Gaye Boralıoğlu Mübarek Kadınlar’da, kendilerine biçilen rollerden rahatsızlık duyup bu rollerin ötesine geçmek için didinen, varoluşunun ancak yanındaki erkek aracılığıyla kurulmasına baş kaldıran kadınların hikayelerini, gizleneni görünmezlik kılıfından sıyırarak anlatıyor.
Her gün yanından geçseniz bile ancak dokunduğunuzda sırrını veren şeyler vardır. Arabesk bir parçanın kanırtan acısı gibi değildir verilen bu sır; daha içten ve derinden olmasına rağmen hasıraltı edilen, çoğu zaman fark edilmeyen ya da fark edilemeyecek kadar sessiz yaşanan, kıyıda köşede kalmaya mahkum edilmiş hikayelerdir çoğunlukla. Bir de “kadın olmak” varsa işin içinde, zorluklar iyice çetrefilli bir hal alır. Üstüne üstlük acılar on kat, belki yüz kat daha görünmez olur. Patriarkal motivasyonla “kadınlığın fıtratında” olduğu varsayılan acılar, varoluşsal ya da toplumsal birer mücadeleye dönüşüp, o kadınları derdi dinlenesi “mübarek” kadınlar haline getirir.