Yoksulduk Dünyayı Sevdik, Arif Damar

Arif Damar?ın Toplu Şiirler?i Yoksulduk Dünyayı Sevdik adıyla 2007 yılında yayımlandı. Önceleri Arif Barikat ve Arif Hüsnü adıyla şiirleri yayımlanan ozan, Behçet Necatigil’in saptamasıyla; “Toplumsal içeriği yoğun, dilde biçimde dikkatli, titiz şiirleriyle tanındı.” 1956’dan bu yana birçok şiir kitabı yayımlandı. Yoksulduk Dünyayı Sevdik, ilk şiirleriyle birlikte on bir şiir kitabını kapsıyor. Günden Güne, İstanbul Bulutu, Kedi Aklı, Saat Sekizi Geç Vurdu, Alıcı Kuş, Sesleri Ayak Sesleri, Ölüm Yok Ki, Ay Ayakta Değildi, Yoksulduk Dünyayı Sevdik, Onarırken Kendini, Aynanın Önünde.
Şairin ilk şiirlerinde Nazım Hikmet’in sesini duyumsuyoruz. Kendisi de bunu şöyle açıklıyor: “Şiirlerim yayımlandığında, o şiirleri Nazım’ın sandılar. Nazım takma adla yazıyormuş gibi. Hoşuma giderdi. Oysa hiç de iyi bir şey değildi bu, kimseye benzememek gerekliydi.” (Şiir Irmakları, Arife Kalender, s. 105) İşte, bu benzerliği yansıtan şiirlerden bir bölüm: “… Öldü erkeklerimiz / Günlük güneşlik yaz aylarında /Öldü erkeklerimiz // Ve kadınlarımız / ve çocuklarımız /harp tebliğlerine bile görünmeden / gittiler. // Yakıldı şehirlerimiz / dayandıkları için / sonuna kadar / yakıldı şehirlerimiz…”

Arif Damar, yurdu için sömürgenlere karşı savaşanların yanında yer alıyor. “… Karşı koymazsak eğer / tehlikededir günlük ekmeğimiz / bacamızın tütmesi tehlikededir / evimiz, aşkımız, çocuğumuz / pencerede saksı / kitap sevgisi, insan sevgisi / tehlikededir… /

“Bir damlasıyım okyanusun / Ama okyanusun” (s.81) Sevdiğin öylesine seviyor ki: “… O gün bu gün / dünya bir yana / sen bir yana // Dünyalar senden yana” diyecek değin coşkulu. Ve sevgiyi yüceltiyor: “Öyle seveceksin ki, / koskocaman dünyada / tek başına kalınca / sevdiklerin seni yalnız bırakmasın…” (s.84) Sevgiliyi, sevmekten korkacak değin sevmek gerekli, “Ben bu yürekte duramam” demek için. “Yaşamak sadece sevmektir” diyen ozanın tüm savaşımlarında, yaşamayı severek güzelleştirmek yatıyor.

“Günlerce yağmurda, Günlerce karda, Günlerce rüzgar esti Erzurum?da Zara?da. Bir sıcak sen kaldın içimde. O gün bu gün Dünya bir yana Sen bir yana Dünyalar senden yana”

Yoksulduk Dünyayı Sevdik

Öyle uzak
Gitgide
Öyle güzelleşti ki
O yüzü hiç görmedim
Hiç yaşamadı belki
Tülin’in yüzündeki
Duru güzellik
Nasıl da benzer
Ben kırgın
Küskünken
Evsiz barksız bir anının
Puslu
Kırık
Yerinden düşmüş camındaki

Güneşsiz bir kış akşamındaki
İnce
Solgun
Esmer

Nasıl da benzer
Ben kırgın
Küskünken
Kimselere görünmeden
Dönüp dönüp baktığım

Saksılara
Deniz kabuklarına
Kitap yapraklarına bıraktığım

Ama zor
Ama kolay
Tavanda bir yarım ay

Nasıl da benzer
İnce
Solgun
Esmer

Ben kırgın
Küskünken
Evsiz barksız bir anının
Puslu
Kırık
Yerinden düşmüş camındaki
Güneşsiz bir kış akşamındaki
Tülin’in yüzündeki
Duru güzellik

Ama zor
Ama kolay
Yoksulduk
Dünyayı sevdik

Tavanda bir yarım ay

Arif Damar

Kitabın Künyesi
Yazar: Arif Damar
Yayınevi: Kırmızı Yayınları
Sayfa sayısı: 466
Basım tarihi: İstanbul / 2007 – Kasım

Arif Damar’ın Hayatı
23 Temmuz 1925’te Çanakkale’nin Karainebeyli köyünde doğdu.
Yenikapı Ortaokulu’ndan sonra İstanbul Erkek Lisesi’ndeki öğrenimini yarım bırakıp çeşitli işlerde çalıştı. Ankara’ya giderek Atatürk Orman Çiftliği’nde memurluk etti (1944-47). Kayseri ve Sivas’ta sürgün alaylarındaki askerliğinin bitiminde İstanbul’a döndü (1950). Uzun süre muhasebecilik yaptıktan sonra Suadiye’de açtığı Yeryüzü Kitabevi’ni işletti.

Arif Barikat adını kullandığı ilk şiirlerini 1940’lı yılların başında Yeni İnsanlık, İnsan, Gün dergilerinde yayımladı. Ant dergisinde yayımladığı şiirlerle adını duyurdu (1945). Bir süre yönetimine de katıldığı Yeryüzü dergisinde yayımlanan (15 Kasım 1951) “Dayanılmaz” adlı şiirinin ardından gizli örgüt üyesi olduğu suçlamasıyla tutuklandı. İki yıl tutuklu kaldı ve delil yetersizliğinden bırakıldı. Birçok kez şiirleri nedeniyle koğuşturmaya uğrayan A. Damar’ın Günden güne (1956) adlı şiiri kitabı toplatıldıysa da (22 Ocak 1957), yargılanma aklanmasıyla sonuçlandı. Türk Solu dergisinde yayımlanan (24 Kasım 1967) “Che İçin” başlıklı şiirinden dolayı açılan davada da aklandı (12 Temmuz 1968). Suadiye’de kendisine ait Yeyüzü Kitabevi’nde “yasak yayın bulundurduğu” gerekçesiyle sıkıyönetimce gözaltına alındı (6 Temmuz 1982), bir süre sonra serbest bırakılıp dava açıldı, üç ay hapse çarptırıldı (16 Eylül 1982). Bozcaada Tutukevi’nde yattı (Nisan 1984). Seslerin Ayak Sesleri (1975) adlı kitabında “Vietnam” başlıklı eski bir şiirin Sakarya gazetesinde yayımlanması üzerine açılan davada sivil mahkeme görevsizlik kararı verdi. (5 Kasım 1983) dosyasının gönderildiği Gölcük Askeri Mahkemesi’ndeki yargılama ise aklanmayla sonuçlandı (8 Mart 1984).

İstanbul Bulutu adlı kitabıyla 1958 Yeditepe Şiir Armağanı’nı (Cemal Süreya ile) aldı. A. Damar’ın Melih Cevdet Anday ile ortak imza attığı Yağmurlu Sokak (2001) adlı bir de romanı var.

Şiir kitapları
Günden Güne (1956)
İstanbul Bulutu (1958)
Kedi Aklı (1959)
Saat Sekizi Geç Vurdu (1962)
Alıcı Kuş (1966)
Sesleri Ayak Sesleri (1975)
Alıcı Kuşu Kardeşliğin (1975, ilk beş kitabının toplu basımı)
Ölüm Yok Ki (1980)
Ay Ayakta Değildi (1984)
Acı Ertelenirken (1985, ilk yedi kitabından seçmeler)
Yoksulduk Dünyayı Sevdik (1988)
Ay Kar Toplamaz Ki (1990, Toplu Tiirler)
Onarırken Kendini (1992)
Eski Yağmurları Dinliyordum (1995, seçmeler)
Kitaplar Kitabı (2000, Toplu Şiirler)
Kırık Makara (Seçmeler, 2004)
Külliyen Red (Toplu Şiirler, 2004)
Yoksulduk Dünyayı Sevdik (Toplu Şiirler), 2007

Yazıları
Edebiyat Yazıları, 2007

Romanı
Yağmurlu Sokak (Melih Cevdet Anday?la birlikte), 2001
Yağmurlu Sokak (Melih Cevdet Anday?la birlikte, 2. Baskı), 2005.

Ödülü
1959 Yeditepe Şiir Armağanı

Şiirlerinden Seçmeler

Analar
Analar bu çocukları nasıl güldürüyorsunuz
Nasıl yaz gökleri gibi böyle
Durgun sular iyi çağlar gibi
Kulaklarına neler fısıldıyorsunuz
Ne öğütler veriyorsunuz
Analar bu çocukları nasıl güldürüyorsunuz

Bir çocuk koşuyor ardından çocuklar koşuyor biri daha koşuyor
Sarı at kuyruğu saçlar kırmızı kurdeleler benekli morlar
Bu etekleri nasıl biçiyorsunuz analar
Bu gömlekleri nasıl dikiyorsunuz
Analar bu çocukları nasıl giydiyorsunuz

Nasıl büyütüyorsunuz nasıl şaşıyorum şaşıyorum
O eti o sütü nerden buluyorsunuz
Memelerinizi gür tutuyorsunuz
Bir top şıçrıyor ardından bir çocuk bir çocuk daha
Gücümüze güçler katıyorsunuz
Analar utndırıyorsunuz
Çağı utandırıyorsunuz
Çağdaşı utandırıyorsunuz

Gece
Gece seni birdenbire hatırladım.

Nasıl bakarsa sürüye dağdan bir canavar,
pencereden dışarıya öyle baktım.

Dışarda seni benden ayıran hayat,
dışarda, lodosa çevirmiş hava,
eriyor günlerdir yağan kar.

Bir görülmez düşmanın üzerine yürümek,
ve düşüp ölmek sonra,
birkaç adım atarak…

Kars 1946
Dirseği fesleğen saksısına dayalı
Elinde yeşil bir soğan
Yemiyor da
Isırıp ısırıp bırakıyordu
Ben sigara içiyordum
Ama durmadan

O beyaz dumanların en uzak ötesinden
Bir bakıyordu bana
Bir de bakmıyordu
Ben her zaman yaptığım gibi
Bir düşü iyiye yordum

Olan oldu
Ayaklandık devrildik sarmaş dolaş
Kapattı üstümüzü fesleğenin kokusu
Seviştik bir kilimde -mor çizgili-
Yağmurlu bir sokakta bir güneş
Dolaşmaktan yoruldu

Nasıl oldu gözüm ilişti
Anlatsam aklınız durur
Şairim
İnanmazsınız ki

Saksı düşmüş
Fesleğenler saçılmış
Yeşil soğan yitip gitmiş elinden
Bir mor zambak
Açıldı açılacak
Geçmiş yerine

Ben de derim Ankara’da Günel’e

SUNU
Biz ki Arif Barikat’tık zaman-ı evailde
Bakındık sadece

Kartacalı Yıkıntı
Geçmiyordu bir kartal gölgesi bile kızgın kayalardan
Yerinde kalsın istiyordum yüze vuruyordu
Paslı demirler o, o ezik saçlar
Batık gemilerin deniz diplerini saran umutsuzluğu
Yüze vuruyordu

Hadi gittim dönüp dönüp ardıma baktıktan gitmek mi bu
Kırık plaklar bir kış gülü yüze vuruyordu

Bir şey katmaz aşka eklesem birleştirsem biliyorum
Kanatlı balıklar eski çerçeveler yüze vuruyordu

İstesem de birini takamam silindim fotoğraflardan
Yaz kumlarında kurumuş yengeç ayakları
Bir martının ölüsü yüze vuruyordu

Yerinde kalsın
Batık gemilerin deniz diplerini saran umutsuzluğu
Yerinde kalsın istiyordu
Yıkıntıma yıkıntıma vuruyordu

VİETNAM
Vietnam için yazmadın dedi Akşit
Vietnam için şiir yazılmaz
Vietnam için döğüşülür
Vietnam için ölünür

Yapraktan kömür
Kirpikten kül
Gözlerin yandığı Vietnam

Dağ ol dağlarına katıl
Başak ol
Tüfek ol çatıl
Tuz ol ekmeğini bansın
Göreyim

Ağlamayı bilmiyor Vietnam
Şiir ne ki
Gözyaşı
Çocuklar doğmadan öldürülüyor
Git Vietnam’da ana ol

BEN BENİ
Ben beni sarpa vurdum ben de böyleyim
Korkulu sular boyu yalçını diki
Ayın karanlığında gün ertesini
Ben seçtim denizleri kendim istedim

Gölleri sevmedim ki düz ovaları
Kişiye bir şey katmaz yürüsen baksan
Denize vurmasa da gölgen bilirsin
Tuza karışacaksın maviye çalan

Kaç kapının önünde bekledim durdum
Kaç güneşten eli boş çevrildim geri
Bir ateş böceğiyim aysız gecede
Bir çağrıyım işitin geleceklerden

Balıkçılar tanıdım ıssız koylarda
Boya karıyorlardı çam kabuğundan
Balıkçılar tanıdım ıssız koylarda
Boya karıyorlardı göklerden sudan

Bir ateş böceğiyim aysız gecede
Muştuyum hiç olmazsa aydınlıklardan
Bizim göklerimiz de çoğalır bir gün
Bir gün gelir toprağın suya aşkından

CHE
Bir sesti O
Bütün sesler içinde ayrı
Yürü diyen bir ses
Savaş diyen bir ses
Katıl diyen bir ses

Dağlar yadırgamaz en yüksek sesi
Sesi dağlara uygundu

Elleri vardı akan
Durmaya okşamaya alışamayan
Çiçekten sudan yapraktan
Kaleme silâhlara açılan
Elleri sesine uygundu

Saklardı kentin sevincini avuçlarında
Saklardı bir sıcaklığı
Geleceğin güneşini andıran

Hey Hey Hey
Kaç Köroğlu birden göçtü
Kaç Dadaloğlu indi dağdan
Kaç ırmak durdu kaç yıldız aktı
Düştü yere kaç bin tüfek

Gün gelecek Gün gelecek
Bir köyde yağmur dinecek
Çocuklar güneşte sevinecek
Yolu açık Guevara’nın

Yolu açık Guevara’nın
Çocuklar kadar kim bilecek
Yürüyecek Yürüyecek

Evimize konuk olsa
Yolu da var gidilecek
Sesler ışıklar dursa
Yolu da var gidilecek

Gün gelecek Gün gelecek
Yolu da var gidilecek

HER GÜN YAŞAMAK
Işıklı günlerinde düşün,
memleketini, dostlarını, sevgilini,
onlarla kal, dinlen
bırak kendinden bir şeyler,
bir mağlup akşamın mahzunluğu
silinsin gözlerinden.

Bir kavga sonunu unut.
sen maceralar peşinde değil,
umutsuz bir yolculukta değilsin.

Yaşamak sadece sevmektir, inan bana.
Sevmeyenler dünyamızda yaşamıyor.
Yaşamak suda, toprakta, insanlarda görünerek;
bir zeytin ağacı gibi.
Bir zeytin ağacı gibi, ne güzel
denize yakın olacaksın,
uzayan dallarında, yapraklarında ışık
ta derinlerde köklerin.
Bir zeytin ağacı gibi, bin yıl severek
yaşamak her gün…

Yorum yapın

Daha fazla Şiir Kitapları
Kadından Kentler, Murathan Mungan

Kadından Kentler, Murathan Mungan'ın 2008 yılında yayınlanan, on altı kentte geçen on altı hikâyeden oluşan öykü kitabıdır. İzmir, Adana, Trabzon,...

Kapat