Adler’in Aşağılık Kompleksi ve Modern Toplumun Statü ile Başarı Saplantısı

Bireysel Yetersizlik Algısının Kökenleri Aşağılık kompleksi, bireyin kendisini çevresindekilere kıyasla yetersiz, zayıf veya değersiz hissetmesi durumudur. Bu algı, erken çocukluk dönemlerinde aile, okul veya sosyal çevreden gelen geri bildirimlerle şekillenir. Birey, sürekli karşılaştırma ve rekabet ortamında kendi değerini sorgulamaya başlar. Modern toplumda bu durum, sosyal medya, eğitim sistemleri ve iş dünyasındaki performans odaklı yapılarla daha … Devamını oku

Çocuğun Özsaygısını Güçlendiren Övgü: Başarıyı Kutlamanın Çok Yönlü Yolları

Çocukların özsaygılarının ebeveyn övgüleriyle güçlendiği, psikoloji ve pedagoji alanındaki araştırmalarla desteklenen bir gerçektir. Özsaygı, bireyin kendi değerine duyduğu inanç ve bu inancın yaşam boyu şekillenmesi, özellikle çocukluk döneminde ebeveynlerin tutumlarına bağlıdır. Bu metin, çocukların başarılarını kutlamanın farklı boyutlarını, bilimsel, sosyolojik, etik, antropolojik ve dilbilimsel açılardan derinlemesine ele alıyor. Çocukların başarılarını nasıl kutladığımız, yalnızca bireysel gelişimlerini … Devamını oku

Arkadaşını söyle, üniversiteye girip giremeyeceğini söyleyeyim…

Akıllı bir takım arkadaşına sahip olmak, lise öğrencilerinin üniversiteye gitme şansını iki katına çıkarıyor. Yeni bir çalışma, ders dışındaki etkinliklere katılmanın büyük bir yarar sağlamadığını, girilen takım ya da kulübün içeriğinin ne olduğunun da fazla önemi olmadığını gösterdi. Ama başarılı öğrencilerin olduğu takımlara girenler daha başarılı oluyor. İyi notlara sahip üyeleri olan ders dışı kulüp ya da takımlara katılmak, bir lise öğrencisinin üniversiteye girebilme olasılığını iki kat artırıyor.
Bu çalışmanın lise öğrencilerine mesajı basitçe şu: Akıllı çocukların oynadıkları oyunları oynayın. Yüzme takımı, orkestra, bilgisayarbilimleri kulübü ya da gezi kulübü hiç fark etmez, akıllıların olduğu takıma/kulübe girin.

Devamını oku

Ödevin Azı Karar Çoğu Zarar!

Bu sene çocuklarla New York’tan İstanbul’a taşındık. Onlar artık Milli Eğitim Bakanlığı’nın çerçevesini çizdiği müfredatı takip ediyor, bakanlığın belirlediği başarı kriterlerini tutturmaya çalışıyor. Dolayısıyla ben de bir araştırmacı olarak yıllardır makro düzeyde irdelediğim eğitim sistemimizi bir veli gözüyle de tanıyorum. Doğrusu bizim eğitim sistemimiz üzerine pek çok gözlem yapabilirim ama şimdilik bir noktaya yoğunlaşacağım: Ödevler! Ödevler ne işe yarar? Bizde gerçekten çok ödev veriliyor mu? Daha fazla ödev daha çok başarı demek mi?

Devamını oku

Futbol: Para = Başarı (?) – Osman Bulugil

Futbol ekonomisinde ?pasta? nın değerinin büyümesine orantılı olarak sömürü de büyüyor. Bir piyasa ürünü olarak futbol, bugün artık kulüplerin ne kadar gelir elde ettiği ve hangi sponsorluk anlaşmaları yaptıklarıyla değerlendiriyor. Oyuncu yetiştirip satmak bir başarı öyküsü olarak lanse ediliyor. Bütün algı aslında futbolla ilgili değil. Futbolda dönen parayla ilgili. Tam da bu noktada Barcelona ya da Manchester United?ın oynadığı futbol yaptıkları maddi yatırımla açıklanıyor. Peki, futbol: para=başarı (?) algısını ampirik olarak tersini ortaya koymak bir yana, temelde bu algının kapitalizmin futbolunun sorunsalı içinde kaldığını söylemeliyiz.

Devamını oku