“Haklı Çıkarsam Çok Eğleneceğiz” Aylin Balboa ile Söyleşi

Edebiyat dünyası yeni bir yazarla tanışıyor şu günlerde: Aylin Balboa. Sıkı blog takipçileri ve nitelikli edebiyat avcıları uzun zamandır tanıyordu zaten kendisini. Oyuncul, komik ama aynı zamanda okuyucuyu ters köşeye yatıran üslubuyla kendi okuyucu kitlesini yaratmayı başarmıştı Balboa. Hayatı, acıları ya da gündelik olanın içine yerleşmiş klişeleri makaraya alırken, okuyucuyu kendi içine bakması için kışkırtan Balboa’nın ilk kitabı Belki Bir Gün Uçarız İletişim Yayınları’nca yayımlandı. İlk yazılarından beri takip ettiğim Aylin Balboa ile kitabı üstüne söyleşmek de bana düştü.

Öncelikle kitabın türü konusunu sormak istiyorum. Bir öykü kitabı elimizdeki. Ama kolaylıkla roman ya da otobiyografik anlatı kategorisine de sokulabilir. Bu konuda ne düşünüyorsun?

Devamını oku

Bir ilk kitap: Belki Bir Gün Uçarız

“Belki Bir Gün Uçarız”da, oldukça enerjik, alaycı ama aynı zamanda da mustarip bir anlatıcıyı dinliyoruz. Yaşadığı toplumu ve çağı sevdiği pek söylenemez, fakat inkar da etmiyor. Başka bir toplumsal yapıda yaşıyormuş gibi davranmıyor, yalnızca bu delilik çağında aklını muhafaza etmeye ve yaşamaya çalışıyor.

Bir yakınınızın ölümünü beklediniz mi hiç? Beklediyseniz, Aylin Balboa’nın anlatıcısını çok iyi anlayacaksınız. “Belki Bir Gün Uçarız”, yoğun bakım ünitesinin başında, hastane koridorlarında ve şehrin sokaklarında bir “dertleşme”. Biraz alaycı, biraz kalender, ama kalbinizde bir tortu hüzün bırakmadan bitmiyor!

Devamını oku

Cezaevi kontör yükleme