Şiirle Yaşamak – Müslüm Kabadayı

Adnan Yücel, yıllar önce ?Şairler beyinlerinden ölür,? demişti. Bu eşitlik ve özgürlük için kalemiyle de mücadele eden Yücel, kaderini kendi eliyle çizmişçesine beyin kanserinden aramızdan Temmuz 2002?de ayrılmıştı. Şimdi aynı kaderi şair bir öğrencimin paylaşmış olmasının acısını duyuyorum. Henüz en verimli çağında, 38 yaşında kaybettiğimiz Antakyalı şair Özcan Özgün?ü sevgiyle anıyorum. Ailesine ve dostlarına sabırlar diliyorum.

?Mevsim Halleri? adlı tek şiir kitabıyla her mevsimde aramızda yaşayacak olan Özcan Özgün?ün bu kitabı yayınlandığında kaleme aldığım yazımı şiir severlerle paylaşmak istiyorum.

?MEVSİM HALLERİ? BİN BİR HALİMİZ Mİ?

Ankara?da yeni kurulduğu anlaşılan Düşyolu Yayınevi, ilk şiir kitabı olarak Özcan Özgün?ün ?Mevsim Halleri? kitabını yayınlamış Kasım 2002?de. 61 sayfalık kitapta yer alan 33 şiir, 5 bölüm içinde verilmiş.

1. bölüm, 8 şiirin yer aldığı ?Türkülemeler?den oluşuyor. ?Mevsim Halleri? 8 şiirle 2. bölümde yer alıyor. 4 şiirin bulunduğu 3. bölümün adı ise,?Yüreğimdeki Kadın Adları?. ?Ötekiler? başlığıyla 4. bölümde 5 şiir mevcut. Son bölüm yine 8 şiirli, adı da ?Betikler?.

Bunlardan sadece ?Coğrafyam? şiiri, kendi içinde 9?a kadar numaralanmış başlıklardan oluşuyor. Diğer şiirler, kısa ve orta uzunlukta.

Bu bibliyografik ve biçimsel veriler yanında, kitabın başlığından ve ara bölümlerden de anlaşılacağı üzere şiirlerin tematik bir sıralamaya konulduğu görülmektedir. Şiirlerdede ?hüzün, yitip gidenler, eskiyenler, coğrafya-insan ilişkileri, aşk, yüksek sesle Sevda?lanışlar tema ve konuları, belirgin olarak işlenmiştir. Bunlardan ?hüzün?ü sözcük olarak da farklı şiirlerin farklı dizelerinde görmek mümkün: ?Dudakları sarı gülüşü hüzün?(Yüreğimi Dağıt, s.57), ?Her yerde donuk bir hüzün? (Karşı Konmaz Hüzün, s.8), ?Hüzünlü Arapça bir türküyle/Güne karşı düşler kuruyorum?(Haykıralım Öyleyse, s.9), ?Kirli hüzün akardı caddeler? (Her Şey Yerinde, s. 56), ?Fırtınalar barındırır hüznüm? (İkinci Yaz, s.27)

Bu ?hüzün?lerden umuda evrilen yolculuğunu ise şu dizelere döker şair: ?Umut var bir yerlerde/Ekmek kokusunda/Gülümseyen çocukta/ Zihinsel özürlü öğrencinin/ Resim defterindeki güneşte? (Hilda, s.39) Son iki dizeyle yüklendiği umutta, şairin mesleğinden edindiği önemli gözlemlerin yer aldığı anlaşılıyor. Kitapta verilen bilgiye göre 1974 Antakya doğumlu olan Özcan Özgün için ?Eğitimci olan şairin şiir ve yazıları, Gerçek Sanat, Takıntı, Kardelen, Delirium, Öğretmen Dünyası, Güney dergilerinde yayınlandı.? denmektedir. Bu cümleyi, cana yakın ve paylaşmacı bir kişiliği olduğunu bildiğim şaire dair en özlü tanıtım diye düşünüyorum. Bunun, ?Sanatçıları ürünleriyle tanımak daha doğru bir yöntemdir.? şeklinde ifade ettiğim düşünceme uygun olduğunu da belirtmeliyim.

Şiirlerdeki ?anahtar sözcük? olarak verebileceğimiz ?yağmur, kuş, çocuk, el, ses? sözcükleri, şairin şiir denizi konusunda önemli ipuçları veriyor. Özcan?ın, şiir denizini yeni anahtar sözcüklerle geliştirip ileride nasıl bir şiir evreni yaratacağı konusunda ?kahin? olmak mümkün değilse de, şiir serüveninin, ?doğayla hemhal olmuş insanın aşkın elleriyle sözcüklerden şiirler inşa edecek? şekilde gelişebileceğini dillendirmek istiyorum. ?Yüreğimin yeşil eli (…) Yüreğimin mavi dili? imgeleri, bunu söyleme cesareti veriyor bana.

Kitaptaki şiirlerde eğretileme, benzetme, tezat, tekrir sanatlarının öne çıktığı görülüyor. ?Adı silinmiş sokak/Öptü gözyaşlarını? (Sevdalar Niye Ağlıyor, s.30), ?Defneler usul usul sarar/Yaralarımızı? (Yüreğimi Dağıt, s. 57) dizelerinde deyim aktarması öne çıkarken, ?Yayık içer gibi iştahlanır? (Anlattıkça, s.49) dizesinde ad aktarması dikkati çekmektedir. ?Bu çocuk kent yaşlanıyor?(Uzaktakine Mektup, s.42) dizesi, tezat sanatına örnektir. ?Ses? şiiri, ?Sen Sen? şiirlerinde ise, tekrir sanatıyla duygu yoğunluğu sağlanmıştır.

?Her dost/ Sokak başlarındaki yasemindir? dizelerinde ise çok güzel bir benzetme yapan şair, bana Şam?ı anımsattı. Şairin coğrafyası Antakya olduğu için Şam?a da yakındır. Kültür komşuluğumuzun bulunduğu bu tarihi kentin simgesi de ?yasemin?dir. Antakya?nın ?Defne Efsanesi?nden hareketle öne çıkan ve güzelliği çağrıştıran defne sabunuyla yağının kokusunu, 57. sayfadaki dizelerle veren Özcan Özgün?ün, ?bitkilerin şiirde nasıl bitirileceği? konusuna dair söyleyiş denemeleri yaptığını ileri sürebilirim.

5. bölüme kadarki şiirlerinde anlatıya dayalı bir dize kuran Özcan Özgün?ün gerçek anlamda şiir tadını, ?Betikler? başlığıyla verdiği bölümde yer alan ?Uyutalım Bu Kenti?, ?Kırgın Dilim?, ?Sen Sen?, ?Bu Gece Şiir Yok? şiirlerinden almaktayız. Lirik, politik ve çağrışım gücü zengin bir şiir dili oluşturmuştur bu şiirlerinde. Ayrıca, Özcan?ın özgün imgelerle derinleştirdiği bu şiirlerin kurguları da daha düzeyli görünmektedir.

?Eşelerken tarihi/ Kafası kesik bir horozun çırpınışı/ Çocukluğumun sesi/ Her çırpınışı bin ağıt olan? (Ellerin, s.44) dizelerindeki bağdaştırma çok çarpıcı olmakla birlikte, bitirilişi kopuk olduğundan şiirin vurgusu yerini tam bulamamış. Böyle bağdaştırmalar yapan bir şiir serüvencisinin, gittikçe özgünleşen şiirler üreteceğini düşünüyorum.
Özcan, şiir yolun açık olsun.

Şiirle Yaşamak – Müslüm Kabadayı” üzerine bir yorum

  1. Edebiyatın hangi alnına bakarsanız bakın bir duygu örgsü vardır..
    Bunu en iyi yansıtann kalemin Ustaları şairlerdir..
    Şüphesiz bir roman yazmak, bir resimde Renklerin ahengini yansıtmak Apayrı..
    Lakin Şair önce Kalemin efesndisi, mısraların KAŞİFİ,
    dili kalbidir..
    Şair ruhlu kuzum olan aşkımdan biliyorum..

Yorum yapın

Daha fazla Biyografiler, Makaleler
İlk Kürtçe roman: Bolşevik Bir Kürt’ün Hikâyesi – Özkan Öztaş

SSCB, Kürt tarihinin en çok ürün verdiği bir döneme ev sahipliği yaptı. Yapılan Kürdoloji çalışmaları, konferanslar, kültür-sanat üretiminin mihenk taşları...

Kapat