1915 kurbanı 1700 kadın ve çocuğun hikayesi gün ışığına çıkıyor

?Rakka Eyaleti?ne kadar sürüldü. Malatya Bölgesi?nde içinde bulunduğu kervanın bir kısmı öldürüldü, kendisi ağır yaralandı ve ölülerin arasında bilincini kaybetmiş şekilde yattı. Hava karardıktan sonra ölmek üzere olan yaralıların feryatlarıyla ağlayan kadınların sesine uyandı. Çıplak adamlar kanları yerlere akan açık yaralarıyla koşarak geliyordu. Annesini ölmek üzereyken buldu ve bütün akrabaları teker teker hayatını kaybetti.?

Bu satırlar, internette www.armenocide.de adresindeyer alan kayıtlardan alındı. Hikayesi anlatılan 17 yaşındaki Harutiun. Milletler Cemiyeti ?nin Halep?te kurduğu Kurtarma Evi?nin arşivlerinde ?39? numara ile kayıtlı. Harutiun?un dramı , Kurtarma Evi?nin defterine 15 Haziran 1922?de kaydedilmiş.

Sitede, her biri insan yüreğinden bir parçayı alıp götürecek 500 yaşam öyküsü, aslında birbirinden ağır 500 trajedi yer alıyor. Ama devamı da gelecek. Çünkü Kabul Evi?nin çalışmalarını yönetmekle görevli kişi Danimarkalı misyoner Karen Jeppe?nin verdiği bilgilere göre, 1922 Mart ayından 1930 yılına kadar toplam 1664 kişinin kaydı tutuldu. Bugün bu defterlerden iki tanesi kayıp. Milletler Cemiyeti?nin Cenevre?deki arşivinde bulunan bu kayıtlar; Dicle Akar, Matthias Bjørnlund ve Taner Akçam?ın çalışmalarıyla gün ışığına çıkarıldı. Akar ve Akçam, şu anda İngilizce olarak okura ulaşan kayıtları Türkçe olarak okurlarla buluşturmak için de çalışma yürütüyor.

Milletler Cemiyeti, 1920 Ağustosunda imzalan Sevr antlaşmasında (141-145?inci maddeler) konuya verilen özel önem çerçevesinde özellikle kaçırılarak Müslüman evlerde zorla tutulan Ermeni kadın ve çocukların kurtarılmaları için çalışmalar başlattı. Bu çalışmalardan biri Halep?te kurulan Kurtarma Evi?ydi. Milletler Cemiyeti bünyesinde kurulan bu Ev 1921 yılında faaliyete başladı.

Kurtarma evi, özellikle bugünkü Suriye sınırları içinde bir çok bölgeye elemanlar yollayarak ve yerel istasyonlar kurarak 1922?1930 yılları arasında çok sayıda kadın ve çocuğu kurtardı. Kurtarılan insanların künye bilgileri ve kısa öz geçmişleri özel defterlere kaydedildi.

İngilizce tutulmuş olan kayıtlarda her kişi için bir sayfa ayrılmış. Kayıtlarda kurtarılan çocuk veya kadınların adı soyadı, biliniyorsa babasının adı, doğum yılı ve yeri ile ilgili standart bilgilerin yanısıra kısa hayat öyküleri ve bir çok kayıtta çocuk ve kadınların resimleri de bulunuyor.

İÇ ACITAN YÜZLERCE GERÇEK YAŞAM ÖYKÜSÜ
Kayıtlarda yer alan her hayat hikayesi, insan yüreğinden bir parçayı alıp götürecek dramlarla dolu. Vahşice imha edilmeler, kadın ve kız çocuklara tecavüz veya köle olarak kullanılma hikayeleri, son derece sade ve düz ifadelerle dile getirilmiş. Sayfalarda bu insanlara ellerinden geldiğince yardım etmeye, hayatlarını kurtarmaya çalışan vicdanlı Müslümanlara da çokca yer verilmiş.

Koruma Evine kendileri de gelen insanlar olmakla birlikte, neredeyse tamamına yakını, görevliler tarafından Müslüman evlerinden kurtarılmış.

Kayıtların önemi 1922 yılından itibaren tutulmuş olmaları. İnsanlar kendi başlarından geçenleri, daha yaşadıklarının çok canlı olduğu bir sırada kayda geçirmiş.

Her bir hikaye Türkiye?de 90 yıldır anlatılan yalanların yerle bir edilmesinin bir belgesi olarak da okunabilir. Kocası, babası asker olduğu için sürülmemesi gereken insanların sürülmeleri, veya askere alınanların öldürülmeleri, devlet görevlilerinin öldürme, ırza geçme ve yağmalara doğrudan katılmaları gibi, onlarca ve yüzlerce olayın şahitliği bulunuyor kayıtlarda.

www.armenocide.de sitesinde bu raporların ayrıntılı bir tasnifi yapılıyor ve yaş grupları, cinsiyet, soykırımda kaç yaşında oldukları, koruma evine kaç yaşında ulaştıkları vb. gibi bir dizi açıklayıcı bilgiye veriliyor. Ayrıca yazılan uzun önsözde 1921?30 yılları arasındaki kurtarma faaliyetleri hakkında arka plan bilgisi yer alıyor.

Konuya ilgi duyan tüm insanlar için paha biçilmez öneme sahip bu kayıtların gün yüzüne çıkması ile birlikte, bugün Diasporada yaşayan belki de sayıları onbinlerle ifade edilebilecek olan Ermeni, kendi neneleri ve dedeleri hakkında birincil el bilgiye sahip olabilecek.

(27 Nisan 2014, http://zete.com/)

Yorum yapın

Daha fazla Ermeni Edebiyatı
Yüzyıllık tedirginlik – Tarihçi Ümit Kurt ile söyleşi: Tuğba Tekerek

Doksandokuz yıl önceydi. 24 Nisan?da, bu topraklarda yaşayan bir halkın soyunun kırılması amacıyla bir ölüm yolculuğu başlatıldı. Sonuçta yüzbinlerce insan...

Kapat