can Yücel

Can Yücel: Özgürlüğün ve İsyanın Şairi

Can Yücel, Türk edebiyatında kaba ama samimi dili, toplumsal duyarlılığı ve bireysel özgürlüğe olan tutkuyla kendine özgü bir yer edinmiş, modern şiirin sınırlarını zorlayan bir şairdir. Hayatı, şiirleri ve düşünceleri, bireyin toplumla, doğayla ve kendi iç dünyasıyla olan çatışmalarını yansıtır. Bu metin, Can Yücel’in hayatını, şiirlerinin temel izleklerini, atmosferini, Türk ve dünya şiiriyle etkileşimlerini, şiirindeki

okumak için tıklayınız

Eğer Can Yücel bugün yaşasaydı ?

🎭 1. Diline Sahip Çıkamayan Bir Toplum Can Yücel için dil, sadece iletişim değil; halkın ruhudur. Bugün sosyal medyada kısaltılmış, yüzeyselleştirilmiş, slogana dönüşmüş ifadeleri görseydi muhtemelen şöyle derdi: “Anadil dedikleri şey sadece sözcük değil; geçmişin, toprağın, alın terinin dili… Şimdi herkes aynı kelimeleri geveleyip farklı şeyler sandığını sanıyor.” 🧠 2. Anlam Yerine Algı Peşinde Koşan Kitle Reklamlarla büyülenmiş,

okumak için tıklayınız

Sevgi Duvarı – Can Yücel (seslendiren: Ahmet Kaya)

SEVGİ DUVARI sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi dilimizde akşamdan kalma bir küfür salonlar piyasalar sanat sevicileri derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni yakanda bir amonyak çiçeği yalnızlığım benim sidikli kontesim ne kadar rezil olursak o kadar iyi kumkapı meyhanelerine dadandık önümüzde altınbaş altın zincir fasulye pilakisi aramızda görevliler ekipler

okumak için tıklayınız

Can Yücel’in sesinden Deniz Gezmiş’e yazdığı “Bizim Deniz” şiiri

Şair Can Yücel, unutulmaz  “Mare Nostrum” adlı şiiri Türkiye’de devrimci gençlik hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş’in anısına yazmıştır. “Mare Nostrum” latincede “Bizim Deniz” anlamına gelmektedir. “Mare Nostrum” kavramı ilk kez M.Ö. 100? M.Ö. 44 yılları arasında yaşamış, Köle Devleti Roma İmparatorluğu’nun askeri ve politik lideri Jul Sezar (Gaius Julius Caesar) tarafından Akdeniz için kullanılmıştır. Bizim Deniz

okumak için tıklayınız

Değişik / Yapraktı – Can Yücel (seslendiren: Yeni Türkü)

DEĞİŞİK Başka türlü birşey benim istediğim, Ne ağaca benzer ne de buluta benzer; Burası gibi değil gideceğim memleket, Denizi ayrı deniz, havası ayrı hava; Nerde gördüklerim, nerde o beklediğim kız Rengi başka, tadı başka. Can YÜCEL YAPRAKTI Bir başka yolculuk dalından düşmek yere, Yaşadığından uzun; Bir tatlı yolculuk dalından inmek yere. Ağacın yüksekliğince, Dalın yüksekliğince

okumak için tıklayınız

Ben ve Bizimkiler – Can Yücel ‘Ben ömrümce muhalif yaşadım, Devletçe de menfi bir TİP sayıldım, Onun için kan grubum, RH NEGATİF’

Can Yücel şiirlerinden seçmeler, Ben ve Bizimkiler… (seçki 2) Kendisine ve ailesine dair şiirlerini bir araya getiren bu seçki, şiire dönüşmüş bir yaşamın, şiire iadesidir. “Ben ve Bizimkiler”, beş bölüme ayrılmış. “RH Negatif’te kendisine dair şiirler var. Bu bölüm adını “Özgeçmişim” adlı şiirden alıyor:

okumak için tıklayınız

Daha kaç yıl kök salsın ağaç / bahar açıncaya dek? Can Yücel & Bob Dylan – Joan Baes (şiiri ve şarkıyı sesli dinle)

Daha kaç köyden sürülsün insan adam oluncaya dek? daha kaç derya dolaşsın martı bulsam diye bir tünek? daha kaç toptan atılsın gülle harp toptan kalkıncaya dek? cevabı, dostum, rüzgârda bunun cevabı esen rüzgârda.

okumak için tıklayınız

Can Yücel’in Şiirinde İroni – Cemal Süreya

“Zekânın iyi niyeti” diye özetleyebiliriz Can Yücel’in şiirini. Gerçi onun yapıtı birkaç çekirdek üstüne birden kuruludur, ama böyle diyebiliriz. 1950’de yayımladığı Yazma adlı kitabından sonra bir sürü dergi ve gazetede ortaya koyduğu verimlerle bu ada yakışır bir görünüm kazandı. İroniye dayanan bir şiir onunki. 1940’tan önce de şiirimizde, çok geniş anlamda bir ironiye rastlanıyordu belki;

okumak için tıklayınız

10 Ünlü Şairin Babalarına Yazdığı 10 Özel Şiir

1. Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim – Can Yücel “Hayatta ben en çok babamı sevdim. Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk Çarpı bacaklarıyla ha düştü, ha düşecek… Nasıl koşarsa ardından bir devin, O çapkın babamı ben öyle sevdim.”

okumak için tıklayınız

Can Yücel: Aylak Adam, toplumsal yönünden alırsak bir yere bağlanması çok güç

“Romanın bütünlüğü ancak, motif tekrarlarıyla, sembol tekrarlarıyla bu refulman açısından bakıldı mı görülebiliyor. Toplumsal yönünden alırsak bir yere bağlanması çok güç. Toplumsallığın başlangıcını kadın erkek ilintilerinden başlar kabul etsek bile, yine roman havada kalıyor. Çünkü o ilintinin toplumsal plana çıkması için gereken cinsel ve ruhi yetkinlikten yoksun bir insanla karşı karşıyayız. Oysa, kadın erkek ilintilerini

okumak için tıklayınız