Paramaz ve Osmanlı-Ermeni Sosyalist Hareketi – Umut Bilmez

“Bizim için bir vatan yoktur. Biz sosyal demokratız. biz sadece Ermenilerin kurtuluşu için çalışmıyoruz, bütün insanlığın kurtuluşu için çalışıyoruz. bizim vatanımız bütün dünyadır. (…) Bu ülkenin refahı için yapmadığımız ne kaldı? Ermenilerin ve Türklerin kardeşliğini sağlamak için ne fedakârlıkları kabul ettik. Ne kadar enerji tükettik ve ne kadar çok kanımızı akıttık. Bu kadar acıya katlanmamızın nedeni güven yoluyla birbirimizi yükseltmek idi.” (Paramaz)

100 yıl önce Anadolu’da yaşanmış büyük bir katliamın ve trajedinin yıldönümüne yaklaşırken bir dizi inceleme-araştırma ve anı kitabının yayımlandığına tanık oluyoruz. Ermeni soykırımı olarak kabul edilen bu insanlık dramının açığa çıkmamış yanlarını, nedenlerini, niçinlerini ve yüzbinlerce Ermeni’nin katledilmesinden öte yarattığı sonuçları ve etkilerini henüz tam anlamıyla bildiğimiz söylenemez.
Kadir Akın’ın Dipnot Yayınları’ndan çıkan; Ermeni Devrimci Paramaz adlı kitabı işte bu bilinmeyenlere ışık tutan ve bu alanda yapılacak çalışmalara kaynak olacak nitelikte bir çalışma olarak öne çıkacak gibi görünüyor. Ermenilerin kök saldıkları topraklardan sürülerek katliama uğratılmasıyla ilgili oldukça detaylı ve belgelere dayalı birçok kitabın mevcut olduğunu biliyoruz. Ama bu katliamın aynı zamanda bu topraklardaki kültürel ve entelektüel mirasın da yok edilmesi anlamına geldiğini, 1890’lı yıllardan başlayarak bu topraklarda sürdürülen sosyalizm mücadelesinin köklerine zarar verildiğini, ne yazık ki yeterince bilmiyoruz. Belki de bu durum, sosyalizm düşüncesinin serpilip gelişemeden zarar görmesine, sosyalizm anlayışının yer yer “milliyetçilik”le malûl olmasına ve bunun yanı sıra tecrübesiz, dolayısıyla belleksiz kalmasına da neden olacaktı.
1915 yılının 15 Haziran’ında 19 arkadaşıyla birlikte İttihat Terakki önderlerinden Talat ve Enver’e suikast hazırlığı içinde olduğu iddiasıyla tutuklanarak Beyazıt Meydanı’nda idam edilen Madteos Sarkisyan (Paramaz) ve arkadaşlarının serüvenlerini, devrimciliklerini, sosyalizm mücadelesini sürdürürlerken enternasyonalist bir duygu ve bilinçle Türk ve Müslüman kökenli sosyalistleri aramalarını, onlarla birlikte mücadele etme çabası içinde olmalarını ve idam sehpasında ölümü “Yaşasın sosyalizm!” sloganlarıyla kucaklamalarını yakın zamana kadar bilmiyorduk.
Yıllar sonra darağaçlarında, işkencehanelerde can veren, kuytuluklarda kurşunlanan sosyalistler-devrimciler, 100 yıl önce, 1915 yılının 15 Haziran gecesinde, Beyazıt Meydanı’nda kurulan 20 darağacında yankılanan bu sloganlardan habersizce Paramazların, 20’lerin geleneğini yaşattılar. Deniz, Mahir ve İbrahim ve onlardan sonra gelenler, farkında olmasalar da Paramaz ve arkadaşlarının yolundan yürümüşlerdi. İşte Kadir Akın’ın, Paramaz’ın izini sürerken ortaya çıkardığı gerçeklikler, bilinmeyen “bu topraklardaki sosyalizm” mücadelesinin kahramanlarını görünür kılmayı, onları “ötekilerinin” değil, bu toprakların sosyalistleri olarak görmemizi sağlıyor.
Kadir Akın, resmi ideolojinin anlattıklarının tersine, o dönemin siyasi koşullarını, Ermenilere uygulanan soykırımı detaylı araştırmaların ürünü olan eserlerden yararlanarak yeniden yorumlarken, Türkçe olan çalışmaların yanı sıra, sadece bu çalışma için Ermenice asıllarının ilgili bölümlerinden yapılmış çevirilerden de faydalanması kitabın kaynak değerini yükseltiyor.
Okur, kitapta Paramaz ve arkadaşlarının serüvenini izlerken, milliyetçi diye anlatılan Ermeni devrimcilerinin aslında diğer uluslardan devrimcilerle birlikte mücadele etme çabasında olan enternasyonalistler olduğunu; Anadolu’da Türk, Kürt, Ermeni, Rum, Süryani, Kıpti ve Arap halklarıyla ortak bir çatı altında yaşamı savunduklarını görecek.
Kitapta, Paramaz’ın 1897 yılında Van’daki ilk yargılanması ve İstanbul’da onu idam sehpasına götüren 1915 yargılaması sırasında yaptığı savunmaya da yer verilmektedir. Paramaz’ın söyledikleri, hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde enternasyonalist tutuma örnektir:

“Bizim istediğimiz eşitlik. Biz katı milliyetçi değiliz. Bizim talebimiz Ermeni, Türk, Kürt, Alevi, Laz, Yezidi, Süryani, Arap ve Kıptilerle birlikte eşit koşullarda yaşamaktır. Bir devrimci olarak bu hedefe ulaşacağımıza inanıyorum. Ama Osmanlı Devleti’nin tutumu onu Türkçülüğe götürüyor. Yüzlerce yıl önce bu topraklara geldiğiniz noktaya, Türkçülüğe geri dönüyorsunuz… Biz ‘kışkırtıcılar, serseriler’ değiliz. Bu halkın bağrından doğan ve zamanın taleplerini ifade eden halkın öz çocukları olan bizler, sadece ihtilalcileriz. Evet, biz ihtilalciyiz, ileri dünya tarafından tanınan ihtilalcileriz, örnek ihtilalcileriz ve tarih sahnesine çıkışımızın bütün hikâyesi de, Osmanlı Devleti tarafından gayet iyi bilinmektedir.”

Paramaz’ın 1915’te kendisini yargılayan İstanbul Mahkemesi’ne karşı söyledikleri de temelde farklı değildir. Mahkeme heyetinin, “Bağımsız bir Ermenistan mı kurmak istiyorsunuz?” sorusuna yanıtı şöyledir:
“Bizim için bir vatan yoktur. Biz sosyal demokratız. Biz sadece Ermenilerin kurtuluşu için çalışmıyoruz, bütün insanlığın kurtuluşu için çalışıyoruz. Bizim vatanımız bütün dünyadır. […] Bu ülkenin refahı için yapmadığımız ne kaldı? Ermenilerin ve Türklerin kardeşliğini sağlamak için ne fedakârlıkları kabul ettik. Ne kadar enerji tükettik ve ne kadar çok kanımızı akıttık. Bu kadar acıya katlanmamızın nedeni güven yoluyla birbirimizi yükseltmek idi. Ve bizim karşılaştığımız nedir? Yalnızca bizim olağanüstü çabalarımızı yok saymakla kalmadınız, aynı zamanda bilinçli olarak bizi imha etmeye çalıştınız. Şunu unuttunuz ki, Ermenilerin imha edilmesi bütün Türkiye’nin yıkımı demektir. […] Ben Diyarbakır’da faaliyet gösterirken, düşüncelerimi Ermeniler arasında olduğu kadar, Kürtler, Türkler, Süryaniler ve Araplar arasında da aynı şevk ve heyecanla yaydım.”

Yazar kitabında, Hüseyin Hilmi’nin 1910’da kurduğu ve 1913’de kapatılan Osmanlı Sosyalist Fırkası’na ve Selanik Sosyalist İşçi Federasyonu’na da değinmektedir. Kitapta, Osmanlı topraklarında ilk sosyalist örgütlenmeler olan Sosyal Demokrat Hınçak (1987) ve Taşnaksutyun (1890) Partilerinin savunduğu görüşlere yer verilirken, bu örgütlerin birbirleriyle ve İttihatçılar ile kurduğu ilişkiler, kongre kararlarına dayanarak incelenmektedir.

Kitap bize, görmezden gelinen bu tarihle yüzleşildiği ölçüde sosyalist hareketin tarihini yeniden ele almanın ve değerlendirmenin de kaçınılmaz olacağını hatırlatmaktadır.

Umut Bilmez
BirGün Kitap Eki, 159.sayı

ERMENİ DEVRİMCİ PARAMAZ: ABDÜLHAMİD’DEN İTTİHAT VE TERAKKİ’YE OSMANLI-ERMENİ SOSYALİST HAREKETİ VE SOYKIRIM, Kadir Akın, Dipnot Yayınları, 2015.

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Tarih
Ermenilerin Zorla Müslümanlaştırılması – Taner Akçam

Türkiye'de Ermeni soykırımını tartışmayı zorlaştıran, yok farz edilen, yapısal ve inşa edilmiş çeşitli engeller var. Sessizlik, inkâr ve asimilasyon bu...

Kapat