Rus edebiyatına ilgimiz, nedense, diğer ülke edebiyatlarına göre her zaman daha yakından olmuştur. Büyük bir çoğunluk en azından bu edebiyatın temsilcisi isimlerden birkaçını bir çırpıda sayabilir durumda: Dostoyevski, Tolstoy, Gorki, Çehov gibi…
Kuşkusuz bu köklü edebiyat bir çırpıda sayabildiğimiz birkaç isimden ibaret değil –örneğin Birsen Karaca, hazırladığı Rus Edebiyatı Öykü Antolojisi’nde (Kavis Kitap, 2010), daha 1989 yılında Sovyet Yazarlar Birliği’ne kayıtlı üye sayısının 9920 olduğunu aktarmıştı–, ancak illa bir bütünlük sağlanmak isteniyorsa, Dostoyevski’ye atfedilen şu söz ön plana çıkarılabilir: “Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık.”