Bireyler, etraflarındaki insanları nasıl kategorilendirir ve ne tür kategoriler kullanırlar? Türk toplumunda rasgele yöntemle seçilen bir örneklemin kendilerine sunulan ve 32 kategori içeren bir listede, hangi kategorileri daha önemli veya önemsiz gördükleri sorulduğunda şu sonuçlar elde edilmiştir. (Bilgin ve Mutlu, 1993).
En önemli bulunan kategoriler önem basamaklarına göre şöyledir:
• Dürüst olanlar – dürüst olmayanlar,
• Kültürlüler – kültürsüzler,
• Yalan söyleyenler – yalan söylemeyenler;
• Yurtsever olanlar-yurtsever olmayanlar;
• Mantıklılar – mantıksızlar,
• İyiler – kötüler,
• Yardımseverler-benciller.
En önemsiz bulunan kategoriler ise şöyledir:
• Şişmanlar – zayıflar,
• Müslümanlar – Müslüman olmayanlar,
• Zenginler – fakirler,
• Şanslılar – şanssızlar,
• Türkler – Türk olmayanlar,
• Evliler – bekârlar.
Bu listelerde dikkati çeken şey, önemli veya önemsiz bulunan kategorilerin, göreceli çeşitliliğidir. Her iki grupta da birbiriyle nitelik bakımından benzer öğeler bulunuyor. Bu durum, tek tek her bir kategoriye atfedilen önem derecesinin, araştırmanın yapıldığı ortamla ve toplumun içinde bulunduğu genel havayla, toplumsal iklimle ilişkili olmasıyla açıklanabilir. Örneğin Müslüman veya Türk olup olmama, araştırmanın yurtiçinde yapılmış olmasına bağlanabilir. Bu tür kategoriler, ötekileriyle aynı ortamda bulunma durumunda önem kazanır. (Bilgin; 2014)
İnsanlar, uyaranları sınıflandırarak ya da gruplandırarak algısal alanı örgütlerler. Algılayıcılar, herhangi bir şeyi kendiliklerinden bir sınıfın ya da kategorinin parçaları olarak algılarlar. Elbiseleri pis ve dağınık bir kimseyi gördüğümüzde, onu herhangi bir adam olarak değil, dağınıklar ya da dilenciler sınıfına sokarız. Bize dışadönük birisiyle tanıştırılacağımız söylendiğinde hemen dışadönük insan kategorisinin özelliklerini hatırlar, cana yakın, samimi, aktif, yüksek sesle konuşan, kendine güvenen bir insan bekleriz. Gerici insan kategorisinin benzer özelliklerini sarıklı, cüppeli veya namaz kılan, günaydın yerine “selamün aleyküm” diye selam veren kişiler olarak oluşturan biri, bundan böyle aynı özellikleri taşıyan insanlarla karşılaştığında onların entellektüel donanımlarına bakmadan gerici diye etiketlendirebilir. Kategorik algılayışta algı objesi artık bir grubun üyesidir. Benzer özellikleri olan herşey artık o kategori doğrultusunda algılanır. Bu yüzden “önyargı ve stereotiplerin normal bilişsel sistemlerin yani kategorizasyonun bir sonucu olarak ortaya çıktığı ” ileri sürülmüştür.(Gürses;2005)
Young-Bruehl’e göre üç değişik karakter/kişilik örgütlenmesi üç farklı tarzda önyargı oluşumuna neden olmaktadır. Bunlardan biri Obsesif/ paranoid kişilik tarzıdır ve bu kişiler katı kişilik yapıları nedeniyle başkalarıyla rahat ve eşit ilişki kuramazlar, kolayca kuşku duyabilirler. (Nelson, 2002). Bu kişilik yapısıyla ortaya çıkan önyargılar hem daha katı ve istikrarlıdır hem de değişime çok dirençlidirler. Histerik tarz da obsesif tarzın aksine izlenimsel, değişken ve duygu kabarmalarıyla oluşan önyargılar vardır. Bu tarzda oluşan önyargılar istikrarsız ve değişkendir. Narsistik kişilik tarzın da oluşan önyargılar da genellikle kendisine ve başkalarına yönelik değersizleştirme veya yüceltme söz konusudur. Bu tarzda gerçekçi/makul orta yol oluşması çok zordur. (Paker, 2012)
Stuart W. Cook önyargılan etkileyebilecek 5 ortamsal özellik sıralar: (1969).
- Tanışılklık Potansiyeli (Gizli Gücü): Hepimiz belki hiçbir zaman tanımıyacağımız birçok kişi ile ilişki kurarız. Postacı, sokağın karşı tarafındaki komşunuz, derste yanına oturduğunuz kişiler bazen bu kategoriye girerler. Önyargılamızda bir azalma olabilmesi için, en azından bu insanlarla kişisel bir tanışıklığımızın olması gerekir.
- Eşit Statüler: Her iki grubun üyelerinin eşit statüye sahip olması azınlık grubu üyelerine karşın olumlu tutumlar gelişmesi olasılığını çok arttıracaktır.
- Sosyal Normlar: Ortam arkadaşça ilişkiler kurma beklentisine yol açacak şekilde düzenlenmelidir. Eğer iş temaslarında olduğu gibi, sosyal ilişkiler kurulması olasılığı yoksa, tutumlarda çok az bir değişme olacaktır.
- işbirliğine Bağlı ödül: İki kişinin karşılıklı olarak birbirlerine bağımlı oldukları ve rekabetten çok bırlıkte çalıştıklan zaman ödüllendirildikleri durumlarda olumlu tutumların gelişmesi olasılığı daha fazladır.
5- Bireylerin Özellikleri: Önyargılı beyazlar kendilerine benzer zencilerle bir araya getirildiklerinde önyargıları azalabilir.
Önyargılardan Nasıl Kurtuluruz?
♦Bilinçli çaba göstererek
♦ Kendimize inanarak
♦ Ne yapmak istediğimize karar vererek
♦ Her duyduğumuza inanmayarak
♦ Okuyarak
♦ Öfkemizi kontrol ederek
♦ Ani kararlar vermeyerek
♦ Tecrübeli kişilere danışarak
♦ Soru sorup araştırarak
Kaynakça
Bilgin, N. (2014) Kimlik İnşaası. İzmir Büyükşehir Belediyesi Yayınları
Gürses, İbrahim(2005), Önyargının Nedenleri, Uludağ Üniversitesi. ilahiyat Fakültesi Dergisi, 14(1), 143–161.
Paker, M. (2012). Psikolojik Açıdan Önyargı ve Ayrımcılık. İstanbul: İstanbul Bilgi ÜniversitesiYayınları – Sosyoloji Dizisi