Siyah Deri, Beyaz Maskeler – Frantz Fanon

“Bir Çinhintli kendine özgü bir kültür keşfettiği için ayaklanmamıştır. ‘Yalnızca’ birçok bakımdan artık soluk alamadığı için ayaklanmıştır,” diyen Frantz Fanon’un Siyah Deri, Beyaz Maskeler’i ABD’deki Kara Panterler ve Üçüncü Dünyadaki bağımsızlık mücadeleleri gibi siyasi hareketlere ilham kaynağı olmuş, aynı zamanda sömürgecilik ve ırkçılıkla bağlantılı kimlik sorunlarının tartışılmasına öncülük etmiş kitaplardan biri. Irkçılığın, ayrımcılığın —heyhat!—hâlâ gündemde olduğu dünyamızda da modern eşitlikçi düşüncenin klasiklerinden biri olarak güncelliğini koruyor.

Siyah gerçekliğini anlamaya çalışırken Fanon, İkinci Dünya Savaşı’na Fransa Özgür Ordusu saflarında katılmış genç adamın savaş sonrasındaki gündelik yaşantısından ve hocası Aimé Césaire’in Siyah kimliğine sahip çıkan düşüncesi ile şiirinden hareket ediyor, uzmanı olduğu psikiyatri ve psikanalizden yararlanıyor; ayrıca felsefeden, özellikle Jean-Paul Sartre’ın Yahudi düşmanlığı ve Siyah-karşıtı ırkçılık üzerine yazılarından hem besleniyor hem de yer yer onlarla tartışarak ilerliyor.

Tetikte bekleyen bir bilinç ile şiirsel bir dili birleştiren bu etkileyici metin ırkçılık, sömürgecilik ve “İnsan” üstüne düşünmek isteyenler için.


OKUMA PARÇASI
Giriş, s. 9-11

Patlama bugün olmayacak. Daha çok erken… Belki de çok geç.

Öyle kesin hakikatler kuşanmış değilim kesinlikle.

Aklımdan temel nitelikte çarpıcı düşünceler geçmiyor.

Bununla birlikte, tüm soğukkanlılığımla, bazı şeylerin söylenmesinin iyi olacağını düşünüyorum.

Bu şeyleri söyleyeceğim, haykırmayacağım. Çünkü çok oldu haykırışlar yaşamımdan çıkalı.

Hem de çok ama çok oldu…

Neden bu kitabı yazdım? Kimse benden böyle bir şey istemedi.

Özellikle kitabın seslendiği kişiler.

E o zaman? O zaman, sakince, şu dünyada çok fazla budalanın olduğunu söyleyebilirim. Bunu söylediğime göre, kanıtlamam gerekiyor.

Yeni bir insancıllığa doğru…

İnsanların birbirini anlaması…

Renktaşlarımız…

Sana inanıyorum İnsan…

Irk önyargısı…

Anlamak ve sevmek…

Dört bir yandan onlarca, yüzlerce sayfa akın ediyor üstüme, kendilerini bana dayatmaya çalışıyorlar. Oysa tek bir satır yeterli olurdu. Verilecek tek bir yanıtla siyah sorununun ciddiyeti ortadan kalkar.

İnsan ne istiyor?

Siyah insan ne istiyor?

Renktaşlarımda kin uyandırmak pahasına, Siyah’ın insan olmadığını söyleyeceğim.

Sahici bir şeylerin ortaya çıkabileceği bir varlık-olmama alanı, olağanüstü derecede verimsiz ve kurak bir bölge, özünde çırılçıplak bir yokuş var. Bu gerçek cehenneme inişin altından kalkmanın sağlayacağı yarardan Siyah çoğunlukla yoksun.

İnsan yalnızca baştan alma, olumsuzlama olanağından ibaret değildir. Bilincin aşkınlık etkinliği olduğu doğruysa da, sevgi ve anlayış sorununun bu aşkınlığın başına bela olduğunu da bilmemiz gerekir. İnsan kozmik uyumlarla titreşen bir EVET’tir. Kökünden koparılmış, savrulmuş, şaşkına dönmüş, kendi geliştirdiği hakikatlerin birbiri ardına geçersizleştiğini görmeye mahkûm olmuş haliyle, bir arada yaşadığı çatışkıyı dünyaya yansıtmayı bırakmalıdır.

Siyah, siyah bir insandır; demek ki bir dizi duygusal sapma sayesinde, içinden çıkarılması gereken bir evrene yerleşmiştir.

Bu sorun önemli. Amacımız koyu tenli insanı kendinden kurtarmak, daha azı değil. Çok ağır ilerleyeceğiz, çünkü karşımızda iki taraf var: beyaz ile siyah.

İnatla iki metafiziği sorgulayıp ikisinin de fazlasıyla yıkıcı olduğunu göreceğiz.

Eski yöneticilere, eski misyonerlere hiç acımayacağız. Bize göre, zencilere hayran olan kişi de onlardan tiksinen kişi kadar “hasta”dır.

Öte yandan, ırkını beyazlaştırmak isteyen Siyah da Beyaz nefretini yaymaya çalışan kadar zavallıdır.

Aslında Siyah, Çek’ten daha sevimli değildir ve gerçekten gereken şey insanı özgür bırakmaktır.

Bu kitap üç yıl önce yazılmalıydı… Ama o sıralarda hakikatler içimizi kor gibi yakıyordu. Bugün hararetsiz bir biçimde dile getirilebilirler. Söz konusu hakikatlerin insanların yüzüne vurulmasına gerek yok. Bunların istediği, heyecan yaratmak değil. Biz heyecana güvenmeyiz.

Ne zaman bir yerlerde ortaya çıksa, alevlerin, kıtlığın, sefaletin habercisi olmuştur… Aynı zamanda insanın aşağılanmasının.

Heyecan her şeyden önce âcizlerin silahıdır.

Demiri çabucak dövmek için ısıtanların. Biz insanın bedenini ısıtmak, sonra da çekip gitmek isterdik. O zaman belki şu sonuca ulaşabilirdik: İnsan kendi kendini yakarak bu ateşi canlı tutabilirdi.

İnsan başkasının direncinin oluşturduğu tramplenden kurtulabilir, yaşamının anlamını kendi bedeninde arayabilirdi.

Bizi okuyacak olanlar arasında yalnızca birkaçı bu kitabı yazarken karşılaştığımız güçlükleri anlayabilir.

Kuşkuculuğun dünyaya kök saldığı, –bir avuç alçağın söylediğine bakılırsa– anlamla anlamsızlığın artık birbirinden ayrılamadığı bir dönemde, anlam ve anlamsızlık kategorilerinin henüz kullanılmadığı bir düzeye inmek güçleşmiştir.

Siyah, Beyaz olmak istiyor. Beyaz ise bir insanlık durumunu gerçeğe dönüştürmek için çabalıyor.

Bu kitap boyunca Siyah-Beyaz ilişkisini anlamaya yönelik bir denemenin gelişmesine tanık olacağız.

Beyaz beyazlığına hapsedilmiştir.

Siyah da siyahlığına.

Bu ikili narsisizmin eğilimlerini ve gönderme yaptığı güdülenimleri belirlemeye çalışacağız.


Kitabın Künyesi
Siyah Deri, Beyaz Maskeler
Frantz Fanon
Metis Yayınları
Özgün adı: Peau noire, masques blancs
Çeviri: Orçun Türkay
Yayıma Hazırlayan: Savaş Kılıç
Kapak Resmi: Jean-Michel Basquiat
Kapak Tasarımı: Emine Bora, Semih Sökmen
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Eylül 2020


İÇİNDEKİLER
Giriş
1 Siyah ve Dil
2 Koyu Tenli Kadın ile Beyaz Adam
3 Koyu Tenli Adam ile Beyaz Kadın
4 Sömürgeleştirilmiş Kişinin Sözde Bağımlılık Kompleksi Üstüne
5 Siyah’ın Yaşantısı
6 Zenci ve Psikopatoloji
7 Zenci ve Tanıma
Sonuç Yerine


Frantz Fanon
Frantz Fanon veya İbrahim Frantz Fanon (1925-1961). Martinik doğumlu Fransız psikiyatr ve siyaset felsefecisi. Afrika kökenli gümrük memuru bir baba ile Martinik, Afrika ve Alsas kökenli, mağaza işleten bir annenin oğlu. Lisedeki hocalarından biri Aimé Césaire olur. 18 yaşında, II. Dünya Savaşı sırasında Nazi işgaline karşı direnen Özgür Fransa Güçleri’ne katılır. Savaştan sonra Martinik’e dönüp lise eğitimini tamamlar, Komünist Parti’den milletvekili olacak Césaire’in kampanyasını destekler. Ardından tıp eğitimi için Fransa’ya, Lyon’a gider. Bir yandan Maurice Merleau-Ponty’nin felsefe derslerini takip eder. 1951’den itibaren psikiyatr olarak çalışmaya başlar. Doktora tezi olarak yazdığı Siyah Deri, Beyaz Maskeler üniversite tarafından kabul edilmez, kitap olarak yayımlanır (1952). Cezayir’de çalışmaya başlar ve bağımsızlık hareketini aktif olarak destekler. Cezayir heyetinin bir parçası olarak Pan-Afrika Kongresi’ne katılır ve Cezayir Devriminin V. Yılı’nı yayımlar (1959). Geçici Cezayir Hükümeti’nin büyükelçisi olarak Gana’ya atanır, bu dönemde Fas ve İtalya’da çeşitli saldırılardan kurtulur. 1961’de son eseri Yeryüzünün Lanetlileri’ni yayımlar ve 36 yaşında lösemiden hayatını kaybeder. Mezarı Cezayir’de Ayn Kerma Şehitliği’nde yer alıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here