Furuğ’un bahçesine buyurmaz mısınız?

Kimi şair ve yazarların okurlarıyla buluşması sonraki kuşaklara denk gelir. Edebiyatın zamanı ve mekânı aşan gücü ölümsüz buluşmalara imkân tanır. Genç yaşında hayata veda eden İranlı kadın şair Furuğ Ferruhzad da hayatının son dönemlerinde tanınır hale gelmesine karşın, öncü edebi kişiliği gerek kendi ülkesinde gerekse dünyada ancak sonraki yıllarda teslim edilen isimlerden. Türkiye’de de her geçen gün yeni bir kitapla okurla buluşan Ferruhzad, sevenleri için ilhamın ta kendisi. Bu ilhamı pekiştirmek üzere son olarak Ferruhzad’ın ‘Yaralarım Aşktandır’ kitabı Haşim Hüsrevşahi’nin çevirisi ile Totem Yayıncılık’tan beşinci baskısını yaptı.

Devamını oku

Azalya – Haşim Hüsrevşahi

“Ve bir sevgi var açık etmem ki bir iki açık ettim, hem ilişkiye benden bir şeyler oldu hem o konuşmanın hakkını bilmediler, tanımadılar… Doğruyu söyleyemem ki ben doğruyla başladım beni dışarı atıyorlardı, şayet hepten doğruyu söyleseydim bütün şehir beni atardı… Yetkinlik odur ki eksiklik alasın; işte böyledir anlamadım ve kavramadım…” (Tebrizli Şems)

Azalya, iki farklı çağa tek bir aynayı, ‘aşk aynasını’ tutuyor. Bu ayna, üzerine düşen yaşamın, ölümün ve yeniden yaşamın gölgelerini yansıtıyor. Hem bireysel hem de toplumsal anlamda. Bir taraftan aynaya en somut biçimde insan görüntüleri yansıyor. Ezilen ve ezen diyalektiğindeki

Devamını oku

Ses, Ses, Yalnız Ses – Furuğ Ferruhzad

Modern İran şiirinin en önemli şairlerinden Furuğ Ferruhzad?ın şiirleri bugün mutlaka ve mutlaka okunmalı.

“sokakta rüzgâr esiyor
buysa yıkımın başlangıcıdır
senin ellerinin yıkıldığı gün de rüzgâr esiyordu”

Devamını oku

Ölümü Gözlerinden Gördüm – Haşim Hüsrevşahi

( * ) 2009 yılının soğuk bir kış günü Tebriz kentinde başlayıp aynı gün aynı yerde sonlanan Ölümü Gözlerinden Gördüm romanında Azerbeycan halkının/insanının yüz yıllık çilesini anlatmış Haşim Hüşrevşahi… Orta halli insanların yaşadığı sakin bir semtte, ortak avlusu ucuz çiçekler, cılız ağaçlarla süslenmiş sitelerden birinin giriş katındayız. Burası Yusuf?un evi; bakımsız, dağınık, tozlu ve havasız. Yusuf yaşadığı, gördüğü, işittiği şeylerin yükünü kaldırmakta zorlanan, acısını hafifletmek için anlatmak, yazmak ihtiyacı duyan bir adam. Kalemi güçlü ama içi yaralı, kafası karışık, umudu tükenmiş;
?Öfkelerimiz, zavallılıklarımız, hırslarımız ve evet, evet acımalarımız… Birilerinin acıması, acınması! Ya da bir gülümsemenin yıkıp yerle bir ettiği dik duruşlarımız! Güneşin artık bizim

Devamını oku

Cezaevi kontör yükleme