Kapitalist Toplumun Gölgesinde Depresyon: Mark Fisher’ın Kapitalist Realizm Perspektifinden Bir İnceleme

Depresyonun Toplumsal Kökenleri Depresyon, modern toplumlarda giderek yaygınlaşan bir durum olarak dikkat çeker. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, 2020 yılında küresel olarak yaklaşık 264 milyon kişi depresyonla mücadele etmiştir. Ancak bu durumun kökenleri yalnızca biyolojik veya genetik faktörlerle açıklanamaz. Fisher, Kapitalist Realizm’de, kapitalizmin bireyler üzerinde yarattığı sürekli rekabet, belirsizlik ve tüketim baskısının ruhsal sağlığı derinden

okumak için tıklayınız

Frantz Fanon’un “Siyah Deri, Beyaz Maskeler” Eserinde İçselleştirilmiş Irkçılığın Çözümlemesi

Sömürgecilik ve Kimlik Oluşumu Fanon, Siyah Deri, Beyaz Maskeler’de sömürgeciliğin bireylerin kimlik algılarını nasıl şekillendirdiğini ele alır. Sömürgeci sistemler, ırksal hiyerarşiler oluşturarak siyah bireyleri “aşağı” konumuna yerleştirir ve beyazlığı bir üstünlük sembolü olarak yüceltir. Bu hiyerarşi, siyah bireylerin kendilerini beyaz normlar üzerinden değerlendirmelerine yol açar. Fanon, bu süreci “epidermalizasyon” olarak tanımlar; yani, bireyin kimliğinin ten

okumak için tıklayınız

Sylvia Plath’ın Şiirlerinde Klinik Depresyonun Edebi Yansıması: Çok Katmanlı Bir İnceleme

Plath’ın Yaşamı ve Psikolojik Arka Plan Sylvia Plath’ın hayatı, şiirlerinin anlaşılmasında önemli bir bağlam sunar. 1932’de Boston’da doğan Plath, erken yaşta babasının kaybıyla sarsıldı; bu olay, onun duygusal dünyasında derin bir yara açtı. Akademik başarılarına rağmen, Plath’ın gençlik yıllarında başlayan depresyon nöbetleri, intihar girişimleri ve psikiyatrik tedaviler, onun ruhsal dünyasının kırılganlığını ortaya koyar. 1953’teki intihar

okumak için tıklayınız

Dini Vecd Halleri ile Epileptik Nöbetler Arasındaki Nöral Bağlantılar

Beyin Aktivitesindeki Ortak Noktalar Dini vecd halleri ve epileptik nöbetler, beyin aktivitelerinde gözlemlenen bazı benzerlikler nedeniyle dikkat çeker. Vecd halleri, genellikle derin bir manevi deneyimle ilişkilendirilir ve bireyde coşku, trans hali veya çevreden kopma gibi durumlar yaratabilir. Epileptik nöbetler ise nöronların anormal ve senkronize ateşlenmesiyle ortaya çıkar. Her iki durumda da temporal lob, özellikle limbik

okumak için tıklayınız

The Great Gatsby’de Yansıtma: Karakterlerin İç Dünyasının Dışa Vurumu

Gatsby’nin İdealize Edilmiş Aşkı Jay Gatsby, romanın merkezinde yer alan ve yansıtma mekanizmasının en belirgin örneklerini sergileyen karakterdir. Gatsby, Daisy Buchanan’ı yalnızca bir birey olarak değil, aynı zamanda kendi hayallerinin, özlemlerinin ve geçmişine dair idealize edilmiş bir anının temsilcisi olarak görür. Onun Daisy’ye duyduğu tutku, kendi eksikliklerini ve toplumsal statüye ulaşma arzusunu yansıtır. Gatsby’nin fakir

okumak için tıklayınız

Odysseus’un “Hiçbir Kimse” Adlandırması: Kimlik ve Benliğin Derinliklerinde Bir Yolculuk

Kurnazlık ve Hayatta Kalma Stratejisi Odysseus’un Polyphemos’a kendisini “Hiçbir Kimse” olarak tanıtması, ilk bakışta pratik bir hayatta kalma stratejisi olarak öne çıkar. Kiklop Polyphemos’un mağarasında tutsak olan Odysseus, fiziksel gücünün yetersiz olduğu bir durumda zekâsını ve dilin gücünü kullanır. “Outis” ismi, Yunanca’da “hiç kimse” anlamına gelir ve bu kelime, Polyphemos’un diğer Kikloplar’a “Hiç kimse beni

okumak için tıklayınız

Kynik Yaşam Tarzı ile Ostracism: Antik Yunan’da Toplum ve Birey Arasındaki Çatışma

Kyniklerin Toplum Dışı Yaşam Anlayışı Kynik felsefe, Antik Yunan’da bireyin toplumun dayattığı normlara ve maddi değerlere karşı radikal bir başkaldırısını temsil eder. MÖ 4. yüzyılda Antisthenes tarafından temelleri atılan ve Diogenes tarafından popüler hale getirilen Kynizm, bireyin özgürlüğünü doğaya uygun bir yaşamda aramasını savunur. Kynikler, toplumsal hiyerarşileri, zenginlik arayışını ve geleneksel ahlak anlayışlarını reddederek, bireysel

okumak için tıklayınız

Hayalperest Bir Şiir: Kızıl Ekimin Uyanışı – Luna Madanoğlu

1917 sonbaharında, Petrograd’ın sokakları soğuktu.Ama o soğuğun altında, yıllardır bastırılmış bir sıcaklık vardı: öfke.Yorgun bedenlerin, aç çocukların, susturulmuş kadınların öfkesi.Ve bir gün, o öfke artık sessiz kalmayı reddetti.O gün, takvim Ekim’i gösteriyordu. Bir Halkın Sabrı Tükendiğinde Yüzyıllarca süren adaletsizlik, savaşın açlığı ve yoksulluk…Rusya artık nefes alamıyordu.Çar devrilmişti, ama iktidar yine zenginin ellerindeydi.İşte o anda, Lenin’in

okumak için tıklayınız

Kardeşlerin Nefreti – Altın Koyun – Güneşin Doğudan Batması – Tüyler Ürpertici Bir Yemek – Zapt Olunmaz Bir Nefret – Bir Ölüm Makinesi

ATREUS ve THYESTES Şimdi de geldik Yunan Mitolojisi’nin belki de en zalim hikâyesine! Başka hiçbir söylencede bir lanetin mantıksal, psikolojik ve ahlaksal gelişimi, böylesine korkunç bir tutarlılık içinde ortaya konulmamıştır. Başka hiçbir söylencede nefret ve savaşın iç dinamikleri bu kadar açıkça ortaya konmamıştır. Pelops oğulları olan Atreus ve Thyestes’in birbirlerinden nefret ettiklerini biliyordu ve yaşamı

okumak için tıklayınız

Tanrıların Yiyeceği – Zalim Bir Sınama – Pelops ve Hippodameia – Arabacı Myrtilos – Lanetler

TANTALOS ve OĞLU “Gölgeler Ülkesi hayalcilerin cennetidir.” Immanuel Kant sözleridir bunlar. Gerçekten de tüm zamanların romantikleri daima gölgelerle ilgilenmiş, karanlığın kendilerini çektiğini hissetmişlerdi. Fakat Gölgeler Ülkesi aynı zamanda korkuların da kaynağıdır. Hıristiyanlık dininin cehennem haline soktuğu bu ülke, kutsal Roma’nın en yağlı kazanç kapılarından birisi olmuştur. Kralının adı olan Hades’le anılan Gölgeler Ülkesi’nde, bazı kahramanlara

okumak için tıklayınız

Altın Yağmuru – Verginin İcadı – Bir Ayna Nerelerde Kullanılır; Kötü Kokan Üç Kadın – Medusa ve Başı – Pegasos – Atlas – Andromeda – Gerçekleşen Bir Kehanet ve Mutlu Bir Evlilik

Acaba önceliği hangi kahramana versek? Bana kalırsa sıralamada ilk yer Antik Çağ’ın en önemli kahramanı Herakles’e aittir. Romalılar da onu benimsemiş ve Herkules ismini vermişlerdir. Klasik bir kahramandır o. On iki işi ile ün kazanmıştır, başarması gereken on iki sınavdır bunlar aslında. Küçükken odamı temizlemem bana çok zor geldiği için, Herakles’in başardığı bu işlerden özellikle

okumak için tıklayınız

TANRILAR ve İNSANLAR – Hephaistos ve Hera – Ares ve Aphrodite – Athena – Hermes ve Apollon – Zagreus – Prometheus ve Biz İnsanlar

Hephaistos ve Hera – Ares ve Aphrodite – Athena – Hermes ve Apollon – Zagreus – Prometheus ve Biz İnsanlar Hephaistos’un tanrıların en mükemmeli olduğu söylenemez, fakat bizim için oldukça ilginç bir hikâyesi vardır. Doğumu oldukça muammalıdır. Hera onu kendi kendine doğurmuştur. Kocası Zeus’un kendisini sürekli olarak aldatmasından bıkıp usanmıştı ve bu şekilde ona ihtiyacı

okumak için tıklayınız

Başlangıçta kaos vardı. Yunan Mitolojisi böyle der bize.

DÜNYANIN YARADILIŞI Gaia ve Uranos – Kronos ve Rhea – Zeus ve Kardeşleri – Titanlar ve Gigantlar Başlangıçta kaos vardı. Yunan Mitolojisi böyle der bize. Bu kaosun ne olduğunu kimseler bilemez. Kaosu bir tanrı olarak kabul etmek de insanı ürkütür. Bu kaostan bir anda neden Gaia’nın, yani toprağın oluştuğunu da kimseler bilmez. Fakat Gaia bir

okumak için tıklayınız

Odysseus ve Deniz

Uygarlık bir özgürleşme ve fetih harekâtıdır. Ünlü Homeros’un adıyla bize ulaşan ikinci destan bu fetihlerin en önemlilerinden biridir: Cesaret, sabır ve zekâ ile Yunan halkının denize açılması. İşte bu fethin kahramanı Odysseus’dur (Odysseia destanı onun adını taşır). Odysseia’nın şairinin İlyada’nınkiyle aynı kişi olup olmadığı konusunda kesin bir bilgi yoktur, hatta çok kuşkuludur. Eskiler daha o zamanlar bile

okumak için tıklayınız

Yedi Hermetik Prensip “Yedi Hakikat Prensibi vardır; her kim ki bunu bilip anlar, sihirli dokunuşu Tapınak Kapıları’nı sonuna kadar açan Büyülü Anahtar’a sahiptir.”

KybalionBütün Hermetik Felsefe’nin dayandığı Yedi Hermetik İlke şunlardır: I. ZİHİNSELLİK PRENSİBİ II. TEKABÜL PRENSİBİ III. TİTREŞİM PRENSİBİ IV. KUTUPLULUK PRENSİBİ V. RİTİM PRENSİBİ VI. SEBEP SONUÇ PRENSİBİ VII. CİNSİYET PRENSİBİ Bu derslerde Yedi Prensibi sırasıyla açıklayacak ve tartışacağız. Ne var ki önce her prensip için kısa açıklamalar vermek yerinde olur. I. ZİHİNSELLİK PRENSİBİ “Bütün, zihindir.

okumak için tıklayınız

Hegel Diyalektiği ve İnsan Psişesinin Psikodinamiği

Hegel’in diyalektik mantığı, Jung’un “Masallardaki Ruh Fenomenolojisi”nde ve diğer bölümlerde tanımladığı insan psişesinin iç dinamikleri (psikodinamiği) için soyut, yapısal bir çerçeve sağlar. Aşağıda, Hegel’in Mantığı’ndaki temel kavramlarla Jung’un psişik dinamiklerinin karşılaştırmalı analizi sunulmuştur: 1. Rasyonel Bilinç ve Dengesizlik: Anlak (Verstand) ve Ego Hegel, düşünmenin ilk ve yüzeysel biçimini Anlak (Verstand) olarak tanımlar. Anlak, dünyayı ikiye

okumak için tıklayınız

Hesap Kitap ile Cennet Kurulur mu? Rakamların Sosyalizmi Üzerine Bir Kıssa

Yazan: Jungish Azizim, Bu ecnebilerin aklı fikri hep aynı yerde: Şu karmakarışık, her kafadan bir sesin çıktığı dünyamızı, bir mühendisin atölyesi gibi tıkır tıkır işleyen, nizamlı intizamlı bir makineye çevirmek! Geçen gün elime yine böyle bir “akıl verme” risalesi geçti. Paul Mattick isminde bir zat, bu yeni yetme “bilimsel sosyalistlerin” pek parlak bir fikrini tiye

okumak için tıklayınız

Freud’un Mirası: Penis Hasedi, Oidipus ve Hayatın Anlam Arayışı

Siri Hustvedt’ten Colm Tóibín’e: Yaratıcı Zihinler Psikanalizi Nasıl Görüyor? Yazar: Jungish (Koltuğun Ötesindeki Hakikat: Freud’un Düğmeleri Çözüldüğünde) Aziz Okuyucularım, Ey Psikanalizin Gölgesinde Duranlar! Şimdi size, çağımızın en büyük yazar ve düşünürlerinin, Sigmund Freud’un o tartışmalı mirasına nasıl baktığını anlatacağım. Yirmi beş farklı yazar (Siri Hustvedt, Colm Tóibín ve niceleri), bir araya gelip Freud’un “Oidipus Kompleksi”

okumak için tıklayınız

Modern Çağın Sığınağı: Stoacılık 5.0 ve Kaygıyla Yaşama Sanatı

Platon’dan Prozac’a: Antik Bir Felsefe, Neden Stresli Hayatımıza Merhem Oldu? Yazar: Jungish (Olanı Kabul Etmek, En Büyük İsyan Mıdır?) Aziz Okuyucularım, Ey Çağın Huzursuzluklarından Kaçanlar! Şu bizim 21. yüzyılımızda öyle tuhaf bir moda başladı ki, şaşırmamak elde değil. Herkes, sanki yeni bir teknolojik icatmış gibi, Stoacılık denilen, iki bin küsur yıllık o eski felsefeye sarılıyor.

okumak için tıklayınız

Yatak Odasından Felsefeye: Hegel’in Sırları Kuramını Nasıl Şekillendirdi?

Filozofun Kalbi ve Kitabı: Aşk, Yalan ve İhanetin Fikirlere Etkisi Yazar: Jungish (O Koca Dâhilerin Kuramları, Sadece Akıldan mı Çıktı Sanırsınız?) Aziz Okuyucularım, Ey İnsan Tabiatının Bütününü Görenler! Şimdi size, felsefe âleminin en mahrem meselesini açacağım. O koca koca filozoflar, Kant, Hegel, Nietzsche… Sanırsınız ki onların kuramları, sadece pür mantıkla, soğuk ve izole edilmiş bir

okumak için tıklayınız