Mösyö Seguin?in Keçisi ? Alphonse Daudet

Sen hiç değişmeyeceksin, zavallı Gringoire?cığım! Nasıl olur? Sana Paris?in tanınmış bir gazetesinde köşe yazarlığı teklif ediyorlar da sen bunu reddetmeye kalkışıyorsun! Kendine bir baksana, zavallı çocuk! Şu delik deşik mintanına, şu hapı yutmuş pantolonuna, şu açım diye haykıran sıska suratına bir baksana! Güzel kafiyeler uydurmak ihtirası, bak seni ne hale soktu?
Apollon cenaplarının hizmetinde on senedir sadıkane verdiğin emek, bak sana neye mal oldu? Hala da mı utanmıyorsun?
Köşe yazarı olsana, budala! Köşe yazarı olsana! Çil çil liracıklar kazanırsın, Brebant lokantasında karnını doyururusun, külahına yepyeni bir tüy takarak tiyatroların ilk temsil akşamlarında boy gösterirsin.
Nasıl? İstemiyor musun? Sonuna kadar, keyfine göre serbest yaşamak mı istiyorsun? Peki öyleyse. Mösyö Seguin?in keçisi hikayesini bir dinle bakalım. Dinle de serbest yaşamak arzusu insana ne kazandırır, öğren.

Mösyö Seguin?in keçilerinden yana hiç talihi yoktu. Hepsini de, aynı şekilde elinden kaçırırdı. Bir sabah ipini koparan dağa yollanır ve orada

Devamını oku

Alphonse Daudet’ in Hayatı

Naturalizm akımının temsilcisi olan Alphonse Daudet, 1840 yılında Nimes’de bir tüccar ailenin çocuğu olarak doğdu. Oldukça avare bir gençlik döneminden sonra ailenin iflâsı üzerine on beş yaşında öğrenimini yarıda bırakarak Paris’te kendi halinde bir gazeteci olan ağabeyi Ernest’in yanına gitmek zorunda kaldı. 1858 yılında yayımladığı bir şiir derlemesi Sevdalı Kadınlar, onu edebiyat çevrelerine tanıttı. Asıl başarıya, güneydeki gençliğinin ve başkente gelişinin hikâyesi olan 1868 yılında yayınladığı (Le Petit Chose) Küçük Şey adlı ve hayatının ilk zamanlarını anlatan eseriyle romancılık sahasına girdi. Bir kısım yazılarının yanında (Lettres de mon Moulin) Değirmenimden Mektuplar (1869), (Contes du Lundi) Pazartesi Konuşmaları (1873) adlı eserleriyle bir hikayeci olarak tanınır. Fakat onun gerçek bir romancı olduğunu belirtmek gerekir. Hikayelerinde

Devamını oku

Cezaevi kontör yükleme