“Siranuş’un Mızıkası”, içimizden uğurlayamadıklarımıza bir sesleniş – Sadık Güvenç

Bağlaç Dergi’deki öykü ve araştırma inceleme yazılarıyla tanıdığımız Ayla Önal, bu kez “Siranuş’un Mızıkası” adlı romanıyla okurların karşısında yerini aldı.
Romanın konusu kısaca şöyle: Rakel, “öldü” sanılan oğlu Aram’ın yolunu beklemekten bıkıp usanmıyor. Oğlunu kaybetmenin acısı, onu tekerlekli sandalyeye bağlıyor. Psikolojisi bozuluyor ve ölmüş annesi Siranuş’un hayali ile konuşabiliyor. Herkesten, her şeyden şüpheleniyor, en çok da hırsızlardan korkuyor. Rakel’in Hayat Apartmanındaki komşularını da anlatırken 1970’li yılların İstanbul’una götürüyor yazar bizi. İstanbul’un orta yerinde eski bir apartmanda oturan sıradan insanların biraz da sıra dışı yaşamları hayal ve gerçek arasında gidilip gelinerek anlatılıyor bu romanda.
Mızıka, Rakel’e annesi Siranuş’tan kalan bir anıdır. Rakel, bu mızıkayı “hazine” olarak görmekte ve eşi Agop ile evin duvarına açtıkları özel bölmede saklamaktadırlar. Çünkü Rakel bu “hazine”nin çalınabileceğinden korkmaktadır. Kanada’da yaşayan Aram ise anne babasının öldüğünü sanmaktadır. Romanda İstanbul ile Kanada arasında gidip geliyoruz. Aram’ı cezalandırmak isteyen Armen bu yalanı uydurmuştur. Yaşlı ana babanın kira gelirlerine, ev ve arsalarına “çökmek” için bu yalanı uydurmuş olduğunu söylese de daha sonra asıl neden ortaya çıkacaktır.

Sürprizlerle dolu, akıcı ve etkileyici bir roman.

Bağlaç dergisinde (12. sayı 2015) “Dilber Apartmanı Mızıkacıları” adıyla yayımlanan öyküsünde bu romanının ipuçlarını vermiş olduğunu anlıyoruz yazarın. Öyküdeki Dilber Apartmanı’nda yaşadığı söylenen kişiler bu kez “Hayat Apartmanı” nda karşımıza çıkıyorlar.  İnsan tanıdıklarla karşılaşınca mutlu oluyor.

Arka kapakta şöyle diyor kitap için:

   “Az önce seni çocukluğuna götüren bir zaman makinesinin önünde durdun. İlerleyemeyişinin tek suçlusu oydu. Acılarının da… Hep yeni şeylerden söz ediyorsun ama aslında yalan! Geçmiş bugününün yularını sıkıca tutuyor. Acıyı iliklerine kadar enjekte etmiş bir geçmişten söz ediyorum. Böyle bir geçmişin sana umutlu gelecekten söz etmesi o kadar imkânsız ki. Bazen yelelerini savurarak geçen özgür siyah atlar gelirgözlerimin önüne. Ben o atlardan biriyim işte. Sense köklerinesımsıkı bağlı bir çınarsın. Bir gün mutlaka dönecektin toprağına.Bir ağacın varlığını duyumsaması için toprak gerekir.”

Toplumsal gerçekçi öğeleri büyülü gerçekçilikle harmanlayan polisiye tadında yazılmış Siranuş’un Mızıkası, içimizden uğurlayamadıklarımıza bir sesleniş.

Sadık Güvenç

Künye: Siranuş’un Mızıkası, Bilgi Yayınevi, 2020 Ankara, roman, 291 s.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here