Şey ? Nejdet Evren

?Şey? temelde ?bilinçsiz varlık? olarak tanımlanmakta / benimsenmektedir. Gerçekte ?şey? i bir nesne olarak görmek mümkün müdür? Yada ?şey? den anlaşılması gereken sınırları belirli biçimler midir? ?Şey? nesnelerin tümü olarak kullanılabilir mi?
Bu konuda düşünce tarihinde değişik anlamlar yüklendiği görülen ?şey?in ağırlıklı olarak nesneler ve cansız varlıklar ile, biçimleri belirgin algılanabilir cisimleri anlatmak için kullanıldığı görülmektedir.

Gerçekte ?şey? nedir?
?Şey? kullandığımız ve yüklediğimiz anlama göre farklılaşan bir durumdur aslında. Algılanabilir olanların tümünü kapsaması için kullanılmış bir soyutlamadır. Somut gerçeğin dışındaki bir kendinden var-olma olmadığı gibi, bunun karşıtı da değildir. İçinde çelişkili gibi görünse de ?şey? eğer bir soyutlama ve genelleme olarak kullanılmıyorsa tanımlanmasında ve öğelerine ayrıştırılmasında kesin olarak bilinmeyen için kullanılan bir kavramdır. Tanımlanabilen ve unsurları bilinebilen nesne ya da olgu adlandırılır ?şey? olarak tanımlanmaz. Bu aslında bilinebilir ile bilinemez arasındaki ince bir denge durumudur. Bilinemez olarak tanımlanan ?şey ile bilinebilir olgu, durum nesne ?canlı, cansız- açıklanamaz. Bir masa nesne olarak doğaya yabancılaşmış insan yaratması olarak adlandırıldığında masayı oluşturan unsurlar tanımlanabilmektedir ve o cismin diğerlerinden ayırt edilmesi için yine dilin kültürel devinimine bağlı olarak tanımlanırken isimlendirilmesi akılcı bir yaklaşımdır. Yaratıcı akıl bunu sentezleyebilmektedir. Masa olarak tanımlanan cisim artık şey olarak işaretlenemez. Masa ?şey? olarak tanımlandığında ise gerçekte o şey değildir, yalnızca o an için isimlendirilmediği için o şekilde anlatılmaktadır.

?Evrende hiçbir ?şey? bir diğerinin aynı değildir? tanımı bilinmeyenden bilineni açıklamaya ve karşılaştırmaya yönelik bir değerlendirmedir. ?Evrende hiçbir süreç diğerinin aynı değildir? değerlendirmesi ile çok farklılaşmaktadırlar. Olgu zaman boyutundan soyutlanarak tanımlanamayan ?şey? ler arasında anlık durumlarına göre değerlendirme yapıldığında soyutlanan ?şey? değişmez olarak alınmaktadır. Oysa ki evrenin bilinen ve algılanan tüm süreçleri sürekli devinim ve dönüşüm halindedir.
Böyle olunca somuta indirgendiğinde tanımlama o zaman ?zaman? boyutu ile süreçler açığa çıkacağından süreçlerin benzeşmedikleri görülecektir. Süreçlerin benzeşmediği bu açıdan hiçbir ?şey?in diğeri ile aynı ?süreci yaşamadığı? söylenebilir ki bu nesnel bir açıklamadır. Daha somuta doğru geliştirdiğimizde örneğin tek atomlu olan Hidrojen elementi evrenin a noktasında da b noktasında da aynıdır. Kütlelerin çekimleri yasası da evrenin tüm atom altı ve astronomik ölçeklerinde aynıdır. Işığın saniyede kat ettiği mesafe de aynıdır. Şimdi denebilir mi Hidrojen elementi a noktasında ayrı b noktasında ayrıdır, benzeşemezler diye? Bunu çoğaltabiliriz. Maddeyi oluşturan moleküllerin atom sayıları ki nicel olarak farklılaştıklarında kimyasal tepkimeler ile o maddeyi şekillendirirlerken elbette süreçler her zaman ayrı olarak yaşanmaktadır. Bu bir yönüyle ?akan suda iki kez yıkanılamaz? anlatımının başka bir ifade şekli olsa gerek. Her ikisi de özde aynı değerlendirmeyi yapmaktadırlar. İki anlatım da zaman boyutundan ayrıştırılmayan durum aynılığı içerisinde değerlendirilmektedirler.

Kavramların farklılaşması ve soyutlanmaları açısal bir algılama şeklidir ve soyutlansalar bile tanımlanabilir olanın ?şey? olarak açıklanmasına gereksinim göstermez. Örnek olarak verilecek olursa betonarme binaların içinde büyüyen birine odanın kaç duvarı vardır diye sorulduğunda dikey duvarları sayarak dört diyecektir. Oysa taban ve tavan duvarları da oda kavramı için zorunludur ki o zaman altı duvar olduğu gerçeği ile karşılaşırız. Çadırda göçebe yaşayan birine bu soru yöneltildiğinde ise gizli bir alandan söz edecektir, duvarlardan değil. Görüleceği üzere ?oda? bir sosyolojik belirlemedir ve temelinde dışa kapalı olan bir alanı ifade etmek üzere kavramsallaştırılmış ve kuşaklar arası aktarılan bir değerlendirmedir. Öyle olduğu içindir ki pencereler dışarıdan içerisinin görülmesi için değil içeridekinin dışarıyı görmesi için bırakılmaktadır. Oda tamamen dışa kapatılmış bir alandır ve donanımı buna dahil değildir. Kapalı ve boş bir alanı da oda olarak tanımlamak mümkün iken donanım olmadan oda sayılmaz demek de mümkündür. Bu bir açıdan olguya yaklaşım ve değer yargısını içerdiği için böyledir. Genel anlamda oda-dan ne anlaşıldığı ile özel anlamda oda-dan ne anlaşıldığı birbirleriyle çelişebileceklerdir. ?oda? bir şey değildir.

Şekilsiz olan sonsuz öz bilinçten bağımsız olarak var-olandır. Genel ?öz?ün şekilsiz olması onun ?şey? olarak bilinmez olduğu anlamına gelmez. Başka bir deyişle genel öz bir ?şey? değildir. ?Öz?ün belirginleştirdiği ve birlikte sonsuzlaştığı zamanla örtüşen ?biçim?ler de tanımlanabildikleri için bir ?şey? değildirler. Buradan hareketle ne ?öz? ün ne de ?biçim? in bir ?şey? olmadığı sonucu rahatlıkla çıkartılabilmektedir. Ve tersinden hareketle ?ki buna zıt kavramı da diyebiliriz- ?şey? aslında gerçeklik değildir. Şey bir ?hiç?tir. Dilin devinimine bağlı olarak geliştirilen bir soyutlama olarak tüm algılanabiliri kapsayan geniş açıdan bir kullanım olsa bile tanımlamakta zorlanılanı açıklamak için yaratılmış bir dil oyunudur. Bu dil oyunu tümden kaldırıldığında algılanabilen her süreç artık ?şey? olmaktan çıkacaktır.

Yazan: Nejdet Evren
Küçüksu, Ekim 2007

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Kürt Edebiyatı Okuma Kılavuzu – Abidin Parıltı

(*) 2009 Yılı TÜYAP Kitap Fuarı?na bu defa birçok Kürt yayınevi katıldı. Son yıllarda birçok Kürtçe metin de Türkçeye çevrilmeye...

Kapat