Ermeni Soykırımı Araştırmaları Uluslararası Bilim Konseyi’nin 2015 yılında Paris’te gerçekleştirdiği geniş katılımlı uluslararası bir kolokyumun bildirilerinden derlenen Yüz Yıl Sonra Ermeni Soykırımı, alanında söz sahibi bilim insanlarının çok değerli katkılarını bir araya getiriyor. Derlemedeki çalışmalar, sadece Ermeni soykırımını yorumlamakla kalmıyor, kıyım sürecinin aşamalarını, Osmanlı toprakları üzerinde yaşayan diğer azınlıkların karşılaştığı zulüm politikalarını, Birinci Dünya Savaşı ve uluslararası konjonktürün etkilerini, hukuki açıdan soykırımın yankılarını ele alıyor; yıkımın izlerini hafıza, aktarım, inkâr ve affetme sorunsalları çerçevesinde tartışıyor. Yüz Yıl Sonra Ermeni Soykırımı, çağımızın ilk soykırımını incelerken 20. yüzyılın ürünü olan bir kitlesel şiddet eylemleri çağını da sorguluyor.
Ermeni Soykırımı
Utanç ve Onur 1915 – 2015 / Ermeni Soykırımı’nın 100. Yılı
Ermeni Soykırımı gerçeği, yüz yıl sonra, sorumluların çaresiz siyasal ve ideolojik saldırılarla bir kez daha kapatmak istedikleri yalan mahzenini parçalayarak hayatımızdaki yerini alıyor. Bu kitap, Ermeni halkının maruz bırakıldığı kapsamlı ve çok boyutlu yok etme politikasının asla başaramadığı bir sonucu sergilemek istiyor.
“Soykırım” kelimesini bulan kişi Rafael Lemkin, “Ben bu kavramı Ermenilere yapılanlardan dolayı buldum”
Prof. Taner Akçam: 1915’te Ermeni ayaklanmaları olduğu iddiası yalan
Ermeni katliamının üzerinden bir yüzyıl geçti.
24 Nisan yaklaşırken tartışmayı başlatan Papa Francis’in katliamı “genel olarak geçen yüzyılın ilk soykırımı olarak kabul edilen” ifadesi oldu. Papa Francis’in sözlerine Vatikan’dan “Alıntı bağlamında kullandı” düzeltmesi geldi ancak bu açıklama Francis’in bazı Türkiyeli siyasetçilerin hedefi haline gelmesine engel olmadı. Başbakan Ahmet Davutoğlu katliamla ilgili yaptığı taziye açıklamasında “Ermenilerin hatırasına sahip çıkmak tarihi ve insani görevimiz” dedi, ancak 1915’in kötü hatıralarını “soykırım” olarak niteleyenleri miting meydanlarında hedef aldı, Papa Francis’e İspanya’da 13. yüzyılda kurulan engizisyon mahkemelerini hatırlattı.
Almanya’nın 1915 olaylarındaki rolü ne?

1916: İranlı yazarın güncesinden Ermenilerin yaşadıkları

Cemalzâde, Birinci Dünya Savaşı sırasında, Osmanlı idaresindeki Bağdat’ta görev yapan bir grup genç İran vatandaşından biriydi.
İngiliz güçleri Bağdat’a yaklaşırken, Cemalzâde, İran jandarmasında görevli iki İsveçli subayla birlikte İstanbul’a gitmek üzere yola çıktı.
1915’te neler oldu?
Kévorkian; Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbakır, Harput, Sivas, Trabzon, Ankara, Kastamonu, Edirne, Bursa, Aydın, Konya, Adana Vilayetleri ile Maraş, Antep, Antakya, Urfa Mutasarrıflığı’ndaki tehcirler ile katliamları tek tek irdeleyip betimlemiş.
Alman Türk silah arkadaşlığı ve Ermeniler
Balkan Savaşlarından sonra iflas etmiş ve dağılma telaşına düşmüş Osmanlı topraklarında yaratılan savaş ve yok oluş psikolojisi Ermenilerin imhası için kullanılmıştır. Bunda Alman parası ve silahları önemli bir etkendir… Savaşta Alman kurmayların tavsiyesi “Hinterland”daki “düşmanların” yani Ermenilerin buralardan uzaklaştırılması olmuştur.
Bir Halkı Yoketmek – Onur Koçyiğit
Tehcir, katliam, zulüm, jenosit, sürgün, soykırım. Kavramlar üzerine tartışmalar uzun sürdü. Devletin halkına karşı sistematik bir yoketme politikasını, neredeyse bir “takvim” üzerinden uyguladığı o büyük barbarlığın üzerinden –en azından bu topraklarda– 100 yıl geçti. Ben bu yazıda soykırım sözcüğünü kullanacağım ama belirtmeliyim ki, yalnızca öznel olarak kavramın kullanılmasından yana tavır almıyor, Ermeni halkının yaşadığının, onlara yaşatılanın tam olarak böyle ifade edilmesi gerektiğine inanıyorum. Ek olarak bu yazıda gereğinden fazla ve asla istemediğim bir şekilde tırnak işareti kullanacağım (“ ”) zira hiçbir sözcüğün, hiç kimseyi yaralamasını istemem.
Soykırımın Planlanması ve Uygulanışı – Yeraz Der Garabedyan
Berdjouhi [Bercuhi], 1889-1940 yılları arasında yaşamış, literatürde çok rastlanmayan 1915 İstanbul’una dair tanıklığını kaleme almış bir Ermeni yazardır. Kitap 1930’lu yıllarda yazılmış, Boston ve Paris’de iki ayrı Ermenice edisyondan sonra Fransızca tercümesi yazarın oğlu Armen Barseghian yapılmış ve Jours de cendres à Istanbul adı altında yayınlanmıştır.
Ermeni Soykırımı – Raymond Kevorkian
Raymond Kévorkian, yıllar süren araştırmalara dayanan büyük eseri Ermeni Soykırımı’nda bu konuda yapılmış en geniş kapsamlı incelemeyi sunuyor.
Osmanlı Ermenilerinin yaşadığı bölgelere, sosyal, ekonomik ve kültürel durumlarına dair ayrıntılı bir döküm ortaya koyan Kévorkian, farklı arşivlerdeki belgelerin ve yayımlanmış araştırmaların yanı sıra, çeşitli yazışma, hatırat, konsolosluk raporu, telgraf, gazete haberi ve tanıklığa dayanarak, tehcir güzergâhlarını, kıyımların gerçekleştiği vadilere kadar olayların yaşandığı alanları, katliamların nasıl organize edildiğini tek tek anlatıyor.
1915’ten günümüze bir baba-kız hikâyesi
Yüz binlerce benzeri içinden bir hikâye. Benzerleri gibi, benzerlerine çok benzeyen; benzerleri gibi, benzerlerine hiç benzemeyen. Kum tanesi, kar tanesi…
“1915 Ahısdos 10’da, Çorerşadi [Çarşamba] gunu / 1915 senezinden 1919 kadar çekdiimler” diye başlayan bir yaşam öyküsü, hele ki bir Ermeni’nin kaleminden çıkmışsa, yaşadığımız topraklara dair ne çok şey anlatır. Her zamanki gibi, duymak isteyene tabii…
Sarıkamış’ı iki Ermeni asker anlatıyor
Prof. Taner Akçam, 4 Ocak’ta Taraf’ta yayımlanan yazısında, Sarıkamış’ta savaşan iki Ermeni askerin mektuplarına yer veriyor. Nazaret Demirciyan ve Hovsep Seyisyan’ın yazdığı bu mektuplar, B. Donabedian tarafından derlenen ve 1922’de yılında Paris’te Ermenice olarak basılan Tsayn Darabelots (Acı Çekenlerin Sesi) kitabındaki mektuplar arasında bulunuyordu.
Yazının tamamı şöyle:
1915 kurbanı 1700 kadın ve çocuğun hikayesi gün ışığına çıkıyor
?Rakka Eyaleti?ne kadar sürüldü. Malatya Bölgesi?nde içinde bulunduğu kervanın bir kısmı öldürüldü, kendisi ağır yaralandı ve ölülerin arasında bilincini kaybetmiş şekilde yattı. Hava karardıktan sonra ölmek üzere olan yaralıların feryatlarıyla ağlayan kadınların sesine uyandı. Çıplak adamlar kanları yerlere akan açık yaralarıyla koşarak geliyordu. Annesini ölmek üzereyken buldu ve bütün akrabaları teker teker hayatını kaybetti.?
Bu satırlar, internette www.armenocide.de adresinde
Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian
Bu araştırmada yer alan 700 tanıklık ve müzik dahil sözel tarih kaynakları, 55 yılı aşkın bir süre boyunca kelimesi kelimesine, parça parça yazıya dökülerek, ses ve görüntü kaydı yapılarak derlendi.
1955 yılında, Yerevan Haçatur Abovyan Pedagoji Enstitüsü’nde öğrenci olan Verjine, başlangıçta Batı Ermenisi olmanın dürtüsüyle ve kendi şahsî inisyatifiyle başlattığı bu çalışmayı, 1960 yılından itibaren Ermenistan Bilimler Akademisi Arkeoloji ve Etnografya Enstitüsü’nün şemsiyesi altında sürdürdü.
Alman Belgeleri – Wolfgang Gust
“Bizim tek bir hedefimiz var; o da Türkiye’yi bizim yanımızda tutmak. Ermeniler ister yerle bir olsun ya da olmasın, bizim için fark etmez!
Theobald von Bethmann Hollweg
24 Nisan 1915’te Osmanlı İmparatorluğu’nun İttihatçı Hükümeti başkent İstanbul’daki Ermeni toplumunun tüm elit tabakasını toplattı. Bunu birkaç ay sonra Ermeni halkının sistematik imhası izledi. Ölüm yürüyüşü sırasında ve sonrasında birçok insan dağlık bölgelerde ya da Suriye çöllerinde yaşamlarını susuzluk ve açlık nedeniyle yitirdi.
Almanya Türkiye’deki Rumları Nasıl Mahvetti – Mihail Rodas
Mihail Rodas’ın bu çalışması tarihi topraklarından kazınan Elen halkının soykırımında Alman etkisini ve yönlendirmesini tarihsel süreç içinde incelemektedir. Eser olayların dumanının tüttüğü bir dönemde sıcağı sıcağına yazılmıştır.
Türkiyeli okurun Ermeni Soykırımı konusunda oldukça önemli bilgilere ulaşabileceği kaynaklar varsa da 1915 soykırım sürecinde diğer kadim haklara uygulanan muamele ile ilgili kaynaklar oldukça sınırlıdır. Rodas’ın yazdığı bu değerli inceleme, bu boşluğun doldurulmasına yönelik titiz bir çalışmadır.
Rodas, değerli eserinde, Almanya’nın gerek