Sen hiç değişmeyeceksin, zavallı Gringoire?cığım! Nasıl olur? Sana Paris?in tanınmış bir gazetesinde köşe yazarlığı teklif ediyorlar da sen bunu reddetmeye kalkışıyorsun! Kendine bir baksana, zavallı çocuk! Şu delik deşik mintanına, şu hapı yutmuş pantolonuna, şu açım diye haykıran sıska suratına bir baksana! Güzel kafiyeler uydurmak ihtirası, bak seni ne hale soktu?
Apollon cenaplarının hizmetinde on senedir sadıkane verdiğin emek, bak sana neye mal oldu? Hala da mı utanmıyorsun?
Köşe yazarı olsana, budala! Köşe yazarı olsana! Çil çil liracıklar kazanırsın, Brebant lokantasında karnını doyururusun, külahına yepyeni bir tüy takarak tiyatroların ilk temsil akşamlarında boy gösterirsin.
Nasıl? İstemiyor musun? Sonuna kadar, keyfine göre serbest yaşamak mı istiyorsun? Peki öyleyse. Mösyö Seguin?in keçisi hikayesini bir dinle bakalım. Dinle de serbest yaşamak arzusu insana ne kazandırır, öğren.
Mösyö Seguin?in keçilerinden yana hiç talihi yoktu. Hepsini de, aynı şekilde elinden kaçırırdı. Bir sabah ipini koparan dağa yollanır ve orada