DOSTOYEVSKİ: Siz ya da çocuklarınız açlıktan ölseniz bile çalmaya hakkınız yoktur. Ama erdeminizden çalıyorsanız akan sular durur…

(…) Hırsızlık iğrenç bir şeydir, alçaklıktır. Cezası kürektir. Çok şeyi bağışlamaya hazırdır burjuva, ama hırsızlığı dünyada bağışlamaz. Siz ya da çocuklarınız açlıktan ölseniz bile çalmaya hakkınız yoktur. Ama erdeminizden çalıyorsanız akan sular durur… Yürekten bağışlarlar sizi. Faire fortune (Zengin olmak) istiyorsunuz demektir, mal sahibi olmaya çalışıyorsunuz. Yani doğanın yasasına uyuyor, insanlık görevini yerine getiriyorsunuz. Bu … Devamını oku

Burjuvalar neden korkuyorlar? Fyodor Dostoyevski

Peki ama niçin -dönüp dolaşıp aynı soruya geliyorum- evet niçin hâlâ bir şeyden korkuyor gibidir buıjuva? Büyük bir korku vardır sanki içinde. Nedir onu huzursuz eden? Yazarlar, palavracılar mı? Sanmam. İstese bir tekmede topunun tozunu attırır çünkü. Sağduyunun delilleri mi? Ama biliyorsunuz, sağduyu gerçeğe yenilmiştir. Dahası var, sağduyulu, bilgili insanların kendileri de günümüzde sağduyunun delili … Devamını oku

Ermenilerin Zorla Müslümanlaştırılması – Taner Akçam

Türkiye’de Ermeni soykırımını tartışmayı zorlaştıran, yok farz edilen, yapısal ve inşa edilmiş çeşitli engeller var. Sessizlik, inkâr ve asimilasyon bu engellerin jenerik isimleri olarak telaffuz edilebilir. Taner Akçam, Ermenilerin Zorla Müslümanlaştırılması’nda bir araya getirilen makalelerinde bu engelleri çeşitli örnekleri ile tartışıyor. Kitapta yer alan ilk makalede Akçam, Ermeni soykırımı meselesiyle neden ve nasıl ilgilenmeye başladığını, … Devamını oku

“1937-1938 Yılları Arasında Basında Dersim” kitabında Taha Baran, dönemin medyasını inceliyor.

İletişim Yayınları tarafından yayımlanan ‘1937-1938 Yılları Arasında Basında Dersim’ kitabında Taha Baran, dönemin medyasını inceliyor. AGOS gazetesinden Emre Can Dağlıoğlu, Ocak 1937 ile Ocak 1938 tarihleri arasında çıkan 11 gazeteyi inceleyen Baran’la dönemin basının katliamları ele alışını, meşrulaştırma yöntemlerini ve bugünün medyasını konuştu. agos.com.tr sitesinde yayınlanan söyleşi şöyle: Devletin Dersim Katliamı sırasında bölgeye bakışını nasıl … Devamını oku

Dostoyevski ile Turgenyev arasındaki çatışmanın perde arkası

Baden’de kalışları sırasında, önemli olmayan ama Rus edebiyat tarihinde ünlü olacak bir olay geçti: Dostoyevski ile Turgenyev arasındaki çatışma. İki adamın karakteri ve durumları tanı bir karşıtlık yaratıyordu. Biri, kökeni ve bütün eğilimleriyle bir burjuvaydı; diğeri ise aynı derecede tam bir aristokrattı. Biri, yirmi yıldır her türlü sıkıntıyı, yoksulluğu görmüştü; diğeri için, mali sıkıntı, en … Devamını oku

Dostoyevski’nin ölümü ve cenaze töreninin bilinmeyen 12 ayrıntısı

Dünya edebiyatının yapıtlarıyla ölümsüz yazarı Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, 28 Ocak 1881 tarihinde 60 yaşında hayatını kaybetti. Dostoyevski’nin ölümü ve cenaze töreninin bilinmeyen 12 ayrıntısı şöyle:  Kaynak: Dostoyevski, Edward H. Carr, İletişim Yayıncılık, 2007

Thomas Hardy – Adsız Sansız Bir Jude

Hardy toplumda egemen tüm normları masaya yatırır; toplumsal sınıf sistemini, evliliği, dini, cinselliği, özellikle de örgütlü dinin nasıl bir canavara dönüşebildiği olgusunu…

Geç Viktorya döneminin en önemli romancılarından Thomas Hardy’nin Adsız Sansız Bir Jude’u, aynı zamanda aldığı olumsuz tepkiler nedeniyle Hardy’nin roman yazmaktan vazgeçmesine yol açması ile de ünlüdür. Viktorya dönemi, bilindiği gibi, Kraliçe Viktorya’nın hüküm sürdüğü 1837 ile 1901 yılları arasını kapsar; bu dönem refahın arttığı, barışın hüküm sürdüğü İngiltere kapitalizminin altın yıllarıdır. Hardy’nin hayatı da bu dönemle örtüşür; 1840’da doğar, 1928’de ölür. Bu dönemde İngiliz romanı, edebiyat türleri arasında zirveye yerleşir. Önceki romantik dönemin kralı şiir iken, Charles Dickens, William Thackeray, Brontë kardeşler, George Eliot ve dönemin sonlarına doğru Hardy gibi romancılarla roman, şiiri tahtından indirir.

Devamını oku

Faşistler – Michael Mann

“Bu kitap faşistleri kim olduklarını, nereden geldiklerini, ne gibi güdülerle hareket ettiklerini, iktidara nasıl geldiklerini anlayarak, faşizmi açıklamayı amaçlar. Ben burada tesis edilmiş faşist rejimlerden ziyade, faşist hareketlerin yükselişine odaklanacağım. Faşistlerin güçlendikleri dönemde, dünya savaşları arası Avrupa’daki ana mevzilerini, yani Avusturya, Almanya, Macaristan, İtalya, Romanya ve İspanya’yı inceleyeceğim. Faşistleri anlamak faşist hareketleri anlamayı gerektirecek. Kendilerine özgü iktidar örgütlerinde bir araya geldiklerini teslim etmeden, faşist bireyler ve onların eylemleri hakkında çok az fikir edinebiliriz. Onları, daha etkin devletler ve daha büyük milli dayanışmaya yönelik yaygın özlemlerle ilintili, daha genel 20. yüzyıl bağlamı içinde de anlamak durumundayız; çünkü faşizm ne bir tuhaflık ne de sadece tarihî bir ilgi konusu. O, modernitenin ekseriyetle arzu edilmese de, temel bir öğesi olmuştur.”

Devamını oku

Saraya karşı bulvar – Marshall Berman

I. Nikolas devrinde Petersburg: Saraya karşı bulvar
Aralıkçıların ezilmesiyle başlayıp Sivastopol’daki askeri fiyaskoyla son bulan l. Nikolas’ın saltanatı (1825-1855) modern Rusya tarihinin en karanlık devirlerinden biridir. Nikolas’ın Rus tarihine yaptığı en kalıcı katkı, gizli Üçüncü Bölüm tarafından kontrol edilen ve Rusya’da hayatın her alanına sızabilen, Rusya’yı Avrupalıların muhayyilesinde bir “polis devletinin” en tipik örneği haline getiren bir siyasi polis örgütünü geliştirmek olmuştur. Ama Nikolas yönetiminin acımasız baskısı değildi tek sorun.

Devamını oku

Ali İsmail – Emri Kim Verdi? – İsmail Saymaz

Örgütlü bir şiddet
2 Haziran 2013 günü, Eskişehir’deki Sanayi Sokak’ta yaşanan anlar, bilinmeyen yaşamların öyküsü olmaktan çıkıp, iyilik ve kötülük üzerine dünyaya büyük anlamlar bıraktı. İsmail Saymaz’ın Ali İsmail: Emri Kim Verdi? kitabı o anların yakın tanıklığı.

Devamını oku

Ah’ın memleketi Dersim – Adalet Çavdar

Türkiye siyasi tarihine baktığımızda neredeyse her güne bir ah dedirtecek meselemiz vardır. Ölümler, öldürülenler, asılanlar, yakılanlar, kaybedilenler, katliamlar…

Acıların miras bırakıldığı topraklar vardır. Ne kadar uzağa giderseniz gidin, dilerseniz oralı olmadığınızı dile getirin, her şeye rağmen o acı gelir bulur vicdanınızı. Kim bilir belki babanızın annenizin doğmadığı zamanlarda olanlar için özür dileme arzusu duyarsınız. Elinizde değildir, başlarına kötü şeyler gelen herkes için öfkelenir ve o öfkeyle büyürsünüz. Geçmeyen acılar vardır onlarla yaşamaya alışırsınız. İnsan yüklerini sever, çünkü onlar tarihidir.

Devamını oku

Barbarlar Zamanı – Cem Uğur

İster inanın ister inanmayın, burada anlatılanların hepsi gerçektir. Hikâyelerde yer alan almayan bütün kişi, kurum, kuruluşlar, tarihler, toplumsal sistemler, ülkeler, hayvanlar, olaylar ve mekânlar daha da gerçektir. Hiçbirinde hayal ürününün kırıntısı dahi yoktur. Cem Uğur, faillerinin bile anlatmaktan çekindiği konuları ustalıkla eklemleyip bir resmî acılar geçidi izletiyor Barbarlar Zamanı’nda.

Devamını oku

Tarih ile Edebiyat Arasında Burjuva – Franco Moretti

Franco Moretti, edebiyat tarihi ve eleştirisi konusunda özgün örnekleri ve renkli dili nedeniyle istisnai bir figürdür. Burjuva’da da aynı şekilde özgün bir tartışmayı ortaya atar: Moretti için faydalı, verimlilik, konfor, ciddi, tesir, ağırbaşlı gibi sözcüklerin neler anlatmak üzere kullanıldığı ve bu kullanımların tarihsel dönüşümü çarpıcıdır. Romanın nasıl yazıldığı, metnin ne şekilde inşa edildiği, bu inşanın dayanakları da şaşırtıcıdır.

Devamını oku

Ermeni Soykırımı – Raymond Kevorkian

Raymond Kévorkian, yıllar süren araştırmalara dayanan büyük eseri Ermeni Soykırımı’nda bu konuda yapılmış en geniş kapsamlı incelemeyi sunuyor.

Osmanlı Ermenilerinin yaşadığı bölgelere, sosyal, ekonomik ve kültürel durumlarına dair ayrıntılı bir döküm ortaya koyan Kévorkian, farklı arşivlerdeki belgelerin ve yayımlanmış araştırmaların yanı sıra, çeşitli yazışma, hatırat, konsolosluk raporu, telgraf, gazete haberi ve tanıklığa dayanarak, tehcir güzergâhlarını, kıyımların gerçekleştiği vadilere kadar olayların yaşandığı alanları, katliamların nasıl organize edildiğini tek tek anlatıyor.

Devamını oku

Roboski – Gençler Öldü – Frederike Geerdink

Roboskî’de 28 Aralık 2011 akşamı daha çok gençlerden ve çocuklardan oluşan 34 kişi bombalanarak öldürüldü. Katliama yönelik eksiksiz ve adil bir soruşturma yürütüldüğüne dair ciddi şüpheler doğdu, siyasi ve askerî sorumlular bir türlü ortaya çıkarılamadı, olay âdeta unutulmaya bırakıldı. Yakınlarının mezarları başından ayrılmayan Roboskî halkı ise sadece “adalet” istiyor…

Devamını oku

Döşeğimde Ölürken – William Faulkner

20. yüzyılın büyük modernist romancılarından William Faulkner’ın yazım tekniğinde radikal bir yeniliği temsil eden, benzersiz bir yapıt. Ölüm döşeğinde olan Addie, kırk mil uzaklıktaki Jefferson mezarlığına, ailesinin yanına gömülmeyi vasiyet eder. Addie’nin tabutunu bir katır arabasına yükleyen Bundren ailesi, sıcakla ve sellerle boğuşacakları uzun bir yolculuğa çıkar. Döşeğimde Ölürken, on beş farklı anlatıcının ağzından anlatılan elli dokuz bölümden oluşur.

Devamını oku

‘Dersim’de katliamdan önce askerler köylülerle kebap yedi’

Dersim katliamına tanıklık etmiş Sarkis Gregoryan’ın anıları ilk kez yayınlandı. Murat Kahraman, Sarkis’in kardeşinden aldığı notları Gökyüzünü Kaybeden Kartal isimli kitapta topladı. Sarkis henüz 12 yaşındayken katliamdan tesadüfen kurtulmuş. Anılarında, katliamdan bir gün önce yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Askerler bizim köyün üstündeki Beyaz Dağ’da çadır kurmuşlardı. Bir kötülük beklemiyorduk. Köyün ileri gelenleri dağa gitti, alay komutanıyla konuştular, koyun, kuzu kesip birlikte kebap yediler.”

Devamını oku

Osmanlı’yı Müslümanlaştırmak (Kitle Siyaseti, Toplumsal Sınıflar, Boykotlar ve Milli İktisat 1909 – 1914) – Y. Doğan Çetinkaya

İkinci Meşrutiyet’in ilanıyla beraber Osmanlı siyasal alanında boykot ve sokak gösterileri, erken dönem Müslüman/Türk milliyetçiliğinin repertuvarındaki en tipik araçlar olarak temayüz edecekti. Bu tarihten sonra ne zaman bir diplomatik ya da ulusal sorun ortaya çıksa, Müslüman/Türk milliyetçi hareketi protesto gösterileri düzenleyecek ve imparatorluğun düşmanlarına karşı ekonomik boykotlar örgütleyecekti. Osmanlı’yı Müslümanlaştırmak, kitle siyasetinin bu iki önemli aracının imparatorlukta nasıl ortaya çıktığını ve ne şekilde kullanıldığını gösteriyor.

Devamını oku

1916 Ankara Yangını (Felaketin Mantığı) – Taylan Esin, Zeliha Etöz

Elinizdeki kitap, kıt kaynakları didik didik ederek, 1916 Ankara Yangını’nın arka planını ve “felâketin mantığını” aydınlatmaya çalışıyor. Bu yangın büyük bir maddi hasara yol açmakla kalmamış, şehrin tarihinde bir dönüm noktası olmuştu. Ankara’nın çok etnili nüfus yapısını “düzlemiş”, toplumsal ve ekonomik gücün el değiştirmesini sağlamış; müstakbel ulus-devletin başkentinde “yoktan var etme” anlatısına uygun, sıfırdan inşa edilecek bir boş saha açmıştı. Taylan Esin ve Zeliha Etöz, o dönemde Anadolu’da çıkan/çıkarılan yangınların bağlamı içinde, belgelere, tanıklıklara ve dönemin yerel siyasi sorumlularına mercek tutarak, Ankara yangınının son derece canlı bir analizini yapıyorlar.

Devamını oku

Disk 1967 – 1975 (Türkiye’de Sendika – Siyaset İlişkisi) – Süreyya Algül

Türkiye Devrimci İşçi Konfederasyonu (DİSK) 1967’de kuruldu. O zamana kadar tek işçi konfederasyonu olan Türk-İş’e karşı kısa zamanda, sendikal alanda geniş bir işçi mücadelesi örgütledi. Türkiye sosyalist hareketinin tarihinde politik ve ideolojik bir kırılmaya, dönüşüme yol açan 15-16 Haziran işçi eylemlerini örgütleyen de DİSK’ti. Bu dönemdeki DİSK, işçiler, sendikacılar ve siyasiler kadar, aydın ve yazarları, sosyalist öğrencileri, akademisyenleri de etkileyebilmiş, sosyal bir ilginin de odağı olmayı başarmıştı.

Devamını oku

Cezaevi kontör yükleme